KÜRESEL KAYNAMA, İKLİM GÖÇÜ VE FAKİRLİK

Yayınlanma Tarihi :
KÜRESEL KAYNAMA, İKLİM GÖÇÜ VE FAKİRLİK

Dilerseniz bugün ana görevi yaşayan ve ihtiyaç sahibi olarak bizleri ana gündemlerimizden uzaklaştırıp, etkisizleştirmek olan“akıllı” telefonlara bakmayı kısa süre bırakalım.

Her birimizi ve sevdiklerimizi çok derinden etkileyen ve daha şiddetli etkilemeye başlayacak olan ana konularımızdan birine beş dakikamızı ayıralım.

Okuyacağınız kısa yazının sonuçlarını önceden başlıklar halinde aktarayım.

* Bu yaz gelecek yazların en serin olanıydı.

* Bu ısınma küresel kaynamaya dönüyor.

* Göçlerin en güçlü ve sorunlu dalgası olacak olan “İklim Göçü” geliyor.

* İklim değişikliği en çok fakirleri etkileyecek ve fakirlik giderek artacak.

Bu sonuçların hiç birini işkembe-i kübradan sallamıyorum.

Yada bilim dışı bir güce, akıma dayandırmıyorum.

Tamamen bilimsel ve gerekeni yapmaz isek tamamen gerçekleşecek.

Bir felaket tellallığı hiç değil ve dillendirmesek gerçekleşmekten vaz geçecek bir durumu yok.

Yazımı tamamen Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), rapor ve tüm hükümetlerin ortak mutabakatla kabul ettiği sonuçlar ve uluslara arası yetkinliği tartışılmayan uluslararası kuruluşların çalışma ve raporlarına.

Bir de sayıları giderek artan fakirlerin yaşam koşulu ve gözlemlerine dayandırıyorum.

***

İklim göçü konusuna öncelik vermek istiyorum.

Öyle bir göç dalgası gelecek ki; öyle böyle değil.

Suudi Arabistan’da yakın gelecekte insanoğlunun yaşayabileceği tek bir bölgeden (şehirden) bahsediliyor.  Suudi Hükümeti bunun çalışmalarına başladı. (IPCC)

İnsanlar pek çok ülkede yaşayamayacak hale gelerek, yollara düşecek…

Küresel ısınma, iklim göçü, derinleşecek fakirlik, gıda sorunu, su sorunu, bağlı ölümler tek bir meselenin kökünden gelişiyor: “1,5ºC”

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 6.000’in üzerinde bilimsel çalışmayı inceleyerek hazırladığı 1,5ºC Küresel Isınma Özel Raporu, hükümetler tarafından Güney Kore’de onaylandı.

İnsanlar, dünyanın, sanayi öncesi döneme göre yaklaşık 1,0ºC ısınmasına sebep oldu. Küresel ısınma şimdiden, kuraklık ve seller gibi aşırı hava olayları, deniz seviyesinde yükselme ve Arktik denizinin erimesi olarak etkilerini göstermeye başladı.

Sera gazı emisyonları mevcut şekilde devam ederse, küresel ısınma 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5ºC sınırını geçecek.

Bu arada Türkiye’de yaşayanlara bir müjde vereyim.  Bizim beklememize gerek yok.

Türkiye’de ortalama sıcaklık artışı 1,5°C’yi şimdiden geçti. (MGM)

1,5ºC sınırı, sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğu önleme için kritik öneme sahip.

Küresel ısınmayı 1,5ºC ile sınırlandırmak, ekolojik sistemler ve yaşam alanları üzerindeki birçok kalıcı etkinin önlenmesi anlamına geliyor.

Fakirler ve fakir olacaklar dikkat…

Bu sınırı geçmemek için küresel emisyonları 2030 yılında 2010 yılına göre %45 azaltmak ve 2050 yılında net sıfır emisyona ulaşmak gerekiyor.

Bu yüzden, tarım, enerji, sanayi, bina, ulaşım ve şehirlerde “hızlı ve geniş kapsamlı” dönüşümler gerekiyor.

Şu anda Türkiye’nin de imza koyduğu Paris Anlaşması kapsamında verilen taahhütler, küresel ısınmayı 1,5°C’de sınırlandırmaya yetmiyor…

***

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya, iklim değişikliğine karşı en hassas ve riskli bölgeler arasında bulunuyor.

Küresel ortalama sıcaklıklar sanayi öncesi döneme göre 1°C eşiğini aştı.

Türkiye’de ise ortalama sıcaklık artışı 1,5°C’yi şimdiden geçti.

Küresel iklim değişikliği, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal riskleri her geçen gün arttırıyor.

Türkiye’nin tümü için sanayi öncesi döneme göre, 5°C’ye varan sıcaklık artışı ve yine ülkenin güney ve batı kesimleri için %30’lara varan yağış azalması öngörülüyor.

Sayılarla canınızı sıkmayayım lakin yıllara göre Türkiye’de yaşanan meteorolojik afetlerin sayısı ürkütücü derecede artıyor.

Bu durumu Meteoroloji Genel Müdürlüğü yayınladığı rapor ve veriler ile ortaya koyuyor

Küresel deniz seviyeleri 1900’den bu yana yaklaşık 20 cm yükseldi ve 2100 yılına kadar 30 ila 120 cm daha yükselmesi bekleniyor.

Deniz kenarında yazlığı olanlara duyurulur.

1990 ile 2016 yılları arasında, dünya 1,3 milyon kilometrekare (502.000 mil kare) orman kaybetti, bu, Güney Afrika’dan daha büyük bir alandır.

Ormansızlaşma, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %10’unu oluşturuyor.

Ağaç dikmeye niyetlenenlere duyurulur.

Yaklaşık 2,2 milyar insan güvenli içme suyuna erişemiyor ve yaklaşık 4,2 milyar insan güvenli yönetilen atık su hizmetlerine erişemiyor.

Su kıtlığının 2050’de dünya nüfusunun %45’ini etkilemesi bekleniyor.

Dünya’nın buzullar hariç kara yüzeyinin yaklaşık %25’i arazi bozulumundan etkileniyor.

Arazi bozulumunun ekonomik maliyeti yıllık yaklaşık 300 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

Dünyada 3 milyarı aşan insan iklim değişikliğine karşı yüksek derecede kırılgan ortamlarda yaşıyor.

Gıda ve su güvenliği azalıyor ve geçim kaynağı kayıpları yaşanıyor.

Aşırı sıcaklıklardan kaynaklanan ölümler artıyor ve hastalık oranları yükseliyor.

Ekosistemlerin bozulması ve sosyal refahın azalması gibi uzun vadeye yayılan riskler giderek büyüyor.

Maalesef fakirlik giderek artacak…

Türkiye iklim krizi ile mücadelede; 2053 yılı için “Net Sıfır Emisyon” hedefine ulaşma kararını açıkladı.

Tartışmasız bir numaralı gündem budur.

Âli “ülke” menfaatleri peşinde koşanlara duyurulur.

Sakın ha “şahsi” çıkar gündemlerine kaymayın.

 

Erdoğan Dur

 

YORUM YAP