11° Kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
  • EURO 6.55
  • DOLAR 5.84

“İÇİMİZDEKİ MASUM”, CHP VE ÖZÜR…

Kültür - 8 Nisan 2019 01:37 A A
balıkesir_anket

Değerli dostum Fazlı Kamalı bey telefon ile davet edince, soluğu dün akşamüstü Edremit-Güre’de aldım. “İçimizdeki Masum/Sabahattin Ali Anma Günü” etkinliğini baştan sona büyük bir ilgi ve dikkatli bir şekilde dinledim. Toplantı biraz geç başladı. Bütün detayların büyük bir özen ile hazırlandığı bir etkinlikte beklenilen önemli konuk Edremit Belediye Başkanı gelmeyince sanki biraz burukluk oldu. Önemli konuklar için önde hazırlanan dört koltuğa oturan CHP’li iki meclis üyesi, kılık kıyafetlerine ve genel görünümlerine baktığınızda sanki okey masasından yeni kalkmış gibiydiler… Siz oraya makamı temsil ederek geliyorsanız, biraz özenli olacaksınız. Saç baş dağınık, umursamaz tavır içinde olmalar… Orada yer alan dinleyicilerin hepsi son derece şık ve zarif giyinerek gelmiş insanlardı. Fazlı bey beni çağırdığında ben bile önden gidip kendime bir iki şey aldım ve giyinmesini bilmeyen bir kişi olarak dikkat ettim kendime.. Sizler çok daha dikkatli ve özenli olacaksınız…
“İçimizdeki Masum” Sabahattin Ali’yi en iyi anlatan adeta o kocaman yürekli insanın iki kelimeyle resmini ortaya koyan müthiş bir betimleme, tasvir ya da anlatım… Bu betimlemenin sahibi İlknur Kamalı hocamız… İlknur hocamız programının hem emekçisi hem sunucusu hem yöneteni olunca kendisiyle birkaç dakika da olsa bir oturup sohbet etme olanağım olmadı. Olsaydı, hocamıza Michael Haneke’nin “White Ribbon- Beyaz Kurdele” filmini mi izlediniz de oradan mı esinlendiniz hocam diyecektim… HANEKE’NİN, genelde filmlerinde sorduğu ve yanıtını aradığı soru şudur: Toplu katliamların arkasındaki sorumlulukların mahiyeti kapsamında bu olayların sorumlusu olarak tek tek bireyleri mi, yoksa bunu yaratan bir ortamı mı yargılayacağız… Soru bu…
Berna hocamız, Sabahaddin Ali’nin duygu dünyası üzerinden insancıl yönünü anlattı. Elif hocamız devrimci yönünü anlattı. O cümleyi söyleyecek diye çok bekledim ama hocamız orada yutkundu, söyleyemedi. Mehmet Narlı hocamız daha çok soru sordu. Sorduğu soruların çoğunluğunda yanıtı hep bilerek eksik bıraktı. Sanırım dinleyicilerin düşünmesini istedi. Tuğla kalınlığında Sabahaddin Ali incelemesi yapılmış bir kitabı gösterdi. Ve devam etti. Bu kapsamlı çalışmayı karşı mahalle yaptı. Aslında bu cümle de çok önemliydi. Biz genelde duygusal bir millet olduğumuzdan sorumluluktan kaçınmak için cambaza bakmayı seviyoruz. İktidar ve çevresinin abuk çubuk cümleleri dışında kendi edebiyatını, kendi düşünce yapısını ortaya koyan dolayısıyla kendini geliştirerek merkez sağda kök salmak ve orasını kendi evi yapmak isteyen dolayısıyla muhafazakar edebiyat ve kültür yaratmak isteyen bir çalışma var ve bu çalışmayı da onlar yaptı, diyor…
Sabahattin Ali, çocukluğuna gidildiğinde sokakta güzelliği nedeniyle kadınlarca “sabah yıldızı” diye sevilirken, evde kekeme kardeşine olan sevgisiyle annesi tarafından hep itilip kakılan bir çocuk… Bu nedenle anne üzerinden kaynaklanan müthiş bir sevgisizlik içinde… Babasına yönelmesi ve onu sevmesi ve ona tutunarak büyümeye çalışması… Babasının Ayvalık’ta ölmesi onun duygu dünyasını derinden sarsıyor.
Sabahattin Ali’de yok yok… Yazım ustası… Hikayeci yönü, öyküleri, romanı ve şiirleri… Eli nereye değdiyse ortaya muhteşem eserler çıkmış… Sabahattin Ali yaşamı coşkuyla aşkla yaşayan bir kişi.. Belediye başkan yardımcısı kısa konuşmasında Sabahattin Ali’yi 68 kuşağının öncüsü olarak ve yine ülkemizde ki Marksist düşüncenin ilk kuramcılarındandır, diyerek tanımladı. İkisine de katılırım ancak yeterli bulmam….
Aşkla dünyaya bakan insanlar genelde duygusal olurlar ve duygularıyla yaşarlar. Duygu ile yaşadığınızda düşüncelerinizi yazmaktan çekinmezsiniz. Yazmak o duygu selinin dışa vurumudur. Yazmadığınız da içinizi parçalar… Konya’da öğretmenlik yaparken dostları arasındayken okuduğu bir şiir ile hayatı bütünüyle değişir. Kendini şikayet eden ve öncesiyle ve sonrasıyla peşini bir türlü bırakmayan Nihal Atsız ile başlayan bu süreç sonunda büyük bir komplo sonucu hazırlanan ancak vurucu darbenin basit bir şekilde olmasıyla ortada soru işaretleriyle bırakılmış bir trajediyle biter.. Bu haliyle ölüm şekli sanki Şemsi Denizer olayına çok benziyor gibi gelmiştir, bana…
Sabahattin Ali, Atatürk’ü ve Atatürk’ün A kadrosunu eleştirmiş bir insandır. Kendisini hapse götüren şiiridir… Hapisten 1933 yılında 10. yıl affıyla çıkar. Ancak sicili bozulduğundan mesleğine dönemez. Biat etmesi istenir. Ortada bir ailesi vardır..
Biat eder ve bu şiiri yazar…
“Sensin,
kalbim değildir,
böyle göğsümde vuran
sensin
“Ülkü” adıyla beynimde dimdik duran
sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran
seni çıkarsam ömrüm başlamadan bitiyor.”
Sonrada şiir yazmayı bırakır…
Hikaye, öykü ve roman yazmaya başlar. O günkü Türkiye’nin toplumsal sorunlarının en gerçekçi ve en yalın bir şekilde filmini çekerek yazarken, köylü-aydın kopukluğunu da önümüze muhteşem bir şekilde koyar. Üreten köylünün hakir görülmesinin toplum nezdinde ki karşılığı olarak ortaya çıkan vurdumduymazlık tavrı onun en büyük acısıdır. O acıdır ki ona o muhteşem satırları yazdıran… Almanya’da tanıştığı ve yaşamının merkezine koyduğu Marksist düşünce de onun diyalektik düşünmesini sağlamış ve vurucu cümleleriyle insanların düşün dünyasını etkilemiş ve yönetmiştir. Sakin yapısı da onun masumiyeti olmuştur. Okuyucusu yaşarken de çok fazla olmuştur. Nihal Atsız üzerinden yaratılan gerginlikten Türk gençliğinin bölünmesinin faturası da Sabahattin Ali’ye çıkartılacaktır. O yıllar da ne yazık ki bu projeler bir bütünlük içinde emperyalizm üzerinden yürütülmüş ve CHP iktidarı buna karşı bir çözüm yolu ortaya koyamamıştır. Koyamadığı gibi bu süreçten faydalanmak istemiştir. Bu daha da büyük bir yanlıştır. Ve sonuçta Atatürkçü gençlik hayali bu proje sonunda sonlandırılmıştır.
Ülkemizde neredeyse her evde var olan “Kürk Mantolu Madonna” kitabı dikkatli okunduğunda kitabın içine antisemitizmin çok dikkatli bir biçimde yerleştirildiği dikkatli okurun gözünden kaçmayacaktır. 1941 yılında yayınlandığı düşünülürse Sabahattin Ali’nin tahlil gücünün de üst seviyede olduğu ve gerçekçilik ilkesine namuslu aydın duruşuyla çok önemli katkı yaptığı da görülecektir.
“Kürk Mantolu Madonna” kitabının evlenmeden önce okunması zorunlu hale getirilmeli diye düşünüyorum.. Yine liselerde zorunlu ders olarak bir yıl içinde her satırı tartışılarak okutulmalı… Aşkın, dostluğun, kadın erkek ilişkisinin en güzel tanımlamalarını bu kitapta görüyorsunuz….
“Dünya’da sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar çok nefret ediyorum biliyor musunuz? Sırf böyle en tabii haklarıymış gibi insandan birçok şeyler istedikleri için… Beni yanlış anlamayın, bu taleplerin muhakkak söz haline gelmesi şart değil… Erkeklerin öyle bakışları, öyle gülüşleri, ellerini kaldırışları hülasa kadınlara öyle bir muamele edişleri var ki… Kendilerine ne kadar fazla ve ne kadar aptalca güvendiklerini fark etmemek için kör olmak lazım…Herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek, küstahça gururlarını anlamak için kafidir. Kendilerini daime bir avcı, bizi zavallı bir av olarak düşünmekten asla vazgeçmiyorlar. Bizim vazifemiz sadece tabi olmak, itaat etmek istenilen şeyleri vermek. Biz isteyemeyiz, kendiliğimizden bir şey vermeyiz. Ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum. Anlıyor musunuz? Sizinle, bunun için dost olabileceğimizi zannediyorum. Çünkü halinizde o manasız kendine güvenme yok. Fakat bilmem.. Ne kuzuların ağzından vahşi kurt dişlerinin çıktığını gördüm.”
“Bir dakika: Hala isminizi bilmiyorum!..
-Raif!
-Raif mi? Bu kadarcık mı?
-Hatip zade Raif!
-A, imkanı yok.. Ne aklımda tutabilirim, ne de söyleyebilirim! Sadece Raif! desem olmaz mı?
-Daha memnun olurum!
-Siz de bana sadece Maria diyebilirsiniz…”
Sırça Köşk kitabında ise İnönü’nün tek adamlığı döneminde içinde herkesin daha çok da sağın yer aldığı CHP dönemini yerden yere vurur. 1946-1950 arası CHP’nin sona giden yani bitişe giden iktidarında dergisi belirleyici rol oynar. Aziz Nesin burada takma isimle çok ağır yazılar yazar. İnönü iktidarı nefes alamaz. Sabahattin Ali’nin, bu kadar ismi önde olan dönem solcusu varken, sakin ve aşk ile dünyaya bakan o mütevazi duruşuyla öldürülmesi herkesi şaşırtsa da sonrasında elde edilen sonuçlar dikkate alındığında öldürülmesi kanımca müthiş bir CIA-MOSSAD projesidir. O yıllara ve sonraki yıllara damgasını vuran müthiş bir projedir. Yukarıda da belirttiğim üzere olayın basit bir milliyetçi söylem üzerinden olduğunu göstererek kapatmışlardır. Aynen 4 Aralık 1946 yılında olan Tan baskını olayı da böyledir. O baskında Sabahattin Ali’nin de matbaası basılır ve yerle bir edilir. Olaydan sonra olayın mağdurlarının suçlanması ve tutuklanması tam anlamıyla bir kara mizahtır… Sabahattin Ali’nin öldürülmesiyle CHP hem bir anlamda en ciddi muhalefet eden bir yapıdan kurtulur. Kurtulmakla kalmaz, sol ile yollarını ayırır. Sol mecburen Demokrat Partiye gider. CHP iktidarı diğer yandan bu olay nedeniyle dış dünya da üzerinde oluşacak baskıları azaltmak adına daha yıl bitmeden 12 Aralık 1948’de, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Türkiye temsilcilerinden oluşan “Filistin Uzlaştırma Komisyonu” kuruluşunda yer alır. 28 Mart 1949 yılında da İsrail devletini tanıyan ilk Müslüman ülke Türkiye olur… Ali Nesin, babası Aziz Nesin’in Sabahaddin Ali ile olan mektuplarını kamuoyu ile paylaşmalıdır. Bu ülke yani ülkemiz her noktasıyla bir oyun ülkesidir. Meselelere duygu ile baktığınızda hiçbir sorununuzu bilinç ile çözemezseniz. Sürece her daim linç kültürü müdahil olur. Ülkemizin çıkmaz sokağı ya da aydınlar üzerinde ki en büyük baskı da budur dersek yalan söylememiş oluruz… Velhasıl Sabahaddin Ali’nin ölümünden herkes beslendiğinden kimse olayın üzerine gitmeyi bırakın elini bile süremedi… Öyle ortada kaldı… Mezarı olmayan Sabahattin Ali… Dünyaya sığamayan Sabahattin Ali, “İçimizdeki Masum” oldu ve hepimizin içine sığdı… Toplantı da bu konunun etrafında dolaştık ancak adını söyleyemedik. Bilmiyorum, belediye başkanı gelseydi İlknur hocam söyletmeye yönelik olarak buna bir şekilde zemin hazırlar mıydı… Çünkü çok cesur bir kadın… Şimdilik başkan gönderdiği mesaj ile yaşadığı evini müze yapacağını söyledi..
Edremitliler çok şanslı, ellerinde devrimci bir yürek İlknur Kamalı var. Üç yıldır, Edremit’te bu etkinliği yapıyor. Bu yıl etkinliğe “İçimizdeki Masum” betimlemesiyle damgasını vurdu. Satır aralarını müthiş doldurdu. Ses tonunda ki etkileyiciliğini öyle güzel kullandı ki okuması yazması olana bile hiç zorlanmadan Sabahattin Ali’yi orada olsaydılar, anlatır ve aklına sokardı. Program çok zengindi. Yine edebiyat öğretmenimiz gitar eşliğinde Sabahattin Ali şiirlerini müthiş güzel okudu. Dördünü sayfamda paylaştım. Sergi çok güzeldi. Sabahattin Ali’nin ilk baskısı olan Kürk Mantolu Madonna kitabının imzalı olanının fiyatı bugünlerde 18 bin lira civarındaymış…
Bu yıl Sabahattin Ali 71. ölüm yıl dönümünde anıldı. Kızı Filiz Ali ise bu arada bir çığlık attı ama kimsenin dikkatini çekmedi. Artık her yayınevi Sabahattin Ali’nin kitaplarını telif hakkını vermeden basabilecek. Dolayısıyla piyasaya çok kötü düzenlenmiş Sabahattin Ali kitapları da sürülecek.. Ve bundan dolayı kimse suçlanmayacak… Fiyatı çok ucuz olacağından yok satacak…
CHP özür dilemelidir…
Bazen o niçini düşünmemek gerekir…
Kitaplarını alan okuyucu hiç olmazsa kitaplarını anlayarak okumaya önem vermelidir… Öğretmenlerimiz Sabahattin Ali kitaplarını  öğrencilerinin okuması konusuna ayrı bir önem vermelidir…
Yazımı İlknur hocamın bir makalesinden aldığım bir alıntıyla bitiriyorum…
“Bereket, arada bir, elli yılda, yüz yılda bir ortaya çıkan bir şair, bir bilge, bir politikacı insanlara birtakım düşünce hapları, birtakım güzellik formülleri, birtakım yaşama reçeteleri sunuyorlardı da insanlar bu haplar, bu formüller, bu reçeteler, bu muskalar yüzü suyuna daha bir yüzyıl yaşayabiliyorlardı.” (Birsel 2012: 25)
Sabahattin Ali hep yaşayacak…
Sevgi ve saygılarımla… Vecdi Yılmaz….

Bu haber 490 kez okundu.
merkez_optik
Kültür - 01:37 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    TATİLSEL VE TAKVİMSEL HALLER
    Daha Ramazan ayı başlamadan tatil sorunu(!) erkenden halledildi ya… 9 günlük tatil turizmcilerin yüzünü güldürdü… Ama şimdi önümüzde ne var, karmaşa bir eğitim takvimi. Yılın sonu gelmiş, öğretim yılı ne zaman bitiyor, 14 Haziran. Yani öğrenciler 9 gün tatil yapacak, sonra beş gün daha okul mu? Güldürmeyin. O zaman tatil başlangıcını da öne alın da […]
  • 02
    23 NİSAN’A YAKIŞIR KUTLAMA
    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı  Balıkesir ve ilçelerinde çeşitli etkinliklerle kutlandı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenleri saat 10.15’de Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunması ile başladı. Atatürk Parkı’ndaki gösteriler öncesi valilik koltuğuna bir günlüğüne oturan Altıeylül Yunus Emre […]
  • 03
    O ÇOCUKLARI, ÇOCUKLAR DA ONU UNUTMADI
    Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı tarafından düzenlenen “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Çocuk Korosu Konseri” Salih Tozan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Çocuklar, en sevdikleri şarkıları, onlara bu bayramı armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk için seslendirdi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yaygın Eğitim ve Konservatuvar Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen “23 Nisan […]
  • 04
    MAKAM ZEYNEP’E EMANET
    Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda makamını bir günlüğüne Zeynep Duru Çakmak’a emanet etti. Başkan Yılmaz,  “Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın yarınlarda çok başarılı görevlere geleceklerinden hiç kuşkum yok.” dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla makamını bir günlüğüne Zeynep Duru […]
  • 05
    “AKADEMİSYEN ANNE” İLE MÜZİKLİ OYUNLAR
    Balıkesir’e geldiği her söyleşide salonları doldurmayı başaran Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, nam-ı diğer “Akademisyen Anne” bu kez farklı bir konseptle takipçileriyle buluştu. “Akademisyen Anne” yeni kitabındaki oyunları, gruplar halinde ilk kez Balıkesirli ebeveynler ve çocuklarıyla birlikte oynadı. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı […]

YAZARLARIMIZ

  • İKİYÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE!

    Siyaset alanında ikiyüzlülük, S. P. Huntington’nun “Medeniyetler Çatışması” (1996) ile Batı’ya armağanıdır. Yazık ki bugün, post modern süreç içinde dünyada giderek yaygınlaşan böyle bir durumu yaşıyoruz. Asya, Afrika hatta Amerika’da dini orijin üzerinden yükselen tepkilerle birleşince Huntington uyarısı, savaşlar, iç çelişkiler nedeniyle yorgun düşmüş Batı üzerinde etkili oldu. Bu uyarı bir anlamda Batı’yı, kültürel bagajında önemli […]
  • TATİLSEL VE TAKVİMSEL HALLER

    Daha Ramazan ayı başlamadan tatil sorunu(!) erkenden halledildi ya… 9 günlük tatil turizmcilerin yüzünü güldürdü… Ama şimdi önümüzde ne var, karmaşa bir eğitim takvimi. Yılın sonu gelmiş, öğretim yılı ne zaman bitiyor, 14 Haziran. Yani öğrenciler 9 gün tatil yapacak, sonra beş gün daha okul mu? Güldürmeyin. O zaman tatil başlangıcını da öne alın da […]
  • BİR ÇOCUK HİKAYESİ : SİMİTÇİ ALİ

    Bugün 23 Nisan. Bugün ÇOCUK BAYRAMI Okursanız, ben de bir çocuk hikâyesi anlatayım sizlere: Sakarya Savaşları’nın ilk günleriydi. İstanbul büyük bir heyecan içinde savaşın sonunu bekliyordu. İstanbul Hilâl-i Ahmer Şubesi(Kızılayı), kendiliğinden İstanbul’da birkaç yerde Anadolu’ya bir yardım kampanyası başlattı. Şubelerin önünde uzun kuyruklar oluşuyor, herkes gönlünden ne koparsa veriyordu. “Yaz Tüccar Mehmet Bey, on lira […]
  • NE OLDU?

    Ne olacak damat şaşırdı. Damadın “reform paketinden bakın ne çıktı. Devlet iki-üç bin dönümlük kamu arazilerinde çiftçilik yapacakmış. O zaman devlet, atlet-kilot üretir mi diye Sümerbank’ı neden özelleştirdiniz Süt Endüstrisi Kurumunu (SEK), Et Balık Kurumunu (EBK) özelleştirirken bunlar devletin iş değil diyordunuz. Bunlar değil seracılık devlet işi öyle mi? Karadeniz’in fındık üreticisini koruyan FİSKO BİRLİĞİ-Antalya’nın […]
  • 90 GÜN KALA AKLIMA GELENLER – Birgi TUNA

    Bugün 18 Şubat 2019. 19 Mayıs 2019’a tam 90 gün kaldı. Emperyalizm, 20’nci yüzyılda en büyük hezimeti Çanakkale’de yaşadı. Uğradığı hezimete rağmen, Türk Milletini esir etmek için 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla başlayıp 10 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşmasıyla tamamlanmaya çalışılan süreçte emperyalist ordular tek kurşun atmadan Yunan, Bulgar, Arap çeteleri maşa olarak kullandı. Bu […]
  • ANNEANNEMİN MEMLEKETİ HAVRAN

    3 yıl önce aramızdan ayrılan pamuk anneannem Havranlı. Babasını kaybedince Edremit’e taşınmışlar. Anneannem Edremit’in son zamanlardaki değişimini gördükçe; ”Benim memleket Havran aynı kaldı.” derdi. Edremit’ten Kadıköy’e lale toplamak için yürüdüklerini anlatırdı. Buraların günümüzdeki hali, anneannemin yaşadıklarının sanki bir masal olduğunu anlatıyor. Onun sağlığında ne yazık ki Havran’a beraber çok gelemedik. Küçüklüğümdeki bir gidişimizi hatırlıyorum. Altınkum’dan […]
  • MECLİS’İN ŞAHİN’İ!

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ilk toplantısı olaylı başladı. Bazıları bundan keyif almış gibi görünebilir ama Balıkesirli artık tüm partilerin Balıkesir için el ele vermesini istiyor. Gereksiz çekişmeler yüzünden hizmetten olmak istemiyor. Son Meclis toplantısında ortamı geren kişi AK Partili Mehmet Birol Şahin’di. Yıllarca DYP ve Demokrat Parti’de siyaset yapan, AK Parti’yi en sert sözlerle eleştiren […]
  • KÖY ENSTİTÜLERİ / Fatma Zehra KÖSELEY

    Tarih , 17 Şubat 1923 yer İzmir. Tarihimizin o meşhur “İzmir İktisat Kongresi” nde Mustafa Kemal Atatürk geleceğimizin eğitim ve öğretiminin temelini oluşturan ilkelerin tespitlerini şöyle özetler. ” Evlâtlarımızı o şekilde eğitmeli ve terbiye etmeliyiz, onlara o şekilde bilgi, anlayış vermeliyiz ki, ticaret, ziraat ve sanat dünyasında ve bütün bunların faaliyet alanlarında verimli olsunlar, etkili […]
  • MEKTUP

    Sen öldün. Öldürmek bir eylemdir. Türkçe dilbilgisinde ya da yasalarda “fiil” de denir. Oysa ölmek bir eylem değildir. Senin ölmeni, ölümü, ölmeleri bir eylem yaptı insanoğlu ve ölünden ve ölümlerden kendine zırhlar, kapılar ve tesbitler icat etti. Ölümünden ve ölümlerden kendine konuşacak çok şey buldu ama yapacak hiçbir şey bulamadı. Sen öldün. Senin ölümünü ve […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • YARIN BAYRAM ÇOCUKLAR- İhsan DURAK

    “ÇOCUKLUK Affan Dede’ye para saydım, Sattı bana çocukluğumu. Artık ne yaşım var, ne adım; Bilmiyorum kim olduğumu. Hiçbir şey sorulmasın benden; Haberim yok olan bitenden. Bu bahar havası, bu bahçe; Havuzda su şırıl şırıldır. Uçurtmam bulutlardan yüce, Zıpzıplarım pırıl pırıldır. Ne güzel dönüyor çemberim; Hiç bitmese horoz şekerim!” C.S. TARANCI GEZİN DOLAŞIN KIRLARDA Kimse size […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 3 AY = ÇOK SENE… Nedim ISPARTA

    İstasyon mahallesi yazımda bahsettiğim gibi,  fabrikamızın özelleştirilmesi / kapatılmasının ardından çil yavrusu gibi dağıldık. Ben de bir arkadaş vasıtasıyla Görsel Yayınlar’a ansiklopedi satışı için başvurdum ama şartlar uymadı.  Lise mezunu değildim. Dursunbey’de satış yaparken yardımcı olduğum İpek hanım, beni direk müdür Hüseyin Aslan’ın( Facebook’dan arkadaşım şu anda) odasına götürdü.  – Nedim abi bu işi yapamazsa […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • O EL SIKILMALI… Tanyol KIPÇAK

    Neymiş?.. Kızgın demir’i soğutma zamanıymış.. Eyvallah hep birlikte soğutalım. İyi de sormadan edemiyorum. Neden kızdırdınız o zaman demir’i ?.. Neden dağladınız yürekleri, yaktınız gönülleri?.. Seçim zamanı olurmuş öyle şeyler.. Şimdi kucaklaşma zamanıymış!.. İşte “kırılma noktası” bana göre tam da burası.. Toplumun “kucaklaşması” için önce bir “sebep” ortaya koyacağız.. Sonra onun üzerinden “politika” üreteceğiz.. Yani.. Sebep-sonuç […]
  • BANDIRMA’NIN SINAVI “BANVİT”

    BANVİT A.Ş.’nin haziran ayı sonundan itibaren Banvit Basketbol ve Banvit Kırmızı’ya desteğinin sona ereceği geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıklandı. Yıllarca Görener ailesinin ekonomik desteği ile bir fabrika takımı olarak ayakta kalmayı başaran, ülke ve Avrupa’daki başarılarının yanı sıra adeta bir basketbolcu üretim merkezi durumuna gelen Banvit Basketbol, bugün sponsorsuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Banvit Basketbol Kulübü […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • ÇOCUK YETİŞTİRMEK…

    William James, varlıklı bir ailenin çocuğu idi. Çocukluğunda çok ciddi sağlık sorunları yaşamıştı. Pek arkadaşı yoktu. İyi bir öğrenci değildi. Evin içinde resim yaparak günlerini geçiyordu. Yaptığı resimlerini satın alan yoktu. Babası kendisiyle alay ediyordu. Erkek kardeşi Henry James ise dünya çapında tanınan ve okunan bir yazar olmuştu. Babası iş ilişkilerini kullanarak oğlunu Harvard Tıp […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 95.953
    -0,94%
  • ALTIN 238.40
    -0,19%
  • DOLAR 5.836
    0,09%
  • EURO 6.552
    -0,07%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link