Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :

MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI

MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI

Her savaş bir nedenle başlar ve savaşan tarafların tüm kuvvetlerini kullanmaları ile sürer. Sonunda kuvvetlerini kaybeden taraf ateşkes ister. Bu yenilginin kabulüdür. Ateşkes antlaşması kararı alındıktan sonra her iki devletin orduları oldukları yerlerde kalırlar. Ateşkes antlaşması adı üstünde savaşın askeri harekatının durdurulması antlaşmasıdır. Daha sonra taraf devletler arasında asıl barış antlaşması imzalanır ve çizilen yeni sınırlara ordular çekilir. Ateşkes antlaşmaları ön antlaşmalardır.

1.Dünya savaşı  1914 yılında başlamış ve 4 yıl sürmüştür. Osmanlı İmparatorluğu da bu savaşa Almanya’nın yanında girmiştir.1918 yılında Osmanlı İmparatorluğu da yenilgiyi kabul etmiş ve ateşkes antlaşması istemiştir. Ateşkes antlaşması 30 Ekim 1918 tarihinde  Limni adasının Mondros limanında İngiliz savaş gemisi Agamemnon’da imzalanmıştır. Bu ateşkes antlaşması ile Osmanlı fiilen yenilgiyi kabul etmiş  fakat  ordular oldukları yerlerde kalmamıştır. Antlaşmanın imzalanmasından sonra 3 Kasım günü İngiliz ordusu Musul’u işgal etmiştir. Yine İngiliz ordusu Çanakkale Boğazına gelerek boğazın açılmasını istemiştir. Ardından boğazdan geçerek İstanbul önlerine gelmişler ve kenti ablukaya almışlardır. Yani kendi attıkları imzayı kendileri tanımamışlardır. Fakat Osmanlı’nın yapacak bir şeyi yoktur. Daha sonra yapılacak barış antlaşması için çeşitli görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler sonunda Yunan ordusu İzmir’e çıkarılmıştır. Yunan ordusu İzmir’i işgal etmiş ve Ege’yi  işgale başlayınca direnişle karşılaşmıştır. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması ile Kurtuluş Savaşı başlamıştır. 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da TBMM’nin açılması ile yeni bir hükümet doğmuş ve İstanbul hükümetinin hükmü kalmamıştır. İstanbul hükümeti Ankara hükümetini ezmek için pek çok çaba göstermiştir. Ankara hükümeti orduyu yeniden toparlamış ve mücadeleye başlamıştır. 10 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı hükümeti Sevr Barış Antlaşmasını imzalamıştır. Bu antlaşma Türklerin ölüm antlaşmasıdır. Ankara hükümeti bu antlaşmayı tanımamıştır. İngilizler bunun üzerine Yunan ordusunu ileri harekata geçirmişler ve 1921 yılı içinde 3 savaş olmuş ve bu 3 savaşı  Türk ordusu kazanmıştır. Sakarya zaferinden sonra Mustafa Kemal’e mareşallik rütbesi verilmiştir. Sakarya yenilgisinden sonra Yunan ordusu Afyon hatlarına çekilerek savunmaya geçmiştir. Şanlı ordumuz hızlı bir yıllık hazırlıktan sonra 1922 yılında büyük bir taarruz yaparak Yunan ordusunu ezmiş ve İzmir’de denize dökmüştür. 9.Eylül’de İzmir’in kurtarılması üzerine tüm batı Anadolu düşmandan temizlenmiştir. Sıra Çanakkale Boğazı’ndadır. Burada ise İngilizler hakim durumdadır. 9 Eylül’den 3 Ekim’e kadar adeta bir sinir mücadelesi yaşanmıştır. İngilizler daha fazla dayanamamış ve ateşkes antlaşması istemişlerdir. Görüşmeler Mudanya’da yapılacaktır. 3 Ekim’de başlayan görüşmeler 11 Ekim’de sonuçlanmış ve 12 Ekim’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.

Ankara hükümetini Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa temsil etmiştir. İngiltere’yi Harrington, Fransa’yı Charpy, İtalya’yı ise Mombelli temsil etmiştir. Savaşta yenilen Yunanistan temsilcileri ise Mudanya açıklarında bir İngiliz gemisinde görüşmeleri takip etmişlerdir.

Bu antlaşma bizlerin aslında Yunan ordusu ile değil onu yönlendiren İngiltere ile savaştığımızı gösterir. Sonuçta yenilen Yunanistan değil İngiltere’dir. Bu antlaşma ile Osmanlı devleti fiilen sona ermiştir. Antlaşma 14 maddeden oluşur. Bu antlaşma ile Doğu Trakya Yunanlılar tarafından boşaltılmış ve jandarması bizlere verilmiştir. Boğazların kontrolümüzde olmaması yüzünden Trakya’ya birlik çıkaramadık. Bu durum ise Lozan görüşmelerinde bir sıkıntı doğurdu. Bu antlaşma ile askeri hareketlilik durmuş ve diplomatik hareketlilik başlamıştır. Daha sonra Lozan’da barış görüşmeleri için çağrı yapılmış ve Lozan’da görüşmeler yapılmıştır. Lozan görüşmeleri sonucu 24 Temmuz 1923 tarihinde barış antlaşması imzalanmıştır. Böylece yeni Türk Cumhuriyeti  resmiyet kazanmıştır. Saygılarımla.

 

21 Ekim 2023

Sinan Kahyaoğlu

 

Kaynak : Sinan KAHYAOĞLU

YORUM YAP