DOLAR 32,2448 % 0.11
EURO 35,0074 % -0.01
STERLIN 41,3701 % 0.01
FRANG 35,7046 % 0.11
ALTIN 2.427,65 % 0,11
BITCOIN 68.507,25 1.387
Yayınlanma Tarihi :

KANAYAN YARAMIZ. ÇOCUK GELİNLER…

KANAYAN YARAMIZ. ÇOCUK GELİNLER…

Dalgaların sesini dinlemek, birazda kendimle baş başa kalabilmek için oturduğum bankta;
“12 yaşında evlendirildim.
13 yaşında anne oldum.
Hiç bir zaman sevgi görmedim, benim hiç saçım okşanmadı” dedi birdenbire yanımda oturan kadın.
Şaşırmıştım…

Kültürler, dinler ve etnik kökenlerin ötesine geçen, küresel bir sorun olan çocuk yaşta evliliklerin, bir başka deyişle çocuk yaşta zorla evlendirilenlerin dramını dile getiriyordu yılların birikmişliği ile…

Aslında hiç dinmeyen, kanayan yara çocuk gelinler.
Binlerce kız çocuğu ergenlik çağına gelmeden, çocukluklarını yaşamadan, henüz bedenlerinin bile farkına varamadan, evlilik kurumunun içine sürükleniyor, fiziksel, duygusal ve eğitimsel olarak zarar görüyor, önce eş daha sonra anne oluyorlar.

Bu koşullarda evlendirilen bu kızların sağlıklı düşünerek çocuklarını eğitmeleri ve duygusal olmayan cinsellikten sağlıklı bireyler beklemek biraz hayal gibi.

Bu trajik gerçek, çocuk gelinlerin varlığıyla şekillenen bir insan hakları krizini de işaret ediyor.

Ülke genelinde yapılan istatistiklere göre 15 yaşında ve 15 yaşından küçük evlendirilen çocuk oranı %28,
Orta Anadolu Bölgesinde bu oran %37,
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde %42’lere çıkıyor.
Yani her üç kadından biri çocuk yaşta evlendiriliyor.

Hayallerini oyuncak ve okul süslemesi, okul forması giymesi gereken bu çocuklara beyaz gelinlik giydiriliyor.

O çocuklar ki çocukluklarını çeyiz sandıklarına gömüyor, ne oyunun tadına varabiliyorlar ne de okulun.

Hacettepe Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre 7,2 milyon kişinin evlilik kararını aileleri vermiş.

3 milyon çocuk, başlık parası yüzünden, hiç tanımadıkları, babası yaşındakilerle evlenmek zorunda bırakılmış.

Ruhsal, sosyal fizyolojik gelişmelerini tamamlamamış evlilik sorumluluğunu taşıyamayan bu çocuk gelinleri, evlilik yaşamlarında da zor günler bekliyor.

Yoksulluk… Yoksunluk… Şiddet… Sevgisizlik… Gelecekten umut kesilmiş hayatlar…
Evlilik onlar için tutsaklıktı, korkuydu.

Oysa Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesine göre 18 yaşın altındaki her birey çocuktu.

Türkiye çocukları korumak için söz verdi ama onları koruyamadı.

Türk Ceza Kanununda 15 yaşında bir çocukla evlenen kişi, ancak şikayet üzerine cezalandırılıyor.
Eğer şikayet yoksa suç da yok, ceza da yok.

Hatta ailenin rızası, hakimin takdiri ile daha küçük yaşlarda bile evlilik olabiliyor.

Çocuk yaşta evlendirilmelerinin temel nedenleri;
Toplumsal baskı, yoksulluk, aile içi şiddet, eğitimsizlik, geleneksel kültürel normlar, dini bilgilerin yanlış yorumlanması, çocuk yaştaki evliliklerin dini kaynaklar tarafından meşrulaştırma gayretleri, evliliği kurtuluş gibi görme, taciz ve tecavüz.
Bu faktörler çocuk gelinlerin kaderini belirlerken, onları savunmasız kılıyor, haklarından yoksun bırakı

Çocuk gelin olgusuna en büyük neden feodal yapı. Köylülük ile birlikte şehire gelip geleneksel sosyal yapıyı kıramamış kente bir türlü entegre olamamış, varoşlarda yaşayan burada da hala kız çocuklarını okula değilde merdiven altı konfeksiyon atölyelerine çalışmaya gönderen (o atölyelerde sendikanın olmaması da bir dezavantajlı durum) toplum kesiminde görüldüğü de bir gerçektir

Çocuk gelinlerin yaşadığı sorunlar sadece bireysel değil aynı zamanda toplumsal ve ekonomik boyutları da içerir.

Erken yaşta evlendirilen kız çocukları genellikle eğitimlerini tamamlayamazlar, ekonomik olarakta bağımsız olamazlar.

Kız çocuklarımızın ve onları yetiştiren annelerimizin yaşamına çağdaş bir pencere açmak zorundayız.

Onları özgüven sahibi, kendi kararlarını kendisi alabilen, aldığı kararların sonuçlarına katlanabilen, haklarının farkında, bedenen ve ruhen sağlıklı bireyler haline getirmek hepimizin boynunun borcudur.

Buda iyi bir eğitim ve iyi bir eğitimin sonucunda kazanılan ekonomik özgürlükle olacaktır.

Gelin onlara yollarını bulduralım.

Bu sorunla mücadelede hükümetlerin ciddi bir çaba göstermesi gerekir.

Devletin bütün paydaşları, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri konuya dahil edilip ortak bir bilinç oluşturulmalıdır.
Eğitim kampanyaları, yasal düzenlemeler, ekonomik destek programları ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları çocuk gelin olgusunu azaltmak için etkili yöntemler arasındadır.

Ayrıca aile içi şiddetle mücadele, kız çocuklarının eğitime kolaylıkla erişimi, erken yaşta evliliği önleyen politikaların ödünsüz uygulanması hayati önem taşır.

Anne-baba erken evliliğe izin verse bile yasalar buna izin vermemeli, 18 yaşından önce kimse zorla evlenmemeli, evlendirilmemeli.

Eğitim süresinin 4+4+4 değil kesintisiz 12 yıla çıkarılması, çocuk yaştaki evliliklerin önüne geçecektir.

Diyanet İşleri Başkanlığımız, verdiği mesajlarla, dini nikah olgusunu sağlıklı bir şekilde, dinimizin öngördüğü şekliyle halka anlatmalı, küçük yaşta yapılan dini nikahların önüne geçmelidir.

Gelin el birliğiyle onlara yollarını bulduralım.
Seçenekler sunalım.
Yeni ufuklar açalım.
Onları destekleyelim.

Eğitimli, güçlü annelerin, hem kendi kaderlerini, hem kız çocuklarının kaderlerini hem toplumun kaderini değiştireceğine inanıyorum.

Toplumun ve hükümetlerin, ortak ve kararlı bir çaba göstermesiyle, çocuk gelin olgusunu sonlandırmak ve kız çocuklarının haklarına saygı göstermek mümkün olacaktır.

Kadınların katledilmediği, şiddet görmediği, ayrımcılığa uğramadığı, kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmediği, İstanbul sözleşmesinin de tekrar yürürlüğe gireceği bir ülke dileği ile.

Serpil GÜLEÇYÜZ

Kaynak : Serpil Güleçyüz

YORUM YAP