28° Parçalı az bulutlu
  • EURO 6.63
  • DOLAR 5.90

KÖY ENSTİTÜLERİ NEDEN YIKILDI !

Eğitim - 22 Mart 2019 01:48 A A
balikesir24saat

Yıkılış gerekçesi öyle önemli ki…
“Keşke okusalar da gelip beni kesseler evvela!”
Biraz uzundur ama okuduğunuza değecektir diye düşünüyorum…
“Londra Halkevi’nin düzenlediği, “Köy Enstitüleri 50. Yaşında” konulu açıkoturumu izleyenler, üç buçuk, dört saat boyunca yerlerinden kımıldamadılar. İzleyenler, para ödeyerek biletle girmişlerdi. Giriş bizim paramızla aşağı yukarı yirmi bin lira (5 sterlin)! Salon tıklım tıklım dolu. Sonra söyledi, Cumhuriyet’in Londra Muhabiri Edip Emil Öymen, toplantıyı tepeden, balkondan izlemiş.

Dört saate yakın süren toplantıda, konuşmacıların konuşmalarını özetlemek güç. Açış konuşmasını, konuşmacılara soruları yöneltme işini Prof. Server Tanilli yaptı. Prof. Tanilli, havasındaydı; iyiydi. Melih Cevdet Anday, Talip Apaydın, Prof. Paul Dumont, İlhan Selçuk, Vedat Türkali, bir de ben konuşmacıydık.

Tanilli, Melih Cevdet Anday’a, Türkiye’de aydınlanma hareketini, bunun içinde Köy Enstitülerini sordu. Melih Cevdet Anday, uzun konuşmasının bir yerinde özetle şöyle dedi:

“Ben size, Köy Enstitülerini tanımış bir yazar, bir şair olarak düşüncelerimi söyleyeceğim; ama Talip Apaydın’ın söyleyeceklerini ben de merakla bekliyorum. (Orada, Köy Enstitüsü çıkışlı olarak yalnız Talip Apaydın vardı.)

Size bu aydınlanma üzerine bir iki söz söylememe izin verin; aydınlanma çağı deyince ilk usa gelen, 18. yüzyıl Batı Avrupası’ndaki bir fikir hareketidir. Ben, bu fikir hareketini bugün burada, sadece eğitim açısından, öğrenim açısından ve oradan atlayarak Köy Enstitüleri açısından, işe yarayacak yanlarını belirtmek istiyorum.

Ünlü Alman düşünürü Kant, ‘Aydınlanma Nedir?’ başlıklı yazısında, şunu söyler; size bunu özetliyorum, önemli bir tümcesini söyleyeceğim sizlere: Kant, ‘Öğrenme hakkı bütün insanlara verilmiştir’ diyor. Bugün bu söz, size çok olağan gelen bir sözdür. Neyi söylüyor Kant bununla? Demek ki tarihimizde diyor, öğrenme, bilgi edinme hakkı sadece yukarı sınıflara özgü idi, yani yöneticilere özgü idi.

Gerçekten de tarihe bakarsak, bunun böyle olduğunu görüyoruz. Hatta, okuma yazma bilmek sadece yöneticilerin hakkıydı, yazı icat edildikten bugüne. Halkın, böyle bir hakkı olduğu katiyen kabul edilmemiştir, işte, aydınlanmayı, bugünkü konumuz açısından size şöyle söylüyorum: Bilgi edinme hakkı, bütün insanların hakkıdır”.

Anday, daha sonra uzun uzun aydınlanma hareketini özetledi:

“Atina’daki aydınlanma ‘düşünce özgürlüğü’ demekti. Bunun üzerinde gene duracağım. Kant’ın demin özetlediğim yazısında anlatılan olay da budur. ‘Bütün insanların bilgi edinmeye hakkı vardır’ neyi demek istiyor? Ancak bilgi edinen insan özgür olur. Özgür düşünce demek, seçme hakkını elde edebilmek demektir, insan, seçme hakkını elde edebilmek için bilgi edinme hakkını önce kazanmalıdır. Bilgi edinen insan da ‘Ben şunu değil, bunu seçiyorum. Ben şu yolu değil, bu yolu yeğliyorum’ diyebilir, işte o vakit, insanın gücü ortaya çıkar; yani insan köle olmaktan kurtulur. Toplumunun, insanlığının geleceğini etkileyecek gücü ele geçirir” dedikten sonra Karl Marx’ın “sosyalist dünya” düşüncesindeki özgürlük anlayışının da söz konusu olduğunu belirtti. Daha sonra konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sözüme başlarken demiştim ki demin, bütün insanların okuma ve öğrenme haklarını savunmak bugün burada, sizlere çok olağan bir şey gelebilir. Gene eklemiştim, bu hakları almak kolay olmamıştır. Bu hakkı insanlar çarpışarak, kan dökerek hatta, ölerek elde etmişlerdir. Köy Enstitülerine gelmek istiyorum: Köy Enstitülerinin nasıl kurulduğu, nasıl yıkıldığı meselesine getirmek istiyorum; niçin yıkıldı? Bugün, sayın arkadaşlarım, Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümüdür.

Bunu konuşmak üzere, burada toplandık. Fakat, bence önemli olan, Köy Enstitülerinin yıkılışı olayıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nde bu kadar eşi görülmemiş bir kurumun yıkılmasına kim önayak oldu? Evet, neden yıkıldı? Demin, size olağan olduğunu söylediğim bilgi edinme hakkını, bizim köylü çocuklarımıza neden yakıştıramadılar da bu kurumları yıktılar? Buraya gelmek istiyorum. Birtakım tartışmalar oldu, sonra dedikodular biçimine dönüştü, sonra düpedüz karşı gelme hareketi başladı. Benim bu noktada belirtmek istediğim şudur: Bu karşı gelme hareketi, tek parti döneminde doğrudan doğruya CHP içinde başlamıştır.

Halk Partisi içinde ‘sağcı kanat’ diyebileceğim, hatta burada açık seçik biçimde söyleyeyim, o kişileri de tanırım. Bunlar, faşistlerimizdi bizim, faşistlerdi bunlar düpedüz! Bunlar içinde, Halk Partisi’nden milletvekili olmuş, TBMM’ye girmiş adamlar da vardı. Bu takım, CHP içinde daha, Demokrat Parti’den önce, iktidarı ellerine geçirdiler. Yani bir hükümet değişikliği oldu. Ortaya çıkan yeni iktidar, işte bu faşistlerden kuruldu. İsimler de vereyim size (Melih Cevdet kimi adları saydı).

Şimdi size bir anımı anlatacağım, bunu rahmetli Hakkı Tonguç ‘tan dinledim: İsmet Paşa Cumhurbaşkanı, Köy Enstitülerinin kurulmasına en büyük destek. Hatta, biliyorum ki Hakkı Tonguç Bey’e, “Hakkı Bey, bir sıkıntın olursa, doğrudan doğruya bana gel” diyen bir adam. Ama ne oluyor? Tek parti CHP’nin içinde, iktidar sağ kanadın eline geçiyor.

İsmet Paşa, kendi partisinin içindeki muhalefet grubunun düşüncelerini duyuyor elbette ve bir gün, özel treninin hazırlanmasını buyuruyor. Bu trene, Reşat Şemsettin Sirer ‘i de çağırıyor, o bir milletvekili daha. Ama karşı bu harekete, bu enstitüler hareketine. Hakkı Tonguç Bey’i de çağırıyor. Tren kalkıyor, Köy Enstitülerinin bulunduğu yerlerde duruluyor, İsmet Paşa, Reşat Şemsettin, Hakkı Bey… Daha başka ilgililer, gidiyorlar, Köy Enstitüsünü geziyorlar, İsmet Paşa boyuna dönüyor Reşat Şemsettin Sirer’e:

– Nasıl buldunuz Reşat Bey! diyor. O da:

– Çok iyi Paşam, çok iyi Paşam! gibi sözlerle karşılık veriyor.

Şimdi efendim, tren kalkmış. Küçük bir istasyonda köylüler durmuşlar, “Paşa’yı görmek istiyoruz” demişler. Paşa da inmiş, köylülerle konuşuyor. Olayı Hakkı Bey’in kendisinden dinledim, diyor ki: “Trenin öbür tarafına da biz indik. Reşat Şemsettin yanımdaydı”.

Şimdi size, beni çok üzen hikâyeyi anlatacağım. Reşat Şemsettin Sirer, ne diyor biliyor musunuz? “Hakkı Bey, bu köylü çocuklarını neden okutmak istiyorsun?” diyor. Köylü çocuklarının okumasından korkuyor! Hakkı Bey demiş ki:

– Ne demek? Nasıl okutmayabiliriz? Elbette okutacağız! Reşat Şemsettin’in yanıtı şu olmuş:

– Okusunlar da gelip bizi öldürsünler mi istiyorsun! (Bu sırada dinleyiciler soluklarını kesmişler, öyle dinliyorlardı. Anday, konuşmasını sürdürdü.)

Hakkı Bey anlatıyor: “İsmet Paşa trene binmiş. Haber aldık, biz de bindik. Sonra sofrasına çağırdı bizi. Oturduk, ben hiç konuşmuyordum, İsmet Paşa şöyle dedi:

– Hakkı Bey, nedir bu durgunluğunuz? Bir şey düşünüyorsunuz galiba?

– Paşam, “Köylü çocukları okurlarsa acaba bizi öldürürler mi?” diye düşünenler var!

İsmet Paşa, bunun üzerine şunları söyledi:

– Keşke okusalar da gelip beni kesseler evvela!

Melih Cevdet Anday, bu son tümceyi söylerken, elini boynuna götürüyor, kesiliyor gibi yapıyordu. Salonu dolduran, merakla izleyen topluluk birden boşanmışçasına alkışladı Anday’ı. “Ben sözlerimi burada bitiriyorum” sözleri duyulmadı.(Cumhuriyet, 19 Nisan 1990)

* Adam sanat 2003 Nisan ayı.//Server Tanilli-Melih Cevdet Anday’la ilgili anı’dan alıntılanmıştır.

Bu haber 248 kez okundu.
Eğitim - 01:48 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    YAĞLI GÜREŞ’TE BAŞKANLIĞI KAPTIRMIYORUZ!
    Türkiye Yağlı Güreş Düzenleyen Kentler Birliği Başkanlığı’na oy birliği ile Yücel Yılmaz seçildi. Edip Uğur’un istifasının ardından Zekai Kafaoğlu Birlik Başkanı olmuştu. Kafaoğlu’nun gidişinin ardından Yücel Yılmaz üçüncü başkan oldu. Türkiye Yağlı Güreş Düzenleyen Kentler Birliği Meclis Toplantısı, birliğin merkezi olan Balıkesir’de gerçekleştirildi. Birlik üyesi; belediye başkanları, meclis üyeleri, güreş ağalarının yoğun katılım gösterdiği meclis […]
  • 02
    “15-16 HAZİRAN DİRENİŞİ BUGÜNE DE IŞIK TUTUYOR”
    Tarihe 15-16 Haziran direnişi olarak geçen işçi direnişinin 49’ncu yıl dönümü nedeniyle Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde “Kıdem Tazminatımıza ve Emeklilik Hakkımıza Sahip Çıkıyoruz” mitingi düzenlendi. DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası Balıkesir Şube Başkanı Hüseyin Hilmi Ovalı, ” İşçi sınıfı haklarına el uzatıldığında neler yapabileceğini bu şanlı direniş ile gösterdi. Dün sendikal hakları için ayağa kalkan işçi sınıfı […]
  • 03
    BASİAD’DAN YENİ PAZAR ARAYIŞI
    Balıkesir Sanayici ve İş Adamları Derneği (BASİAD) Balıkesir firmalarının yeni pazarlara ve işbirliklerine ulaşması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. BASİAD, 18-23 Haziran 2019 tarihleri arasında Özbekistan’da ikili ticari görüşmeler gerçekleştirip, diplomatik ziyaretlerde bulunacak. Balıkesir Sanayici ve İşadamları Derneği (BASİAD) Özbekistan’a ticari gezi düzenliyor. Gezinin öncelikli amaçlarından biri BASİAD üyelerinden Savaşlar Endüstriyel Soğutma firmasının uzak pazarlara daha kolay […]
  • 04
    45 YIL SONRA GELEN MADALYA
    1974’de Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan Burhaniyeli 10 gazi 45 yıl sonra madalya gururu yaşadı. Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, Kıbrıs Harekatının 45. yılında 10 Kıbrıs gazisine madalya verildi. Kaymakamlık toplantı salonunda madalyalarını, Balıkesir Vali Vekili Şükrü Kara, Burhaniye Kaymakamı Hüseyin Öner, Balıkesir Aile Çalışma Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ahmet Çakır ve daire müdürlerinin elinden alan gaziler büyük […]
  • 05
    JEOTERMAL BİRLİĞİ
    Altıeylül, Karesi, Edremit, Bigadiç ve Sındırgı belediye başkanları Başkent Ankara’da düzenlenen T.C. Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği’nin 2019 yılı Olağan Meclis Toplantısı’na katıldı. Balıkesirli başkanlar parti ayrımı gözetmeden birlik ve beraberlik içinde hareket etti. Jeotermal kaynaklar açısından zengin bir ülke olan Türkiye’de, jeotermal kaynağa sahip belediyeleri bir araya getirmek ve kaynakları verimli bir şekilde kullanabilmek için […]

YAZARLARIMIZ

  • ÖĞRENCİ, SORU YERİNE SORUN ÇÖZEBİLECEK Mİ?

    Ziya Selçuk, liselerde dört yıl içinde yapacakları değişikleri,  “Orta Öğretimde Reform” diye 18 Mayısta sundu. Ekonomik, sosyal, mesleki yaşamın eğitim yolu ile yeniden üretilmesi ve dönüştürülmesi hedefi ile eklemlenmeyen, sadece genel liseler ile sınırlı bir modeli “ortaöğretim reformu” olarak sunmak; bütünsel bir eğitim reformunun parçası olması gereken ortaöğretim reformunun toplumsal dönüşüm için öneminin henüz anlaşılamadığını […]
  • Y’ANLIŞ K’ARARLAR S’ORUNU: YKS

    Bu ara hep yerel seçimler ve bilahare iptal olan İstanbul nedeniyle YSK konuşuluyor ama bu üç harfin hayatımızda önemi büyük ki bugün de aynı harflere takılıyız. Tekinin yerini değiştirmekle karşımıza çıkıyor: YKS. Ama YSK(Yüksek Seçim Kurulu) kadar popüler değil. Çünkü çok değişti ismi, bu son hali. ÖSS desek bilirsiniz. Bugün ve yarın üniversite sınavı var. […]
  • OĞUZ BOYLARI

    Selçuklu Devleti’nin yaşadığı yıllarda ve Moğolların önünden kaçan ya da onların ardından çeşitli şekillerde pek çok Oğuz boyu Anadolu’ya gelmeye devam etti.İlhanlı Devleti’nin yıkılmasıyla Anadolu’nun doğusunda kurulan devletler, Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmen devletleri kısa zamanda güçlenip sınırlarını kapayınca, Asya’dan Türkmen göçü tamamen durdu. Hemen bunların ardından başlayan ve yüzyıllar süren Osmanlı-Safevi sürtüşmeleri hudut boylarını geçilmez […]
  • “ZİHİNDEKİ FOTOĞRAF”

    Terim ABD’li gazeteci-yazar Walter Lipmann’a ait. “Kalıplaşmış Yargının” “Zihindeki Fotoğrafı” Önyargının kalıplaşmış hali. Beton gibisi… Beton deyince Rumca’dan Türkçe’ye geçmiş bir deyim geldi aklıma. “Na to kefari, na to mermari”  “na” işte demekmiş. İşte kafa işte mermer… Solcular halkın değer yargılarına önem vermez kalıbı İstanbul belediye seçiminde kırıldı. Bu sağdan kırmaydı. Soldan kırmayı da Ovacık’ta […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • KAZDAĞLARI, NEDEN ELİMİZİN ALTINDA OLMASIN?!.

    Tüm dünyaca ünlü oksijen cenneti Kazdağları üzerine, birkaç yıl çalışılsa sayfa sayfa literatür taraması ve bölge ilgili uzmanların adım adım keşfetmesiyle doğal ve kültürel envanteri çıkarılabilir. Kazdağları’nın kapsadığı bölgenin doğa ve kültürel varlıkları tümüyle kayıt altına alınabilir. Gelecek nesillerin bu güzelliklere tanık olması için yapılması zorunluluktur. Şu ana kadar kadar yapılmaması büyük bir kayıptır. Yapılması […]
  • T.C’DEN TCDD’NİN KARA TRENİ’NE!

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin T.C. ile ilgili önergeyi anlaşılmaz bir şekilde reddetmesinin ardından konu unutturulmak istense de  bir şekilde gündeme geliyor. Politika gazetesinden arkadaşımız Tarık Sürmelioğlu,“T.C. değil Türkiye Cumhuriyeti yazın” başlıklı yazısında olaya değişik bir açıdan yaklaştı. Sürmelioğlu, 16 Mayıs’ta  Kuva-yi Milliye Günü’nde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz‘a seslendi ve şunları yazdı: “Kuva-yı Milliye […]
  • “SEFER TASI BAKIRDAN, ASKERİMİZ FAKİRDEN” Fatma Zehra KÖSELEY

    Kolay değil sevdalanmak. Sevdanın eteğine takılan mert bir yüreğin çekip gitmek zorunda kalışını ve geride kalan acısını bilmeyene nasıl anlatırsınız ? Zordur desem ; ne kadar zoru nasıl anlatayım ? En iyisi size bir gerçek öyküyü alıntılayayım da , sizler karar verin. “Ankara Treni ” başlıklı bu yazıyı kim yazdı bilmiyorum. Yazarını aradım bulamadım. Öylesine […]
  • HİÇBİR ŞEY GÜZEL OLMAYACAK- HAKAN TOPALOĞLU

    Hayatımıza dair gerçekleri görmezden geliyoruz. Hayata gerçekçi baktığını iddia edenimiz  çok ama gerçeği değil gerçeğin görüntüsünü, olan biteni değil olan bitenin bize yansıtılan kadarını görüyor ve hatta inanıyoruz. Bu olgu hayatımızda olan bitenler için olduğu kadar hayatımızdaki insanlar için de geçerli. Aziz Nesin’in ülkemizde yaşayan insanlarımızın zeka düzeyini sorgulayan sözleri hala akıllarda ve dillerde. Kendi […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • ‘GURBETÇİ GAZETECİ’NİN GÖZÜNDEN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ- İbrahim ERGÜL

    Hafta içinde fırsat bulup Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısını takip ettim. Öncelikle sorunsuz 7. kata ulaşabildiğimi ve toplantıyı basına ayrılan bölümde rahatlıkla izleyebildiğimi belirtmeliyim. Lakin basin mensuplarIna ayrılan bölümün Balıkesirlilere haber akışını sağlayan gazetecilere çok da uygun olmadığını söylemek lazım. Meclis salonunda ki gelişmeleri en arka sıradan gözlemlemeleri çok zor. Sağlıklı bir haber akışı için […]
  • YOKSULLUK VE VARSILLIK

    Bu yazı kendime ait değil. Çok etkilendiğimi belirtmek isterim. Yoksullıuk ve varsıllık bir kader değildir. İnsanlar ve her toplum kendi kaderini kendi yaratır. “Alın yazısı”kavramı ve “kader” kavramlarını dini  anlamda  tanımlamak ve anlatmak benim görevim değil. Dünyanın siyasi, ekonomik, kültürel, eğitim tarihlerine  bir göz attığımızda karşımıza çıkan olgular insanı etkilemektedir. Doğadaki kendi geleceği için bal […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • PAZARLAMADA 25 YIL – Nedim ISPARTA

    Bugün size 25 yıllık pazarlama hayatımın 1/3’ünü oluşturan ansiklopedi satışı sırasında başımdan geçen ilginç satış olaylarından bahsedeceğim. 90’lı yıllarda ilk satış yaptığım bölge Kütahya’dayım. Okullarda anket yaparak velilere ulaşıyoruz. Taşımalı eğitim sebebiyle en ücra köylere kadar ulaşıyoruz. Altımda Lada otomobil, tek başıma satış yapıyorum ( Daha sonra 3 yıl arka arkaya 185 kişi arasında Türkiye […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • SAÇMALAMAYIN… Tanyol KIPÇAK

    Yıllar önce..90’lı yıllar diye aklımda kalmış..Siyasi parti liderlerinin TV’lerdeki açık oturumlarını hatırlıyorum…Demirel’den Erbakan’a..Ecevit’ten Türkeş’e.. Mesut Yılmaz dan Çiller’e.. Erdal İnönü’den Perinçek’e kadar..Bazen gergin, bazen esprili..Kantarın topuzunun kaçmadığı seviyeli oturumlardı…Oturumları yönetenlerde hiçbir zaman “taraf” olmazdı..Hiç isimleri üzerinde spekülasyon yapılmazdı.Ertesi gün gazetelerde karikatürler yayınlanır, esprili eleştirilerle liderler kendilerine yakıştırılan figürlerle çizgi ustalarının hedefi olurlardı..Bedri Koraman, Nehar Tüblek, […]
  • “İŞÇİ KIYIMI VE ADALETSİZLİK” RAMAZAN DİNLEMEZ

    Ramazanın gelişiyle birlikte bir ritüel haline getirilen iftar programları da başladı. Bandırma Belediyesi 1350 kişiye Bandırma, Edincik ve Aksakal’da hayırseverlerin desteği ile iftar yemeği ikram ediyor. Bandırma’da Ortaokulu önündeki iftarlara katılanlara baktığımızda bu yıl öğrencilerin ağrılıkta olduğunu görüyoruz. Oruçlu oruçsuz birçok insan burada karnını doyuyor. Zaten olması gereken de bu değil mi? İnsanları “oruçlu oruçsuz” diye […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • “AYVALIK’I ANLAMAK AŞKTIR”

    İlias Venezis “Eolya Toprağı” kitabının sonunu şöyle bitirir: “Ninem kafasını eğip hayatı boyunca onu koruyan sineye yaslıyor başını. Bir şey engelliyor, yerleşemiyor rahatça: ihtiyarın gömleğinin içinde bir kesek var sanki. -Ne var burada? diye soruyor hemen hemen kayıtsız bir edayla. Ninem elini kıyafetinin altına sokuyor ve bedenine değen, yürek atışlarını duyan küçük yabancı bedeni buluyor. […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 90.787
    0,32%
  • ALTIN 254.24
    0,40%
  • DOLAR 5.901
    0,54%
  • EURO 6.635
    0,12%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link