25° Parçalı bulutlu
  • EURO 6.39
  • DOLAR 5.73

“İÇİMİZDEKİ MASUM”, CHP VE ÖZÜR…

Kültür - 8 Nisan 2019 01:37 A A

Değerli dostum Fazlı Kamalı bey telefon ile davet edince, soluğu dün akşamüstü Edremit-Güre’de aldım. “İçimizdeki Masum/Sabahattin Ali Anma Günü” etkinliğini baştan sona büyük bir ilgi ve dikkatli bir şekilde dinledim. Toplantı biraz geç başladı. Bütün detayların büyük bir özen ile hazırlandığı bir etkinlikte beklenilen önemli konuk Edremit Belediye Başkanı gelmeyince sanki biraz burukluk oldu. Önemli konuklar için önde hazırlanan dört koltuğa oturan CHP’li iki meclis üyesi, kılık kıyafetlerine ve genel görünümlerine baktığınızda sanki okey masasından yeni kalkmış gibiydiler… Siz oraya makamı temsil ederek geliyorsanız, biraz özenli olacaksınız. Saç baş dağınık, umursamaz tavır içinde olmalar… Orada yer alan dinleyicilerin hepsi son derece şık ve zarif giyinerek gelmiş insanlardı. Fazlı bey beni çağırdığında ben bile önden gidip kendime bir iki şey aldım ve giyinmesini bilmeyen bir kişi olarak dikkat ettim kendime.. Sizler çok daha dikkatli ve özenli olacaksınız…
“İçimizdeki Masum” Sabahattin Ali’yi en iyi anlatan adeta o kocaman yürekli insanın iki kelimeyle resmini ortaya koyan müthiş bir betimleme, tasvir ya da anlatım… Bu betimlemenin sahibi İlknur Kamalı hocamız… İlknur hocamız programının hem emekçisi hem sunucusu hem yöneteni olunca kendisiyle birkaç dakika da olsa bir oturup sohbet etme olanağım olmadı. Olsaydı, hocamıza Michael Haneke’nin “White Ribbon- Beyaz Kurdele” filmini mi izlediniz de oradan mı esinlendiniz hocam diyecektim… HANEKE’NİN, genelde filmlerinde sorduğu ve yanıtını aradığı soru şudur: Toplu katliamların arkasındaki sorumlulukların mahiyeti kapsamında bu olayların sorumlusu olarak tek tek bireyleri mi, yoksa bunu yaratan bir ortamı mı yargılayacağız… Soru bu…
Berna hocamız, Sabahaddin Ali’nin duygu dünyası üzerinden insancıl yönünü anlattı. Elif hocamız devrimci yönünü anlattı. O cümleyi söyleyecek diye çok bekledim ama hocamız orada yutkundu, söyleyemedi. Mehmet Narlı hocamız daha çok soru sordu. Sorduğu soruların çoğunluğunda yanıtı hep bilerek eksik bıraktı. Sanırım dinleyicilerin düşünmesini istedi. Tuğla kalınlığında Sabahaddin Ali incelemesi yapılmış bir kitabı gösterdi. Ve devam etti. Bu kapsamlı çalışmayı karşı mahalle yaptı. Aslında bu cümle de çok önemliydi. Biz genelde duygusal bir millet olduğumuzdan sorumluluktan kaçınmak için cambaza bakmayı seviyoruz. İktidar ve çevresinin abuk çubuk cümleleri dışında kendi edebiyatını, kendi düşünce yapısını ortaya koyan dolayısıyla kendini geliştirerek merkez sağda kök salmak ve orasını kendi evi yapmak isteyen dolayısıyla muhafazakar edebiyat ve kültür yaratmak isteyen bir çalışma var ve bu çalışmayı da onlar yaptı, diyor…
Sabahattin Ali, çocukluğuna gidildiğinde sokakta güzelliği nedeniyle kadınlarca “sabah yıldızı” diye sevilirken, evde kekeme kardeşine olan sevgisiyle annesi tarafından hep itilip kakılan bir çocuk… Bu nedenle anne üzerinden kaynaklanan müthiş bir sevgisizlik içinde… Babasına yönelmesi ve onu sevmesi ve ona tutunarak büyümeye çalışması… Babasının Ayvalık’ta ölmesi onun duygu dünyasını derinden sarsıyor.
Sabahattin Ali’de yok yok… Yazım ustası… Hikayeci yönü, öyküleri, romanı ve şiirleri… Eli nereye değdiyse ortaya muhteşem eserler çıkmış… Sabahattin Ali yaşamı coşkuyla aşkla yaşayan bir kişi.. Belediye başkan yardımcısı kısa konuşmasında Sabahattin Ali’yi 68 kuşağının öncüsü olarak ve yine ülkemizde ki Marksist düşüncenin ilk kuramcılarındandır, diyerek tanımladı. İkisine de katılırım ancak yeterli bulmam….
Aşkla dünyaya bakan insanlar genelde duygusal olurlar ve duygularıyla yaşarlar. Duygu ile yaşadığınızda düşüncelerinizi yazmaktan çekinmezsiniz. Yazmak o duygu selinin dışa vurumudur. Yazmadığınız da içinizi parçalar… Konya’da öğretmenlik yaparken dostları arasındayken okuduğu bir şiir ile hayatı bütünüyle değişir. Kendini şikayet eden ve öncesiyle ve sonrasıyla peşini bir türlü bırakmayan Nihal Atsız ile başlayan bu süreç sonunda büyük bir komplo sonucu hazırlanan ancak vurucu darbenin basit bir şekilde olmasıyla ortada soru işaretleriyle bırakılmış bir trajediyle biter.. Bu haliyle ölüm şekli sanki Şemsi Denizer olayına çok benziyor gibi gelmiştir, bana…
Sabahattin Ali, Atatürk’ü ve Atatürk’ün A kadrosunu eleştirmiş bir insandır. Kendisini hapse götüren şiiridir… Hapisten 1933 yılında 10. yıl affıyla çıkar. Ancak sicili bozulduğundan mesleğine dönemez. Biat etmesi istenir. Ortada bir ailesi vardır..
Biat eder ve bu şiiri yazar…
“Sensin,
kalbim değildir,
böyle göğsümde vuran
sensin
“Ülkü” adıyla beynimde dimdik duran
sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran
seni çıkarsam ömrüm başlamadan bitiyor.”
Sonrada şiir yazmayı bırakır…
Hikaye, öykü ve roman yazmaya başlar. O günkü Türkiye’nin toplumsal sorunlarının en gerçekçi ve en yalın bir şekilde filmini çekerek yazarken, köylü-aydın kopukluğunu da önümüze muhteşem bir şekilde koyar. Üreten köylünün hakir görülmesinin toplum nezdinde ki karşılığı olarak ortaya çıkan vurdumduymazlık tavrı onun en büyük acısıdır. O acıdır ki ona o muhteşem satırları yazdıran… Almanya’da tanıştığı ve yaşamının merkezine koyduğu Marksist düşünce de onun diyalektik düşünmesini sağlamış ve vurucu cümleleriyle insanların düşün dünyasını etkilemiş ve yönetmiştir. Sakin yapısı da onun masumiyeti olmuştur. Okuyucusu yaşarken de çok fazla olmuştur. Nihal Atsız üzerinden yaratılan gerginlikten Türk gençliğinin bölünmesinin faturası da Sabahattin Ali’ye çıkartılacaktır. O yıllar da ne yazık ki bu projeler bir bütünlük içinde emperyalizm üzerinden yürütülmüş ve CHP iktidarı buna karşı bir çözüm yolu ortaya koyamamıştır. Koyamadığı gibi bu süreçten faydalanmak istemiştir. Bu daha da büyük bir yanlıştır. Ve sonuçta Atatürkçü gençlik hayali bu proje sonunda sonlandırılmıştır.
Ülkemizde neredeyse her evde var olan “Kürk Mantolu Madonna” kitabı dikkatli okunduğunda kitabın içine antisemitizmin çok dikkatli bir biçimde yerleştirildiği dikkatli okurun gözünden kaçmayacaktır. 1941 yılında yayınlandığı düşünülürse Sabahattin Ali’nin tahlil gücünün de üst seviyede olduğu ve gerçekçilik ilkesine namuslu aydın duruşuyla çok önemli katkı yaptığı da görülecektir.
“Kürk Mantolu Madonna” kitabının evlenmeden önce okunması zorunlu hale getirilmeli diye düşünüyorum.. Yine liselerde zorunlu ders olarak bir yıl içinde her satırı tartışılarak okutulmalı… Aşkın, dostluğun, kadın erkek ilişkisinin en güzel tanımlamalarını bu kitapta görüyorsunuz….
“Dünya’da sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar çok nefret ediyorum biliyor musunuz? Sırf böyle en tabii haklarıymış gibi insandan birçok şeyler istedikleri için… Beni yanlış anlamayın, bu taleplerin muhakkak söz haline gelmesi şart değil… Erkeklerin öyle bakışları, öyle gülüşleri, ellerini kaldırışları hülasa kadınlara öyle bir muamele edişleri var ki… Kendilerine ne kadar fazla ve ne kadar aptalca güvendiklerini fark etmemek için kör olmak lazım…Herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek, küstahça gururlarını anlamak için kafidir. Kendilerini daime bir avcı, bizi zavallı bir av olarak düşünmekten asla vazgeçmiyorlar. Bizim vazifemiz sadece tabi olmak, itaat etmek istenilen şeyleri vermek. Biz isteyemeyiz, kendiliğimizden bir şey vermeyiz. Ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum. Anlıyor musunuz? Sizinle, bunun için dost olabileceğimizi zannediyorum. Çünkü halinizde o manasız kendine güvenme yok. Fakat bilmem.. Ne kuzuların ağzından vahşi kurt dişlerinin çıktığını gördüm.”
“Bir dakika: Hala isminizi bilmiyorum!..
-Raif!
-Raif mi? Bu kadarcık mı?
-Hatip zade Raif!
-A, imkanı yok.. Ne aklımda tutabilirim, ne de söyleyebilirim! Sadece Raif! desem olmaz mı?
-Daha memnun olurum!
-Siz de bana sadece Maria diyebilirsiniz…”
Sırça Köşk kitabında ise İnönü’nün tek adamlığı döneminde içinde herkesin daha çok da sağın yer aldığı CHP dönemini yerden yere vurur. 1946-1950 arası CHP’nin sona giden yani bitişe giden iktidarında dergisi belirleyici rol oynar. Aziz Nesin burada takma isimle çok ağır yazılar yazar. İnönü iktidarı nefes alamaz. Sabahattin Ali’nin, bu kadar ismi önde olan dönem solcusu varken, sakin ve aşk ile dünyaya bakan o mütevazi duruşuyla öldürülmesi herkesi şaşırtsa da sonrasında elde edilen sonuçlar dikkate alındığında öldürülmesi kanımca müthiş bir CIA-MOSSAD projesidir. O yıllara ve sonraki yıllara damgasını vuran müthiş bir projedir. Yukarıda da belirttiğim üzere olayın basit bir milliyetçi söylem üzerinden olduğunu göstererek kapatmışlardır. Aynen 4 Aralık 1946 yılında olan Tan baskını olayı da böyledir. O baskında Sabahattin Ali’nin de matbaası basılır ve yerle bir edilir. Olaydan sonra olayın mağdurlarının suçlanması ve tutuklanması tam anlamıyla bir kara mizahtır… Sabahattin Ali’nin öldürülmesiyle CHP hem bir anlamda en ciddi muhalefet eden bir yapıdan kurtulur. Kurtulmakla kalmaz, sol ile yollarını ayırır. Sol mecburen Demokrat Partiye gider. CHP iktidarı diğer yandan bu olay nedeniyle dış dünya da üzerinde oluşacak baskıları azaltmak adına daha yıl bitmeden 12 Aralık 1948’de, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Türkiye temsilcilerinden oluşan “Filistin Uzlaştırma Komisyonu” kuruluşunda yer alır. 28 Mart 1949 yılında da İsrail devletini tanıyan ilk Müslüman ülke Türkiye olur… Ali Nesin, babası Aziz Nesin’in Sabahaddin Ali ile olan mektuplarını kamuoyu ile paylaşmalıdır. Bu ülke yani ülkemiz her noktasıyla bir oyun ülkesidir. Meselelere duygu ile baktığınızda hiçbir sorununuzu bilinç ile çözemezseniz. Sürece her daim linç kültürü müdahil olur. Ülkemizin çıkmaz sokağı ya da aydınlar üzerinde ki en büyük baskı da budur dersek yalan söylememiş oluruz… Velhasıl Sabahaddin Ali’nin ölümünden herkes beslendiğinden kimse olayın üzerine gitmeyi bırakın elini bile süremedi… Öyle ortada kaldı… Mezarı olmayan Sabahattin Ali… Dünyaya sığamayan Sabahattin Ali, “İçimizdeki Masum” oldu ve hepimizin içine sığdı… Toplantı da bu konunun etrafında dolaştık ancak adını söyleyemedik. Bilmiyorum, belediye başkanı gelseydi İlknur hocam söyletmeye yönelik olarak buna bir şekilde zemin hazırlar mıydı… Çünkü çok cesur bir kadın… Şimdilik başkan gönderdiği mesaj ile yaşadığı evini müze yapacağını söyledi..
Edremitliler çok şanslı, ellerinde devrimci bir yürek İlknur Kamalı var. Üç yıldır, Edremit’te bu etkinliği yapıyor. Bu yıl etkinliğe “İçimizdeki Masum” betimlemesiyle damgasını vurdu. Satır aralarını müthiş doldurdu. Ses tonunda ki etkileyiciliğini öyle güzel kullandı ki okuması yazması olana bile hiç zorlanmadan Sabahattin Ali’yi orada olsaydılar, anlatır ve aklına sokardı. Program çok zengindi. Yine edebiyat öğretmenimiz gitar eşliğinde Sabahattin Ali şiirlerini müthiş güzel okudu. Dördünü sayfamda paylaştım. Sergi çok güzeldi. Sabahattin Ali’nin ilk baskısı olan Kürk Mantolu Madonna kitabının imzalı olanının fiyatı bugünlerde 18 bin lira civarındaymış…
Bu yıl Sabahattin Ali 71. ölüm yıl dönümünde anıldı. Kızı Filiz Ali ise bu arada bir çığlık attı ama kimsenin dikkatini çekmedi. Artık her yayınevi Sabahattin Ali’nin kitaplarını telif hakkını vermeden basabilecek. Dolayısıyla piyasaya çok kötü düzenlenmiş Sabahattin Ali kitapları da sürülecek.. Ve bundan dolayı kimse suçlanmayacak… Fiyatı çok ucuz olacağından yok satacak…
CHP özür dilemelidir…
Bazen o niçini düşünmemek gerekir…
Kitaplarını alan okuyucu hiç olmazsa kitaplarını anlayarak okumaya önem vermelidir… Öğretmenlerimiz Sabahattin Ali kitaplarını  öğrencilerinin okuması konusuna ayrı bir önem vermelidir…
Yazımı İlknur hocamın bir makalesinden aldığım bir alıntıyla bitiriyorum…
“Bereket, arada bir, elli yılda, yüz yılda bir ortaya çıkan bir şair, bir bilge, bir politikacı insanlara birtakım düşünce hapları, birtakım güzellik formülleri, birtakım yaşama reçeteleri sunuyorlardı da insanlar bu haplar, bu formüller, bu reçeteler, bu muskalar yüzü suyuna daha bir yüzyıl yaşayabiliyorlardı.” (Birsel 2012: 25)
Sabahattin Ali hep yaşayacak…
Sevgi ve saygılarımla… Vecdi Yılmaz….

Bu haber 625 kez okundu.
Kültür - 01:37 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    GEOMETRİ
    Almanya geçtiğimiz yüz yıl içinde iki büyük savaş yaşamış ve özellikle İkinci Dünya Savaşında yıkılmadık duvarı kalmamışken bugün ortaya çıkardığı ekonomik büyüklüğü ile dünyayı yönetiyor… Almanya bunu nasıl yapıyor konusunu hiç düşündünüz mü? bilmiyorum. Bunun tek yolu bilimdir. Bilim adamına duyulan saygı yanında verilen, gösterilen önemdir. Kuru dua ile hiçbir şey olmaz. Hazreti Muhammed sevgi […]
  • 02
    KAZ DAĞLARI KİMİN?..
    Belediyelerde de para kalmadığı için bu yaz sivrisinekle mücadele de zayıf gidiyor. Havanın zaten sıcak olduğu gecelerde azıcık olsun rüzgâr esmiyorsa eğer; sivrisineklerin vücudunuza hücum etmesi kuvvetli olasılıktır. Açık havada veya balkonda oturmanız ıstırap haline dönüşür. Kovalarsınız… Gider gibi yapar… Yeniden döner konar… Kovalarsınız bir daha gelir… Kovalarsınız bir daha… Yapışmıştır çünkü. İlle kanınızı emecek! […]
  • 03
    KURTDERE’YE DAVET
    Karesi Belediye Başkanı Dinçer Orkan, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ve Belediye Meclisi üyelerini kırmızı dipli mumla Kurtdereli Yağlı Güreşleri’ne davet etti.. Cihan Pehlivanı Kurtdereli Mehmet Pehlivan adına bu yıl 60’ncısı düzenlenen Kurtdereli Yağlı Güreşleri için geri sayım başladı. Kurtdereli güreşlerinin bu yıl 2-3-4 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirileceği açıklandı. Karesi Belediye Başkanı Dinçer Orkan Balıkesir […]
  • 04
    İŞÇİLER ALTINDA DİNLENİYOR DİYE AĞAÇLARI KESMİŞLER!
    Bandırma Belediyesinin 600 Evler Mahallesinde bulunan şantiyesinde geçen hafta 6 ağacın kesilmesinin yankıları devam ediyor. Kesilen ağaçlarla ilgili açıklamalar yapan Güney Marmara Doğal Kültürel Çevreyi Koruma Derneği (GÜMÇED) Bandırma Şube Başkanı Gültekin Mutlu, mesai saatlerinde işçilerin ağaçların altında yattığı gerekçesiyle 6 ağacın kesildiğini ileri sürdü. Açıklamasında Belediye Başkanı Tolga Tosun’u  duyarlı olmaya davet eden Mutlu, […]
  • 05
    WNBA’DAN GÜRESPOR’A!
    Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde ki temsilcimiz Edremit Belediyesi Gürespor, WNBA pantentli Breanna Levis’i  kadrosuna kattı. Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde (TKBL) şampiyonluk hedefi ile yola çıkan Edremit Belediyesi Gürespor, transferlerini açıklamaya başladı. Temsilcimiz, Kansas St. Üniversitesi mezunu, 2017 yılında WNBA takımlarından Dallas Wings tarafından 23. sıradan draft edilen Breanna Lewis’i transfer etti. Geçtiğimiz sezonu Bulgaristan Süper […]

YAZARLARIMIZ

  • MUHALEFET, SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİNE HAZIR MI?

    İstanbul halkı 31 Mart seçimlerinden sonra yaşanan sürece tepkisini 23 Haziran seçiminde İmamoğlu’na verdiği açık ara destekle ortaya koydu. Bunun muhalefet ve iktidar üzerinde farklı etkileri olacağı belliydi. Muhalefet sistem değişikliğine odaklanır, umutlanırken AKP içinde Partili Cumhurbaşkanın belirlediği politikalar ilk kez ciddi yoğunlukta tartışılmaya başlandı. AKP’de yol ayrımı daha bir netlik kazandı. İstanbul seçimi sonrası […]
  • “BELEDİYE BAŞKANLARI” HALKIN GENELİNİ İLGİLENDİRMEZ Mİ?..

    Durduk yerde sorun üretmekte dünya lideri olduğumuz tartışmasızdır. Oysa sorun çıkacak bir konu mudur bu? Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı “Kurban Bayramı’nda ulaşım ücretsiz olsun” teklifi getirmiş. Belediye Meclisi’nde CHP de “30 Ağustos’ta da ulaşım ücretsiz olsun” demiş. Ne var bunda? Zaten tüm bayramlarda, dini ve milli ayırmadan yapsanıza ulaşımı ücretsiz?.. Dini bayramlar toplam 7 gün… […]
  • OĞUZ BOYLARI

    Selçuklu Devleti’nin yaşadığı yıllarda ve Moğolların önünden kaçan ya da onların ardından çeşitli şekillerde pek çok Oğuz boyu Anadolu’ya gelmeye devam etti.İlhanlı Devleti’nin yıkılmasıyla Anadolu’nun doğusunda kurulan devletler, Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmen devletleri kısa zamanda güçlenip sınırlarını kapayınca, Asya’dan Türkmen göçü tamamen durdu. Hemen bunların ardından başlayan ve yüzyıllar süren Osmanlı-Safevi sürtüşmeleri hudut boylarını geçilmez […]
  • SIFIR MI? İKİNCİ EL Mİ?

    AKP çatırdıyor! 2001’de Ecevit’in koalisyon hükümetini vurduğu gibi  yaşanılan kriz de belli ki Erdoğan’ı vuracak. Davutoğlu ve Babacan AKP gemisinin su alan deliklerini büyütmek için var güçleriyle çalışıyorlar.   AKP 1990-2000 arası yolsuzlukların, hortumlamaların, soygunların, faili meçhul cinayetlerin ayyuka çıktığı bir Türkiye’nin en kirli 10 yılının ardından, Yolsuzluk-Yoksulluk ve Yasakları ortadan kaldıracağı söylemiyle iktidara gelmişti. […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • CHP’Lİ KIRLI’NIN KİTABI VE ÜSTLENDİĞİ TARİHİ MİSYON

    “Bu kitap satın alındığı zaman çok seviniyorum. Çünkü bu kitaptan elde edilen gelir ile bu kitabın devamı olan ikinci kitap basılacak.” İfadeleri şehrimiz Balıkesir’e uzun yıllardır kültür hizmetinde bulunan Kitapçı Tivoli’nin sahibesi Sibel Kutluel Rodoplu’ya ait. Zaten satın aldığım kitabın öneminin farkındaydım. Bu bilgiyi de öğrenince kitabı iyi ki alıyorum dedim. Ve daha çok kimselere […]
  • ‘BALIKESİR HEYETİMİZ’E SORULAR!

    “Balıkesir’in oda başkanları, belediye başkanları ve milletvekilleri ‘birlik’ olup Balıkesir’e yatırımcı çekmek için Ankara’ya çıkarma yaptı” Sanıyorum bugün bir çok yerel gazete bu cümle ile çıkacak. Biz de balikesir24saat olarak Büyükşehir Belediyesi tarafından servis edilen bültenle birlikte bu önemli ziyareti ve Balıkesir’in T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin radarında olduğunu öğrendik. Tabii ki haberi verdik. Öncesinde “9 […]
  • BALYA-AKBAŞ… Fatma Zehra KÖSELEY

    Gideceğimiz Balya Akbaş Köyü 5 km mesafede. Köylünün üretimden gelen gücünün yarattığı değerin kıymetini bilen biz iki kardeş son durağımıza bir an önce varmak için hiç mola vermiyoruz. Akbaş Köyü kahvesinde oturup nefes alıyor ve bir orta şekerli kahve içiyoruz. Tanışımız ve eski bir dostumuzu soruyorum. Zafer Akçay. Balıkesir’den emekli olup köyüne dönenlerden . Baba […]
  • YABANCI – Hakan TOPALOĞLU

    Kelimeler ve kavramlar hayatımızın sadece sesi değil, kendisidir. Tarihin anlattığı, insanın yaşadığı, ders aldığı ya da alamadığı ne varsa önce kelimeler ve kavramlar ile sonrasında yine o kelimelere ve kavramlara verilen anlamlar ile yaşadı insanoğlu. Ve insanoğlu, kelimelere ve kavramlara verdiği anlamların esiri oldu. Özgürlüğe inanmayı, hak ve adalet ile davranmayı, saygılı olmayı, sevgiyle nefes […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • ‘BİZ 9 KARDEŞİZ’- İbrahim ERGÜL

    Hafta sonu Balıkesirliler Dernekleri Platformu’nun (BALDEP) Gönen’de gerçekleştirilen 8’nci çalıştayını takip ettim.Programın termal oteldeki ikinci bölümü yarım saat geç başlayınca,benim gibi toplantıya saatinde önce gelen Ahmet Akın’la daha geniş sohbet etme fırsatım oldu. Ahmet Akın’ın TBMM de Balıkesir’i temsil eden dokuz milletvekilinden biri olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Balıkesir milletvekili Ahmet Akın’la daha […]
  • ÜNLÜ- ŞANLI LAK LAKÇILAR LÜP LÜPÇÜLER

    İnsan, boş gezenin boş kalfası olunca; kalfalığın zor zanat olduğuna inanıyorsun. İnanmanın ötesinde,  kendine bir yaşam biçimi olarak seçiyorsun. Ülkemizde emekli olacağına öl daha iyi. Varlığın, vatana millete dert. Kalan tüm ömrün boyunca bakılacaksın. Bakılıyorsan, bakıldığın başına kakılacak. Kendisine ergin, olgun insan dediğimiz insanların başına yük olacaksın. Ortalıkta, itilmiş, kakılmış olarak yaşayıp, ömür vadenin bitmesini […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 30 AĞUSTOS’U BİLMEYEN ZAVALLILARA … Nedim ISPARTA

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir” demiş. Doksanlı yılların başında Görsel Yayınlar Bölge Müdürüyken 3 yıl Kütahya bölgesinde çalıştım. O  zaman Dumlupınar İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olan arkadaşımın davetlisi olarak 30 Ağustos’ta 2 yıl törenlerde protokolde bayramı izleme fırsatı buldum. Cepheleri ve şehitlikleri gezdim. Atatürk kendisine […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • NEREYE GİDİYORUZ?..

    Başlığı okudunuz..Sizce nereye gidiyoruz?..Sizin cevabınızı bilmem ama bana göre “bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete”..Geçtiğimiz günlerde yazdığım son yazıyı hatırlayın..“Eskiden” demiştim..Eğitimden asayişe; sosyal yaşamdan kültürel erezyona “eskinin” güzelliklerini harmanlayıp günümüzdeki örneklerine atıf da bulunmuştum..Çok da beğeni ile okunmuştu..Bir bölümünde ise;İlkokuldan liseye eğitimden dem vurmuştum.Biz..Yani bizim kuşak..1295 deki “Kadeş Savaşı’nı ” İlkokulda öğrenmiştik…Yurttaşlık bilgisi dersinde “memleket nasıl […]
  • CHP’DE KİRLİ SİYASET ZAMANI

    Geçtiğimiz günlerde bir sahte sosyal medya hesabı üzerinden önce bana, ardından da Belediye Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Metin Ok’a saldırıda bulunuldu. İki saldırıda da ortak noktalar çok. Öncelikle benim geçtiğimiz günlerde kent konseyi seçimleri öncesi kaleme aldığım yazıda CHP’nin Barış Tütüncü’yü Murat Ergöz’ün yürütme kurulu listesinden aday göstererek taraf olmasını eleştirmem ve bununla birlikte yıllardır […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • İÇİMİZDEKİ FAŞİZMİ NEDEN YENEMİYORUZ

    Özellikle anne ve babalar ile adayların ve öğretmenlerin ve tüm dostlarımın okumasını salık veririm. Aile üç kişiliktir. Anne, akşam yemeğini hazırlarken küçük oğlu koşar adımla nefes nefese ve ağlayarak mutfağa girer. Baba küçük oğluna bakar ve sert bir ses tonu ile “Nedir mesele? Neden ağlıyorsun? Bebek gibi görünüyorsun?” der. Küçük çocuk ağlayarak doğru annesinin kucağına […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 102.556
    0,00%
  • ALTIN 261.47
    0,37%
  • DOLAR 5.727
    0,18%
  • EURO 6.389
    0,06%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link