DOLAR 32,2448 % 0.11
EURO 35,0074 % -0.01
STERLIN 41,3701 % 0.01
FRANG 35,7046 % 0.11
ALTIN 2.427,65 % 0,11
BITCOIN 68.507,25 1.387
Yayınlanma Tarihi :

HEPİMİZİN BAYRAMI

HEPİMİZİN BAYRAMI

Bu hafta meclisimizin açılışının104. yıldönümü. Bundan dolayı bu haftaki sohbet konumuz bu bayramımız üzerine olacaktır. Önce tarihsel sürece bakalım.

Türklerde demokratik uygulamalar tarihin eski dönemlerine kadar gider. Hititlerde Pankuş denilen bir danışma meclisi vardır. Yine Asya’daki Türk devletlerinde Kurultay denilen boy beylerinden oluşan meclisler vardır. Hakan kurultayın fikrini alarak hareket eder. İslamiyet’in kabulünden sonra kurulan devletlerde bu gelenek azalmıştır.  Selçuklular bir nebze eski gelenekleri devam ettirirlerken Osmanlılar özellikle Mısır’ın alınmasından sonra katı bir şeri düzene geçmişlerdir. Bu dönemde halkın fikri sorulmamıştır. Din adamları da sarayın sözcüsü olarak halkı yönlendirmişlerdir. Uymayıp itiraz edenler ise ezilmişlerdir.

18. yüzyılda Anadolu’da artık bir halk hareketi görülmez. Ama bu yüzyılda Avrupa aydınlanmayı yaşamış ve din ile aklı birbirinden ayırmıştır. Sonuçta sanayi devrimini yakalamış ve dünyayı sömürgeleştirmeye başlamıştır. Osmanlı ise bu gelişmelere ayak uyduramadığından dolayı Avrupa ülkelerinin sömürgesi haline gelmiştir. Osmanlı kendini yenilemek için 19. yüzyılda pek çok yenilik yapmıştır. Bunlardan siyasi yönden en önemlileri 1839 yılındaki Tanzimat Fermanı ile başlamış. 1856 yılında Islahat Fermanı,1876 yılında 1.Meşrutiyet ve 1908’de 2.Meşrutiyet ile devam etmiştir. Osmanlı 1. Dünya Savaşını Meclisi Mebusan ile yönetmiştir.

1918 yılında Meclisin normal süresi dolmuş ve seçimleri yenilemek için meclis dağılmıştır. Fakat bu yıl Mondros ateşkes antlaşması da imzalanmıştır. Padişah Vahdettin olağanüstü durum var diye seçimleri yenileyip meclisi tekrar açmamıştır.1919 yılı Padişaha seçimlerin yenilenmesi ve meclisin açılması isteklerinin yoğunlaştığı yıldır. İzmir,meclis kapalıyken  işgale uğramıştır.11.Eylül.1919 günü Sivas kongresinin bildirgesinde seçimlerin yapılarak meclisin açılması istenmiştir. Meclis milletin temsilcisi olarak görülmüştür. Sivas kongresinde aynı zamanda Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Dernekleri birleştirilmiştir. Bu isteklere dayanamayan İstanbul hükümeti ve padişah 1919 Aralık ayında seçimleri yapmak zorunda kalmıştır.

Seçimler sonucu oluşan meclis 10.Ocak.1920 tarihinde İstanbul’da toplanır. 28.Ocak günkü toplantıda Misakı Milli kararı alınır. Mecliste Mustafa Kemal taraftarları çoğunluktadır. Misakı Milli kararı üzerine İtilaf devletleri padişaha baskı yaparak bu kararın geri alınmasını isterler. Padişah bu isteği meclise bildirir fakat meclis kabul etmez. Bunun üzerine 16.Mart.1920 günü İngiliz askerleri İstanbul’u resmen işgal ederler ve meclisi dağıtırlar. Yakaladıkları  mebusları Malta adasına sürerler. Bu olayın üzerinden 11.Nisan.1920 tarihinde Ankara’da bulunan Mustafa Kemal yeni oluşturulacak meclisin Ankara’da toplanacağını ilan eder. İstanbul’dan kaçıp Ankara’ya gelen mebuslarla yeni seçilen mebusların toplanması ile 23.Nisan.1920 tarihinde Ankara’da meclis toplanır. Bu meclisin adı Büyük Millet Meclisi’dir. Böylece meclis mebusların meclisinden büyük millet meclisine döner. Bu isim değişikliği dahi bize artık padişahlığın yeri olmadığını gösterir. Meclis Mustafa Kemal’i başkan seçer.

1921 yılında meclisin açıldığı gün “23 Nisan Milli Bayramı” olarak kutlanmaya başlanır.1.Kasım.1922 tarihinde saltanatta kaldırıldığından dolayı bugün de 1 Kasımlarda “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kutlanmaya başlanır. Himaye-i Eftal Cemiyeti(Çocuk Esirgemi Kurumu) ise şehit çocukları için değişik zamanlarda “Çocuk Bayramı” kutlamaları yapmaktadır.

1927 yılında bu üç bayram birleştirilerek Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya başlamıştır.1979 yılında UNESCO Dünya Çocuk Yılı ilan edince  TRT’nin çalışmaları ile Uluslararası Çocuk Şenliği başlamıştır.1980 yılında bayramın adı Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak değiştirilmiştir.

Sevgili dostlar hepimizin bayramı kutlu olsun.

Kaynak : Sinan KAHYAOĞLU

YORUM YAP