Yayınlanma Tarihi :

YOSUNLAR SARMIŞ AĞAÇLARI, ONLAR DA DÖKMÜŞ KOZALAKLARI

YOSUNLAR SARMIŞ AĞAÇLARI, ONLAR DA DÖKMÜŞ KOZALAKLARI

Bu pazar günü ne yazık ki doğa yürüyüşüne katılamayacağım. Çünkü AÖF Final Sınavlarına gireceğim. İkinci üniversite hakkımı Sosyoloji Bölümüne kayıt olarak kullanmıştım. Şuan 2. sınıf öğrencisiyim. Sınavlardan geçerli notu alıp 3. sınıfa geçmek istiyorum. Bu isteğimi gerçekleştirmek için işten her gün ne kadar yorgun argın gelsem de günlük ders çalışma programımı aksatmadım. Sınavlara hazırım. Başta kendime ve sınava girecek olan herkese başarı,şans,kazanım diliyorum. Sevgili okurlarım, size daha önceki bir yazımda doğa yürüyüşlerini beraber gerçekleştirdiğim Kuzey Ege Trekking grubumuzdan bahsetmiştim. Grubumuzun değerli üyelerini ne çok sevdiğimi anlatmıştım. Yürüdüğümüz rotalardan bahsetmiştim. Doğada ne kadar mutlu,huzurlu olduğumu sizler ile paylaşmıştım. Grubumuz ile hiç ara vermeden her pazar yürümek istesem de Balıkesir’de yaşıyor oluşumdan dolayı her hafta katılamıyorum. Son beş hafta üstü üste yürümekten çok keyif aldım. Bu hafta sınavlardan dolayı yürümeyecek oluşuma, sanki bir daha hiç yürüyemecekmişim gibi üzülüyorum. Aklım dağlarda, aklım patika yollarda, aklım doğanın her köşesinde…

İnsan doğada hayat doludur. Hiç ölmeyecekmiş gibi hisseder. Baharı müjdeleyen çiçekler, sevgi dolu bakışları ile bizi selamlayan hayvan dostlarımız, özgür akan dereler ile her mevsim başka bir güzelliği yaşatan Kazdağları’nda olmak gibisi yoktur. Bizim evimiz,yuvamız,her şeyimizdir Kazdağları. Bu cennette yürüdükçe doğaya daha çok bağlanıyorum. Doğayı sahipleniyorum. Yürüyüş sonrası minibüsten iner inmez doğayı özlüyorum. Bir sonraki yürüyüş için sabırsızlanıyorum. Doğa sevgim çoktan bir tutkuya dönüştü. Doğanın bizlere sunduğu güzelliklere hayranlığım artıyor. Doğada ruhumu yoran ne varsa her birinden arınıyorum. Sadece o anı yaşıyorum. Sadece dağların gücünü hissediyorum. Rüzgarın saçımı başımı dağıtmasına izin veriyorum. Yürüyüş bitsin hiç istemiyorum. Dağlarda , oradan oraya atlayan özgür keçiler gibi sonsuza dek yaşamak istiyorum.Onların inatçılığı ne güzeldir. Direnirsiniz; haksızlığa,zulme.. Vazgeçmezsiniz inandığınız yolda yürümekten… Keçiler otlamaya devam eder. Siz de her şeye rağmen bıkmadan, usanmadan yaşamaya… İnatlaşırsınız hayatla..

Doğa, yaşam döngüsünü aksatmaz. Doğada her şeyin zamanı vardır. Her şey olması gerektiği gibidir. Doğadaki tüm canlılar uyum içinde yaşar. Bizlerin onlardan öğreneceği o kadar şey var ki. Dostluk,barış,özgürlük içinde herkesin eşit haklara sahip olduğu bir düzende yaşayabiliriz. Bunu bize anlatır,hatırlatır. Yeter ki doğanın dengesini bozmayalım. Yeter ki doğanın güzelliklerine sahip çıkalım. Doğanın özüne sadık kalabilelim. Bir anlık kişisel hırslara yenik düşmeyelim. Lüks yaşamak denilince aklımıza doğayı yok edip yerine gökdelenler dikmek gelmesin. Zarafet içinde yaşamaktır, doğa bilgeliğinde kalabilmek. Tıpkı şamanlar gibi. Doğanın sesine kulak verelim. Görün o zaman doğa nasıl da güzelliklerini bize sunacak.

Rant uğruna biz insanlar doğayı hunharca tahrip ettik. Buna rağmen doğa ana hiç hak etmediğimiz kadar halen cömert. Tüm güzelliğini bizlere sunmak için can atıyor. Sizleri bilmem ama Kazdağ Çiğdemi olan bendeniz bir doğa aşığıyım. Yoğun geçen bir iş haftasını geride bırakıp kendimi doğanın kollarına atıyorum. Evde kalıp dinlenmeyi tercih etmiyorum. Ya da Balıkesir’de çoğunluğun yaptığı gibi hafta sonunu bir kafede,bir alışveriş merkezinde geçirmiyorum. İlle de doğa ille de Kuzey Ege’m diyorum.

İnsanın kendisi gibi doğayı benimseyen dostlar ile beraber aynı yolları yürümesi çok güzel. Ne mutlu ki bana bu ayrıcalığa sahibim. Bugüne dek bu mutluluğu yaşamadıysanız , hayattan çok şey kaybetmişsiniz demektir. Artık daha fazla zaman kaybetmeden , bir bahane bulmadan yüzünüzü doğaya dönün. Çıkarın ayakkabılarınızı. Toprağa yalın ayak basmaktan korkmayın. Bizlere renk cümbüşünü yaşatan , hangisinin en güzeli olduğuna asla karar veremediğimiz çiçeklerin arasında dolaşın. Uzanın çimlere, kırlara doğru. Değsin yüzünüz gökyüzüne. Kuşların dünyasına tanık olun. Essin rüzgar. Getirsin size umudu.

Bir kere başladınız mı yürümeye vazgeçemezsiniz. Neden daha önce yürümedim diye hayıflanırsınız. Her anı doğada geçirmek istersiniz. Doğada gördüğünüz her şeyin aslında kendi hayatınıza dair bir parça olduğunu anlarsınız. Düşlediğiniz her şey doğada gerçekleşir. Doğanın saflık,doğallık,sevgi,hoşgörü ve tüm iyiliklerin özü olduğunu anlarsınız. Biz insanların ne kadar kötü olduğunun farkına varırsınız. Dünya telaşına kapılıp hiç dert edilmeyecek konular için yok yere üzüldüğünüzü,sinirlendiğinizi,kendinize yüklendiğinizi anlarsınız. Doğa gibi sade,gerçek ve umut dolu olmaktan başka çaremizin olmadığını öğrenirsiniz. İnsanca yaşamak için başka ne yapmak gerekir ki…

Doğanın mucizevi dünyasının, benliğime kazandırdıkları nice nice … Ruhum , güzellikleri toplayabilmek için doğanın kapısını hep aralayacak. Evrende doğa özel, doğada Kazdağları , Kazdağları’nda yürüdüğüm parkurlar özel. Ve parkurların her adımını paylaştığım Kuzey Ege Trekking Grubu’muz . Her yürüyüşümüz sonrası geride bıraktığımız kareler bunu anlatıyor. Grubumuzun değerli fotoğrafçıları öyle güzel kareleri yakalıyorlar ki bizlerin doğa ile nasıl bütünleştiğini , Neşeli Günler’de izlediğimiz gibi bir aile olduğumuzu belgeliyorlar.

Onlar gibi ustalıkla olmasa da benim için doğanın ne anlama geldiğini ifade etmek için bir şeyleri objektifime sığdırmaya çalışıyorum. Ağaçların, yıllardır aynı yerde hiçbir yere gitmeden ormana daha sıkı sarılarak nasıl kök saldığını anlatıyorum. Ağaçların gövdesinde bambaşka bir hayat kuran yosunların, yeşilin her tonunu gözler önüne serişini izlemek , denizde en derinlere dalıp çıkmak gibi. Asalak olmayı tercih eden sarmaşıkların, koca koca ağaçların gövdesine yerleşmeleri çok başka güzellikte bir olay. O sarmaşıklar nasıl da şımarıyor. Nasıl da çığlıklar , kahkahalar atıyorlar. Belki de onlar gibi olup şu üç günlük dünyada sevgide, saygıda, hoşgörüde arsız olmak gerekir. Onlar gibi insanlığı sarmak gerekir.

Kazdağı’nın çeşitliliğini oluşturan her canlı ne kadar önemli. Onların kimliğini tespit etmek ve devamlılığını sağlamak için fotoğraflarını çekmek çok önemli. Bu amaç ile Edremit Körfezi’nde doğa sevdalıların çok sevdiği değerli abiciğim Recep Memiş, Facebook üzerinden bir grup kurdu. Sizler de Facebook kullanıcısı iseniz “rengAhenk” adlı gruba üye olabilir, katkılar sunabilirsiniz.

Yürüyüşlerde başımı her çevirdiğim yerde başka bir doğa harikasını gördükçe nereye bakacağımı şaşırıyorum. Yere dökülen kozalakların dünyası beni son zamanlarda kendilerine doğru çekmeye başladı. Kahverenginin her tonunda sayısız kozalak varmış gibi geliyor. Küçük kozalakları daha çok seviyorum.Onları diğer nesneler ile bir araya getirince ortaya ne güzellikler çıkar. En güzeli de Akçay’da önceden üzüm desenli şu meşhur cam sürahilerimizin kapağının bir kozalak oluşuydu. Keşke bu geleneksel olarak devam etseydi. Doğal yaşamdan uzaklaşmayalım.

Yosunlar ormanda her yerde hükmetmeye and içmişler. Ağaçlar gibi taşlar ile de bir olmuşlar. Taşlara sihirli dokunuşları ile tarihi bir hava oluşturuyorlar. Ağaçlar da onlardan az değil. Hem de o kadar çoklar ki ağaç mı taşlaşmış yoksa taş mı ağaca dönüşmüş hemen anlamak zor. Kışın kar da, yazın sıcaklıkta onca kilometre yol aldıktan sonra , size yorgunluğunu anında unutturacak muhteşemliğe sahiptir, Bin Pınarlı İda’nın şelaleleri. Çayları oluşturan su kaynakları, akıp duran çeşmeler,küçük dereler,yerden fışkırdıkça İda’da olduğumuzu unutturmayan şifa membaları… Her biri yorgunluğu siler süpürür. Onların çağlayışlarını duymak, insanın kendi iç sesini dinlemesidir. O sesi duyduğumuz yöne gidince görsel şölene kavuşuruz. Kendi iç sesimizi dinleyince kendimiz için en doğru olana ulaşırız.

Büyük halk ozanımız Aşık Veysel ŞATIROĞLU’nun , “KARA TOPRAK” şiirinin sözlerini bilmeyenimiz yoktur. Dostumuz, özümüz, varlığımız kara toprak.. Doğada bulur insan özünü. Doğa gibi mücadele ettikçe özünden kopmaz. Doğa gibi her koşulda var olursa insan, ayakta kalır. Onun içinde barındırdığı canlıların yaşam alanına müdahale etmeden, kötülükleri hayatımızdan azaltarak, ağustos böceğine tarihi dersi veren karınca gibi kendi emeğimizle geleceği inşaa ederek , Nazım’ın dediği : “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine ” Kazdağı hepimizin.

Ülkemizin en önemli ormanlık bölgelerinden biridir Kazdağı ama elbette tek değil. Anadolu’muz da orman zenginliği de uçsuz bucaksız. Yeter ki siz keşfetmeye devam edin. Bu deryada bir yol sizi bulur. Bunu doğa sevdalıları bilir. Farklı bölgelere adımını atar. Beş hafta boyunca yürüdüğüm parkurlardan birisi de Karacabey Longoz Ormanı idi. Longoz, ne kadar da yakınmış Balıkesir’e. Daha önce hiç gitmediğim için kendime kızdım. İğneada gibi büyük bir öneme sahip Karacabey Longozu’nu nasıl olur da hiç görmem ki.

Ne kadar da güzeldi. Büyülü dünyasında çamurlara bata çıka yürüdük. Her yürüdüğümüz yolun sonunda , karşımıza çıkan nilüferler bizlere armağandı. Nilüferlerin su ile dansı, dillere destan bir aşk masalıydı adeta. Dosdoğru yürürken, yol ayrımlarına girmek yaramazlık yapan çocukların hiçbir şeyi aldırmayışı gibiydi. İnsan çamura batıp çıkmak istemiyor. Karşımıza çıkan su oluşumlarının her biri başlı başına longoz dünyası. Bu dünyanın keyfini doyasıya yaşadık. Parkur, zorlayıcı değil. O gün hava yağışlıydı. Çamur ile savaştık. Bunun dışında hiçbir zorluk yaşamadık. Zorluk diyorum ama aslında yürüyüşü en güzel kılan durumdu. Longoz da çamur ve bataklıklar ile karşılaşmaktan doğal daha ne olsun. Karacabey Longozu, keşfedilmeye araştırılmaya, görülmeye değer Gezi rehberinize dahil edin. Asla pişman olmazsınız. Zaman sorunu yüzünden longoz da kayık yolculuğuna çıkamadığım için üzgünüm. Umarım bir daha gider ve kayığa binerim. Sizlerin aklınızda bulunsun.Longozda kayık turuna katılın.

İşte Yeşil Bursa’mızda longoz yürüyüşü de böyleydi. Anadolu’muzun her köşesinde bizleri bekleyen doğal ve kültürel varlıklarımıza Kazdağı’m gibi her zaman sahip çıkacağım. Onları korumak için var olacağım. Doğada yürürken, gün geldiğinde doğa adına , özgür inatçı keçiler gibi mücadele etmem gerektiğini asla unutmuyorum.

Doğaya peşkeş çekenlere hep ama hep hatırlatacağım ki ;

“Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk ulusunu sonsuzluğa dek yaşatmak için verimli kalacaksın. Türk toprağı sen, seni seven Türk ulusunun mezarı değilsin. Türk ulusu için yaratıcılığı göster”

Mustafa Kemal ATATÜRK






 
 






                      
 

Kaynak : Çiğdem ÇİMEN

YORUM YAP