20° Parçalı bulutlu
  • EURO 6.81
  • DOLAR 6.10

KANATLARI KAZ DAĞLARI’NI AŞAN KARTAL – İlknur DOĞAN KAMALI (*)

Eğitim - 25 Şubat 2019 02:26 A A

Şahsiyetini ve haysiyetini sert vurulmuş mühür gibi taşıyan yazar Sabahattin Ali 112 yaşında…

Modern Türk öykücülüğünün en önemli isimlerinden biri olan Sabahattin Ali, aslen Karadenizli bir aileye mensuptur. Ali, 25 Şubat 1907’de Edirne’nin Gümülcine Sancağı’na baglı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası  Selahattin Ali Bey, dönemin edebi ve kültürel alanda kendine yer edinen Prens Sabahattin ve Tevfik Fikret’le olan dostluğundan mütevellit dünyaya gözlerini açan ilk oğluna Prens “Sabahattin’in” adını verir.

Sabahattin Ali, babası Selahattin Ali Bey’in görev yerinin sık sık değişmesi dolayısıyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit gibi çeşitli vilayetlerde tamamlar.

Elbette ileride kişiliğinin yansımasına oldukça katkıları olacak bu şehirlerin içinde Edremit’in yeri ayrı olacaktır. Çünkü o yeşil mürekkebiyle kaleme aldığı “Kuyucaklı Yusuf” adlı eseriyle Edremit’in ideolojik ve sosyolojik bir fotoğrafını çekecektir.

Edremit’e geldikleri zaman bölge Yunan işgalinde olduğu için babası maaşını alamamış ve aile maddi anlamda sıkıntı günler geçirmiştir. Bu zor günler Sabahattin Ali’nin içine kapanmasına neden olmuş ve içinde kopan fırtınaları dindirme görevi okuduğu kitaplara düşmüştür. İnsan kişiliğinin tam da o yaşlarda oluşmaya başladığını dile getiren Freud’un görüşleri dikkate alınırsa Sabahattin Ali’nin kişiliğinin oluşumunda yetiştiği ortamın ne kadar büyük rol oynadığı açıktır.

Edremit’te yaşadığı dönem içerisinde Sabahattin Ali’yi etkileyen iki güzide şahsiyet Ruhi Naci Sağdıç ve Mustafa Seyit Sutüven olacaktır. Kaz Dağları’ndaki “Sutüven” şelalesinden soyadını alan Mustafa Seyit ile Sabahattin Ali, sağlam bir dostluğun temellerini atacaklar ve bu dostluk ölene dek sürecektir.

“Benim meskenim dağlardır” şiirini söyleyen Sabahattin Ali için Kazdağları büyük bir önem arz eder. Kaz Dağları’nın yörüklerine vurgundur Sabahattin Ali ve onun kaleme aldığı eserler neticesinde Kazdağları kültürel ve edebi mekanların başında gelir.

Sabahattin Ali’nin ilk şiir ve öyküleri Çağlayan ve Irmak dergilerinde yayımlanır. Edebiyat sahasında; şiir, hikaye, roman, oyun, makale gibi türlerde eserler vermekle birlikte daha çok hikayeci kimliğiyle ön plana çıkar. “Filiz Hiç Üzülmesin” dediği biricik kızı müzikolog Prof.Dr.Filiz Ali de babasının şairliğinden öte hikayeci olarak anılmak istediğini dile getirmiştir.

Sanatçının Değirmen (1935), Kağnı (1936), Ses ( 1937), Yeni Dünya (1943) ve Sırça Köşk ( 1947) adlı 5 hikaye kitabında toplam 64 hikaye vardır. Sabahattin Ali’nin hikaye çizgisi  klasik vaka düzenine sahip Mauppasant tarzıdır.

Yeşil mürekkebiyle öykünün fotoğrafını çeken Sabahattin Ali sanatı, “içinde yaşanılan cemiyet şartlarının şuurlu ve şuursuz bir ifadesi” şeklinde değerlendirdiğinden olsa gerek yazardan bahsetmenin iki yolu var: İlki 1930’dan önceki endividüalist çizgisi, diğeri 1930’dan sonraki toplumcu çizgisi. Sabahattin Ali’nin 1930’lu yıllara kadar geldiği dönemde yazdığı hikayeler melankolik marazi ve endividüalist bir karakter taşırlar. Öyle ki yazarın öyküleri, Egdar Allan Poe, Guy de Maupassant ve Maksim Gorki gibi yazarların eserleri ile benzerlik gösterir.

Ancak öyle hikayeleri vardır ki orada aşk meselesini ele alışı bile farklıdır. “Bir Cinayet’in Sebebi” adlı hikayesinde şöyle bir diyalog geçer:

-İki kişi mücadele ederken birisi mağlubiyeti kabul ederek diğerine dehalet etmek istese ötekisi ne yapar?

-Muhtariyet verir.

Ancak 1930 yılına gelindiğinde Sadri Ertem’in “Çıkrıklar Durunca” adlı eseriyle başlayan Anadolu’ya temayül, köylü ve işçi sorunlarını ele alma, kısaca “Toplumsal Gerçekçilik” teması Sabahattin Ali’nin öykülerine derinlemesine nüfuz eder. Toplumsal konulardaki ilk gerçekçi hikayeleri 1930 yılında, Resimli Ay dergisinde yayımlanmaya başlayan Sabahattin Ali’nin hikayelerinde hemen hemen her toplumsal sınıftan insan karşımıza çıkar. (köylü, işçi, aydın, bürokrat)

Bu durum hikayelerde genellikle “diyalektik devinim” şeklinde ortaya çıkar. Ezen-ezilen ağa-jandarma-köylü; işçiler, kadınlar, doktorların elinde heba olan hastalar; cehaletlerinin esiri olan mahpuslar; halka tepeden bakan aydınlar hep bu devinimin sonucudur.

Ona göre bu devinim doğal karşılanamaz, karşılanmamalıdır ve karşılanmayacaktır.

Sabahattin  Ali için Ahmet, Mehmet, Hasan ya da Hüseyin… Hiçbir önemi yoktur, o fertlerin ideolojik görüşleri ile ilgilenmez, onun ilgilendiği fertlerin yaşadığı adaletsizliklerdir.

Çünkü Sabahattin Ali’ye göre sanatın tek ve açık bir maksadı vardır: İnsanları daha iyiye, daha güzele ve daha doğruya yükseltmek.(Altınkaynak 33:2008)

O kendinden öncekiler gibi “masabaşı yazarı” olmamıştır. Ona göre köye ve köylüye kıyıdan bakanlar, orada yaşamın olmadığı görüşüne kapılmışlardır bilakis köylünün de hayalleri, tutkuları, acıları, öfkeleri, hırsları vardır. Yani köyde sanılanın aksine yaşam durmuş değil, bir şelale, bir toprak, bir ağaç, bir çiçek kadar canlıdır ve vardır.

Diğer  önemli gerçeklik samimiyettir. Sabahattin Ali, aydının Anadolu insanına bakışını şu sözlerle dile getirir:

“Kitle için yazdıklarını zanneden muharrirlerimiz en gülünç olanlarıdır. Kitle ile beraber ıstırap çekmeyen, halkın sevinci ile yüzü gülüp onun isyanı ile şaha kalkmayan, nabzı kitlenin nabzı ile aynı tempoda atmayan adamın kitleye “sen” diye hitap etmesi hatta gülünçten ileri şeydir. Hala köylüyü bir seyyah gözüyle seyredip onda ya mistik bir ruh ya da iptidai bir hayvan olarak gören büyük romancılarımız var.” (Altınkaynak 34:2008)

Bu bağlamda Sabahattin Ali’nin “Bir Konferans” adlı öyküsünü anımsamak faydalı olacaktır.

1941 yılında yazdığı Bir Konferans adlı öyküde yeni yapılan okulu açmak için köye, üstü başı düzgün, golf pantolonlu, fotoğraf makineli insanlar gelir. İlk bakışta bu insanların çok mühim olduğunu düşünür köylü. Gelenler içerisinde Paraguay’da köy üzerine eğitim gören biri de vardır. Bu entelektüel adamlar, öğrendiklerini bildiklerini köylüye anlatmak için onlara kooperatifçilik hakkında bir konferans verirler. Lakin köylüler anlatılanlardan hiçbir şey anlamaz. Yine de başlarını anlamışçasına sallayarak gelenleri onore ederler. Konuşma bitince, oradaki öğretmenlerden biri kendinin bile bir şey anlamadığını onların neden anlamış gibi başını salladığını sorar, o esnada köylülerden biri atılır: “Aman beyim, anlamadık diyelim de baştan mı anlatsın” der.

Bu öykü köylüyü hedef alan çalışmaların aslında sadece sözde var olduğunu, köyde bu sözlerin bir karşılığı olmadığının güzel bir örneğidir.

Çünkü köye gelen aydınlar, ne köylüye ne de insana inanıyorlardır. Tanpınar’ın deyimiyle, “İnsanı ve hayatı yalnızca yabancı adeseleri(mercek)  tuttuğu ışıklar altında görmek ya da realitesine hiç bakmadan sadece zihnin mahsulü gibi yaratmak ile sonuç elde edilemez.” (Tanpınar 1993:57)

Çünkü aydın dediğin memleket meselelerine kafa yorar ama Sabahattin Ali’ye göre bizde aydın, memleket meselelerine uzak, köye ve köylüye cam bir fanustan bakan, ezberlediği düşünceleri bir papağan gibi tekrar edendir.

 “Anadolu’da işsizliğin doğurduğu yegane iş dedikodudur.” sözleri Sabahattin Ali’ye göre köyün en önemli problemlerinden birinin  yoksulluk ve onun sonucu olarak eğitimsizlik olduğunu gözler önüne serer.

Onun başkalarından farklı samimiyeti ve düşüncelerini açıkça söyleyip yapmasıdır.

Sabahattin Ali’nin edebiyatımıza katkısı yadsınamaz. O, Türk edebiyatında pek çok anlayışı değiştirmiş, köyün ve köylünün dünyasına girerek onu çarpıcı bir gerçeklikle almıştır. Öyle ki o memleket sevdasını bir kavga bayrağı diyerek sallandırmış, bunu yaparken acıklı bir dil kullanmaya da kalkışmamış, memleketine büyük bir cesaretle bağlılığını her fırsatta dile getirmiştir.

Sabahattin Ali, bizim 1940’lardan beri kanamaya devam eden yaralı cihetimiz. Umutsuzluğa kapıldığım zamanlar aklıma hep Sabahattin Ali gelir. Çünkü Sabahattin Ali, çocukluk yıllarından beri yaşadığı tüm zorluklara ve acılara rağmen, gözü, beyni ve yüreği ile kelimeler arasında ruh birliği sağlamış, halkına sırtını dönmemiş, son nefesine kadar şahsiyetini ve haysiyetini sert vurulan bir mühür gibi taşımıştır.

Bazen bir sevgili, bazen bir dost, bazen arkadaş, kimi zaman bir baba…

En çok da kanatları Kazdağları’nı aşan bir kartal.

Yeşil mürekkebin hiç kurumadı.

Göz yaşımız da…

(*) Bilim Uzmanı, Öğretmen, Gazeteci ve Yazar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber 260 kez okundu.
besob otel
Eğitim - 02:26 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    İMAMOĞLU İÇİN İSTANBUL’DA
    CHP Balıkesir İl Başkanı Serkan Sarı, Balıkesir Milletvekilleri Ahmet Akın, Ensar Aytekin ve Fikret Şahin’le Ekrem İmamoğlu için İstanbul’da düzenlenen Seçim Koordinasyon toplantısına katıldı. 31 Mart seçimlerini kazanan ancak YSK’nin iptali sonrası 23 Haziran’da yeniden seçime girmeye hazırlanan Ekrem İmamoğlu ile çektirdiği fotoğrafı sosyal medya hesabından yayınlayan Sarı , “Ekrem Başkanımızın mazbatasını geri alacağız” dedi. […]
  • 02
    “KARA TREN” MÜJDESİ!
    TCDD Genel Müdürlüğü’nün Manisa’nın Yunusemre Belediyesi’ne kiraladığı buharlı lokomotif Balıkesir’e iade edilecek. TCDD Genel Müdürlüğü ile Yunusemre Belediyesi arasında imzalanan protokol ile 2 bin 557 lira artı KDV karşılığında bir yıllığına kiralanan ve Manisa’ya götürülen buharlı lokomotif Balıkesir’e geri dönüyor. Edinilen bilgilere göre, Balıkesir’deki tepkiler sonrası Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz devreye girdi. Yılmaz’ın talimatı […]
  • 03
    KURTULUŞ YATIRIM VE ÜRETİMDE
    Balıkesir Sanayici ve İş Adamları Derneği (BASİAD) Milli Mücadele Haftası’nda Balıkesir, Bandırma, Dursunbey ve İvrindi’de ekonomik kalkınma açısından yatırım süreçlerini mercek altına alarak değerlendirmelerde bulundu. Basın Sözcüsü Ümit Baysal, “Bu zor süreçten yine yatırımların ve üretimin arttırılması ile çıkmak mümkün olacaktır” dedi. Balıkesir Sanayici ve İş Adamları Derneği (BASİAD) kurulları bir araya gelerek; ekonomik darboğazı […]
  • 04
    BALIKESİR’E GÜMRÜK MÜDÜRLÜĞÜ MÜJDESİ
    Balıkesir Sanayi Odası’nın 2017 yılından itibaren Ticaret Bakanlığı nezdinde yapmış olduğu girişimler sonucunda Balıkesir Gümrük Müdürlüğü’nün kurulması uygun bulundu. Konu ile ilgili açıklamada bulunan Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ali Eğinlioğlu, “Odamızca 2017 yılında İlimizde Gümrük Müdürlüğü kurulması talep edilmiş ve bu talebimizi her mecrada dile getirilmiştir, 2 Mart 2019 tarihinde Ticaret Bakanımız Sayın […]
  • 05
    TCDD’DEN GARİP BİR UYGULAMA
    Balıkesir Gar havzasında sergilenen ve “Kara Tren” diye bilinen buharlı lokomotif, TCDD Genel Müdürlüğü ile Manisa Yunusemre Belediyesi arasında imzalanan protokol ile bir yıllığına kiralandı. TCDD Genel Müdürlüğü’nün Balıkesir’in bağlı bulunduğu İzmir 3. Bölge’ye verdiği talimat üzerine, 18 Mayıs 2019 tarihinde Manisa’ya nakledilen tarihi lokomotifin bir yıl boyunca Yunusemre Belediyesi tarafından sergileneceği öğrenildi. Bu uygulama […]

YAZARLARIMIZ

  • TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİ NASIL BOZULDU!

    Türkiye de öğretmen yetiştirme 1970-1980 arasında bozulmaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığının doğrudan kontrolünü yitirdiği Eğitim Fakülteleri döneminde ise akademik yaşam normları ile öğretmenlik mesleği umdeleri uzlaştırılamadı. Eğitim Fakültelerindeki öğretim elemanları akademisyen ile eğitimci arasında iki cami arasında beynamaz durumu yaşadılar. Bu, öğretmen yetiştirmede geleneğe sahip çıkamamanın somut sonucuydu.  2000’li yıllardan sonra gelen AKP ise ortaya […]
  • ESNERKEN ESNEMEK…

    Milli Eğitim Bakanlığı, bir süredir gündeminde olan “esnek ve modüler eğitim sistemi”ne ilk adımı attı. Yazılı ve görsel basında izliyor ve okuyorsunuz zaten. Esnemekten epey esnek hale geldik. Esnek ve modüler eğitim sistemi deniyor ya, onun biz sokaktaki tabirini kullanalım; bilineni bu çünkü: Yapboz. Bir kez daha yapboz oynuyoruz. Bir kez daha sistem değişiyor. Zaten […]
  • ATATÜRK VE ANNESİ ZÜBEYDE HANIM

    Ben her Anneler Günü’nde paylaşırım bu iletiyi. Atatürk, annesini ziyaret edeceği zaman mutlaka yaveri ile “İzin verirse validemi ziyaret etmek istiyorum.” diye haber yollardı. Zübeyde Hanım, hazırlanır, saçlarını taratır, oğlunu beklerdi. Atatürk de bu ziyarette mutlaka büyük üniformasını giyer, yaverleriyle birlikte gelir, büyük bir hürmetle annesinin elini öper, onun duasını alırdı.Annesi oğlunun bu davranışından çok […]
  • NE YAPMALI?

    73 yıl önce ilk demokrasi denemesinde “Açık oy gizli sayım” yapılarak Demokrat Parti’nin seçimi kazanması nasıl engellenmişse, İmamoğlu’nun İBBB’yi kazandığı seçimin geçersiz sayılması da aynı mantıkla engellenmiştir. Aynı zarfın içindeki 4 oydan 3’ü geçerli sadece İBBB oyu geçersiz. O da yetmiyor; 7 asil üyenin 4’ü hayır deyince 4 yedek üyeyi de çağırıp karar alıyorlar. Bu […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • BİR YANIM BAHAR BAHÇE BİR YANIM DİRENİŞ

    Çiğdemler; kış ne denli sert geçerse geçsin; yaşam gücünü hatırlatır. baharı yaşar. Adımı öylesine seviyorum ki, öylesine içselleştirmişim ki ; adım gibi olmak için her şeye rağmen hayat doluyum. Adımın peşinden koşsam, tüm Anadolu’yu gezmem gerekir. Anadolu’nun özüne, geleneklerine, o güzelim insanlarımıza ulaşırım. Kazdağ Çiğdemi, Toros Çiğdemi, İstanbul Çiğdemi, Ankara Çiğdemi , Hitit krallarının ağzına […]
  • T.C’DEN TCDD’NİN KARA TRENİ’NE!

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin T.C. ile ilgili önergeyi anlaşılmaz bir şekilde reddetmesinin ardından konu unutturulmak istense de  bir şekilde gündeme geliyor. Politika gazetesinden arkadaşımız Tarık Sürmelioğlu,“T.C. değil Türkiye Cumhuriyeti yazın” başlıklı yazısında olaya değişik bir açıdan yaklaştı. Sürmelioğlu, 16 Mayıs’ta  Kuva-yi Milliye Günü’nde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz‘a seslendi ve şunları yazdı: “Kuva-yı Milliye […]
  • NAİPLİ KÖYÜ’NDEN- Fatma Zehra KÖSELEY

    Bugün günlerden Naipli Köyü.İlkokul 1.sınıftan 4.sınıfa kadar birlikte okuduğum sıra arkadaşım Bahriye Kandemir ile buluştum. Naipli köy fırınında annemin ekmek yaptığı fırın aynı yerinde duruyor. Anılar taa uzaklardan sıcacık ekmek kokusu ile buluşuyor. Bize ablalık yapan Gülsüm ablamız ile de görüştük. Gülsüm ablamız, kızkardeşim Hasene Füsun Öztop’u ve kardeşim Zeki’yi görünce gözyaşlarını tutamadı. Gülsüm abla, […]
  • HİÇBİR ŞEY GÜZEL OLMAYACAK- HAKAN TOPALOĞLU

    Hayatımıza dair gerçekleri görmezden geliyoruz. Hayata gerçekçi baktığını iddia edenimiz  çok ama gerçeği değil gerçeğin görüntüsünü, olan biteni değil olan bitenin bize yansıtılan kadarını görüyor ve hatta inanıyoruz. Bu olgu hayatımızda olan bitenler için olduğu kadar hayatımızdaki insanlar için de geçerli. Aziz Nesin’in ülkemizde yaşayan insanlarımızın zeka düzeyini sorgulayan sözleri hala akıllarda ve dillerde. Kendi […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • ‘GURBETÇİ GAZETECİ’NİN GÖZÜNDEN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİ- İbrahim ERGÜL

    Hafta içinde fırsat bulup Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısını takip ettim. Öncelikle sorunsuz 7. kata ulaşabildiğimi ve toplantıyı basına ayrılan bölümde rahatlıkla izleyebildiğimi belirtmeliyim. Lakin basin mensuplarIna ayrılan bölümün Balıkesirlilere haber akışını sağlayan gazetecilere çok da uygun olmadığını söylemek lazım. Meclis salonunda ki gelişmeleri en arka sıradan gözlemlemeleri çok zor. Sağlıklı bir haber akışı için […]
  • GÜNEŞ UFUKTAN DOĞARKEN- İhsan DURAK

    Mayıs ayı, ülkemizin içinde bulunduğu coğrafi kuşakta, ilkbaharın kendini, en can alıcı güzellikte ifade ettiği, yaz mevsimini kucaklayan bir zaman dilimidir. Tanyeri ağarmadan önce, gecenin en karanlık zamanıdır. Bu durumu başka cümle ile ifade edersek; GECENİN EN KARANLIK ZAMANI, AYDINLIĞA EN YAKIN ZAMANDIR. Krallıkların, imparatorlukların sonunu sıcak ve soğuk savaşlar belirler. “Sonsuzluk” diye bir kavram […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • PAZARLAMADA 25 YIL – Nedim ISPARTA

    Bugün size 25 yıllık pazarlama hayatımın 1/3’ünü oluşturan ansiklopedi satışı sırasında başımdan geçen ilginç satış olaylarından bahsedeceğim. 90’lı yıllarda ilk satış yaptığım bölge Kütahya’dayım. Okullarda anket yaparak velilere ulaşıyoruz. Taşımalı eğitim sebebiyle en ücra köylere kadar ulaşıyoruz. Altımda Lada otomobil, tek başıma satış yapıyorum ( Daha sonra 3 yıl arka arkaya 185 kişi arasında Türkiye […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • RUMUZ T.C. – Tanyol KIPÇAK

    Bazen hepimiz kullanırız.. Dangalak deriz… Dangalak ne demek?.. Düşüncesiz demek!..Hödük demek!.. Düşüncesizce yapılan bir iş mesela.. Türkiye Cumhuriyeti’nin kısaltılmış haline ne diyoruz?.. Rumuzumuz bizim, ötesi yok.. T.C. İktidar bu ibareye gıcık!.. Ne olmalıydı acaba?.. Merak ediyorum!.. Gördüğü yerde indiriyorlar.. Hatta Belediye Meclislerine öneriliyor,eğer iktidar yanlıları çoğunluksa aynen red!.. A be hödükler!.. A be dangalaklar!.. Kendinizi […]
  • “İŞÇİ KIYIMI VE ADALETSİZLİK” RAMAZAN DİNLEMEZ

    Ramazanın gelişiyle birlikte bir ritüel haline getirilen iftar programları da başladı. Bandırma Belediyesi 1350 kişiye Bandırma, Edincik ve Aksakal’da hayırseverlerin desteği ile iftar yemeği ikram ediyor. Bandırma’da Ortaokulu önündeki iftarlara katılanlara baktığımızda bu yıl öğrencilerin ağrılıkta olduğunu görüyoruz. Oruçlu oruçsuz birçok insan burada karnını doyuyor. Zaten olması gereken de bu değil mi? İnsanları “oruçlu oruçsuz” diye […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • GÜNÜMÜZ ÇOCUKLARI LÜKSÜ SEVİYOR!

    “Günümüzün Çocukları Lüksü Seviyor. Kötü Davranışları Var, Otoriteye Baş Kaldırıyorlar, Yaşlılara Saygıları Yok, Çalışmak Yerine Lak Lak Etmeyi Seviyorlar. Çocuklar Artık Evlerinin Hizmetçisi Değil, Tiranı. Anne Babaları Odaya Girince Ayağa Kalkmıyorlar. Onlara İtiraz Ediyorlar, Destek Olmak Yerine Laklak Yapıyorlar, Şapır Şupur Yiyorlar, Bacak Bacak Üstüne Atıyorlar, Öğretmenlerine Zulmediyorlar.”İkizlerle sohbet ediyorum. Baba, sizin döneminizde yaşamak isterdik. […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 84.114
    -1,40%
  • ALTIN 249.90
    0,67%
  • DOLAR 6.101
    0,81%
  • EURO 6.814
    0,81%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link