Yayınlanma Tarihi :

KONYA GEZİSİ’NİN ARDINDAN… (2)

KONYA GEZİSİ’NİN ARDINDAN… (2)

KONYA’DA GEZDİĞİMİZ YERLERE AİT ÖZET ve ÖZEL BİLGİLER

1.TROPİKAL KELEBEK BAHÇESİ:

Konya Merkez Selçuklu ilçesinde ve merkeze 12 km mesafede olup, araçla 20 dakikadır. 2015 yılında açılmıştır, 7200 metrekare alanın 3500 metre karesinde Böcek Müzesi ve Kelebek Bahçesi olarak iki bölümdür. Yapımında 630 ton çelik ve çeşitli ebatlarda 1730 adet cam  kullanılmıştır. İçerisinde 28 derece sıcaklık ve % 80 nem vardır. Bahçede 60 türden 20.000 adet aylık kelebek uçuşu olmaktadır. Bu kelebekler bahçeye Kosta Rika, Panama, Kenya, Filipinler, Endonezya ve Singapur’dan özel kutular içinde ve Pupa evresinde uçak ile getirilmişlerdir – getirilmektedirler. Bahçede 195 tür bitki mevcuttur.

Böcek Müzesinde; Kelebek Yaşam döngüsü, Böcek Sineması, Kelebek Sınıflandırması, Kelebek Davranışı, Böcek Köyü kısımları vardır.

NOT: -1 : Halk arasında kelebeğin ömrü bir gündür denilmesine rağmen , bu sözün yanlış olduğunu “kelebeklerin ömrünün bir hafta ile bir yıl kadar olduğunu burada öğrendik”

2.SİLLE KÖYÜ:

Kelebek Bahçesinden 7 kilometre 12 dakika mesafededir. Sille ismi Silenos’tan gelmektedir. Kaynayıp coşarak akan su anlamınadır. Sille köyünün 5000 yıllık tarihi geçmişi vardır. Köy civarı TÜF taşı ile kaplıdır. Bu taş Selçuklu zamanında inşaatlarda kullanılmıştır.

Sille’nin rakımı Konya’dan 100 metre fazla olup 1115 metredir. Köye Sille Barajı solda kalacak şekilde girilir. Frigyalılar’dan günümüze kadar ulaşan bir yerleşim merkezidir. Erken Hıristiyanlık dönemi merkezlerinden olup Bizans döneminde tepeler oyularak Hıristiyanların saklanması ve ibadet yapmaları için Mabetler yapılmıştır. Köyde yedi kilise ve yedi köprü ve yedi caminin var olduğu bilinmektedir. Köyün ortasından hala suyu bol ve tertemiz akan İKİ KATLI bir dere geçmektedir.

Selçuklular Konya’yı fethedince burada yaşayan Hıristiyanlar bu köye gelip yerleşmişlerdir. Osmanlı döneminde de Rum ve Türkler birlikte yaşamışlardır. 327 yılında Bizans İmparatoru Costantin’in Annesi Helena Kudüs’e hac için giderken burada konaklamış ve mağaralarda ibadet edildiğini görünce buraya Aya Eleni Kilisesini yaptırmıştır. Ana kubbe ve geçişlerde, taşıyıcı ayaklarda Hz. İsa ve Hz. Meryem ile Havariler’in Freskleri vardır. Kilisenin arkasında kayalara oyulmuş odalar bulunmaktadır. Oyuk ve mağaralar ile civarın taşı toprağı Ürgüp’ün taşına ve toprağına ve mağaralarına benzemektedir.

NOT:-2: Aya Eleni Kilisesi’nin dünyada insan eli ile ilk kez inşa edilen bir yapı (bina) olduğunu öğrendik, kilise binası halen ayaktadır, restore edilmiş ve fresk ve ikonlar bir kaç yıl önce İtalyan sanatkârlar tarafından aslına uygun olarak çizilmiş ve boyanmış durumdadır.

3.ŞAPEL MÜZESİ:

Eleni Kilisesinden çıktıktan sonra 320 metre mesafede, 5 dakika yaya yürüyüş mesafesindeki eski şapeldedir. Müzeye yaya veya otobüsle geçilebilmektedir. Müzeyi görebilmek için mezarlığın geçilmesi gerekiyor. Süt şapeli restore edilerek, 2012 yılında Türkiye’nin ilk Zaman Müzesi haline dönüştürülmüştür. Müzede Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait saatler, cep ve masa takvim ve saatleri ile Osmanlı Padişahlarının günlükleri sergilenmektedir. (Biz yaş ve sağlık durumumuz (70 yaş üstü / müsait olmadığından) yokuşu çıkıp Şapel’e gidemedik.)

4.SİLLE MÜZESİ:

Konya’nın tarihi ve kültürel geçmişine ışık tutan bir müze olup, el sanatları ve folklorik yapısını günümüze taşımaktadır. Müze eski ve 100 yıllık bir ilkokul binasının restore edilerek 2017 yılında açılması ile hizmet vermektedir. Sille Medresesi’ne ait yazma eserler bir zamanların en gözde mesleği çömlekçiliğe ait toprak kaplardır.1800 -1900 yıllarında İtalya ve İspanya‘da çok revaçta olan Sille Halıları, hamam kültürünü yansıtan balıklı hamam tasları ile 1945’li yıllardan beri Konya’nın ilk patentli ürünü olan 5 yıl dayanıklı iç ve dış kamyon lastiklerinden üretilen, Hidayet Kolcu’nun Lastik Çarık ve ayakkabıları da burada üretilmektedir.

5.KONYA PANORAMA MÜZESİ ve 80 BİNDE DEVRİ ALEM PARKI:

Konya Panoroma Müzesi’nde; tarihi medreseler, camiler, surlar, askerler, sultanlar ve çeşitli milletlerden insanların heykellerini ihtiva eder. 13. yüzyıldaki Konya’nın sosyal yaşantısını gösteren bir müzedir. Seksen Binde Devri Alem Parkı 2014 yılının 23 Nisan’ında açılmıştır. Üç farklı park konseptini içerir.

1.TARİH ÖNCESİ DÖNEMİ (T – REX parkı), 2. CİHAN-I TÜRK DÖNEMİ, 3.MASALLAR DİYARI…

6.MEVLANA MÜZESİ:

Atlas Lale Tarlasından 6.5 km. 15 dakikalık mesafededir.1926 yılına kadar Konya “Asar-ı Atika = Eski Eserler” müzesi adı ile açılmıştır.

HAZRET-İ MEVLANA’nın HAYATI:

Ölüm ruhun tanrıya ve sevgiye kavuşmasıdır diyen Mevlana 1207 yılında Afganistan’da doğmuştur. 1273 yılında Konya’da vefat etmiştir. Babası Bahattin Veled Afganistan’da saygın bir kişi imiş, yurtlarını terk etmek zorunda kalıp Konya’ya sığındıklarında Selçuklu Sultanı tarafından el üstünde tutulup ağırlanmışlar, Saray olan Gül Bahçesi onlara hediye edilmiştir. Bu gül bahçesinde de Mevlevi Dergahı kurulmuştur. Müzede Mevlevi Tarikatı üyelerinin nasıl yaşadıkları, Derviş Hücreleri, İbadet ve Eğitim Mekanları vardır. Mevlana’nın kendisi KUBBE-İ  HAR’da = YEŞİL KUBBE olarak anılan türbede yatmaktadır. Mevlana’nın en büyük eseri 1278 tarihli en eski nüshası Mevlana Dergahı Eserleri, Sekiz Telli Keman, Sabır Taşları ve Astronomi derslerinde kullanılan Küre’de buradaki müzede sergilenmektedir. Mevlana iki evlilik yapmış, Gevher Sultan’dan Sultan Veled ve Alaaddin isimli oğulları, ikinci eşi Kira Hatun’dan da Muzaffer Alim Çelebi ve Melike Hatun isimli iki çocuğu olmuştur. Mevlana Müzesindeki SEMA gösterileri saat 1900 ‘da başlar ve bir saat sürelidir.

7.HALK ETLİ EKMEK ve GAZYAĞCI FURUN:

Mevlana Müzesinin 950 metre doğusundadır, yaya gidilebilir. 5 km. batıda Meram’da da Gazyağcı Fırın vardır. Bu fırına ancak araçla gidilebilir.

8.KYOTA JAPON PARKI:

Konya – Ankara yolu üzerinde ve Konya’ya 14 km mesafededir. Konya ile kardeş belediyecilik kapsamında 36000 metrekare ye inşa edilmiştir. 0800 – 2300 saatleri arasında açıktır, giriş ücretsizdir. Büyük gölette kazlar ve kuğular bulunur. Ayrıca Japonlar’a özgü yiyecek, suşi de burada bulunan restoranlarda yenilebilmektedir.

9.KIZÖREN OBRUĞU:

Konya’ya 71 km – 56 dakika mesafede Aksaray yolu üzerindedir. Türkiye’nin en büyük obruğudur. Yanındaki tarihi kervansaray otel olarak restore edilmektedir.

GEZİ İZLENİMLERİ ve SONUÇLAR:

1-Gezi ve yolculuk esnasında arkadaşlarımız arasında yapılan şaka, jest, mimik ve espriler bizleri güldüren, sevindiren ve mutlu eden olaylardır, grubumuzun güzel davranışlarıdır, ayrıca aramızda GAZİLİK madalyasına sahip olan arkadaşlarımız vardır, onlar da onur ve gurur kaynağımızdır.

-Otobüste herkesin yeri var olmasına rağmen bir arkadaşımızın dönüş yolculuğunda hostes koltuğuna oturarak seyahat etmesini anlayamadık. (sebebini kendisinden öğrenemediğimiz bir olaydır)

Başkanımız Feryal TÜRKÖZ’ün navigasyon ile Karatay Müzesi güzergâhını keşif ve takip ederken, neredeyse araç trafiğinde ezilecek durumda kalması da…(Şükür, Allah korudu dediğimiz bir olaydır.)

-Kadir kıymet bilen tüm arkadaşlarımızın ve eşlerinin ayrıntılı planlama, titizlikle icra ve emniyetle grubumuzu sevk ve idare etmesinden dolayı Başkanımız Feryal TÜRKÖZ’e ayrı ayrı teşekkür etmeleri samimi itiraflarımızdır. Tekrar candan teşekkür ederiz.

-Konya’da ikamet eden gönlü zengin vefalı devre arkadaşımız Emekli Jandarma Subayı Oğuz KOCAUSTA bizleri kendi kafesinde ağırladı. Ayrılış günü de hazırladığı yolculuk ikram paketleri ile bizleri mahcup etti. Kendisine çok teşekkür ediyoruz. Oğuz KOCAUSTA Selimiye Askeri Orta okulundan ve Kuleli Askeri Lisesinden beri sevdiğimiz babacan bir arkadaşımızdır. O gün duygulu ve heyecanlı bir şekilde anlattığı askerlik hayatı tam bir romandır. Erkenden ve niçin meslekten ayrıldığını… o anlatmaya doyamadı…biz de dinlemeye doyamadık…Kendisi yolda ve İzmir’e geldiğimizde bizleri merak ettiği için iki kez arayıp sormuş ve selamlamıştır. Her gittiğimiz ve gezdiğimiz yerde hatıra fotoğrafları çektirdik, paylaştık ve çok güzel anılar biriktirdik.

-Ses yayın cihazımız çalışmıyordu, gruba hitaben yapılacak konuşmalar ve rehber anlatımları için mikrofona ihtiyaç duyuldu.(Yaka mikrofonuna ihtiyaç olduğu yönetimce önceden duyurulmuştu.)

-Başkanımızın kendi eseri olan “el oyması ahşap resimlik” çok beğeni topladı ve kendi eli ile Turgut AVANOĞLU ve eşi Aliye Hanım’a  alkışlar eşliğinde armağan edildi. (kendi yerlerini kendi istekleri ile Başkanımız’a  verdikleri için)

-Başkan Yardımcımız Kamil TATLICI ve Eşi Semra Hanım’ın önerileri ile, Başkanımız’a armağan ettiğimiz Columbia marka sweatshirtün güzelliğinden bahsetmeden ve Başkanımıza da çok yakıştığını söylemeden geçemem. Güle güle iyi günlerde kullansın ve sırtında paralansın.

2- Konya, coğrafyamızdan da bildiğimiz, çok büyük düzlüklerden oluşan bir ova ve tarım alanıdır. Şehir, tarihi gelişim ve sosyal yaşam bakımından önemini hala korumaktadır. Geniş cadde ve sokakları, modern bina ve yapıları ile geçmiş tarihini ve hali yansıtmaktadır. Çok geniş topraklara sahip olmasına rağmen, toprakları her türlü tarıma uygun vasıflar taşımaz, buğday ve ayçiçeğinin daha çok ekildiği bir yerdir. İçme ve sulama amaçları ile yeraltı suları sondajlar ile çekildiği için bölgede derin ve tehlikeli obruklar oluşmaktadır. Konya halkı dindar ve mutaassıp kişilerden oluşmaktadır. Genç ve orta yaşlı vatandaşlarımız bile kendi şehirlerini tanımıyor, kişiler 100 metre yakınındaki tarihi ve turistik yerleri bilmiyor ve nerede olduğunu tarif edemiyor. Yerli ve yabancı turistlere yardımcı olabilmek için çırpınan ve samimi bakış ve davranışları ile ilgi gösteren kişi görmekte zorlanırsınız.

3- Zenginlerin ve varlıklı kişilerin çok fazla olduğu hissedilir derecededir. Meram ilçesindeki villa ve müstakil evler sahil kentlerimizi aratmayacak kadar lüks yapılardır. Dikkat çeken diğer bir konu da her bina ve yapının üzerinde KİM veya hangi ŞİRKET tarafından hangi isim ile yapılmış olduğunun yazılı olmasıdır. Yazılı olmayan bir bina ve yapı hemen hemen yok gibidir. Başka yerlerde olduğu gibi SATILIK EV levhası göremezsiniz, onun yerine SATILIYOR levhası asıyorlar.

-Konya Belediyesi dahil bazı belediyelerin, halkın parasından oluşan bütçelerinden milyarlarca lira para harcayarak DİNOZOR heykellerine yatırım yapmaları bir türlü anlaşılaMAmaktadır. Buna rağmen son günlerde, modern düşünceyi ve laik sistemi benimseyen halk kesiminin % 50 gibi bir oranı yakaladığını gördük ve duyduk.

-Sille köyünden dönüşte mihmandarımız Hüseyin Bey, yol üzerindeki meyve ağaçları üzerinde yetişen ve yaşayan ÖKSE OTU ve onun faydalarından bahsetti. Bilgilendik ve insan bünyesine çok sayıda faydası olduğunu öğrendik.

4- Konya’nın etli ekmeğini ve fırın kebabını yedik, dondurmalı höşmerimini (dondurmalı un helvasını) tattık, Konya’nın spesiyali olan Konya şekeri ve akide şekerini tattık, konu ile ilgili olarak epeyce sayıda dükkan ve satış yerlerinin  mevcut olduğunu gezerek gördük.

5- Ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün çok müstesna heykellerinden birisi olan ve eliyle “Buğday Başakları Tutan” Yüce ATATÜRK heykelini de görmüş olduk. Gerçekten, KONYA ve YÖRESİ GÖRÜLMEYE DEĞER BİR YERDİR.

6- Keza bölgeyi gezerken; Nükte Kahramanımız NASRETTİN HOCA’yı değişik heykelleri ile birçok yer ve güzergâhta gördük, andık ve hatırladık. Dönüşte uğradığımız Afyon’da şehir merkezinde gezerek alışveriş yaptık. Kaymaklı ekmek kadayıfı yedik ve satın aldık, afyon kaymaklısı, sucuk ve şekerlemeler ile yöreye ait ürünler aldık. AFYON kendisine has özellikleri ile GÜZEL bir ilimizdir.

Arkadaş ve eşlerimiz ile birlikte yaptığımız Konya gezimizi tüm detayları ile anlattım. Çok şükür sağlıklı bir şekilde, kazasız ve belasız gittik, gezdik, gördük ve salimen evlerimize döndük.

Daha başka gezilere ve nice etkinliklere katılmak kısmet olur inşallah diyorum. Tüm arkadaşlarıma ve okuyucularıma saygı ve selamlarımı iletiyorum.

Kaynak : Muharrem KAYNAK

YORUM YAP