Balıkesir 24 Saat – Balıkesir Son Dakika Haber

“SÜNNET TÖRENLERİ VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ”

“SÜNNET TÖRENLERİ VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ”
Balikesir24Saat
Cemil Yavuz
Cemil Yavuz( idalilar@hotmail.com )
278
31 Ağustos 2020 - 11:46

Öyle konular var ki toplum yaşamında; en baştaki çıkış noktasından, zamanla epey uzaklaşıp başkalaşır.
Giderek esastan ayrılır, şekil ve ayrıntı, esasın yerini alır.
Artık ayrıntıların ve şeklin peşinde koşulur.
Adeta onların tutsağı olunur.

“Sünnet “törenleri” konusu da (Dikkat! Törenler) bunlardan birisidir.
Hemen herkesin şu ya da bu biçimde yaşadığı, ortağı ve tanığı olduğu bir toplumsal gerçekliktir.

Öyle bir “törensel” havası var ki bunun, neredeyse herkesi “mecbur” bırakır.
Öyle ki çocuğun sünnet edilmesi sanki bir ayrıntı gibi kalır; fakat töreni “vacipmiş” gibi algılanır.
Bu algı, gerçeğin önüne geçmiş durumdadır.
Öyle az buz törenler de değil hani!
Gösterişli mi gösterişli! Şatafatlı mı şatafatlı!
Masraflı mı masraflı törenler…
Konuya bu yanı ile bakılırsa, şu soru sorulabilir: Acaba “sünnet törenleri” “sünnet” midir?

Bu noktada, özellikle bir gerçeğin altını çizmekte yarar var.
Burada sözü edilen kesinlikle “sünnet” konusu ya da “sünnet işlemi” değildir.
Bu konuda en küçük bir tereddüt yoktur.
Erkek çocukların sünnet edilmesi gereğine ve gerçeğine ben de şahsen inanıyorum.
Hem hijyen ve hem de işlevsellik bakımından.
İşin bu yanı konu dışı…

Ancak konunun şu “tören-düğün” yanı var ki; asıl üzerinde durulması gereken de burasıdır.
Yani “cinsiyetler arası derin eşitsizlik ve ayrımcılık” yaratan yanıdır.

Şu da bir gerçek ki “sünnet törenleri” konusu, Türk ve Anadolu yaşam biçimine çok sonradan monte edilmiştir.
Yerli değildir.
Hatta şu anda bile Anadolu’nun birçok yerinde “sünnet törenleri” gibi bir gelenek bulunmamaktadır.
Bizzat yaşamışlıkla belirtebilirim ki çocukluğumda “sünnet törenleri” yapılıyor değildi. Öncesinde hiç sözü edilmediği halde, bir gün babamın beni tarladan omuzlayıp, yakın bir komşunun evinde bekleyen seyyar sünnetçinin önüne, sanki çok da avutucuymuş gibi “boncuk takılacak” avutmacası ile uzatıp, sonrasında da bir etek giydirilip kendi halinde öylece iyileşmeye bırakılmaktan ibaretti!
Ne düğünü, ne töreni!…

İşin gösterişli törene dönüşmesi öyle çok da
eski değildir.
Toplumu “başkalaştırma” süreciyle yakından ilgilidir.
Bugün artık oldukça başkalaşmış olan toplumumuz için bu “törenlere” adeta ve ne yazık ki bir zorunluluk olarak bakılmaktadır.
Neredeyse hiç kimse, bunun dışına çıkamamaktadır.

Oysa “Sünnet törenleri” konusunun en can alıcı yanı, “cinsiyetler arası ayrımcılık” noktasıdır.
Akıl gözüyle bakıldığında, cinsiyetler arası ayrımcılığı, o küçük yaşlarda nasıl da kategorize ederek köpürttüğü,
çok açıktır.

Her şeyden önce, ta çocuklukta, her iki cins açısından, tam eşitsiz bir başlangıç yaratıldığı ortadadır.

“Sünnet işlemi”nin, alışıla geldiği ve söylenildiği gibi öyle “erkekliğe geçiş”le ya da “erkekliğe adım atış”la filan gibi bir ilgisi de bulunmamaktadır.
Çünkü “sünnet olma yaşı” itibariyle, ergenlik henüz daha çok uzaklardadır. Ortada buluğa erme, reşit olma gibi bir durum da yoktur.
Öyleyse bu “erkekliğe geçiş” ifadesi, uyduruk bir safsatadan ibarettir.

Var mıdır hiç, sünnet sonrası öyle erkekliğe geçiş meçiş?
Ne gezer.
Çocuğun bedeninde, “erkeklik işlevleri” yönünden, sünnet öncesiyle, sünnet sonrası arasında herhangi bir fark bulunmadığına göre durum, bu dünyaya “erkek olarak” gelmenin “sünnet” bahanesiyle kutsanmasından başka bir şey değildir.
Durum, işte böylece vahim hale gelmektedir.
Baştan aşağı, tepeden tırnağa, herkesi sarıp sarmalayan müthiş bir ayrımcılık..!
Cins ayrımcılığı…

“Sünnet töreni” erkekliğe geçiş içinse; peki aynı durum, neden kız çocukları için de geçerli olmaz?
Onların üreme fonksiyonunun gelişimi neden görülmek istenmez hatta gizlenir?
İşte bu, müthiş ayrımcılıkla, en büyük haksızlık, daha en başta yapılmış oluyor.

Böylelikle hem erkeklerin hem de kızların, herkesin daha o yaştan başlayarak kafalarında, ruhlarında ve rollerinde “kızlar veya kadınlar” aleyhine işleyen bir ayrımcılık iyice yerleştirilip benimsetilerek içselleştirilmektedir.

“Sünnet törenleri”nde özel üniforma giydirilerek eline asa(sopa-değnek) verilip “tahta oturtulan” ve “tahtta taşınılan” erkek çocuk, artık o andan sonra kafasında o sopayla taçlandırılmış olarak baskın, hegemonik, buyurgan ve ezebilen bir role sokulmuş olmaktadır.
İşin en kötüsü de bu durumun, toplumun büyük bir bölümü tarafından, toplumsal bir zorunluluk hatta yaşamsal gereklilikmiş gibi algılanıyor olmasıdır. Ortaya çıkan bu sonuç, kuşaktan kuşağa aktarılarak gelen ve bugün nice dramlara yol açan arızalı bir durumdur.

Kendi içinde birçok çelişkiler de barındıran ve kadın cinsi aleyhine tam bir ayrımcılık yaratıcı olan bu “sünnet törenleri” ta hazırlık aşamasından başlayıp en son aşamasına kadar-işin kötüsü-yine kadınlar tarafından yürütülmektedir. İşin bütün tasası, emeği, sıkıntısı ve olanca kaygısı yine kadınların sırtındadır.
Ne trajik bir durum ki; cinslerden birisi-kadın cinsi- bütünüyle kendisine karşıt olan geleneksel bir yapılanmanın tam içinde, yanında, başında ve örgütleyicisi, sahiplenicisi durumundadır. Üstelik de “erkekliğin kutsanması” ve erkek egemenliği adına…

Bir ailede kız ve erkek kardeşlerden, ekek olanı için bir “övünç ve gurur töreni” olarak düzenlenen “sünnet töreni”nde, kız kardeşin rolü de ona hizmet etmek ve onunla, onun için yapılanlarla övünmek reva görülmek olmakta…
Bu mudur?

Peki insanlığın, vicdanın, ahlakın bu duruma boyun eğmesi nasıl kabul edilebilir?

Aslına bakılırsa sonuçta, başta kadınlar olmak üzere, bütün bir toplum, bu ayrımcı arızalı yapının mağduruyuz.
Hem de her gün.
Her saat ve her saniye.
Hukuk da burada, demokrasi de burada, kadın hatta insan hakları da burada aranmalıdır.

Başta erkekler olmak üzere aileden başlayarak, bütün bir toplum, bu konuyla yüzleşip tam bir ayrımcılık olan “sünnet törenleri”nin kökünden sorgulanması elzemdir.
İstanbul Sözleşmesi, tek başına her şey, değildir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

Hoşgeldin bonusu
ankara escort
mersin escort

aydın escortmuğla escortsamsun escortkütahya escortelazığ escort

Çorum escortMardin escortVan escortYalova escortŞanlıurfa escortOrdu escortAlanya escortFethiye escortKaş escortKaş escortTurgutlu escortKayseri masaj salonuÇanakkale escortKütahya escortBatman escortZonguldak escortTokat escortBursa escortTrabzon escortMalatya escortMardin escortİstanbul escortBursa mutlu sonKonya mutlu sonHatay mutlu sonDiyarbakır mutlu sonSamsun mutlu son