Yayınlanma Tarihi :

POZİTİF BAK, DAYAK YE!

POZİTİF BAK, DAYAK YE!

Alakasız oldu gerçi…

“Hızlı yaşa genç öl” bile daha birbirine bağlı.

Bizde ise bir tuhaf haller…

Pozitif bakmayan genelde kolluk ve amirleri…

Dayak yiyen, cop ve gaza maruz kalan ise vatandaş…

Niye?..

Son örneği hala konuşuyoruz.

Kadın cinayetleri Türkiye’nin kara kâbusu ve aynı zamanda büyük ayıbı…

Kadınlar bu cinayetleri protesto etmeyecek de ne yapacak!..

Kadınlar dans ederek, şarkı söyleyerek protesto ettiler ya geçenlerde…

Şiddete karşı “suç teşkil etmeyen, kimseye zararı da olmayan” bu protestoda ne oldu sonuç?

Polis müdahalesi!

Peki, ama neden?

Neden vatandaşın demokratik protesto hakkı anında orantısız bir müdahaleyle bastırılmak istenir ki!..

Toplumsal bir sorunu protesto etmek, terörü ve anarşiyi körüklemiyorsa en tabi hak değil midir?

Toplantı, gösteri yürüyüşü anayasayla güvence altına alınmamış mıdır?

Ve müdahale edilmesi gerekiyorsa gerçekten, bunun sınırları yasalarla çizilmemiş midir zaten?

Aslına bakarsanız, en az bunun kadar sorgulanması gereken bir diğer şey; böylesi protestolarda neden kadın milletvekillerimiz ve hatta kadın bakanlarımız yer almaz?..

Nitekim siyaseten yalnız bırakılan kadınlar, o yalnızlıklarını, o lanet cinayetlere kurban gidişlerini belki de en trajik haliyle belli bir süre dans edip şarkılar söyleyerek protesto edecek, sonra da sessizce dağılacaklardı.

Ama ummadıkları, düşünemedikleri şekilde müdahaleyle karşılaşınca ve geriye gözaltılarla nahoş görüntüler kalınca gündem değişiverdi.

Kadın cinayetlerini protesto, kolluk şiddetinin gölgesinde kaldı.

Peki, Türkiye’deki demokrasinin ve hoşgörüsüzlüğün geldiği nokta olarak dış dünyaya daha da körükle pompalanan bu müdahalelerin sonucunda ne oluyor?

Dünya gündeminde gereksiz kötülenmeler ve gereksiz eleştiriler…
Kendi kendimize bu kadar zarar verebilir miyiz?

Demokrasi, suç olmayan, başkasına zarar vermeyen, kamuoyunda dikkat çekmeyi hedefleyen bu gösterilere hoşgörüyle bakabilmeyi gerektirir.

Sadece “izinsiz” olduğu için midir bu gösterilere, protestolara müdahale?

Oysa Anayasa’nın 34. maddesi “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” buyurmamış mıdır?

Ve demezler mi adama bu kadınların “izinsiz” toplanmasında hiçbir beis yoktur diye.

Hatta ve hatta demezler mi “bu kadar hassasiyet varsa madem, aynı hassasiyet cezaevinden firar edip cinayet işleyen caniyi derhal yakalanmasında neden gösterilmez” diye…

İlginç olan ne biliyor musunuz?

Cinayetten önce yakalanamayan cani, cinayetin ardından anında paketleniyor.

O zaman şu soruyu da sormak lazım?

Bir ülkede asayişin sağlanması, olayları önlenebilir düzeyde tutmak ve suçu işlenmeden bastırmakla mı olur? Yoksa eylemden öncesine karışmayıp suç işlendikten sonra faili yakalamakla mı sağlanır?

Cevap, suçu işlenmeden önlemekse eğer,  önlenebilir cinayetlerde sorumluluk kimde peki?

Son cinayet önlenebilir bir cinayet değil miydi firari hemen yakalansa?

Kadınlar dans ediyor…

Şarkı söylüyorlar:

“Tabi ki suç bende değil, ne nerede bulunduğumda, ne nasıl giyindiğimde..”

N’apsın kadınlar?

Silah mı kuşansınlar?

Oysa kadın polisler de girmeli o protestolara…

Onların kadın amirleri de…

Kadın milletvekilleri de…

Ve hatta bakanlar da…

İşgüzarlık bu; sert, orantısız ve gereksiz müdahaleler…

Şiddet, suç, tahrik, terör yoksa…

Bir kere saygıyla izlesek sadece…

Dünyanın sonu olmadığını göreceğiz.

Kaynak : Alp KAAN

YORUM YAP