DOLAR31,0708% 0.17
EURO33,6790% -0.05
STERLIN39,4560% 0.03
FRANG35,2677% 0.06
ALTIN2.032,57% 0,77
BITCOIN1.627.3291.143

MİMAR SİNAN VE BELEDİYELER

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
MİMAR SİNAN VE BELEDİYELER

Gazete haberinden bir cümle:

“…… Üzerinden 500 yıl geçti ama hala Sinan’ın eserleri kadar sağlam bina yapamıyoruz….”

Cümledeki hatayı bulalım mı önce.

Son kelimeye bakın, haberi kaleme alanlar “yapamıyoruz” u kullanmışlar.

Yapamıyoruz mu?

Yapmıyoruz mu?

Arada bir harf var ama anlamı fazlasıyla değiştiriyor.

Yapamıyoruz değil, yapmıyoruz.

Çünkü bırakın geleceği, insan hayatını düşünmüyoruz.

Yapmak istesek yaparız, istemiyoruz.

Kaçak güreşmeyi seviyoruz.

Malzemeden kıs, bilimin sesini kapat, hataları hep yinele…

Sinan’ın eserleri ayakta.

Bizim 10 yıllık binalar tuz buz.

“Ovalara, tarım arazilerine şehirleşme yapılmasın” cümlesini ilk kez mi duyuyoruz sanki?

Sahilleri istila eden, tarım arazilerine beton yığan, dere yataklarına gökdelen diken, denizi dolduran hep 21.yüzyıl insanı değil mi?..

İstanbul’u dünyanın en beton şehrine çevirdik, yeni mi görüyoruz İstanbul’un halini?

Şehirlerimize yeni mi bakıyoruz?

Yamaçlara yerleşin diyen bilim insanlarını yeni duymamız mümkün mü?..

Bilimi dinlemeden önce eski insanların yerleşim kurdukları yerlere bakınca düşünmüyor mu insan….

En basiti, Kaz Dağları’na bakın…

Tüm köyler dağda….

Ama yazlık furyasının patladığı son 40-50 yıldır tüm sahiller istila altında değil mi?…

Bile bile fayların üzerine kentleri, ilçeleri Marslılar mı kurdu?

Yapamıyoruz değil, yapmıyoruz işte.

Çünkü bugünü düşünüyoruz.

Geleceği, bizden sonraki nesilleri, çocuklarımızı, onların çocuklarını ve ötesini düşünmüyoruz.

Assos’a bakın ayakta.

Efes’e bakın ayakta.

Biz tarihi eserleri restore ederken yıkıp döküyoruz dahası var mı?..

Yazılı kurallarımız var.

Kurallara uyulmuyor.

Denetim var.

Denetim ancak böyle afetlerden sonra hatırlanıyor.

On binler ve on binlerce insan hayattan göçüyor, sonra silkiniyoruz biraz, iki üç yıl sıkı denetim oluyor, sonra yine bir garip gevşeyiş….

Yıkılan sayısız binanın “yeni” olmasının başka izahı var mı?…

Sinan yapmış.

Sinan’ın eserleri halen ayakta.

Çünkü bilimi es geçmemiş, deniz kabuğu kullanmamış.

Biz?..

Hepimiz suçluyuz.

Ama en az sade vatandaş suçlu.

Çünkü ekonomik koşullar altında ezilirken ve daha iyi imkan bulamadığı için çaresizliğin pençesinde kalıp can veriyor.
En çok ölenler dar gelirliler.

Ötesi var mı?..

O yüzden kamunun silkinmesi gerek.

Sürekli denetim, sıkı denetim hep var olmalı.

Belediyelerin özellikle re’sen harekete geçerek tek tek binaların kontrolüne geçmeleri şart.

Öncelikle 2000 öncesi inşa edilen binalardan başlayarak ve sonraki yıllara da peyderpey bakılması şart.

Bu aşamada başka seçeneğimiz yok.

Var olanı kontrol, yeni yapılana sıkı denetim.

Karot, beton dayanımı, demir donatı tespitleri, rezonans testlerine acilen başlamak şart.

Deprem ülkesiyiz ama bunları yapmazsak kuzu kuzu yeni felaketleri bekliyoruz olacağız demektir.

Artık başlamalıyız.

Kontrol, denetim ve oyunu kuralına göre oynamak lazım.

“Sinan’ın eserleri kadar sağlam bina yapamıyoruz” değil….

Aksine “yapabilir olmamıza rağmen yapmıyoruz”

Artık yapalım…

Binalarımızı kontrol edelim, yenilerini de sağlam yapalım.

Toplanma alanlarımız da olsun, hazırda konteynerlerimiz ve çadırlarımız da…

Geleceğe biz yok olarak gidiyoruz ama 500 yıl önceki, 1000 yıl önceki yapılar hala yaşayarak gidiyorsa…

Silkinmemiz şart.

Belediyelerin ivedi harekete geçmeleri şart.

Çünkü çok geç kaldık zaten, artık bir gün bile kaybetme lüksümüz yok.

28.02.2023

ALP KAAN

YORUM YAP