DOLAR 32,2448 % 0.11
EURO 35,0074 % -0.01
STERLIN 41,3701 % 0.01
FRANG 35,7046 % 0.11
ALTIN 2.427,65 % 0,11
BITCOIN 68.507,25 1.387
Yayınlanma Tarihi :

MAARİF VE ARİF

MAARİF VE ARİF

Maarif, arapça kökenli kelime ve bilgi/kültür anlamına gelmekle beraber “eğitim” için kullanılıyor daha çok.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ise gündemdeki yerine koruyor.

Binden fazla sayfalı sisteme bakanlık bir haftalık inceleme süresi verdi, o süre de geçti gitti; yığınla eleştiri var; pozitif derslerin kırpılıp budanmasından tutun, yabancı dilin pas geçilmesine, Atatürk ve inkılapların azaltılmasından tutun din kültürü ve ahlak bilgisinin artırılıp pek çok derse dinsel temalar, konular sokulmasına kadar…

Eleştiriler dikkate alınacak mı, hiç sanmıyoruz. Formalite icabı verilen inceleme süresi, sonrası dediğim dedik!

Yoğun katılımlı bilimsel nitelikli bir çalıştay düzenlenmeyip bakanlık tarafından tek taraflı bir sistem hazırlanınca hem yap-bozların sonu gelmiyor, hem de şiirsel ifadelerle kulağa hoş gelen modellerin hiç de model olmadığı ortaya çıkıyor.

Eğitimdeki halimiz her gün geriye gidiyor.

208 üniversitemiz var, dünya ligindeki ilk 500 üniversite içinde sadece 3 üniversitemiz bulunuyor.
Boğaziçi Üniversitesi pırlantaydı, kayyımlar bu pırlantayı ufalamakla meşgul!

Velhasıl…

Din Kültürü ve Ahlak dersinin; müfredatta çok yüksek bir ağırlık teşkil ettiği ve buna karşı diğer önemli derslerin çok geri planda kaldığı ortaya çıktı ya…

Hele hele yabancı dil, ortada yok kelimenin tam anlamıyla.

Oysa…

Fizik için, biyoloji için, Türkçe için, matematik için, kimya için okul şarttır.

Keza objektif bir tarih bilgisi ve çok önemli bir sosyal bilim olan coğrafya için okul şarttır.

Öğretmen şarttır.

Belki okulda ihtiyacı duyulan en az ders din kültürü ve ahlaktır farkında mıyız?..

Çünkü ikisi de doğuştan itibaren aile ile verilen kazanımlardır.

Küçük yaştan itibaren eğer aile temelini kendi yaşantısına ve inancına göre güzel atarsa o çocuk okul sıralarında üzerine katları çıkabilir…

Bununla beraber özellikle ahlak ve erdem gibi konularda hayatın gerçeği fiili yaşamdır.

İyi ahlaklı olmak için öncelikle yetiştirme tarzı, sosyal ve ailevi koşullar belirleyicidir.

Ama toplumun tümünün ahlak ve erdem konularında ilkeli olması gerekir.

Vatandaşa haftanın her günü din kültürü ve ahlak bilgisi dersi verin…

Sokağa çıktığında, çevresine baktığında çocuk ahlaksızlıklar girdabına düşüyorsa dersten sağlanacak fayda daha elde edilemeden buhar olur.

Hayatın en doğal gerçeğidir ki; küçük yaştan itibaren çocuklar büyüklerini örnek alır.

Bununla beraber günümüzün sınırsız teknoloji, iletişim ve internet çağında çocukların her tür olumlu ve olumsuz etkiye açık olduğu da kuşkusuzdur.

Haliyle “ne ekersen onu biçersin” atasözü tam da ahlak ve erdem gibi konularda sonuçlarını verir.

Bir çocuğa ne verirseniz onu alır.

Neyi gösterirseniz onu kapar.

Neyi yaparsanız onu örnek alır.

Toplumun yöneticileri eğer tümüyle ahlak ve erdeme değer veren bir davranış sergiliyorlarsa o toplumun yarınları dürüstlük ve doğruluk ile inşa edilir.

Ama bakınız misal gündemden düşmeyen iki örneği yineleyelim:

Deprem felaketi sonrası çadır satan Kızılay’a en büyük zararı o zamanki başkanı vermedi mi ve Kızılay gibi ulvi bir kurum güven endeksinde dibe vurmadı mı?..

DİB Başkanı Erbaş, Atatürk’e takındığı tavır ve kullandığı makam araçları ile gündemden düşüyor mu, bundan en büyük zararı DİB görmüyor mu?

Ahlak ve erdem hem kurumlarla, hem yöneticiler ile yaşar.

Ailede başlar, okulda, yüksek öğrenimde, iş hayatında ve tüm yaşam boyu sürer.

Ne yaşıyorsak onu miras bırakıyoruz.

Yap boz haline dönen ve hep kötüye giden maarif modellerine gerek yok; arif olan doğruyu anlar.

Kaynak : Alp KAAN

YORUM YAP