Yayınlanma Tarihi :

NAR’IN MİTOLOJİDEKİ SERÜVENİ

NAR’IN MİTOLOJİDEKİ SERÜVENİ

Şamanist inanışlardan bugüne her uygarlığın kutsallaştırarak ölümsüzleştirdiği mitolojik bir meyve olan, bilmece, masal, türkü, efsane ve dini kitaplarda adı geçen nar, ayıklamaya üşendiğim için yıllarca sadece yeni yıla girerken kapı eşiğinde kırdığım geleneksel bir inanıştan ibaretti hayatımda. Ancak faydalarını öğrendikten sonra özellikle nar ekşisi, mutfağımdan eksik olmayan bir lezzet haline geldi.

Geçmişi 3000-4000 yıl öncesine uzanan nar, birçok medeniyetin mitolojisinde önemli bir yere sahip. Çivi yazılı belgelerde Sümerce “nuurma”, Akadça “nurmu”, Hititçe “nuurmu” veya “narma” olarak kayıtlara geçmiş.

Yine 4000 yıl öncesine ait Antik Sümer şehri Uruk’ta üzerine nar motifinin işlendiği bir vazo bulunmuş. Antik Mısır’ın ikinci orta döneminden kalma nar biçimli bir kutu ve kuru nar tanelerinin olduğu bir mezar Eriha’daki Hiksos mezarlığında ortaya çıkarılmış.

Antik Mısır’da, narın dünyanın ilk meyvesi olduğuna inanılıyormuş. M.Ö 1550-1292 en uzun süren 18. hanedanlık döneminde ölülerin mezarına nar konuluyor, mezar ve tapınaklar nar motifleri ile süsleniyormuş. Tutankhamon’un mezarındaki hazinenin içinde de nar biçimli bir kap bulunmuş.

İnsanlığın kolektif belleğinde hala yerini koruyan kutsal meyve narın anavatanının, İran ve Afganistan olduğu düşünülüyor. Zamanla Mezopotamya, Anadolu ve Akdeniz havzasından Japonya ve Amerika’ya kadar yayılmış.

Ülkemizde nar, hemen her yörede özellikle Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Ege bölgelerinde yetiştiriliyor. İzmir, Manisa, Akhisar, Mersin ve Şanlıurfa çekirdeksiz narları ile ünlü. Yani ülkemiz bir nar cenneti.

Çiçekleri ile bahçemi süsleyen nar ağacının neden meyve vermediğini araştırırken, halk anlatı ve inanışlarında nara yüklenen anlamlar ve olağanüstü özellikler daha çok ilgimi çekti ve konu birden narın mitolojisine dönüverdi.

Kolektif bilincin üretimleri olan söz konusu mitler, insanlığın evrensellik bağını kurması, geçmiş ve gelecek ilişkisini sağlamlaştırması, unutulmaya yüz tutan değerlerini hatırlaması, yaratılışın sebeplerini sorgulaması ve hayata dair çıkarımlar yapması için önemli kaynaklar.

Nar ile ilgili dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmiş o kadar çok efsane var ki köşe yazısı formatından çıkmamak için yazımı iki bölümde toparlayabildim. Bu sebeple ilk bölümde ancak birkaç efsaneye yer verebildim. Umarım siz de okurken keyif alırsınız.

Kırım’da anlatılan “Çınar, Nar ve Servi” adlı efsanede; huysuz ve aklı fikri süslenmek olan Nar kız, insanların kendisine bakıp hayran kalmasını o kadar çok arzuluyormuş ki göklerden gelen bir ses onu nar ağacına dönüştürerek cezalandırmış. Cezbeden çiçeklerine herkes hayran kalmış ancak kimse yanına yaklaşıp bu çiçekleri koklamamış.

Azerbaycan’da anlatılan “Taş Olan Ejderha ile Nar Olan Kız” adlı efsanede ise; Pir Baba’nın kimseyle görüştürmediği güzel kızı, bir oğlana âşık olmuş. Pir Baba onları yakalayınca oğlanı önce ejderhaya, sonra taşa, oğlana olan aşkından dolayı ağlayıp üzülen kızını da o taşın yanında nar ağacına dönüştürmüş.

Türk Halk efsanelerinden “Asuman ile Zeycan”  çocukları olmayan iki kaderdaşı anlatıyor. Kadınlar kutsallığına inanılan Murat suyuna giderek çocukları olması için dilekte bulunmuş. Onlar bu dileği dilerken suyun üzerinde bir nar belirmiş ve kadınlar narı ikiye bölüp yemişler. Dokuz ay sonra birisinin Asuman adını verdiği oğlu diğerinin Zeycan adını verdiği kızı olmuş. Aynı narın tanelerinden doğan çocuklar ise kader birliğiyle birbirine bağlanmış ve hiç ayrılmamışlar.

Yunan mitolojisinde de evlilik, yaşam ve yeniden doğuşun simgesi olmuş nar. Antik Yunan panteonundaki en eski tanrıçalardan olan, tarım, bereket ve mevsimlerin tanrıçası kabul edilen Demeter’in kızı Persephone, bir gün arkadaşları ile birlikte kırlarda çiçek toplarken uzakta ışıl ışıl parlayan nergis çiçeği görmüş. Tam çiçeği koparacakken o anda toprak yarılmış ve dört yağız atın çektiği yeraltı Tanrısı Hades, yeryüzüne çıkarak âşık olduğu Persephone’yi kaçırıp yeraltı krallığına götürmüş.

Kızının kaçırılmasına sinirlenen bereket tanrıçası Demeter, kızını bir daha görene kadar yeryüzünden elini eteğini çekeceğini söylemiş. Kuraklık baş göstermeye başlayınca Zeus, Hades ile konuşmuş ve Persephone’nin, yılın üçte birinde Hades ile geri kalanında ise annesi Demeter ile kalmasını sağlamış.

Bu karara uyulmayacağından kuşkulanan Hades, Persophone’ye nar tanelerinden yedirmiş. Çünkü ölüler ülkesinde bir şey yiyenlerin yeryüzüne çıkma hakları yokmuş ve ayrıca kızın kendisini Hades’e adadığı anlamına geliyormuş. Böylece nar evlilik bağının çözülmezliğinin sembolü olmuş.

Eveet, bugünlük burada bitirelim. Haftaya devam ederiz. Birin içinde bin gizemli kutsal narın bereketi evinize, enerjisi ruhunuza ve badesi bedeninize şifa olsun…

Kaynak : Demet TOK

YORUM YAP

Füge Özmen 12 Haziran 2024 / 19:30 Yanıtla

Yine iyi bir araştırma ,akıcı ve anlaşılır yazım dili.Teşekkürler Demet hanım