PİŞKİNLİĞİN “ALEV ALEV YANAN” HALİ! « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

15 Ekim 2021 - 18:28

PİŞKİNLİĞİN “ALEV ALEV YANAN” HALİ!

PİŞKİNLİĞİN “ALEV ALEV YANAN” HALİ!
Son Güncelleme :

31 Mayıs 2020 - 13:26

Ne dedi?

“Türk siyasetinde mahkeme hakimini arayan ne ilk benim, ne de son benim… Binlerce arayan siyasetçi var. Bunlar doğal şeyler.”

Son üç kelimeye takıldık aslında.

Sonuç itibariyle ilk cümleler Türkiye’nin gerçeği!!!

Ama o son üç kelime….

“….Bunlar doğal şeyler.”

Doğal kabul ediyor.

Siyasi yönü olabilir, milletvekili olabilir…

Ama bir de “hukuk profesörü” kısmı var unvanında yer alan.

“Hukuk profesörü” olan bir kişi, Türkiye’de bu olup biteni “doğal şeyler” olarak görüyorsa….

Bitik hukukumuz bir kez daha bu haliyle tescillenmiş demektir.

Burhan Kuzu’dan bahsediyoruz.

Sık sık gündeme gelmesiyle tanınan Kuzu’nun pişkinliği uyuşturucu baronunun tahliyesi için mahkeme hakimine telefon etmesinin ortaya çıkmasının ardından tavan yaptı.

Baskı değilmiş.

Arayabilirmiş.

Bu iddiaları reddetmiş.

Türkiye’de bunlar olağanmış.

….

Rahatlığa bakar mısınız?

Ne kadar kolay, ne kadar da basit söylüyor, öylesine…

Söylediği aslında hep altını çizdiğimiz o gerçeğin itirafı değil mi:

Türkiye’de yargının bağımsız olmadığının.

Türkiye’de yargı, olması gerektiği ölçüde, olması gerektiği gibi, yürütme organı karşısında bağımsız olabilse hangi siyasi, bir yargıcı aramaya yeltenebilir?..

Dediğinin o kısmı doğru.

Siyasiler yargıçları arıyor.

Bazen şu dosyayı öne alıver diyorlar, bazen iyi okuyun bu dosyayı diyorlar, bazen hamili dosya sahibi yakınımdır yapılabilecek bir şeyler var mı diyorlar…. Bir de ekliyorlar tabi: “Hukuk çerçevesinde…”

Güya baskı değil, güya “rica”.

Havada uçuşuyor.

Bilmeyen yok.

Çünkü yargı bağımsızlığı olması gerektiği gibi değil.

Kitapta yazan başka, fiiliyatta başka.

Siz hakim ve savcıların özlük işlerini bakanın, müsteşarın doğal üye olduğu kurula verirseniz; atamalar-terfiler, tüm özlük işleri Adalet Bakanlığı yetkisinde ise…

Sonuç itibariyle hakim savcı Bakanlığın gözünün içine bakıyorsa tayin ve terfi dönemi…

180 derece zıt çevirelim…

İstisnaları ayıralım ama terfi ve tayin dönemlerinde de hakim ve savcılardan fellik fellik siyasetçi arayan yok mu?..

Bölge Adliye Mahkemesi’ne geçmek, Yargıtay’a atanmak, falan ili arzulamak… Falan mahkemeyi istemek?..

Siyasetçiler, evet sistemi bozan gerçek aktörlerdir.

Çünkü yürütme hiçbir zaman yargıyı bağımsız bırakmaz, öyle olmasına izin vermez, fırsat da vermez.
Ama bir kısım yargı mensubu da bu yozlaşının birincil olmasa da ikincil faktörü değil midir?..

Tayin ve terfi için siyasetçi, vekil, bürokrat peşine koşan hakim ve savcının da yargının bu olumsuz manzarasına katkısı yok mudur?..

Bu bunun adamı, şu şunun adamı gibi gruplaşmalar…

Siyaseten yapılan baskılar…

Siyaseti aracı kılan bir kısım yargı mensupları…

Kuzu, pişkin mi pişkin…

Doğal olarak görüyor bunları.

Ne kadar “tencere dibin kara, seninki benden kara” durumunda olsak da…

Bir hukuk profesörü kendi yaptığını da aklarcasına tüm bu olup biteni “doğal” olarak görüyorsa….

“Tehlikenin farkında mısınız” diyeceğiz?

“Ne farkındalığı, içine düşmüşüz de alev alev yanıyoruz” diyeceksiniz.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.