17° Az bulutlu
  • EURO 6.33
  • DOLAR 5.74

YALAN…

Genel - 7 Haziran 2019 22:04 A A


Sorsak hepimiz yalana karşıyız…
Yalan’ın tanımını yapın deseler ortaya neler çıkardı, bilmiyoruz.
Gelin söze ustanın deneyimi ile başlayalım…
“Sanat Dostları Birliği’ndeki toplantıda Behçet Kemal Çağlar, kürsüye gelir ve;
-Bugünkü konferansımızın konusu “yalan”. Ama önce bir şey sormak istiyorum; Yahya Kemal’in son şiiri “Yalana Methiye”yi okudunuz mu, der.
Herkes “okuduk” diye elini kaldırır. Bunun üzerine Behçet Kemal Çağlar konuşmasını şöyle sürdürür:
-O halde tam yerini ve konusunu bulmuşum. Çünkü Yahya Kemal’in böyle şiiri yoktur.”
Sosyal medya ne komiktir ki bir anlamda hepimizi müteselsilen yalancı yapmıştır. Kolaycılığa ve kopyacılığa olan merakımızdan dolayı önümüzden geçen bir paylaşım hoşumuza gittiyse bir de altında önemli bir isim yazıyorsa önüne ardına bakmadan paylaşıyoruz. Sevdiğimiz isimleri yalanla olduğundan farklı göstermeyi de çok seviyoruz. Yalansız yaşayabilir miyiz, sanmıyorum. İnsanın elinden yalanı almayın diyen bir ustadır. Devam eder usta, insan yalan ile yaşar. Hayallerini almayın. Efsaneleri almayın. Gerçekleri söylemeyin. İnsan gerçekle yaşayamaz. (Nietzsche)
Siyasetimiz de böyledir. İçinde bol baharatlı, acısı az, tatlısı bol siyasi sözleri inanmasak ta öyle çok seviyoruz ki… Bu sadece bize özgü değildir, bunu da not düşelim…
Örneği İran’dan verelim…
Şah Rıza Pehlevi zamanında başka partiler de vardı, ama tüm seçimleri Şah’ın partisi kazanırdı. İran Azerbaycanı’ndaki Ardebil kentinin sevilen nüktedanlarından “Lotu (kabadayı) Kôru”, bir seçim günü oy atma sırası kendine geldiğinde sandığa secde etmeye başlar… “Tapınma”sı uzayınca etraftakiler sorarlar: “Ay kişi, sen ki Müslümansın, hiç sandığa tapılır mı?” Lotu’nun yanıtı kendi dilinde şöyledir: “Ay Erdebilliler, bu sandığa men tapmıyım da kim tapsın; 50 yıldır içine Memmed atıram, amma içinden Mustafa çıhır!”
Demek ki yalanı önlemek için siyasette sandığa ölümüne sahip çıkmak ve sonrasında söylediklerini her mecrada takip edip tepkiyi doğru yönetmek gerekiyor.
Yaşarken yaşadıklarımız karşısında bir durum analizi yapacağımız yerde teslimiyet ruhu içinde bu dünya yalan dünya deyip işin içinden çıkıveriyoruz.
İnsanımızın televizyon ekranlarından “yalan rüzgarı” benzeri dizileri büyük bir merak ve dikkatle izlemesinin altında yatan niyet, kendine o kanaldan dayanak bulması yanında kaliteli yalanın inceliklerini öğrenme isteğidir. Hayatımız yalan üstüne kurgulanmış, kalemlerimiz, sözlerimiz yalan ile çirkini güzel yapma gayreti içinde olmuş ve bundan hepimiz bir anlam da hoşlanmışız…
Rahmetli Ecevit, 12 Eylül sürecinin hemen sonrasında Osmanlı Türk değildi dediğinde şok geçirmiştik.. Oysa dedikleri doğruydu. Osmanlı bir hanedanlık ve bir aileydi… Dağılma sürecinde sadece Balkanlar ve Avrupa kıtasında 28 tane devlet içinden çıktı. Bunlardan biri de devletimiz Türkiye Cumhuriyeti Devletiydi… Bir tek devletimizin kuruluşu farklıydı. Dönemin emperyalistleri bir tek bizim devletimize kuruluş aşamasında genel vali atayamamıştı. Ve biz; bize bir devlet veren, bize bir kimlik veren, bize dilimizi veren, bize dinimizin bağımsızlıkçı yapısının önemini kavratan, bizi kul olmaktan birey olmayan giden yolun bütün dikenlerini ayıklamaya çalışarak insan yapmaya çalışan asker, filozof, siyaset ve devlet adamı kariyerinde en üst mertebede olan bu kişiyi, ülkenin bir kısım insanı yalan diyerek karalamaya çalışabiliyor…
Yalan yaşamımızın içine o kadar girmiştir ki bir ilişki de bile etkisini bazen açıktan bazen gizliden sürdürür. Seni seviyorum sözüne inanılır gibi görünülse de içinin doldurulmasını taraflar birbirinden bekleye dursun ellerinin altından bir yaşam kayıp giderken içlerinde ki kuşku onların en büyük sıkıntısı olur. Kuşkunun içinde yalan ve gerçeği aramak insanı öyle yıpratır ki bunun etkisi sonra ki yıllar da ortaya çıkar. İnsanın sevme duygusu üzerinde ki sınavı da çok önemlidir. Bir insanın sevgisinde boğulmak isteyenin ortaya koyduğu irade sevgi değil, tutkudur. Sevgi tutkuya dönüştüğünde bir sorun ortaya çıkar. Sorun ortaya çıktığında gerçek ve yalan da ortaya çıkar.
İnsan bir bütündür ve her insan mikro bir dünyadır. İnsanı böyle tanımladığınız da insanı değerli kılanın doğruları değil yanlışları karşısında kendisini nasıl geliştirdiği, nasıl yenilediği ve nasıl değiştirdiğidir. Burada yer alan “nasıl,” sonuca karşılık gelir. Sonuçtan kasıt ise sürecin kime, niye ve nasıl hizmet ettiği ve nelere neden olduğudur. Yalan bu cümlenin neresinde diye takılanlar olabilir. Yalan özü itibariyle basit bir kavram değildir. Yalan işin özünde bir zeka meselesidir. Yalan söylemek önemli değildir. Önemli olan yalanı sürdürebilme noktasındadır. Yalanla başlayıp yalanı sürdürebilmek ve yalan üzerinden bir toplumu, bir hayatı, bir düşünceyi taşıyabilmek ve yönetebilmek bir zeka bir akıl konusudur. Bir düşünce sistematiğidir. Yalanı yenebilmek ise öncelikle bir cesaret işidir. Cesaretin dışında onu tamamlayacak olan doğru bilgi, doğru duygu, doğru davranışlardır. Bütün bunları doğrulayacak olan ise kişinin kendi içinde göstermiş olduğu tutarlılıktır. O tutarlılık duygu ve düşünceyle ve davranış bütünlüğünüz ile uyum içinde olmak zorundadır.
Yaşar Kemal’in bir sözü aklıma geliyor; Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır.
Yalan ile gerçek arasında ki mücadele insan aklını yönetmeye başladığından beri devam etmektedir… Biz çocuklarımıza yalan söylemeyin derken yalanın tanımını, amacını ve yaşamımızda ki yerini tam olarak bilmediğimizden dolayı bunu daha çok arkadaşlarıyla olan ilişkileri üzerinden anlatırız. Oysa “yalan” kendi içinde bir bütünlüğü olan ve yaşamın her noktasında varlığını olaylara bakış açımızın içinde sürdüren, sürdürebilen ve bizi, bizleri toplum içinde her noktada izleyen ve bir boşluğumuzda yozlaşmaya yenik düşmeye başladığımızda kendini hemen ortaya çıkarabilen kötülüklerimizin kaynağıdır.
Yalan ile gerçek o zaman insanın bir sorun ile karşı karşıya kaldığı bir noktada ortaya koyduğu tavır içinde aranmalıdır dersek işin özünü doğru kavradık diye düşünürüm…
Özellikle herkesin bugünlerde kendine ya da çevresine sorduğu soru; sorun ne, nerede hata yaptık, nedir bu yaşadıklarımız vs…
Ben de diyorum ki; Sen büyürken çevreni gözlemediysen ya da gözlemlerini analiz edebilecek bilgi eksikliğin varsa, geçmişi merak etmediysen ve okumuyorsan tabii ki sorunu tanımlayamaz ve çözüm konusunda katkı sunamazsın… Kendi kısır döngülerinle boğuşur durursun..
Devam ederim;
*Sorun! Kendini yöneten insan ile kendi yönetimini bir başkasının iradesine veren insan arasındadır…
*Sorun! Kadının sokağa özgürce çıkmasını savunan ile kadını yaşadığı evde güvenliğin için kapı önüne bir çift erkek ayakkabısı koy diyen arasındadır…
*Sorun! Kitap okuyan insan ile ben kitap okumam diyen insan arasındadır…
*Sorun! Elindeki çöpü yada tükürüğünü kimseyi rahatsız etmeden bir çöp kutusuna atan ile çöpü yada tükürüğünü ulu ortaya atan kişi arasındadır…
*Sorun! Sorusu olan insan ile sorusu olmayan insan arasındadır…
*Sorun! Örgütlü(sendika, oda, sivil toplum kuruluşları ve parti) ve duyarlı insan ile örgütsüz ve duyarsız insan arasındadır…
*Sorun! Dünyanın kendisine bedava olarak verdiği nimetleri(ağaç, diğer canlılar, dereler, içme suyu kaynakları, rüzgar ve güneş vb..) hovardaca(kar amaçlı) kullanmak isteyen ile doğaya ve çevreye saygılı olmak koşuluyla kullanmak isteyen arasındadır…
*Sorun! Yaşamın verdiklerini seni seviyorum diyerek kabul eden ile sevmiyorum diyen ve daha fazlası için gürültü koparan arasındadır…
*Sorun! İşyerinin, bağlı bulunduğu örgütün(sendika, oda veya sivil toplum kuruluşu), yaşadığı yerin ve sokağının sorunlarına duyarlı insan ile bu sorunlara ilgisiz kalan insan arasındadır…
*Sorun! Doğumundan önce neler olduğunu merak eden insan ile merak etmeyen insan arasındadır…
*Sorun! Sanal dünyada gerçek kimliğiyle dolaşan insan ile maskeli kimliğiyle dolaşan insan arasındadır..
*Sorun! Paranın gücüne inanmayan insan ile inanan insan arasındadır…
*Sorun! Doğanın sesini seven insan ile paranın sesini seven insan arasındadır…
*Sorun! Yaşamı çok yönlülüğü ve çeşitliliği içinde öğrenen, kavrayan ve bu doğrultuda değiştirmek isteyen insan ile bu temelden yoksun ama sermayenin isteği doğrultusunda değiştirmek isteyen insan arasındadır…
*Sorun! Özgürlük ve aşkın peşinden koşan insanlar ile koşmayan insanlar arasındadır..
Bu böyle uzayıp gider…
Sorun! “Gerçek” ile “yalan” arasındaki bu mücadele insan var olduğu sürece devam edecektir. İnsanın içindeki ben duygusunun ehlileştirilmesi konusu bin yılların sorunu olacaktır…
“Doğruluk işimizi çözseydi yalan söylenmezdi…”
“Duymak istemeyenden daha sağırı, görmek istemeyenden daha körü yoktur.”
“Bir insan, hiçbir durumda yalan söylemek özgürlüğüne sahip değildir.” Thomas Carlyle
“En çirkin yalan, çocuğa ve halka söylenen yalandır. Çünkü her ikisi de kolay kanar.” Lord Braugham
“İnsanlar, yalan söylemek zorunda kaldıkları kimselerden nefret ederler.” Victor Hugo
“Kendi kendine inanmayan her zaman yalan söyler.” Friedrich Nietzsche
“Sanat, gerçekleri tanımamıza yardımcı olan bir yalandır.”
Pablo Picasso
“Ayran içinde yağ nasıl gizliyse, doğruluk cevherinde de yalan gizlidir.” Mevlâna
Keşke yalansız bir yaşam dileyebilsem…
Sevgi ve saygılarımla… Vecdi Yılmaz

Bu haber 480 kez okundu.
Genel - 22:04 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    BİGADİÇ’TE ATLI OKÇULUK TÜRKİYE ŞAMPİYONASI YAPILIYOR
    Atlı Okçuluk Türkiye Şampiyonası Finali Müsabakaları 21-21 Eylül tarihlerinde Bigadiç’te gerçekleştirilecek. Atlı Okçuluk Türkiye Şampiyonası Finali Müsabakaları 21-22 Eylül tarihlerinde Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Bigadiç Belediyesi ev sahipliğinde Işıklar Mahallesi Spor Kompleksinde gerçekleştirilecek. Bigadiç Belediye Başkanı İsmail Avcu, ilçe merkezinde kortej yürüyüşü ile tüm vatandaşları çeşitli illerden çok sayıda sporcunun katılacağı Atlı Okçuluk Türkiye Şampiyonası […]
  • 02
    ÇILGIN ŞEHİR!
    Okullar açıldı. Şehir merkezinin tek araçlık caddelerinde servis, öğrenci yoğunluğu ile beraber trafik “delirme” ve “delirtme” noktasına geldi. Kent merkezi felç. Sürücülerin keyfi ve düşüncesiz hareketleri neticesi her ambulans veya her itfaiye sireni duyduğumuzda “aman” der haldeyiz.. Nasıl geçecek ambulans? Nasıl yetişecek itfaiye?.. Yalkır Caddesi’nden geçin… İki araç değil, üçüncü araçlar park eder hale gelmiş.. […]
  • 03
    BAL-KES GALİBİYETİ KAÇIRDI: 2-2
    Balıkesirspor, İstanbulspor deplasmanında Anıl ve Halil Çolak’ın golleriyle ilk yarıyı 2-0 önde kapattı. Ancak ikinci yarıda Cajic’in gollerini engelleyemedi ve bir puana razı oldu. STAD : Esenyurt Necmi Kadıoğlu HAKEMLER : Kutluhan Bilgiç, Gökmen Baltacı, Furkan Ürün İSTANBULSPOR : Alperen Uysal, Muhsin (Dk. 74 Diouf), Atchom, Ali Aytemur, Duhan Aksu, Onur Ergün, Muhammed Enes (Dk. […]
  • 04
    GEÇMİŞTEN GELECEĞE AHİLİK
    Balıkesir’deki Ahilik Kültürü Haftası etkinlikleri Kuva-yi Milliye Müzesi Sergi Salonu’ndaki fotoğraf sergisi ile sürdü. Sergi 22 Eylül’e dek açık kalacak. Esnaf ve sanatkarı anlatan 42 fotoğrafın yer aldığı sergi Kuva-yi Milliye Müzesi Sergi Salonu’nda açıldı. Sergi açılışında duygu dolu anlar da yaşandı. Eski günleri böyle anlamlı günlerde hatırlamanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Balıkesir Esnaf ve […]
  • 05
    ESAN’DAN BALYA’YA EĞİTİM YATIRIMI
    Eczacıbaşı Esan Balya Kurşun Çinko İşletmesi tarafından Balya Atatürk Çok Programlı Anadolu Lisesi’ni yaptırılan Konferans Salonu’nun açılışı Vali Ersin Yazıcı ve Balya Belediye Başkanı Orhan Gaga’nın katılımı ile gerçekleştirildi. Eczacıbaşı Esan Balya Kurşun Çinko İşletmesi, ilçede eğitime verdiği destek kapsamında Atatürk Çok Programlı Anadolu Lisesine kazandırdığı konferans salonu tamamlayarak öğrencilerin hizmetine sundu. Vali Ersin Yazıcı, […]

YAZARLARIMIZ

  • 12 EYLÜL’Ü BİRLİKTE GÖĞÜSLEDİĞİM DOSTLARIM MERHABA

    Bugün 12 Eylül, 12 Eylül öncesinde yaşadım dostlukları, dostlarımı özlüyorum. Bir mücadele yolunda el ele gönül gönüle vermiş yüreklerdi onlar. O günlerin anısına 1981’de yazdığım bir şiirimi paylaşmak istiyorum. BİRLİKTE DÖKELİM ÇÖPÜ BU AKŞAMÜSTÜ… Dışarıdaysan Tatmak istiyorsan paylaşmanın küçük mutluluğunu Sevincini bir arada olmanın Bir çay ocağında buluşursun dostunla Sinemaya falan gidersiniz Ya da ne bileyim Balık ekmek yersiniz sahilde İçerdeysen Sırtınızı […]
  • ÇILGIN ŞEHİR!

    Okullar açıldı. Şehir merkezinin tek araçlık caddelerinde servis, öğrenci yoğunluğu ile beraber trafik “delirme” ve “delirtme” noktasına geldi. Kent merkezi felç. Sürücülerin keyfi ve düşüncesiz hareketleri neticesi her ambulans veya her itfaiye sireni duyduğumuzda “aman” der haldeyiz.. Nasıl geçecek ambulans? Nasıl yetişecek itfaiye?.. Yalkır Caddesi’nden geçin… İki araç değil, üçüncü araçlar park eder hale gelmiş.. […]
  • İLÇELERİMİZ NASIL KURTULDU

    Sındırgı’nın kurtuluşundan sonra millî müfrezeler üç gruba ayrılmış, biri Kırkağaç-Soma yönünü temizlemeğe, biri Bigadiç-Balıkesir yönüne, diğeri Dursunbey-Kepsut yönüne gitmişlerdi demiştik. Sındırgı, Bigadiç, Dursunbey, Kepsut kurtulduktan sonra Balıkesir kurtarılmış, sıra diğer ilçelere gelmişti.Kıyı bölgesi hariç düşman diğer bölgelerden çekilmiş ve İbrahim Ethem Bey ilçelere telgraflar çekerek buraların ileri gelenlerinden birer Müdâfaa-i Hukuk Hey’eti kurdurmuş, gerekli yerlere […]
  • YEDİEMİN!…

    Maliye Bakanlığı kontrolünde “Borçlanma Genel Müdürlüğü” adında bir birim oluşturuldu. Bu birimin yakın bir zamanda borç veren kuruluşların kontrolüne geçeceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yok, biraz tarih bilgisi yeter. Kısa bir tarih turu atalım mı? 1838 İngiliz ticaret anlaşmasıyla yabancılara ticari ayrıcalıklar verilir. 1856 ilk borçlanmadır. Islahat fermanıyla ayrıcalıklar artırılır. 1861 Osmanlı Galata bankerlerine […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • ANIT AĞAÇ GÖLGESİNDE KIZILKEÇİLİ

    Can dostum bisikletim ile, Altınkum’dan Kızılkeçili ve Zeytinli’ye gitmekten çok keyif alıyorum. Zeytin ağaçlarının eşlik ettiği bu güzergah , oldukça cömert. Yolun sonunda doğa, kültür, sanat, adına var olan bütün güzelliklere ulaşıyorum. Edremit-Çanakkale yolu üzerinde hepimizin bildiği gibi pek çok alışveriş merkezi ve restoran hizmet veriyor. Kazdağları’nın eşsiz güzelliğini yaşamak varken, buralarda vakit geçirmek hiç […]
  • KAZDAĞLARI’NDAN MARMARA’YA, SUSURLUK ÇAYI’NDAN GÖNEN’E…

    Bu yaz Balıkesir’de gündemi çevre olayları belirledi.Özellikle Çanakkale Kirazlı’dan Havran Demirtepe’ye, Balya Orhanlar’a kadar uzanan altın arayışı Balıkesir’de çevrecilerin haklı tepkilerini getirdi. Bu konuda yazılmadık, söylenmedik laf kalmadı. 5 Ağustos’taki büyük buluşmada görme engelliler bile vardı ama gerçekleri görmek istemeyen bazıları hala “Kirazlı Kazdağları’nda değil, Kazdağlarına 40 km uzaklıkta” demeyi sürdürüyor.Bazıları ise Edremit Körfezi’ndeki yapılaşmaya […]
  • YÖRSAN VE KAYSÜT … ERDOĞAN DUR

    Tarım ve hayvancılığın Balıkesir için önemi çok büyüktür. Büyüklüğü, Balıkesir topraklarında nüfusun yüzde 35’ine yakınını oluşturan, 400 bin civarında nüfusun bu sektörden geçiniyor olmasından; Türkiye gıda üretimine temel oluşturmasından; topraklarının tarıma ve hayvancılığa elverişli olmasından ve bitkisel eko sistemin hayvan etine kattığı bulunmaz nefasetten kaynaklanıyor. 2000’li yıllarla birlikte Balıkesir Hayvancılığı yeni bir boyuta geçiş yaptı. […]
  • AYAKLI GASTE RÖPORTAJI- İLYAS SALMAN

    Kitap, kitabın sayfalarına dokunmak, kağıdın o kendine özgü kokusuyla, içindeki dizili harflerden oluşan sözcüklere gözle dokunmak. Okumak. Anlamak. Başka dünyaların sessizce neler dediğini algılamak. Hayal etmek, gözünde canlandırmak,  bunlar az şeyler mi ?Okunan her kitap bittiğinde kocaman bir dünyanın içinden geçip, dağarcığımızı doldurmak. Dolu dolu yaşamak bir anlamda.Edremit 3. Kitap Fuarı alanına o gün erkenden […]
  • NEFES – Hakan TOPALOĞLU

    Soluk da diyebilirsiniz. Dua anlamı da taşıyor, duman anlamı da. Hatta şiir anlamı da taşıyor nefes. Nefes, aynı zamanda bir film ismi. Hani komutanın askerlerine “sen uyursan herkes ölür” diye bağırdığı film. Nöbette uyumanın ölüme yol açacağını anlatan efsane replik. Ölümün bizi uykuda yakalaması sadece terörün bir sonucu mu?.. Değil elbette. Araç kullanırken uyursanız, ölürsünüz. […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • ‘BİZ 9 KARDEŞİZ’- İbrahim ERGÜL

    Hafta sonu Balıkesirliler Dernekleri Platformu’nun (BALDEP) Gönen’de gerçekleştirilen 8’nci çalıştayını takip ettim.Programın termal oteldeki ikinci bölümü yarım saat geç başlayınca,benim gibi toplantıya saatinde önce gelen Ahmet Akın’la daha geniş sohbet etme fırsatım oldu. Ahmet Akın’ın TBMM de Balıkesir’i temsil eden dokuz milletvekilinden biri olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Balıkesir milletvekili Ahmet Akın’la daha […]
  • GÖNÜL KAPISI, PENCERE ARALIĞI… İhsan DURAK

    “Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin…” Şarkı ve türkülere konu olan gönül penceresi insanların ilgisini çeker. Gönül üzerine şarkılar, türküler düzenlerler. Nasıl bir organ, duygu, düşünce ve oluşumdur ki bu kadar insanı ve insanlığın ilgisini çeker.Gönül dağı boran boran…Gönül sana nasihatim var. Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin… Gönül gel seninle muhabbet edelim.. Sevdayla Uslandı Gönlüm Deli […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 30 AĞUSTOS’U BİLMEYEN ZAVALLILARA … Nedim ISPARTA

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir” demiş. Doksanlı yılların başında Görsel Yayınlar Bölge Müdürüyken 3 yıl Kütahya bölgesinde çalıştım. O  zaman Dumlupınar İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olan arkadaşımın davetlisi olarak 30 Ağustos’ta 2 yıl törenlerde protokolde bayramı izleme fırsatı buldum. Cepheleri ve şehitlikleri gezdim. Atatürk kendisine […]
  • SİYASET ÜSTÜ ŞEHİR ŞURASI

    Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın Şehir Şûrasındaki açıklamalarını dikkatle okudum. 20 ilçe ile birlikte siyaset üstü bir yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini belirterek, “Stratejik planlamayı pas geçmek veya yeterince iyi düşünmeden kağıt üstünde bırakmak şehre, yaptığımız işe haksızlık olur” Şimdi tabii bizim yaşımızda olan birçok kimse bunları okuduğunda, “Biz ne stratejik planlamalar gördük” diyeceklerdir ki, biraz […]
  • KÖKLER DALLAR YAPRAKLAR… Saffet NAYİR

    Zordur kararsız kalmak. Nereye gideceğine, kiminle yoluna devam edeceğine karar verememek ağaçtan düşen yaprak misali. Koptuğu ağaç belli, dal belli ama düşeceği yer belli değil…Dikkat ediniz bir zamanlar Adalet Partisi’nden ayrılan Demokrat Parti artık sadece tabela partisi konumuna düşmüştür. CHP’den ayrılan DSP aynı kaderi paylaşmıştır. Yine CHP’den kopan SHP kaçınılmaz kaderi paylaşmış tarihin çöplüğüne çoktan […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • EVLAT ACISI… SESİNİ DUYAN VAR MI?.. Tanyol KIPÇAK

    Ülkemizde ilk kez “Cumartesi anneleri” olarak “evlat acısını hissedenler” 1995 yılında İstanbul’da gündeme gelmişti..Yirmi yıldan fazla her cumartesi günü Galatasaray’da “oturma eylemi” yaparak “kaybolduğunu iddia ettikleri yakınlarını ve faili meçhul cinayetlere kurban giden yakınlarının faillerini arayan” bir topluluk olarak seslerini duyurmuşlardı..Hatırladınız mı?..Duydunuz mu?..Sağır sultan bile duydu!..Son günlerde ise Diyarbakır’da “terör örgütü” tarafından “dağa kaçırılan çocuklarını […]
  • BANDIRMA “KADINA YÖNELİK ŞİDDETE” HAZIR OLSUN

    Başlık biraz sizleri rahatsız etmiş olabilir ama geçtiğimiz günlerde kızının gözleri önünde bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut’un durumu acı bir ders olarak karşımıza çıktı ve bizler bir kez daha çaresizlikle yüzleştik. Kadına yönelik şiddetten her birimiz sorumluyuz ama yaşanan vahşet dolu cinayetlere rağmen pek bir şey yapmıyor, hatta yapanların da engellendiğine tanık olup sesimizi çıkartmıyoruz. Konuyu […]
  • ARDA&İLKAY… UĞUR SATILMA

    2015 yılında, o tarihte görev yaptığım Dursunbey Atatürk Ortaokulu’nca hazırlanan ve benimde koordinatör olarak yer aldığım Ailenle Kucaklaş, Zararlı Maddelerden Uzaklaş projesi, Arda Turan, İlkay Gündoğan, Naz Aydemir Akyol gibi dünya çapında sporcuların desteği ile bir anda ilçe sınırlarını aşmış ve tahmin edilenden çok daha fazla insana ulaşmıştı.  Basketbol sevgisi ile çocuklarımızı olumsuz ortamlardan uzak […]
  • SÜLEYMAN DEMİREL

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kilit ismi İsmet İNÖNÜ’dür. Cumhuriyet Halk Fırkası 9 Eylül 1923 tarihinde kurulur. Bir yıl sonra Osmanlı döneminde İttihat ve Terakki Partisi’ne karşın 1911’de kurulan Hürriyeti İtilaf Partisi yerine 17 Kasım 1924 tarihinde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulur. Kurucuları arasında Kazım Karabekir, Rafet Bele, Ali Fuat Cebesoy ve Rauf Orbay var… Parti programından bir […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 100.237
    -0,10%
  • ALTIN 278.79
    1,15%
  • DOLAR 5.745
    0,46%
  • EURO 6.332
    0,19%
sanalbasin.com üyesidir
BLANK style is purely built for customization. This style supports text, images, shortcodes, HTML etc. Use Source button from Rich Text Editor toolbar & customize your Modal effectively.
close-link
error: Content is protected !!