Az bulutlu
  • EURO 6.22
  • DOLAR 5.46

 “KÖYLÜMÜZÜN OCAĞI TÜTMEZSE, FABRİKANIN BACASI SÖNER” (5)

Yazarlar - 4 Mart 2019 00:50 A A

1923’te cumhuriyet kurulmuş olması o zaman Anadolu’da ki köylü için çok önemli değildi. Bir yazarımızın deyişi ile o yıllarda köye ha Mustafa Kemal’in askerleri girmiş, ha işgal güçlerinin askeri girmiş fark etmezdi. Yaşam o kadar güçtü ki köyde ve köylüler o kadar çaresizdi ki! Zaten Kurtuluş savaşında işgal kuvvetlerinin askerleri girdiği kentlerde namusuna göz dikmesiydi belki de Kurtuluş savaşı dahi başarıya ulaşamazdı.

Yüce önder Anadolu’ya ayak bastığında yanında çil çil altınlar değil erzak torbasında 20 yumurta, 1 okka peynir ve sadece 20 ekmeği vardı.

Anadolu’yu dolaşırken köylünün çaresizliğini bizzat gözlemlemişti. O nedenle kurduğu cumhuriyetin yaşayabilmesi ancak cumhuriyet yurttaşının çoğalmasına bağlıydı. Bu çoğalma nasıl olacaktı sorusunun yanıtı çok ise önemliydi. Bunun yanıtı 1928’te yapılan Latin harflerinden oluşan alfabe devriminde yatar. Bundan sonra ki süreç ise müthiş bir tempodur. Her dönem devlet yapısında var olan tuzu kuruların yaşantı tarzı, toplum genelinde önemli ve belirleyici olur. Bir yanda mücadele edenler, bir yanda yokluk içinde kırılanlar ve yine bir yanda tuzu kuru olup zevk ve sefa içinde yaşayanlar.. O zaman ki süreçte yeni kurulan devlet, Anadolu’da nasıl algılanmaktadır. O’nu da usta bir yazarın kaleminden okuyarak anlamaya çalışalım:

Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU, “YABAN” ın ikinci basılışına yazdığı önsözü şu kelimelerle bitirir: YABAN, ÇÖLDE BİR FERYATTIR!..

Yazarın diğer kitabı “PANORAMA”DA da bu feryat devam etmektedir. “YABAN”IN ifade ettiği asil manayı, o zamanlar kavrayamayan aydınlar bugün artık olgunlaşmış bulunuyorlar ve acı gerçekleri daha iyi görebiliyorlar. Yazar, “YABAN”I inkar eden o neslin çocuklarına hitaben “PANORAMA”YI yazıyor.. Kitaptan iki bölüm…

“Yıllar yılıdır, geceli gündüzlü durduğumuz “inkilap” kelimesinin daha “i” harfi bile buraya aksedememiş. Kabahat kimde? Bu halkta mı? Hayır, bin kere hayır: kabahat bir inkilabın plansız, teşkilatsız ve tekniksiz yapılabileceği hayaline kapılanlardadır. İki üç maddelik kanun, valiye, polise, jandarmaya birer emir… her şeyi olmuş bitmiş farz ediyoruz: bu kanunların, bu emirlerin-kafaların içi şöyle dursun-hatta dışını bile değiştiremediğini görmek istemiyoruz. Umumi müfettiş bey,-halkı Avrupai yaşayışa alıştırmak için- misafirlerini akşam yemeğine smokinle kabul ediyor; bizim lisenin müdürüyse, bütün gün mektebin içinde ökçesiz terliklerle dolaşıyor; biri, yeni bir sosyal nizam kurmak, öbürü, kafaları işlemek gibi iki çetin vazifeyi üzerlerine almış bulunan bu adamların her ikisi de bence, başka başka bakımlardan Inkilap metodumuz da ki aynı axiome hatasının kurbanıdır. Ne o, ne de bu bir şey yapmaya muvaffak olacak; her ikisi de, ağır bir çarkı, boşlukta döndürüp duracak..”

“Sana, bu satırları, içinde in cin top oynayan, Halkevi’nin çırılçıplak bir odasında yazıyorum. Bu çizgili kağıtla, içi hareli zarfı, biraz evvel aşağıdaki bakkaldan satın aldım. Kusura bakma. Bu kültür ocağında kitap falan şöyle dursun, hatta kağıt kalem bile bulmak mümkün değil. Bahsettiğim geniş odanın ortasında bir büyük masa duruyor; bunun üstünde, İstanbul’dan, Ankara’dan gelmiş bir takım eski gazetelerle mecmualar hiç el değmeksizin kendi kendilerine yıpranıp solmaktadır. Tanrım, hepimize sabır ve selamet ihsan eyleye, amin!”.

Anadolu’ya çıktığında yanında sadece kuru ekmek, yumurta ve peynir bulunan yüce önderin kafası ise çok netti. Kimlere karşı nasıl mücadele edileceği, kimlerle müttefik anlayışı içinde olunacağı savaşın hangi sınır çizgisine kadar gideceği ve neleri ne zaman yapacağı bütün bu soruların yanıtı belleğinde vardı.

Köylüye toprak verme konusu ise çok önemliydi. Eğer ona toprak verebilseydi onun bu sürece katkısının çok farklı olacağını biliyordu. Köylünün en önemli özelliği mevcut sistemin savunucusu olması yani memur gibi devlete sahip çıkmasıdır. Toprağı olmayan köylünün devleti onun karnını doyuran ağasıdır. Yani ağa ne derse odur. Arzu ettiği şekilde toprak reformunu yapamadı veya yaptırmadılar.

1938’te gözlerini yaşama kapadığında ikinci dünya savaşının duyulan sesleri kurduğu devletinin sıkıntılarını daha da arttıracaktı.
1939 yılında Erzincan depremi olması şehrin tümüyle yıkılması ve 30 bin insanımızın ölmesi de o yıllar için büyük şansızlıktı. Fakir cumhuriyeti yönetenler, herşeye rağmen o zor yıllarda yeni bir Erzincan kurmayı da başardılar.

“1939’da İkinci Dünya Savaşı başladı. Türkiye bu savaşa girmemeye çalıştı. Fakat bir gün savaşa girmek zorunda kalınabileceği veya yabancı kuvvetlerin ülkeyi işgal edebileceği endişesiyle 7 yıl süreyle sınırlarda 1 milyon askeri konuşlandırmak, beslemek zorunda kaldı.
– O yıllarda nüfusumuz 18 milyondu. Askere gidebilecek yaklaşık 4 milyon erkeğin 1 milyonu sınırlara gönderilmişti.
– 1 milyon insanı beslemek, sınırlarda tutmak büyük masraftı. Devletin 1939’da 390 milyon TL olan bütçe harcaması 1942’de 900 milyon TL’ye çıkmıştı.
– Katlanan harcamaları karşılamak için vergi toplanamadığından önce piyasaya para sürüldü. Dolaşımdaki banknot 1939’da 300 milyon TL dolayında iken 1942’de 800 milyon TL dolayına çıkarıldı. Piyasaya banknot sürüldükçe fiyatlar arttı. Enflasyon 2 katına çıktı.
– Piyasaya daha da banknot sürülecekti ama kasada banknot kalmamıştı. Banknot İngiltere’de bastırılıyordu. Banknot getiren gemi Yunan sularında torpillendiği için bastırılan banknotlar denize gömülmüştü.
– Çaresizlikten ordunun ihtiyacını karşılamak için bedeli ileride ödenmek üzere köylünün hayvanlarına el konuldu.
– Toprak Mahsulleri Kanunu çıkarılarak köylünün ürettiği her ürünün yüzde 10’u bedelsiz olarak toplanmaya başlandı.
– Çünkü hudutlardaki 1 milyon asker açtı. 120 kişilik bölükteki asker günde 17 somunu paylaşmaya mecbur kalıyordu. Harp sırasında açlıktan 57 bin asker öldü.
– Ülkenin petrol ve kömür alacak parası kalmamıştı. Kömür üretimini ikiye katlamak gerekiyordu. Fakat eli tüfek tutanlar askere alındığından madenlerde çalışacak insan bulunamıyordu. Kanun ile zorunlu çalışma uygulaması başlatıldı. Jandarma köylerdeki 15-17 yaşlarındaki gençleri topladı. Madenlere soktu. Madene inen 21 bin gencin 419’u öldü, 14 bini sakat kaldı. Büyük kısmı verem oldu.
– Mecburi yol vergisi uygulaması nedeniyle vergisini ödeyemeyen binlerce köylü yol yapımında çalıştırıldı.
– Çaresiz kalınınca Varlık Vergisi uygulandı.
Özetle harp döneminde hayvan vergisi ile köylüden 130 milyon TL, Toprak Mahsulleri Vergisi’yle 270 milyon TL, Varlık Vergisi ile de varlıklılardan 314 milyon TL toplandı.
Varlık Vergisi’yle 114 milyon kişi vergilendirildi. Tahsil edilen vergi 314 milyon TL oldu (109 milyon verginin tahsilinden vazgeçildi.) Müslümanlar kişi başına 6.102 TL, gayrimüslimler ve yabancılar kişi başına 5.326 TL vergi ödedi.
Aşkale’ye vergi ödemedikleri için 2.057 Müslüman ve gayrimüslim işadamı sevk edildi. Bunlar Aşkale’de 8 ay kaldı. Resmi kayıtlara göre, 2.057 kişiden 11 kişi hayatını kaybetti.
Bütün bunlar olurken, “savaşa girmemek becerisini gösteren hükümet o harp şartlarında Yunanistan’a ve Avrupa’da yaşayan Türk Yahudilerine yardım etti. Türkiye’ye sığınan yabancılara kucak açtı.
Bu bilgileri Cahit Kayra’nın yazdığı ”Savaş, Türkiye, Varlık Vergisi” başlıklı kitaptan aktarıyorum. Cahit Kayra vergi uygulaması sırasında Maliye Müfettişi olarak görev yaptı. Diyor ki, Varlık Vergisi’ni tartışırken o dönemde Türkiye’nin durumunu ve savaş şartlarını hatırlamak gerekir.
Bu savaşta sadece Varlık Vergisi mükelleflerinden zorla para alınmadı. Köylüden de alındı. Milyon asker hudutlarda yıllarca bekledi. Binlerle genç kömür ocağında zorla çalıştırıldı. Askerler öldü. Gençler öldü ama, Türkiye ayakta kaldı.”(Güngör URAS)

Türkiye ayakta kaldı…
1923’te yokluklar içinde kurulan bir cumhuriyet…
1929’ta çıkan büyük dünya krizinde ve
1939’ta çıkan ikinci dünya savaşında büyük acı ve sıkıntılar yaşayan köylü nüfusu..
Yine bu süreçlerde bir eli yağda bir eli bağda olan tuzu kurular..
Devleti kuran ve yöneten parti CHP…

Özellikle ikinci dünya savaşı sırasında uzun süren askerlik ve seferberlik durumlarında bu durum(Bir oda içinde çok güç koşullar altında bir yaşam sürüyorlardı. Bütün bunlar neyse bir şekilde izah edilebilirdi çünkü o yıllarda kasabaların da durumu buna yakındı. En kötüsü ise köylerde erkek namına kimsesi kalmayan genç gelinlerin, maaş çıkartmak, maaş almak, zahire koparabilmek, firar kocasını saklamak için amil tahsildara veya jandarmaya veya iaşe memurlarına tabasbus (yaltaklanma) ve müdahaneye (dalkavukluk) mecburmuş gibi bir görüntü ya da söylenti de yaygındı.) olağan karşılanır olmuştu. Tek parti dönemidir ve iktidarda ki partinin adı CHP’ dir. Birinci ve ikinci kuşaklar yaşadıklarını ve duyduklarını çocuklarına ve torunlarına aktarmışlardır. Meslek yaşamının en az 25 yılını köylerde geçirmiş bir kişi olarak çok değişik olaylarla bu durumu tespit etmişimdir. Köyün ismini vermeyeceğim, görevli gittiğim Balıkesir’in bir köyünde dilekçede belirtilen hususlara baktıktan sonra köy odasında birlikte yemek yerken konu sağdan soldan açılıp CHP’ ye geldi. Muhtar, dedi ki CHP’nin köyümüze çok büyük haksızlığı oldu. Bunun üzerine ben de muhtar! merak ettim “50 yıldır iktidar olamayan bir parti sizin köye nasıl haksızlık eder” söyler misin? Muhtarın yanıtı: “Babam anlattı 1949 yılında tapu ilk köye geldiğinde belde başkanı CHP’liye şu kadar yer yazıldı ve bir numaralı kayıt numarası ona verildi. O’na yazılan yer köyün yeri idi. Bu sebepledir ki köylümüz genelde Jandarma’dan korktuğu gibi korkar CHP’den daha doğrusu CHP iktidarından mühendis bey” demesi beynime kazındı.

1923’te devlet kur. 1929 büyük dünya bunalımını ve 1939-1945 ikinci dünya savaşını yönet sonra gel bir fincan suda boğul…

1946 yılında parlamento da büyük muhalefete rağmen “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu” çıkıyor. O gün bu kanuna muhalefet edenler 1950 de iktidara geldiğinde Nazım, “Akrep gibisin kardeşim” diyerek yine O’nu suçluyordu.
Köy enstitülerinde oluşan kadro 1970 ve 1980 müdahalelerinde yok edildi.(Eğer bu kadrolar dağıtılmasaydı bu ülkemiz hangi noktada olurdu) Köylü yerinde duruyordu. O daha okuma-yazma öğrenmekte ve sahip olduğu zenginlikleri de yeni dünya düzeni içinde emekli olabilmek hayali ile satarak üretimden düşüyor ve tüketici oluyordu. Onun içinde değişen bir şey yoktu. Yarın ise çok belirsiz..

2011 de 1950 de takılı kalmış…Bu sorunun yanıtı iktidar için çok önemlidir… Sevgi ve saygılarımla… Vecdi Yılmaz

Bu haber 175 kez okundu.
merkez_optik
Yazarlar - 00:50 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    KENDİN, KENDİN OL- İhsan DURAK
    Toplumda ki duygu, düşünce, davranış bozulmalarında ki etkenlerden önde gelenler; varsılların yoksullara, amirlerin memurlara, yönetenlerin yönetilenlere, seçilenlerin seçenlere, üretenleren tüketenlere, özel arabayla gidenlerin ,trenle gidenlere, uçakla gidenlerin, yaya gidenlere… bakışlarına hayran, yiyişlerine hayran. Ne çabuk unuttun emeklediğin, ınga dediğin, altını ıslattığın günlerdeki ağlamalarını. Ama; anneler, babalar, sağlıkçılar, öğretmenler ve mahalle bakkaLları unutmaz; borçlarını ıskalayıp, başka […]
  • 02
    KÖY ENSTİTÜLERİ NEDEN YIKILDI !
    Yıkılış gerekçesi öyle önemli ki… “Keşke okusalar da gelip beni kesseler evvela!” Biraz uzundur ama okuduğunuza değecektir diye düşünüyorum… “Londra Halkevi’nin düzenlediği, “Köy Enstitüleri 50. Yaşında” konulu açıkoturumu izleyenler, üç buçuk, dört saat boyunca yerlerinden kımıldamadılar. İzleyenler, para ödeyerek biletle girmişlerdi. Giriş bizim paramızla aşağı yukarı yirmi bin lira (5 sterlin)! Salon tıklım tıklım dolu. […]
  • 03
    KANKA
    “Nadir gülen liderler” sıralaması yapılsa 1.sıraya kimi koymamız gerek?.. Kuşkusuz Sayın Devlet Bahçeli. Ancak geçen gün bilinen ciddiyetiyle söylediği bir cümle vardı ki kendisi gülmese de okuyunca bizim tebessüm etmemize sebep oldu. Dedi ki Sayın Bahçeli: “Beklenen netice olmazsa kimse endişe etmesin. İki parti artık kanka olmuştur.” Beklenen netice dediği 31 Mart yerel seçim sonuçları. […]
  • 04
    İNCE’DEN BALIKESİR’E TAM DESTEK
    CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Altıeylül ve Karesi belediye başkan adayları Esin Balıbek ve Levent Tellioğlu’na destek isterken, “Balıkesir’de bu sefer iddialı olduğumuzu görüyorum. Nisan’dan sonra inşallah belediyeye gelip sizleri kutlayacağım” dedi. CHP’nin 24 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce, Altıeylül Belediye Başkan adayı Esin Balıbek’e destek vermek için Balıkesir’e geldi. Değirmenboğazı’nda konvoyla karşılanan […]
  • 05
    “USTASI EMANETE SAHİP ÇIKAMADI Kİ, ÇIRAĞI NE YAPACAK”
    Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı İYİ Partili İsmail Ok, Pamukçu’da düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada AK Partili belediyeleri eleştirirken, “Sizlerin oyları ile bu göreve seçilenler emanete sahip çıkmak yerine ağlayarak, arkasına bakmadan kaçıp gitti. Şimdi de ağlayarak gidenin prensi Yücel Yılmaz büyükşehir adayı.  Ustası emanete sahip çıkamadı ki çırağı ne yapacak?” dedi. Millet İttifakı’nın Balıkesir Büyükşehir […]

YAZARLARIMIZ

  • UĞUR MUMCU

    seni yağmurlu bir günde vurdular hep puslu kalsın diye belki ülke geleceği yanıldılar uğurlandığın gün dört bir yandan gönül ışığı düştü  tabutunun üstüne aydınlanıverdi ortalık. yağmur sularına baktım simsiyah akıyordu sanki karanlığın ayak izlerini yıkıyordu insanların yüzleri ıslak, öfkeli ağaçların gözyaşları pırıl pırıl yağmur inatla yağıyor ama akan sel insan seli 1993-Balıkesir Download Nulled WordPress […]
  • KANKA

    “Nadir gülen liderler” sıralaması yapılsa 1.sıraya kimi koymamız gerek?.. Kuşkusuz Sayın Devlet Bahçeli. Ancak geçen gün bilinen ciddiyetiyle söylediği bir cümle vardı ki kendisi gülmese de okuyunca bizim tebessüm etmemize sebep oldu. Dedi ki Sayın Bahçeli: “Beklenen netice olmazsa kimse endişe etmesin. İki parti artık kanka olmuştur.” Beklenen netice dediği 31 Mart yerel seçim sonuçları. […]
  • ATKÖYLÜ MEHMET ÇAVUŞ

    Atköylü Mehmet Çavuş Çanakkale, Filistin, Kafkas Cephesi, Kuvayı Milliye – Milli Mücadele derken uzun ayrılıklardan sonra köyüne döner bir bakkal dükkanı açar. Bütün harp görmüş insanlar gibi sert mizaçlıdır. Çabuk parlar, serttir, celallıdır, inatçıdır, doğrudan şaşmaz. Asla taviz vermez. Herkes az çok kendinden çekinir. Kimseye “Eyvallahı” yoktur. Öfkesi hazırdır. Arada sırada askerlik arkadaşı Bigadiç’in Çiftlik […]
  • YILMAZ HOCA (2)

    Yılmaz hocayı en kısa nasıl tarif edersin deseler şöyle derdim; Üreten, ürettiğini hakça paylaştıran, çalmayan, çaldırmayan, baskıya boyun eğmeyen bir devrimci adam… Yılmaz Büyükerşan kendisine oy vereninde vermeyeninde hocasıdır. Hocanız olmayan birisine hocam demek “Görüşlerinize katılmasam da sizin bilgeliğinizi, öğreticiliğinizi kabul ediyorum” demektir. Gelelim diğer dükkâna: Çiçekçi dükkânından başka bir dükkân daha açtı Yılmaz Hoca. […]
  • 90 GÜN KALA AKLIMA GELENLER – Birgi TUNA

    Bugün 18 Şubat 2019. 19 Mayıs 2019’a tam 90 gün kaldı. Emperyalizm, 20’nci yüzyılda en büyük hezimeti Çanakkale’de yaşadı. Uğradığı hezimete rağmen, Türk Milletini esir etmek için 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla başlayıp 10 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşmasıyla tamamlanmaya çalışılan süreçte emperyalist ordular tek kurşun atmadan Yunan, Bulgar, Arap çeteleri maşa olarak kullandı. Bu […]
  • BİR KÜLTÜR MABEDİ : SARIKIZ KAZDAĞI ETNOGRAFYA GALERİSİ

    Güre İskele’de bulunan galeri, 14 Kasım 2015 yılında Uğur ve Murat Bostancıoğlu kardeşler tarafından merhum babaları Ali Bostancıoğlu’nun anısına ithafen kurulmuştur. Galeride, 8 dakikalık Kazdağları ve bölge tanıtım filmi, İda Dağı Mitosları, Troya ve Antandros, Kuzey Ege Antik Kentleri, Antik dönemlere ait sikkeler, vazolar ve terrakotalar, Fatih’in İstanbul’un fethi sırasında Toroslardan getirdiği Tahtacı Türkmenleri, Yörükler […]
  • BAL-KES VE SİYASET!

    Balıkesirspor 31 Mart seçimleri ile birlikte nihayet anımsandı. Millet İttifakı’nın Büyükşehir Belediye başkan adayı İsmail Ok, her konuşmasında Balıkesirspor’u Süper Lige çıkardıklarını, şimdi ise 1. Lig’de düşmemeye oynadığını söylüyor. Süper Lig olayı doğru ama küme düşme olayı biraz ajitasyon gibi… Yine de şunu söyleyebiliriz. Teknik Direktör Giray Bulak ve futbolcuların özverili mücadelesi olmasa belki  şimdiden […]
  • ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ BALIKESİR KEŞŞAFLARI – Fatma Zehra KÖSELEY

    18 Mart Çanakkale Zaferinin 104. yıldönümünde Balıkesir Lisesi öğrencilerinden oluşan Keşşaflar ( İzciler ) Çanakkalede şehit olan Balıkesir Lisesi İzcilerini gururla ve minnetle andılar. Balıkesir Kuvayı Milliye şehrine yakışır bir temsili tören ancak bu kadar güzel ve anlamlı olabilirdi.Bu törene emek verenlere , yürekten teşekkürler. Keşke bu tören ta başından sonuna kadar kayıt altına alınabilseydi. […]
  • MEKTUP

    Sen öldün. Öldürmek bir eylemdir. Türkçe dilbilgisinde ya da yasalarda “fiil” de denir. Oysa ölmek bir eylem değildir. Senin ölmeni, ölümü, ölmeleri bir eylem yaptı insanoğlu ve ölünden ve ölümlerden kendine zırhlar, kapılar ve tesbitler icat etti. Ölümünden ve ölümlerden kendine konuşacak çok şey buldu ama yapacak hiçbir şey bulamadı. Sen öldün. Senin ölümünü ve […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • KENDİN, KENDİN OL- İhsan DURAK

    Toplumda ki duygu, düşünce, davranış bozulmalarında ki etkenlerden önde gelenler; varsılların yoksullara, amirlerin memurlara, yönetenlerin yönetilenlere, seçilenlerin seçenlere, üretenleren tüketenlere, özel arabayla gidenlerin ,trenle gidenlere, uçakla gidenlerin, yaya gidenlere… bakışlarına hayran, yiyişlerine hayran. Ne çabuk unuttun emeklediğin, ınga dediğin, altını ıslattığın günlerdeki ağlamalarını. Ama; anneler, babalar, sağlıkçılar, öğretmenler ve mahalle bakkaLları unutmaz; borçlarını ıskalayıp, başka […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 3 AY = ÇOK SENE… Nedim ISPARTA

    İstasyon mahallesi yazımda bahsettiğim gibi,  fabrikamızın özelleştirilmesi / kapatılmasının ardından çil yavrusu gibi dağıldık. Ben de bir arkadaş vasıtasıyla Görsel Yayınlar’a ansiklopedi satışı için başvurdum ama şartlar uymadı.  Lise mezunu değildim. Dursunbey’de satış yaparken yardımcı olduğum İpek hanım, beni direk müdür Hüseyin Aslan’ın( Facebook’dan arkadaşım şu anda) odasına götürdü.  – Nedim abi bu işi yapamazsa […]
  • HAÇLI KATLİAMLARI  DEVAM EDİYOR- Ramazan KARACA

    Bizim nesil Haçlıların yaptığı katliamları daha belki okullarda okumadan evvel Cüneyt Arkın’ın çevirdiği filmlerden öğrenmişti. (Örneğin, Selahattin-i Eyyubi. 1970’te çevrilmiş. Biz daha çocuk yaşlarda bu filmleri izledik. Bu yazıyı yazmadan önce yine baktım. Tam bir katliam o yıllarda yapılanlar.) Aradan yüz yıllar geçti ama bu katliamlar hâlâ devam ediyor. Bunu nereden anlıyoruz; Yeni Zelanda’da katliam […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • KARDEŞ KAVGASINA HAYIR… TAHSİN EREL

    Dostlar diyor ki: “Neden genel konularda yazmıyorsun?..” Gerçi şurada burada imzamızın göründüğü oluyor zaman zaman ama sonuçta yerel yazarız biz… Yerel okurun ilgisi seçime odaklanmış durumda.”Güncel” kavramının da anlamı daraldı böylece… Gazete yazarı günceli kovalar. Anketlere göre, koltuğu kapmasına çok bir şey kalmayan CHP Ankara adayı Mansur Yavaş’la ilgili iddialar da güncel gerçi; ama bu […]
  • TOSUN’UN PROJELERİNDEN NOTLAR

    Cumartesi günü Millet İttifakı Başkan Adayı Tolga Tosun, proje ve meclis üyesi adaylarının tanıtımını gerçekleştirdi. Toplantıya katılan Dursun Mirza’nın da konuşmasıyla CHP’deki buzların eridiğini söyleyebiliriz. Burada özellikle Tolga Tosun, Dursun Mirza’ya “Canımdan çok sevdiğim Dursun Ağabeyim” diye hitap etti. Mirza da konuşmasında Tolga Tosun ile sorunu olmadığını ve her türlü desteği vereceğini açıkladı. Bu gelişmenin ardından seçim […]
  • RAMAZAN DİKMEN- Uğur SATILMA

    “Öldü. Ölmüş. Aramızdan ayrıldı. Sizlere ömür. Onu kaybettik. Acı kaybımız. Dilin alışkanlıkları karşısında raha­tına düşmüş zihnin kanaatkâr suskunluğu.” Ne de güzel ifade ediyor, “Afife Abla’nın İncileri” adlı öyküsünde Ramazan Dik­men malum son karşısındaki teslimiyetimizi. Biz bu sefer ak­sini yapalım, ölümün ardından zihnimizde beliren basmaka­lıp kelimeler yerine daha farklı cümleler kuralım ve yâd edelim. 1997 yılında […]
  • KÖY ENSTİTÜLERİ NEDEN YIKILDI !

    Yıkılış gerekçesi öyle önemli ki… “Keşke okusalar da gelip beni kesseler evvela!” Biraz uzundur ama okuduğunuza değecektir diye düşünüyorum… “Londra Halkevi’nin düzenlediği, “Köy Enstitüleri 50. Yaşında” konulu açıkoturumu izleyenler, üç buçuk, dört saat boyunca yerlerinden kımıldamadılar. İzleyenler, para ödeyerek biletle girmişlerdi. Giriş bizim paramızla aşağı yukarı yirmi bin lira (5 sterlin)! Salon tıklım tıklım dolu. […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 103.408
    0,09%
  • ALTIN 229.89
    0,47%
  • DOLAR 5.464
    0,79%
  • EURO 6.224
    0,55%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link