DOLAR31,1049% 0.2
EURO33,7099% 0.21
STERLIN39,4306% 0.11
FRANG35,3004% 0.18
ALTIN2.033,59% 0,05
BITCOIN1.628.5690.089

KAZDAĞLARI’NIN URANYUMA İHTİYACI YOK

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
KAZDAĞLARI’NIN URANYUMA İHTİYACI YOK

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mustafa Varank, geçtiğimiz günlerde Çanakkale’yi ziyaret etti. Nurol Holding-Tümad Madencilik tarafından işletilmekte olan Lapseki altın madeni ocağında, bir takım incelemelerde bulundu. Ve yaptığı açıklamada, “Çanakkale bölgesinde tahminlere göre 80 ila 100 milyar dolarlık değere sahip altın madeni yatıyor. Madencilik bölgeye istihdam sağlıyor. TÜMAD yerli makine ekipman kullanıyor. Milli Madencilik politikası izleteceğiz. Yurtdışında ABD’de, Kanada’da madencilik nasıl yapılıyorsa biz de aynı şekilde madencilik yapacağız. Maden alanları rehabilite ediliyor ve eski haline getiriliyor. Madenlere karşı çıkış siyasi saiklerle yapılıyor.” dedi.

Bu açıklamaların ardından, ülkemizde gerçekten halktan yana, doğayı ve ekosistemi gözeten kamusal bir madencilik politikasının uygulanıp uygulanmadığını düşündüm. Madencilik ile sağlanan 5-10 yıllık geçici istihdam yerine neden tarım ve turizm gibi kalıcı istihdam olanakları yaratan politikaların üretilmediğini sorguladım.

Sevgili okurlarım, Kazdağları’nda son zamanlarda beni bu düşüncelere sevk eden pek çok gelişme yaşanıyor. Şimdi, kalemim yettiğince sizlere bunlardan bahsetmek istiyorum.

Çanakkale’nin Ayvacık İlçesine bağlı Arıklı Köyü yakınlarında Maden Teknik Arama (MTA) tarafından TORYUM-URANYUM arama sondajları başlatıldı. Kazdağları’nın köyleri, ormanı, tarım alanları ve sit alanları toryum-uranyum madeni için tehlikeye atılıyor. Bölgede radyasyon riski her geçen gün artıyor.

Yörede yaşayan halkı ise; başta kendileri olmak üzere diğer bütün canlıların evi yuvası olan Kazdağları’nda toryum-uranyum maden aramasını ve işletilmesini istemiyor.

Bir süredir Ayvacık Arıklı köyü yakınlarındaki ormanlık alanda sondaj çalışmalarını yürüten MTA’nın uranyum ve toryum gibi radyoaktif madenler aradığı öğrenildi. Buna rağmen Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu ya da sondaj ile ilgili herhangi bir duyuru yer almamaktadır. Böylece halkın en temel hakkı olan bilgi edinme hakkımız yok sayılmıştır. Bu arama başlamadan önce bilgilendirme ve arama yapılacağı duyurulmamıştır.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından “Kazdağları’nda Uranyum Madenciliği İstemiyoruz” diyerek imza kampanyası başlatıldı.

MTA, arama faaliyetini 3 bin 445 hektar alan için 2017 yılında aldığı 5 yıllık bir arama ruhsatı kapsamında gerçekleştiriyor. Ruhsat alanı yakınlarında Assos, Gargara ve Lamponia antik kentleri, doğal ve arkeolojik sit alanları var. Ayvacık İlçesi, Küçükkuyu Beldesi, Arıklı, Nusratlı, Yeşilyurt, Küçükkuyu, Ahmetçe, Demirciköy, Hüseyinfakı, Kayalar, Sazlı, Kozlu, Büyükhusun, Çaltı, Tartışık, Dibekli, Güzelköy ve Kırca köyleri yerleşim yerleri ve tarım alanları ruhsat alanının çok yakınlarında yer alıyor. Kekik kokulu mis gibi çam ormanları içerisinde sondaj makineleri toprağı delmeye, kimyasal atıklarla dolu atık havuzları inşa edilmeye başlandı.

Uranyum madeninin arandığı ve işletildiği yerlerde çok ciddi radyoaktivitenin arttığı, havanın, suyun, toprağın uranyum nedeniyle kirletildiği bilimsel bir gerçek. Nitekim daha önce uranyum aranan Manisa Köprübaşı ve “Kanser Köy” olarak anılan Söke Kisir Köyü hakkındaki radyoaktif kirlilikle ilgili olarak Greenpeace’in Raporları var.

Kuzey Ege’nin turizm ve tarım açısından çok değerli olan, zeytinin, zeytinyağının en hasının elde edildiği, yöre halkının ekoturizmden ciddi gelir kazandığı bu bölgede uranyum ve toryum aramak ve bulunursa da işletmek bölgenin değil, adeta Bütün Kuzey Ege’nin idam fermanı olacaktır.

Arıklı’da 1970’li ve 1980’li yıllarda uranyum sondajları yapıldığı ve bu sondajların bölgeye  olumsuz etki yaptığı ve eski sondaj alanlarında hala yüksek radyasyon değerlerinin ölçüldüğü bilinmekte. Bu konuda bilimsel raporlar ve makaleler mevcuttur. Bu bilgiler de kamuoyu ile paylaşılmamıştır.

Daha eski sondajların yarattığı radyoaktivite kirliliğini önlemeden ve gerekli tedbirleri almadan yeni sondajlara başlanılması kabul edilemez. Uranyum madenciliği dünyadaki en kirli endüstriyel uygulamalardan biridir. Uranyum madenciliğinde gerçekleştirilen işlemler sonucunda açığa çıkan radyoaktif elementler toprak, su ve havaya geçer. Maruz kalanlarda başta kanserlere sebep olmak üzere, özürlü doğumlarına, bebek ölümlerine, kronik akciğer, göz, deri ve üreme organı hastalıklarına sebep olur.

Aynı zamanda uranyum madenciliğinin yarattığı bir diğer çevre felaketi ise devasa su kullanımıdır. İklim krizi sebebiyle her geçen gün daha da değerlenen temiz su kaynaklarını bu kadar hunharca kullanılması oldukça düşündürücüdür. Bunun yanı sıra radyoaktif elementlerle kirleten, gıda güvenliği tehdidini ve gıda krizini artıracak olan bir kaynağın kullanılması planı iklim krizinin sonuçlarını daha da ağırlaştıracaktır.

Yöre halkının geçim kaynağı; zeytin, hayvancılık, orman ürünleri ve turizm faaliyetleridir. Bu gelir kaynakları yüzyıllar boyunca bölgeye yeter. Yani şunun altını çizmek istiyorum: Kazdağları’nın uranyuma ihtiyacı yok.

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne resmi yazı yazarak ÇED süreci hakkında bilgi istenildi. Henüz yanıt alınamadı. Ayvacık Kaymakamlığı’na talepler iletildi. Ayvacık Cumhuriyet Başsavcılığı’na Çevre Etki Değerlendirme Raporu ve herhangi bir ÇED kararı olmayan arama sondajlarına izin verenler ve MTA hakkında soruşturma açılması talebiyle suç duyurusunda bulunuldu. Henüz sonuç alınamadı.

Yetkili kurum ve kuruluşlar nedeni bilinmeyen bir sessizliğe bürünmüşken, köy halkı ve bütün Kazdağları sevdaları ise aksine oldukça kararlı bir şekilde haykırmaya devam ediyor. Ve Kazdağları için şu isteklerde bulunuyorlar:

Arkeolojik sit alanı olan Arıklı Köyü’nde başlayan toryum-uranyum arama sondajı acilen sonlandırılsın. Arıklı ve civar köylerde ev içlerinde, sokaklarda, sularda, çeşmelerde, tarım alanlarında, meralarda, ormanlık alanlarda radyasyon ve diğer ağır metal ölçümleri yapılsın ve sonuçlar ve alınması gereken önlemler yöre halkı ile paylaşılsın. Arıklı ve civar köylerde kanser vb. sağlık taraması ve bölgedeki ölüm nedenleri hakkında bilimsel araştırmalar yapılsın. Eski sondaj alanlarında bağımsız uzmanlarca radyoaktivite ölçümleri yapılsın. Sonuç yöre halkı ile paylaşılsın. Eski arama ve sondaj alanları tehlike yaratmayacak şekilde acilen rehabilite edilsin.

YORUM YAP