DOLAR31,1203% 0.25
EURO33,8373% 0.6
STERLIN39,5664% 0.49
FRANG35,4037% 0.47
ALTIN2.035,44% 0,14
BITCOIN1.608.506-1.173

İLİŞKİDE GEÇMİŞİN GÖLGELERİ: ÇOCUK PARÇALARIMIZ

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
İLİŞKİDE GEÇMİŞİN GÖLGELERİ: ÇOCUK PARÇALARIMIZ

Bağlanma günümüz dünyasında artık hepimizin bildiği, tanıdığı ve sıklıkla telaffuz edilen ilişkisel her sorunun ardında parmağı olduğu görülen bir kavram.. Gönül ilişkilerimizdeki başarısızlıklarımızda yazgımız kaderimiz kadar doğal sahiplenebildiğimiz kişiliğimiz kadar bizden ve değiştirilemez kabul ettiğimiz bir özelliğimiz gibi bağlanma stilimiz. “Ben böyleyim yaa bağlanamıyorum” sözlerini ebeveyn çocuk ilişkilerinin güvensiz ve nispeten daha mesafeli, soğuk atmosferinde büyüyen güvensiz kaçınan bağlanma özellikleri gösteren yetişkinlerinden duyuyoruz sıklıkla. Şimdilerde hayvan sahiplenme konulu reklamlara bile konu olmuş bağlanma stilleri. Artık sorunun toplum olarak daha çok farkındayız anlayacağınız..

Aslında her birimiz çok sayıda parçadan  oluşuyoruz. Egomuz veya hakim kendilik parçamız genellikle ne zaman nerede nasıl davranacağımız konusunda kendimize ve çevremize tutarlı bilgiler sunan bir yapı arz ediyor. Tutarlılığı, kestirilebilir olmayı yani güvenilir olmayı seviyoruz. Çünkü buna biz de ihtiyaç duyuyoruz, ebeveynlerimizden beklediğimiz gibi…Fakat gelişim sürecinde olumsuz çocukluk yaşantıları ile travmatize olan çocuk yaştaki bilinç parçalarımızın gösterdiğine göre işler her zaman bu her şeyi çok bildiğini düşünen egomuz tarafından kontrol edilemiyor. Sistemde kaçak var anlayacağınız. Bu daha küçük yaşlardaki bilinç durumlarımız bizimle birlikte yaşamaya devam ederken kendilerinin onları tetikleyen bir durum olmadan çok farkına varamıyoruz.

Bağlanma ve çocuk parçalarımız arasındaki ilişki çok net değil aslında. Doğum öncesi ve doğum sonrası yaklaşık 3 yaşına kadar birincil bakım verenle (genellikle annemiz) kurduğumuz bağın kalitesi bizim bağlanma stilimizin ne olacağını belirleyebiliyor. Bunun ilişkilerimize nasıl yansıyacağını kestirebiliyoruz biraz. Sorunu karmaşıklaştıran bir diğer konu bağlanma stilini etkileyen güvensiz ve istikrarsız bakım verme koşullarının çocuk parçalarımızın daha kolay travmatize olmasını ve yaşamımızın ileriki yıllarında ne zaman tetiklenebileceği belli olmayan bizi bile şaşırtabilen tepkiler çıkarma olasılığımızın azımsanmayacak kadar büyük olmasına sebep olması..

Bize özellikle 6 yaş ve öncesinde değersiz, yetersiz, sevilemeyen vb. biri olduğumuzu düşündürten her olay kırgın, incinmiş, öfkeli, tepkisel bir parça yeşertebiliyor içimizde. Kimi zaman nasıl olduğunu anlamadan ve aslında tam bir niyet göstermeden ilişkide olduğunuz insanı en hassas yerinden nasıl yaraladığınızı, öfkenizin bu boyutlara nasıl taşındığını bir türlü anlayamadığınızı ve ilişkiyi yeniden düzenlemek adına bir tarafınız bir şeyler yapmak isterken diğer tarafınızın bunun kendinizden taviz vermek olduğunu karşı tarafın bunu hak etmediğini telkin ettiğini fark ettiniz mi hiç? Dikkat edin, bir tarafınız, diğer tarafınız kelimelerini kullanıyorum. Yoksa siz hala tek bir insan olduğunuzu mu düşünüyordunuz?

Katman katman insan denilen bu varlık gizemleri ve sırları ile mucizevi görünüyor. Parçalarımızla temas kurmak, duygu, düşünce, davranış bütünlüğümüzü yakalamak kendini öteki ile ötekinin gözünden tanımlayabilen ve yanlız kalmaya uygun bir donanımla dünyaya gelmeyen biz insanlar için varlık amacımıza uygun düşen bir hedef gibi görünüyor.

YORUM YAP