ÖĞRETMEN EĞİTMEN « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

26 Kasım 2022 - 20:26

ÖĞRETMEN EĞİTMEN

ÖĞRETMEN EĞİTMEN
Son Güncelleme :

24 Kasım 2022 - 16:19

Orta son sınıftaydık, okulumuza bir grup genç öğretmen geldi. Yaşama bakış açıları ve mesleki yeni bilgileri hepimizi şaşırttı ve korkuttu.

Bize bilmediğimiz yepyeni bir dünya ile geldiler;

İngilizce öğretmenimiz Seyfi Akçay için hiçbir şey bilmeyen, düşünmeyen pısırık çocuklardık. Ki haksız sayılmazdı. Biz hiç İngilizce öğretmeni görmeden üçüncü sınıfın sonuna gelmiş her şeyi bildiğimizi sanan öğrencilerdik. İlk kez gerçek bir İngilizce öğretmeniyle karşılaşmıştık ve güvenimiz yerle bir olmuştu. Tüm sınıflar ikmale kaldık ve sanırım okul idaresinin oluruyla mezun edildik. Liseye başladığımızda bize ortaokula geri dönemeyeceğini fakat kısa bir bilgi tekrarı ile lise müfredatına devam etmek zorunda olduğunu söyledi. Çok kızgındık. Hiç sevemedik ve bizi hiç sevmediğini düşündük. Zaten yüzü hiç gülmüyordu ve sürekli bizimle dalga geçiyordu. -Sizden bu kafayla bir şey olmaz, düşüncesiz taklitçiler, sizin kopya yöntemleriniz bile sıradan diye dalga geçiyordu bizimle.

Ancak sınıfta ders işlerken verdiği örnekler, anlatımında kullandığı teknikler, gösterdiği fotoğraflar bambaşka bir dünyaya açılan pencerelerdi. Tüm sınıf yanlış verilecek bir cevaptan korkup sessizce otururduk. Zaten verilecek bir cevabımız yoktu, hiçbir şey anlamıyorduk.

En anlamadığımız ise böyle bir adam neden harika bir kadınla evliydi. Eşini tanıyorduk. O da bizim öğretmenimizdi ve sonra benim branş öğretmenim oldu;

Hatice Akçay bizim için hayallerimizin öğretmeniydi. Genç, enerjik, mesleki bilgisi ve neredeyse her konuda beceri sahibi olması ve hiçbir şeyi engel olarak görmemesi ile tam bir öğretmendi. Neşeli, eğlenceli, kararlı ve bizce asla kendisine uygun olmayan bir adamla evliydi.

Bizler o zaman sınırlı bakış açısına sahip, dünyadan pek de haberdar olmayan kızlardık. Hayallerimiz çevremizle sınırlıydı. Anlayamadık.

İlk bayramda öğretmenimizin evine gittik. Beş kişiydik. Korkuyorduk çünkü aynı zamanda Seyfi hoca vardı o evde. Kuş gibi dizilmiş otururken, arka odadan kahkaha sesleri duyduk.

Seyfi Bey gülüyordu. Kahkahayı değil, tebessümü bile yüzünde düşünmediğimiz hocamız…

Gerçekten çok şaşkındık. İkinci şaşkınlığımız ise bize kahve ve likör ikram edildiğinde oldu.

Kendimizi özel genç kızlar gibi hissettik.

O gün büyüdük biz. 

Sonraki yıllarda farklı bir bakış açısıyla, muhteşem el becerileri, inanılmaz güzel sohbetleri ve yıllar sonra bile bırakmadığı dostlarıyla gördükçe tanıyıp anladık Seyfi Beyi. Bize açtıkları yepyeni pencerelerden baktık yaşama; Okulumuzda tüm kurallarına uygun öğrenci başkan seçimi yapıldı ve seçim sistemini gerçek bir başkan seçimi gibi uygulayarak demokrasiyi öğrendik.

Şehir içinde büyük vitrinli iş yerlerinde yaptığımız işleri sergilemeyi, görsel sanatların önemini ve satış tekniklerini uyguladık.

İstanbul’da ilk özel ses sistemli filmi izlemeye gittik; İrlandalı Kız… Ses tek yerden değil her yerden geliyordu, özel efektler ve sistem o yıllar için çok yeniydi. İlk izleyenlerden olduk.

Bize adım adım gezdirip yaptığı rehberliklerle İstanbul’u farklı tanıdık.

Bursa’ya, İstanbul’a tiyatro izlemeye gittik çeşitli zamanlarda.

Gülriz Sururi Engin Cezzar tiyatrosuna bilet bulunamazken, Balıkesir’den İstanbul’a bir otobüs dolusu gidip Keşanlı Ali Destanını izledik.

Antalya’da kale içindeki servisleri görelim diye bizi gece yemeklerine götürdü Akçay öğretmenlerimiz.

Aptal olmayın diyordu sık sık. –Düşünün ve farkınızı ortaya koyun. Biz de burada açıklayamayacağım bir kopya sistemi bulduk. O yıllarda alışkın olmadığımız bir şekilde soruları A ve B şeklinde bastırıp tüm sıralardaki kâğıtları bir düzenle toplayarak hemen zımbalıyordu. Kim nerede oturmuş belliydi. Biz beş kişi çoğu zaman birlikte çalışırdık. Sınavlarda hep farklı yerlere birbirimizden uzağa otururduk ki şüphe çekmeyelim. Birkaç defa çok ilginç bir şekilde nasıl aynı yanlışları yaptığımızdan şüphelense de birlikte çalıştığımız içindir diye yorumladı. Kendi sistemine çok güveniyordu. Yıllar sonra biz aynı okulda birlikte çalıştık. Ve bir gün dedim ki -Biz sizin yapamazsınız dediğinizi yaptık ve ilk iki sınav dışında hep kopya çektik. Hatta bir gün anlamadığımız bir soruyu size çözdürdük. Anlattım. İlgiyle dinledi ve -Demek aptal değilmişsiniz ve zaten hepiniz öğretmenlikleriniz ve duruşunuzla bunu kanıtladınız dedi. O kadar.

Hatice ve Seyfi Akçay öğretmenlerim sonraları birçoğumuzun birlikte çalışma şansı yakaladığımız meslektaşlarımız oldu. Benim ise komşum, dostum ve yaşamımdaki en güzel özel insanlar…

***

Cengiz İlik öğretmenimiz o yıllarda yeni uygulanmaya başlayan genel yetenek testleri için her gün ders saatlerinden sonra tüm sınıfa ders veriyordu. Şimdiki gibi hazırlık dergileri, kitapları yoktu. Ankara’dan getirttiği bir kitapla bizi yetiştirdi. Sınava giren tüm öğrencilerin kazanması asla tesadüf değildi. Yıllarca Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’na ( KTYÖO) en çok öğrenci gönderen il oldu Balıkesir.

Nezihe Türkoğlu ortaokul ve lise yıllarında edebiyat ve Türkçeyi öğretirken bize – Gözü açılmadık sığırcık yavruları gibi olmayın derdi. Dünyayı tanıyın. Okuyun…

Suna Çolak temizliği, titizliği, disiplini ve kurallara uymayı öğreten öğretmenimiz ve müdürümüzdü.

Üniversite yıllarında Sabire Yaylalı hocamız ile müfredat dışında çok şey öğrendik. Hayatın tozpembe olmayan gerçek yanlarıyla nasıl dalga geçileceğini, zorluklarla nasıl başa çıkılacağını gördük.

Öğretmenliğimin ilk yılında en tecrübesiz ve yalnız olduğumda yanımda Celile İkiz öğretmenim vardı. Pes etmişken kolumdan tutup yön gösterdi. Kaybolmamı önledi.

Ve ben öğretmen oldum. Öğretenlerim eğitenlerim sayesinde buradayım.

Aslında o kadar çok ki etrafımızda öğretmenler ve öğretmenlikten uzak öğretemeyenler…

‘Her başarısız öğrencinin önünde bir öğretmen vardır’ sözünü hep görebileceğim bir yerde tuttum.

İyi bir öğretmene rastlayan çocuklar başarısız olamaz.

Her çocuğun içinde mutlak bir güç vardır. İyi, doğru ve istenir şekle sokma işidir eğitim.

Önemli olan hangi yönde eğittiğiniz. Bu nedenle öğretmenler ve eğitmenler önemlidir.

Öğretmen olduğum zaman öğrencilerimin önünde engel değil yanlarında destek olmayı seçtim.

Pek çok farklı gruba öğretmenlik yapmak gibi ender bir şansım oldu.

Çok zorlandığım, çok yorulduğum zamanlar oldu. Ama hiç keşke öğretmen olmasaydım demedim.

Hep iyi ki öğretmen olmuşum dedim.

Bu gün emekli olduğum günden bu yana yıllar geçti. Ben şu an bir öğrenciyim aslında.

Ama anladım ki öğretmenlikten emekli olunmuyor. Bir şekilde içinizdeki öğretmen fırlıyor dışarı.

Hep bir şeyleri anlamaya ve anlatmaya çalışıyorsunuz. Bu belki de bende böyledir. Bilmiyorum. Zaten hiç susup oturmayı beceremedim. Bildiğim ve yapabildiğim bir şeyler varsa geri çekilemedim.

Şimdi benim şehrimde tanındığım, tanıdığım yerde değilim. Aradan yıllar geçti. Ve yine arayan öğrencilerim, arkadaşlarım oldu. Ne mutlu bana ki müdür, öğretmen ve başarılı iş adamları öğrencilerim var. Çok mutlu ve güzel aile kurup yaşamlarını güzelleştiren öğrencilerim var.

Bu gün arkama baktığımda İYİ Kİ ÖĞRETMEN OLMUŞUM diyorum.

Tüm öğrencilerim yaşları kaç olursa olsun hepsi benim çocuklarım. Ve benim için hepsi özel.

İyi ki öğretmendim… İyi ki bu güzellikleri yaşadım…

Japonya’da pasaportum kaybolduğunda mecburen Tokyo’ya gitmiştik. Büyükelçilikte sonucun belirsizliği nedeni ile endişeli bir bekleyiş içinde perişandım. Hava çok soğuk, zamanımız kısıtlıydı. Her şey çok kötüydü. Ve bir görevli -Burada bir öğretmen varmış dedi. Ne olacağını bilmeden ve tereddütle kalktım. –Öğretmenim gününüz kutlu olsun dedi. Ardından birçok kişi gelip beni kutladı.

O gün 24 Kasım ve ben çoktan unutmuştum. Bana bir güzellik yapmak istemişler ve ancak akşama belki çıkabilir denilen pasaportum da öğle yemeğinden önce elimdeydi. Pembe pasaportumla tekrar gülebildim.

Çalışırken de emekli olduktan sonra da hep farklı güzellikler çıktı karşıma. Kaç kişiye nasip olur ki Japonya’da büyükelçilikte öğretmenler günü kutlamak.

Aramızda olan ve artık farklı bir dünyaya göçen tüm öğretmenlerimi sevgi ve saygı ile anıyorum ve oğlumun paylaştığı yazıdan alıntıyla kapatmak istiyorum:

 ‘Rahat ve garantili meslek ‘ diyerek seçim yapmamış olan, öğrencilerinin önünde değil yanında yürüyen ve nefretle değil sevgiyle anılan öğretmenler;

 Öğretmenler Gününüz Mutlu Olsun.

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Celile ikiz 25 Kasım 2022 / 10:42 Cevapla

Sevgili Meral Taşçı guzel gonullerin buluşmasıdir. Bir bayrak yarışıdır. Nesillerden nesillere onurlu bor duruştur. Iyi ki öğretmen olmuşum kl sizler glbi öğrencilerle olmuş. Iyi ki öğretmen olmuşum ki sizler gibi onur duyduğum meslektaşlarım olmuş. Sevgilerimle Celile Ikiz

    Meral Taşlı 25 Kasım 2022 / 15:29 Cevapla

    Sevgili rehber öğretmenim siz o bayrağı en güzel taşıyanlardansınız. Hep diyorum ve demeye devam edeceğim Siz o gün yanımda olmasaydınız beni sınıfa geri götürmeseydiniz ben öğretmen olamazdım. İyi ki varsınız. Minnettarım…

Filiz Günvaran 25 Kasım 2022 / 18:57 Cevapla

Sevgili Meral hocamyine ne güzel anlatmışsın👏👏👏kalemine sağlık.Hem öğrencin hem de öğretmen arkadaşın olabilme ayrıcalığını yaşayabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.Çok kıymetli öğretmenimiz Seyfi Akçayı da rahmetle anıyorum🤲Üzerimde emeği çoktur.Öğrencilerinin önünde değil yanında yürüyebilen,sevgiyle anılan bir öğretmendir benim için.Aynı yolda yürümeye çalışan bir öğretmen olarak öğretmenler gününü kutluyorum.sevgiler, selamlar 💐🤗🥰😘