Az bulutlu
  • EURO 6.22
  • DOLAR 5.46

KANATLARI KAZ DAĞLARI’NI AŞAN KARTAL – İlknur DOĞAN KAMALI (*)

Eğitim - 25 Şubat 2019 02:26 A A

Şahsiyetini ve haysiyetini sert vurulmuş mühür gibi taşıyan yazar Sabahattin Ali 112 yaşında…

Modern Türk öykücülüğünün en önemli isimlerinden biri olan Sabahattin Ali, aslen Karadenizli bir aileye mensuptur. Ali, 25 Şubat 1907’de Edirne’nin Gümülcine Sancağı’na baglı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası  Selahattin Ali Bey, dönemin edebi ve kültürel alanda kendine yer edinen Prens Sabahattin ve Tevfik Fikret’le olan dostluğundan mütevellit dünyaya gözlerini açan ilk oğluna Prens “Sabahattin’in” adını verir.

Sabahattin Ali, babası Selahattin Ali Bey’in görev yerinin sık sık değişmesi dolayısıyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit gibi çeşitli vilayetlerde tamamlar.

Elbette ileride kişiliğinin yansımasına oldukça katkıları olacak bu şehirlerin içinde Edremit’in yeri ayrı olacaktır. Çünkü o yeşil mürekkebiyle kaleme aldığı “Kuyucaklı Yusuf” adlı eseriyle Edremit’in ideolojik ve sosyolojik bir fotoğrafını çekecektir.

Edremit’e geldikleri zaman bölge Yunan işgalinde olduğu için babası maaşını alamamış ve aile maddi anlamda sıkıntı günler geçirmiştir. Bu zor günler Sabahattin Ali’nin içine kapanmasına neden olmuş ve içinde kopan fırtınaları dindirme görevi okuduğu kitaplara düşmüştür. İnsan kişiliğinin tam da o yaşlarda oluşmaya başladığını dile getiren Freud’un görüşleri dikkate alınırsa Sabahattin Ali’nin kişiliğinin oluşumunda yetiştiği ortamın ne kadar büyük rol oynadığı açıktır.

Edremit’te yaşadığı dönem içerisinde Sabahattin Ali’yi etkileyen iki güzide şahsiyet Ruhi Naci Sağdıç ve Mustafa Seyit Sutüven olacaktır. Kaz Dağları’ndaki “Sutüven” şelalesinden soyadını alan Mustafa Seyit ile Sabahattin Ali, sağlam bir dostluğun temellerini atacaklar ve bu dostluk ölene dek sürecektir.

“Benim meskenim dağlardır” şiirini söyleyen Sabahattin Ali için Kazdağları büyük bir önem arz eder. Kaz Dağları’nın yörüklerine vurgundur Sabahattin Ali ve onun kaleme aldığı eserler neticesinde Kazdağları kültürel ve edebi mekanların başında gelir.

Sabahattin Ali’nin ilk şiir ve öyküleri Çağlayan ve Irmak dergilerinde yayımlanır. Edebiyat sahasında; şiir, hikaye, roman, oyun, makale gibi türlerde eserler vermekle birlikte daha çok hikayeci kimliğiyle ön plana çıkar. “Filiz Hiç Üzülmesin” dediği biricik kızı müzikolog Prof.Dr.Filiz Ali de babasının şairliğinden öte hikayeci olarak anılmak istediğini dile getirmiştir.

Sanatçının Değirmen (1935), Kağnı (1936), Ses ( 1937), Yeni Dünya (1943) ve Sırça Köşk ( 1947) adlı 5 hikaye kitabında toplam 64 hikaye vardır. Sabahattin Ali’nin hikaye çizgisi  klasik vaka düzenine sahip Mauppasant tarzıdır.

Yeşil mürekkebiyle öykünün fotoğrafını çeken Sabahattin Ali sanatı, “içinde yaşanılan cemiyet şartlarının şuurlu ve şuursuz bir ifadesi” şeklinde değerlendirdiğinden olsa gerek yazardan bahsetmenin iki yolu var: İlki 1930’dan önceki endividüalist çizgisi, diğeri 1930’dan sonraki toplumcu çizgisi. Sabahattin Ali’nin 1930’lu yıllara kadar geldiği dönemde yazdığı hikayeler melankolik marazi ve endividüalist bir karakter taşırlar. Öyle ki yazarın öyküleri, Egdar Allan Poe, Guy de Maupassant ve Maksim Gorki gibi yazarların eserleri ile benzerlik gösterir.

Ancak öyle hikayeleri vardır ki orada aşk meselesini ele alışı bile farklıdır. “Bir Cinayet’in Sebebi” adlı hikayesinde şöyle bir diyalog geçer:

-İki kişi mücadele ederken birisi mağlubiyeti kabul ederek diğerine dehalet etmek istese ötekisi ne yapar?

-Muhtariyet verir.

Ancak 1930 yılına gelindiğinde Sadri Ertem’in “Çıkrıklar Durunca” adlı eseriyle başlayan Anadolu’ya temayül, köylü ve işçi sorunlarını ele alma, kısaca “Toplumsal Gerçekçilik” teması Sabahattin Ali’nin öykülerine derinlemesine nüfuz eder. Toplumsal konulardaki ilk gerçekçi hikayeleri 1930 yılında, Resimli Ay dergisinde yayımlanmaya başlayan Sabahattin Ali’nin hikayelerinde hemen hemen her toplumsal sınıftan insan karşımıza çıkar. (köylü, işçi, aydın, bürokrat)

Bu durum hikayelerde genellikle “diyalektik devinim” şeklinde ortaya çıkar. Ezen-ezilen ağa-jandarma-köylü; işçiler, kadınlar, doktorların elinde heba olan hastalar; cehaletlerinin esiri olan mahpuslar; halka tepeden bakan aydınlar hep bu devinimin sonucudur.

Ona göre bu devinim doğal karşılanamaz, karşılanmamalıdır ve karşılanmayacaktır.

Sabahattin  Ali için Ahmet, Mehmet, Hasan ya da Hüseyin… Hiçbir önemi yoktur, o fertlerin ideolojik görüşleri ile ilgilenmez, onun ilgilendiği fertlerin yaşadığı adaletsizliklerdir.

Çünkü Sabahattin Ali’ye göre sanatın tek ve açık bir maksadı vardır: İnsanları daha iyiye, daha güzele ve daha doğruya yükseltmek.(Altınkaynak 33:2008)

O kendinden öncekiler gibi “masabaşı yazarı” olmamıştır. Ona göre köye ve köylüye kıyıdan bakanlar, orada yaşamın olmadığı görüşüne kapılmışlardır bilakis köylünün de hayalleri, tutkuları, acıları, öfkeleri, hırsları vardır. Yani köyde sanılanın aksine yaşam durmuş değil, bir şelale, bir toprak, bir ağaç, bir çiçek kadar canlıdır ve vardır.

Diğer  önemli gerçeklik samimiyettir. Sabahattin Ali, aydının Anadolu insanına bakışını şu sözlerle dile getirir:

“Kitle için yazdıklarını zanneden muharrirlerimiz en gülünç olanlarıdır. Kitle ile beraber ıstırap çekmeyen, halkın sevinci ile yüzü gülüp onun isyanı ile şaha kalkmayan, nabzı kitlenin nabzı ile aynı tempoda atmayan adamın kitleye “sen” diye hitap etmesi hatta gülünçten ileri şeydir. Hala köylüyü bir seyyah gözüyle seyredip onda ya mistik bir ruh ya da iptidai bir hayvan olarak gören büyük romancılarımız var.” (Altınkaynak 34:2008)

Bu bağlamda Sabahattin Ali’nin “Bir Konferans” adlı öyküsünü anımsamak faydalı olacaktır.

1941 yılında yazdığı Bir Konferans adlı öyküde yeni yapılan okulu açmak için köye, üstü başı düzgün, golf pantolonlu, fotoğraf makineli insanlar gelir. İlk bakışta bu insanların çok mühim olduğunu düşünür köylü. Gelenler içerisinde Paraguay’da köy üzerine eğitim gören biri de vardır. Bu entelektüel adamlar, öğrendiklerini bildiklerini köylüye anlatmak için onlara kooperatifçilik hakkında bir konferans verirler. Lakin köylüler anlatılanlardan hiçbir şey anlamaz. Yine de başlarını anlamışçasına sallayarak gelenleri onore ederler. Konuşma bitince, oradaki öğretmenlerden biri kendinin bile bir şey anlamadığını onların neden anlamış gibi başını salladığını sorar, o esnada köylülerden biri atılır: “Aman beyim, anlamadık diyelim de baştan mı anlatsın” der.

Bu öykü köylüyü hedef alan çalışmaların aslında sadece sözde var olduğunu, köyde bu sözlerin bir karşılığı olmadığının güzel bir örneğidir.

Çünkü köye gelen aydınlar, ne köylüye ne de insana inanıyorlardır. Tanpınar’ın deyimiyle, “İnsanı ve hayatı yalnızca yabancı adeseleri(mercek)  tuttuğu ışıklar altında görmek ya da realitesine hiç bakmadan sadece zihnin mahsulü gibi yaratmak ile sonuç elde edilemez.” (Tanpınar 1993:57)

Çünkü aydın dediğin memleket meselelerine kafa yorar ama Sabahattin Ali’ye göre bizde aydın, memleket meselelerine uzak, köye ve köylüye cam bir fanustan bakan, ezberlediği düşünceleri bir papağan gibi tekrar edendir.

 “Anadolu’da işsizliğin doğurduğu yegane iş dedikodudur.” sözleri Sabahattin Ali’ye göre köyün en önemli problemlerinden birinin  yoksulluk ve onun sonucu olarak eğitimsizlik olduğunu gözler önüne serer.

Onun başkalarından farklı samimiyeti ve düşüncelerini açıkça söyleyip yapmasıdır.

Sabahattin Ali’nin edebiyatımıza katkısı yadsınamaz. O, Türk edebiyatında pek çok anlayışı değiştirmiş, köyün ve köylünün dünyasına girerek onu çarpıcı bir gerçeklikle almıştır. Öyle ki o memleket sevdasını bir kavga bayrağı diyerek sallandırmış, bunu yaparken acıklı bir dil kullanmaya da kalkışmamış, memleketine büyük bir cesaretle bağlılığını her fırsatta dile getirmiştir.

Sabahattin Ali, bizim 1940’lardan beri kanamaya devam eden yaralı cihetimiz. Umutsuzluğa kapıldığım zamanlar aklıma hep Sabahattin Ali gelir. Çünkü Sabahattin Ali, çocukluk yıllarından beri yaşadığı tüm zorluklara ve acılara rağmen, gözü, beyni ve yüreği ile kelimeler arasında ruh birliği sağlamış, halkına sırtını dönmemiş, son nefesine kadar şahsiyetini ve haysiyetini sert vurulan bir mühür gibi taşımıştır.

Bazen bir sevgili, bazen bir dost, bazen arkadaş, kimi zaman bir baba…

En çok da kanatları Kazdağları’nı aşan bir kartal.

Yeşil mürekkebin hiç kurumadı.

Göz yaşımız da…

(*) Bilim Uzmanı, Öğretmen, Gazeteci ve Yazar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber 172 kez okundu.
merkez_optik
Eğitim - 02:26 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    KENDİN, KENDİN OL- İhsan DURAK
    Toplumda ki duygu, düşünce, davranış bozulmalarında ki etkenlerden önde gelenler; varsılların yoksullara, amirlerin memurlara, yönetenlerin yönetilenlere, seçilenlerin seçenlere, üretenleren tüketenlere, özel arabayla gidenlerin ,trenle gidenlere, uçakla gidenlerin, yaya gidenlere… bakışlarına hayran, yiyişlerine hayran. Ne çabuk unuttun emeklediğin, ınga dediğin, altını ıslattığın günlerdeki ağlamalarını. Ama; anneler, babalar, sağlıkçılar, öğretmenler ve mahalle bakkaLları unutmaz; borçlarını ıskalayıp, başka […]
  • 02
    KÖY ENSTİTÜLERİ NEDEN YIKILDI !
    Yıkılış gerekçesi öyle önemli ki… “Keşke okusalar da gelip beni kesseler evvela!” Biraz uzundur ama okuduğunuza değecektir diye düşünüyorum… “Londra Halkevi’nin düzenlediği, “Köy Enstitüleri 50. Yaşında” konulu açıkoturumu izleyenler, üç buçuk, dört saat boyunca yerlerinden kımıldamadılar. İzleyenler, para ödeyerek biletle girmişlerdi. Giriş bizim paramızla aşağı yukarı yirmi bin lira (5 sterlin)! Salon tıklım tıklım dolu. […]
  • 03
    KANKA
    “Nadir gülen liderler” sıralaması yapılsa 1.sıraya kimi koymamız gerek?.. Kuşkusuz Sayın Devlet Bahçeli. Ancak geçen gün bilinen ciddiyetiyle söylediği bir cümle vardı ki kendisi gülmese de okuyunca bizim tebessüm etmemize sebep oldu. Dedi ki Sayın Bahçeli: “Beklenen netice olmazsa kimse endişe etmesin. İki parti artık kanka olmuştur.” Beklenen netice dediği 31 Mart yerel seçim sonuçları. […]
  • 04
    İNCE’DEN BALIKESİR’E TAM DESTEK
    CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Altıeylül ve Karesi belediye başkan adayları Esin Balıbek ve Levent Tellioğlu’na destek isterken, “Balıkesir’de bu sefer iddialı olduğumuzu görüyorum. Nisan’dan sonra inşallah belediyeye gelip sizleri kutlayacağım” dedi. CHP’nin 24 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce, Altıeylül Belediye Başkan adayı Esin Balıbek’e destek vermek için Balıkesir’e geldi. Değirmenboğazı’nda konvoyla karşılanan […]
  • 05
    “USTASI EMANETE SAHİP ÇIKAMADI Kİ, ÇIRAĞI NE YAPACAK”
    Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı İYİ Partili İsmail Ok, Pamukçu’da düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada AK Partili belediyeleri eleştirirken, “Sizlerin oyları ile bu göreve seçilenler emanete sahip çıkmak yerine ağlayarak, arkasına bakmadan kaçıp gitti. Şimdi de ağlayarak gidenin prensi Yücel Yılmaz büyükşehir adayı.  Ustası emanete sahip çıkamadı ki çırağı ne yapacak?” dedi. Millet İttifakı’nın Balıkesir Büyükşehir […]

YAZARLARIMIZ

  • UĞUR MUMCU

    seni yağmurlu bir günde vurdular hep puslu kalsın diye belki ülke geleceği yanıldılar uğurlandığın gün dört bir yandan gönül ışığı düştü  tabutunun üstüne aydınlanıverdi ortalık. yağmur sularına baktım simsiyah akıyordu sanki karanlığın ayak izlerini yıkıyordu insanların yüzleri ıslak, öfkeli ağaçların gözyaşları pırıl pırıl yağmur inatla yağıyor ama akan sel insan seli 1993-Balıkesir Download WordPress ThemesDownload […]
  • KANKA

    “Nadir gülen liderler” sıralaması yapılsa 1.sıraya kimi koymamız gerek?.. Kuşkusuz Sayın Devlet Bahçeli. Ancak geçen gün bilinen ciddiyetiyle söylediği bir cümle vardı ki kendisi gülmese de okuyunca bizim tebessüm etmemize sebep oldu. Dedi ki Sayın Bahçeli: “Beklenen netice olmazsa kimse endişe etmesin. İki parti artık kanka olmuştur.” Beklenen netice dediği 31 Mart yerel seçim sonuçları. […]
  • ATKÖYLÜ MEHMET ÇAVUŞ

    Atköylü Mehmet Çavuş Çanakkale, Filistin, Kafkas Cephesi, Kuvayı Milliye – Milli Mücadele derken uzun ayrılıklardan sonra köyüne döner bir bakkal dükkanı açar. Bütün harp görmüş insanlar gibi sert mizaçlıdır. Çabuk parlar, serttir, celallıdır, inatçıdır, doğrudan şaşmaz. Asla taviz vermez. Herkes az çok kendinden çekinir. Kimseye “Eyvallahı” yoktur. Öfkesi hazırdır. Arada sırada askerlik arkadaşı Bigadiç’in Çiftlik […]
  • YILMAZ HOCA (2)

    Yılmaz hocayı en kısa nasıl tarif edersin deseler şöyle derdim; Üreten, ürettiğini hakça paylaştıran, çalmayan, çaldırmayan, baskıya boyun eğmeyen bir devrimci adam… Yılmaz Büyükerşan kendisine oy vereninde vermeyeninde hocasıdır. Hocanız olmayan birisine hocam demek “Görüşlerinize katılmasam da sizin bilgeliğinizi, öğreticiliğinizi kabul ediyorum” demektir. Gelelim diğer dükkâna: Çiçekçi dükkânından başka bir dükkân daha açtı Yılmaz Hoca. […]
  • 90 GÜN KALA AKLIMA GELENLER – Birgi TUNA

    Bugün 18 Şubat 2019. 19 Mayıs 2019’a tam 90 gün kaldı. Emperyalizm, 20’nci yüzyılda en büyük hezimeti Çanakkale’de yaşadı. Uğradığı hezimete rağmen, Türk Milletini esir etmek için 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla başlayıp 10 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşmasıyla tamamlanmaya çalışılan süreçte emperyalist ordular tek kurşun atmadan Yunan, Bulgar, Arap çeteleri maşa olarak kullandı. Bu […]
  • BİR KÜLTÜR MABEDİ : SARIKIZ KAZDAĞI ETNOGRAFYA GALERİSİ

    Güre İskele’de bulunan galeri, 14 Kasım 2015 yılında Uğur ve Murat Bostancıoğlu kardeşler tarafından merhum babaları Ali Bostancıoğlu’nun anısına ithafen kurulmuştur. Galeride, 8 dakikalık Kazdağları ve bölge tanıtım filmi, İda Dağı Mitosları, Troya ve Antandros, Kuzey Ege Antik Kentleri, Antik dönemlere ait sikkeler, vazolar ve terrakotalar, Fatih’in İstanbul’un fethi sırasında Toroslardan getirdiği Tahtacı Türkmenleri, Yörükler […]
  • BAL-KES VE SİYASET!

    Balıkesirspor 31 Mart seçimleri ile birlikte nihayet anımsandı. Millet İttifakı’nın Büyükşehir Belediye başkan adayı İsmail Ok, her konuşmasında Balıkesirspor’u Süper Lige çıkardıklarını, şimdi ise 1. Lig’de düşmemeye oynadığını söylüyor. Süper Lig olayı doğru ama küme düşme olayı biraz ajitasyon gibi… Yine de şunu söyleyebiliriz. Teknik Direktör Giray Bulak ve futbolcuların özverili mücadelesi olmasa belki  şimdiden […]
  • ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ BALIKESİR KEŞŞAFLARI – Fatma Zehra KÖSELEY

    18 Mart Çanakkale Zaferinin 104. yıldönümünde Balıkesir Lisesi öğrencilerinden oluşan Keşşaflar ( İzciler ) Çanakkalede şehit olan Balıkesir Lisesi İzcilerini gururla ve minnetle andılar. Balıkesir Kuvayı Milliye şehrine yakışır bir temsili tören ancak bu kadar güzel ve anlamlı olabilirdi.Bu törene emek verenlere , yürekten teşekkürler. Keşke bu tören ta başından sonuna kadar kayıt altına alınabilseydi. […]
  • MEKTUP

    Sen öldün. Öldürmek bir eylemdir. Türkçe dilbilgisinde ya da yasalarda “fiil” de denir. Oysa ölmek bir eylem değildir. Senin ölmeni, ölümü, ölmeleri bir eylem yaptı insanoğlu ve ölünden ve ölümlerden kendine zırhlar, kapılar ve tesbitler icat etti. Ölümünden ve ölümlerden kendine konuşacak çok şey buldu ama yapacak hiçbir şey bulamadı. Sen öldün. Senin ölümünü ve […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • KENDİN, KENDİN OL- İhsan DURAK

    Toplumda ki duygu, düşünce, davranış bozulmalarında ki etkenlerden önde gelenler; varsılların yoksullara, amirlerin memurlara, yönetenlerin yönetilenlere, seçilenlerin seçenlere, üretenleren tüketenlere, özel arabayla gidenlerin ,trenle gidenlere, uçakla gidenlerin, yaya gidenlere… bakışlarına hayran, yiyişlerine hayran. Ne çabuk unuttun emeklediğin, ınga dediğin, altını ıslattığın günlerdeki ağlamalarını. Ama; anneler, babalar, sağlıkçılar, öğretmenler ve mahalle bakkaLları unutmaz; borçlarını ıskalayıp, başka […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 3 AY = ÇOK SENE… Nedim ISPARTA

    İstasyon mahallesi yazımda bahsettiğim gibi,  fabrikamızın özelleştirilmesi / kapatılmasının ardından çil yavrusu gibi dağıldık. Ben de bir arkadaş vasıtasıyla Görsel Yayınlar’a ansiklopedi satışı için başvurdum ama şartlar uymadı.  Lise mezunu değildim. Dursunbey’de satış yaparken yardımcı olduğum İpek hanım, beni direk müdür Hüseyin Aslan’ın( Facebook’dan arkadaşım şu anda) odasına götürdü.  – Nedim abi bu işi yapamazsa […]
  • HAÇLI KATLİAMLARI  DEVAM EDİYOR- Ramazan KARACA

    Bizim nesil Haçlıların yaptığı katliamları daha belki okullarda okumadan evvel Cüneyt Arkın’ın çevirdiği filmlerden öğrenmişti. (Örneğin, Selahattin-i Eyyubi. 1970’te çevrilmiş. Biz daha çocuk yaşlarda bu filmleri izledik. Bu yazıyı yazmadan önce yine baktım. Tam bir katliam o yıllarda yapılanlar.) Aradan yüz yıllar geçti ama bu katliamlar hâlâ devam ediyor. Bunu nereden anlıyoruz; Yeni Zelanda’da katliam […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • KARDEŞ KAVGASINA HAYIR… TAHSİN EREL

    Dostlar diyor ki: “Neden genel konularda yazmıyorsun?..” Gerçi şurada burada imzamızın göründüğü oluyor zaman zaman ama sonuçta yerel yazarız biz… Yerel okurun ilgisi seçime odaklanmış durumda.”Güncel” kavramının da anlamı daraldı böylece… Gazete yazarı günceli kovalar. Anketlere göre, koltuğu kapmasına çok bir şey kalmayan CHP Ankara adayı Mansur Yavaş’la ilgili iddialar da güncel gerçi; ama bu […]
  • TOSUN’UN PROJELERİNDEN NOTLAR

    Cumartesi günü Millet İttifakı Başkan Adayı Tolga Tosun, proje ve meclis üyesi adaylarının tanıtımını gerçekleştirdi. Toplantıya katılan Dursun Mirza’nın da konuşmasıyla CHP’deki buzların eridiğini söyleyebiliriz. Burada özellikle Tolga Tosun, Dursun Mirza’ya “Canımdan çok sevdiğim Dursun Ağabeyim” diye hitap etti. Mirza da konuşmasında Tolga Tosun ile sorunu olmadığını ve her türlü desteği vereceğini açıkladı. Bu gelişmenin ardından seçim […]
  • RAMAZAN DİKMEN- Uğur SATILMA

    “Öldü. Ölmüş. Aramızdan ayrıldı. Sizlere ömür. Onu kaybettik. Acı kaybımız. Dilin alışkanlıkları karşısında raha­tına düşmüş zihnin kanaatkâr suskunluğu.” Ne de güzel ifade ediyor, “Afife Abla’nın İncileri” adlı öyküsünde Ramazan Dik­men malum son karşısındaki teslimiyetimizi. Biz bu sefer ak­sini yapalım, ölümün ardından zihnimizde beliren basmaka­lıp kelimeler yerine daha farklı cümleler kuralım ve yâd edelim. 1997 yılında […]
  • KÖY ENSTİTÜLERİ NEDEN YIKILDI !

    Yıkılış gerekçesi öyle önemli ki… “Keşke okusalar da gelip beni kesseler evvela!” Biraz uzundur ama okuduğunuza değecektir diye düşünüyorum… “Londra Halkevi’nin düzenlediği, “Köy Enstitüleri 50. Yaşında” konulu açıkoturumu izleyenler, üç buçuk, dört saat boyunca yerlerinden kımıldamadılar. İzleyenler, para ödeyerek biletle girmişlerdi. Giriş bizim paramızla aşağı yukarı yirmi bin lira (5 sterlin)! Salon tıklım tıklım dolu. […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 103.408
    0,09%
  • ALTIN 229.89
    0,47%
  • DOLAR 5.464
    0,79%
  • EURO 6.224
    0,55%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link