16° Açık
  • EURO 6.75
  • DOLAR 6.04

MEKTUP

Genel - 6 Mart 2019 12:21 A A

Sen öldün.

Öldürmek bir eylemdir. Türkçe dilbilgisinde ya da yasalarda “fiil” de denir. Oysa ölmek bir eylem değildir. Senin ölmeni, ölümü, ölmeleri bir eylem yaptı insanoğlu ve ölünden ve ölümlerden kendine zırhlar, kapılar ve tesbitler icat etti. Ölümünden ve ölümlerden kendine konuşacak çok şey buldu ama yapacak hiçbir şey bulamadı.

Sen öldün.

Senin ölümünü ve ölümleri insanoğlu gitmek saydı, yitmek saydı, bitmek saydı; saymakla bitiremedi. Senin ölümünü hepimiz kendimize acı yapıp içtik, kapı yapıp girdik, eziyet yapıp çektik, yol yapıp yürüdük ama ölümünün bizlere bıraktığı suskunluğu bilemedik. Susmadık.

Ölenin öldüğü ile kaldığını söyleyip haksızlığa, her ölümün erken olduğunu söyleyip edebiyata, aslında ölümden başka her şeyin yalan olduğunu söyleyip hayatın anlamsızlığına vurgu yaptık. Senin ölümün ve ölümler insanoğlunun çenesine vurdu, çenesini yordu, tesbitlerine tesbitler kattı. Biliyorsun, çene yapmak da ve tesbitler ile yaşamakta üstümüze yoktur bu topraklarda. Toprağın altındakilerin toprağın üstündekilerin çenesini ve tesbitlerini açtığı yerlerde nefes alıyoruz.

Sen öldün.

Ölümünü ve ölümleri görsek de anlamayan bizler; ölümü ve ölümleri anlamaktansa kendimize yeni ve taze ölümler icat ettik. Hayata dair ne varsa onlardan kendimize ölümler beğendik. Krize giren, iflas eden, yarinden ayrı düşen, memleketinden uzak düşen, çok yorulan, çok üşüyen, sıcaktan terleyen, heyecandan zıplayan, kendinden başkasını nesne sayan, nesnelere ve sanal olana tapınan, sahip olduklarını olmak ile bir tutan, vesaire kim varsa; kendine yeni ve taze ölümler icat etti. Ölmek koydular adını krizin, iflasın, ayrılığın, düşmenin, yorulmanın, üşümenin, terlemenin, zıplamanın, saymanın, tapınmanın ve olmanın… Gelip geçen ne varsa ölümü sıfat yaptılar önüne. Yitip giden ne varsa ölmeyi fiil yaptılar sonuna. Oysa sen ölmüştün ve senin ölmen idi ölümün gerçeği. Senin ölümünü de ölümleri de önce değiştirdi, sonra bozdu ve ardından hiç etti insanoğlu dediğimiz varlık. Bir daha böylesine ölmemeye yeminler bile etti. Ölüm gibi bir şey ve hatta ölüm dediler yaşadıkları ya da yaşayamadıkları çok şeye. Nasıl da kolay kullandılar ölümün adını. Oysa ölen sendin ve ölmek bir eylem değildi.

Şimdi senin ölümünden ve ölümlerden yapılma elbiseler giyinip çıkıyoruz evlerden, barklardan, dört duvarlardan. Senin ölümünden ve ölümlerden yapılma kumaşlar değiyor şimdilik ölümsüz tenlerimize. Ruhumuza değen hiçbir şey yok. İç değil de hiç güveysinden hallice halimiz. Sokağa çıkacak ve hayatın yokuşlarını yürüyecek halimiz var.

Sen öldün. Senin yaşamanı bilmediğimiz kadar biliyoruz ölümü. Ölüme dair öyle çok şey biliyoruz ki sorma gitsin. Arada cenazelerden kaçıyorsak korkaklığımızdan değil; işimiz gücümüz olmasından. Arada yaşamak diye saçma sapan nefesler alıyorsak, işimiz gücümüzün hayatımızı ele geçirmesinden. Arada tesbitler yapıp, ölümler icat edip kararlar alıyorsak, çok şeyi en iyi bildiğimizden. Arada saçımızı, başımızı, oramızı, buramızı ve bilumum varlığımızı ölümden uzak tutuyorsak, bildiğimiz ve inandığımız çok şey olduğundan. Sen musalla taşında iken, sonrasında toprağın altında iken dahi seninle fotoğraflar çekiniyor isek ve bu fotoğraflar sen hayatta iken birlikte çekindiğimiz fotoğraflardan daha çok ise, anla artık, devir çek, paylaş, beğen devri. Kimseler kimselerin yüzüne bakmıyor, biliyor musun? Ama herkes birbirinin fotosuna bakıyor nicedir. Oysa ölüdür bütün resimler, fotoğraflar ve görüntüler. Birazdan ya da çok sonra ölecek birilerinin zaten ölü olan suretleridir o çekilenler.

Sen öldün. Çocukların oyunlarında söylediği “sen öldün, çık…” cümlesi kadar sevecen değildi ölümün. Okuyamayacağını bile bile sana mektup yazan şu yerelgastemakalecisi adamı bağışla. Senin ölümünü ve ölümleri anlatmak değildi derdim. Derdim sadece bir şeyler anlatmaktı. Hayatta olsaydın anlardın. Buralarda kendisine yeni ve taze ölümler icat eyleyip günde haftada ayda yılda defalarca ölüp ölüp dirilen insanoğlunun ayaklarının altında bir yerlerde yatıyor olduğunu bilmek beni acıtıyor. Ama öldürmüyor.

Ne demeli öyleyse…

Ölmemişlerimizin ruhuna değsin…

Bu haber 296 kez okundu.
besob otel
Genel - 12:21 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    SINDIRGI İTTİFAKI
    Balıkesir’de gerçekleştirilen Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerinde Ak Partili ve CHP’liler arasında sert tartışmalar yaşanırken, Sındırgılı üyeler tüm partilere örnek oldu. Birlik seçimlerinde oy kullanmak için Balıkesir’e gelen CHP’li Belediye Meclis üyeleri Mehmet Çetin, Asım Göksidan, Fikret Kavaklı, İYİ Partili Bülent Ata ile Sındırgı’nın AK Partili Belediye Başkanı Ekrem Yavaş Salih Tozan Kültür Merkezi’nde birlik beraberlik […]
  • 02
    TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?..
    İlhan Şeşen sevdiğine yazmış ama nakarat kısmını toplumumuzun ruh haline uyarlamamak mümkün mü? “Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor” Tehlikenin farkında mısınız?.. Nasıl ayrıştığımızın, bölündüğümüzün?.. Kutuplaşmanın nerelere gidebileceğinin?.. Bayramdan tutun spora kadar ne hale geldiğimizin […]
  • 03
    EDREMİT BELEDİYE PERSONELİNDEN ÖRNEK DAVRANIŞ
    Edremit Belediyesi tarafından her gün hayırseverlerin katkılarıyla düzenlenen iftar yemeğini bu kez belediye personeli üstlendi. Edremit Belediyesi’nin düzenlediği iftar sofrası Ramazan ayının her akşamı vatandaşları gönül sofrasında buluşturmaya devam ediyor. Hayırseverlerin destek verdiği iftar yemeğinin giderlerini önceki gün belediyede görev yapan memur, işçi ve şirket personeli çalışanları karşıladı.Personelin katkıları ile Faruk Serpil Parkı içinde verilen […]
  • 04
    GÜNÜMÜZ ÇOCUKLARI LÜKSÜ SEVİYOR!
    “Günümüzün Çocukları Lüksü Seviyor. Kötü Davranışları Var, Otoriteye Baş Kaldırıyorlar, Yaşlılara Saygıları Yok, Çalışmak Yerine Lak Lak Etmeyi Seviyorlar. Çocuklar Artık Evlerinin Hizmetçisi Değil, Tiranı. Anne Babaları Odaya Girince Ayağa Kalkmıyorlar. Onlara İtiraz Ediyorlar, Destek Olmak Yerine Laklak Yapıyorlar, Şapır Şupur Yiyorlar, Bacak Bacak Üstüne Atıyorlar, Öğretmenlerine Zulmediyorlar.”İkizlerle sohbet ediyorum. Baba, sizin döneminizde yaşamak isterdik. […]
  • 05
    PLEVNE’YE YAKIŞAN KUTLAMA
    19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Plevne Ortaokulu’nda coşkuyla kutlandı. Milli Mücadele’nin başlangıcının 100’ncü yılı kutlamaları kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, Plevne Ortaokulu 100 kişilik korosuyla şarkı ve marşlarını seslendirdi. Ritm, jimnastik ve kule gösterisi büyük ilgi gördü. Kutlamalar şiirle ve horon dansı programa renk kattı. Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürkün sözleri öğrenciler […]

YAZARLARIMIZ

  • TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİ NASIL BOZULDU!

    Türkiye de öğretmen yetiştirme 1970-1980 arasında bozulmaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığının doğrudan kontrolünü yitirdiği Eğitim Fakülteleri döneminde ise akademik yaşam normları ile öğretmenlik mesleği umdeleri uzlaştırılamadı. Eğitim Fakültelerindeki öğretim elemanları akademisyen ile eğitimci arasında iki cami arasında beynamaz durumu yaşadılar. Bu, öğretmen yetiştirmede geleneğe sahip çıkamamanın somut sonucuydu.  2000’li yıllardan sonra gelen AKP ise ortaya […]
  • TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?..

    İlhan Şeşen sevdiğine yazmış ama nakarat kısmını toplumumuzun ruh haline uyarlamamak mümkün mü? “Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor” Tehlikenin farkında mısınız?.. Nasıl ayrıştığımızın, bölündüğümüzün?.. Kutuplaşmanın nerelere gidebileceğinin?.. Bayramdan tutun spora kadar ne hale geldiğimizin […]
  • ATATÜRK VE ANNESİ ZÜBEYDE HANIM

    Ben her Anneler Günü’nde paylaşırım bu iletiyi. Atatürk, annesini ziyaret edeceği zaman mutlaka yaveri ile “İzin verirse validemi ziyaret etmek istiyorum.” diye haber yollardı. Zübeyde Hanım, hazırlanır, saçlarını taratır, oğlunu beklerdi. Atatürk de bu ziyarette mutlaka büyük üniformasını giyer, yaverleriyle birlikte gelir, büyük bir hürmetle annesinin elini öper, onun duasını alırdı.Annesi oğlunun bu davranışından çok […]
  • NE YAPMALI?

    73 yıl önce ilk demokrasi denemesinde “Açık oy gizli sayım” yapılarak Demokrat Parti’nin seçimi kazanması nasıl engellenmişse, İmamoğlu’nun İBBB’yi kazandığı seçimin geçersiz sayılması da aynı mantıkla engellenmiştir. Aynı zarfın içindeki 4 oydan 3’ü geçerli sadece İBBB oyu geçersiz. O da yetmiyor; 7 asil üyenin 4’ü hayır deyince 4 yedek üyeyi de çağırıp karar alıyorlar. Bu […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • BİR YANIM BAHAR BAHÇE BİR YANIM DİRENİŞ

    Çiğdemler; kış ne denli sert geçerse geçsin; yaşam gücünü hatırlatır. baharı yaşar. Adımı öylesine seviyorum ki, öylesine içselleştirmişim ki ; adım gibi olmak için her şeye rağmen hayat doluyum. Adımın peşinden koşsam, tüm Anadolu’yu gezmem gerekir. Anadolu’nun özüne, geleneklerine, o güzelim insanlarımıza ulaşırım. Kazdağ Çiğdemi, Toros Çiğdemi, İstanbul Çiğdemi, Ankara Çiğdemi , Hitit krallarının ağzına […]
  • BU NE SAMİMİYETSİZLİK!

    Artık bıkkınlık verdi ama aynı sözlerle yazıma başlıyorum : “Balıkesir Kuva-yi Milliye’nin başkenti diyoruz… İstiklal Madalyası istiyoruz… Cesur Balıkesir, Yürekli Balıkesir unvanına talibiz…”Ama aradan 100 yıl daha geçse bu kafalarla bu unvanı da, o madalyayı da alamayacağımız açıkça görünüyor… Balıkesir ne yazık ki son bir ayda Atatürk, cumhuriyet ve Kuvayi Milliye konusunda hep sınıfta kaldı. […]
  • NAİPLİ KÖYÜ’NDEN- Fatma Zehra KÖSELEY

    Bugün günlerden Naipli Köyü.İlkokul 1.sınıftan 4.sınıfa kadar birlikte okuduğum sıra arkadaşım Bahriye Kandemir ile buluştum. Naipli köy fırınında annemin ekmek yaptığı fırın aynı yerinde duruyor. Anılar taa uzaklardan sıcacık ekmek kokusu ile buluşuyor. Bize ablalık yapan Gülsüm ablamız ile de görüştük. Gülsüm ablamız, kızkardeşim Hasene Füsun Öztop’u ve kardeşim Zeki’yi görünce gözyaşlarını tutamadı. Gülsüm abla, […]
  • HİÇBİR ŞEY GÜZEL OLMAYACAK- HAKAN TOPALOĞLU

    Hayatımıza dair gerçekleri görmezden geliyoruz. Hayata gerçekçi baktığını iddia edenimiz  çok ama gerçeği değil gerçeğin görüntüsünü, olan biteni değil olan bitenin bize yansıtılan kadarını görüyor ve hatta inanıyoruz. Bu olgu hayatımızda olan bitenler için olduğu kadar hayatımızdaki insanlar için de geçerli. Aziz Nesin’in ülkemizde yaşayan insanlarımızın zeka düzeyini sorgulayan sözleri hala akıllarda ve dillerde. Kendi […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • GÜNEŞ UFUKTAN DOĞARKEN- İhsan DURAK

    Mayıs ayı, ülkemizin içinde bulunduğu coğrafi kuşakta, ilkbaharın kendini, en can alıcı güzellikte ifade ettiği, yaz mevsimini kucaklayan bir zaman dilimidir. Tanyeri ağarmadan önce, gecenin en karanlık zamanıdır. Bu durumu başka cümle ile ifade edersek; GECENİN EN KARANLIK ZAMANI, AYDINLIĞA EN YAKIN ZAMANDIR. Krallıkların, imparatorlukların sonunu sıcak ve soğuk savaşlar belirler. “Sonsuzluk” diye bir kavram […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • PAZARLAMADA 25 YIL – Nedim ISPARTA

    Bugün size 25 yıllık pazarlama hayatımın 1/3’ünü oluşturan ansiklopedi satışı sırasında başımdan geçen ilginç satış olaylarından bahsedeceğim. 90’lı yıllarda ilk satış yaptığım bölge Kütahya’dayım. Okullarda anket yaparak velilere ulaşıyoruz. Taşımalı eğitim sebebiyle en ücra köylere kadar ulaşıyoruz. Altımda Lada otomobil, tek başıma satış yapıyorum ( Daha sonra 3 yıl arka arkaya 185 kişi arasında Türkiye […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • 19 MAYIS VE GENÇLER – Tanyol KIPÇAK

    Şimdiki çocuklar bilmez.. Gençler bile.. Unutturuyorlar çünkü.. Nasıl bilsinler ki?.. Benim çocukluğumda ,benim gençliğimde günler önceden hazırlıklar başlardı.. Okullarda sınıflar süslenir.. Krapon kağıtlarından kırmızı-beyaz kedi merdivenleri yapılır. Kağıttan bayraklar camlara yapıştırılır.. Bahçede provalar, trampetler, yavrukurtlar, izciler, özel kıyafetler… Bir heyecan,bir heyecan.. Bir gün kala uyku gözüne girmez.. Ayakkabılar eğer yeni alındıysa başucunda durur.. Mis gibi […]
  • “İŞÇİ KIYIMI VE ADALETSİZLİK” RAMAZAN DİNLEMEZ

    Ramazanın gelişiyle birlikte bir ritüel haline getirilen iftar programları da başladı. Bandırma Belediyesi 1350 kişiye Bandırma, Edincik ve Aksakal’da hayırseverlerin desteği ile iftar yemeği ikram ediyor. Bandırma’da Ortaokulu önündeki iftarlara katılanlara baktığımızda bu yıl öğrencilerin ağrılıkta olduğunu görüyoruz. Oruçlu oruçsuz birçok insan burada karnını doyuyor. Zaten olması gereken de bu değil mi? İnsanları “oruçlu oruçsuz” diye […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • GÜNÜMÜZ ÇOCUKLARI LÜKSÜ SEVİYOR!

    “Günümüzün Çocukları Lüksü Seviyor. Kötü Davranışları Var, Otoriteye Baş Kaldırıyorlar, Yaşlılara Saygıları Yok, Çalışmak Yerine Lak Lak Etmeyi Seviyorlar. Çocuklar Artık Evlerinin Hizmetçisi Değil, Tiranı. Anne Babaları Odaya Girince Ayağa Kalkmıyorlar. Onlara İtiraz Ediyorlar, Destek Olmak Yerine Laklak Yapıyorlar, Şapır Şupur Yiyorlar, Bacak Bacak Üstüne Atıyorlar, Öğretmenlerine Zulmediyorlar.”İkizlerle sohbet ediyorum. Baba, sizin döneminizde yaşamak isterdik. […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 86.771
    -0,03%
  • ALTIN 247.77
    0,05%
  • DOLAR 6.044
    0,27%
  • EURO 6.747
    0,18%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link