16° Az bulutlu
  • EURO 6.35
  • DOLAR 5.75

GEZİ “YORUM”… Tanyol KIPÇAK

Kültür - 13 Eylül 2019 09:44 A A

Uzun yıllardır İstanbul’da olan , çocukluğu Balıkesir’de geçmiş bir arkadaşım dedi ki;
“Bir gün seninle Balıkesir’e gitsek ya..
Beraber bir güzel gezelim hatıralarımız canlansın…Yıllar oldu ben gitmeyeli..”
Neyse…
Tamam, mamam dedik ama unuttuk..
Bir süre sonra yine konu oldu.
Sonunda ; İstanbul’dan kalktık geldik Balıkesir’e…
Boğaz yönünden girdik..
Burası neresi, orası neresi derken…
Başladık memleketi gezmeye..
***
“O” konuşuyor…
***
-Aaa..Burası “52 Evlerdi”,karşı sıra da “Esenevler” vardı.İki katlı bahçeli evlerdi.
Ne olmuş böyle?..Ucubeye dönmüş…
Abuk subuk beton yığınları..
Yavaş git de iyice bakayım..
***
Ne kadar yavaş gitsem de trafik akışına uymak zorundayım…Toplu taşıma kavşağını geçtim..Yolun sağındaki kafenin oralardayım..
***
-Bak,bak..Burada “Askeri fırın” vardı..
“Tayın” çıkarırdı…Hemen yanında da “İnzibat Karakolu”…Herşey dümdüz olmuş..Hadi onlara boşver de…Balıkesir in simgesi “Kervansaray’ın şu boşluğuna bakar mısın..
Gerçekten çok yazık olmuş!..
***
O konuşurken Milli Kuvvetlerden meydana doğru çıkmaya başladık ki;
***
-Bu cadde karşılıklı gidiş-gelişdi..Yolun iki tarafında “akasya ağaçları” vardı.
Hemen şuradan “İnanöz” otobüsleri kalkardı.
Yanında da “Şehir Kulübü”…
Karşısında THY’nin terminali..
O zaman Balıkesir İstanbul uçak vardı.
50 sene önce…
Köşede Şükrü Okçu nun “Butik Okçu” su..
Karşısında “Şef’in yeri” vardı..İbikoğlu’nun meşhur büfesi..Ben tost almaya giderdim.Çok güzel tost yapardı.Üzeri kare,kare..Kaşarı sünmüş…Babam da o daracık yerde “iki tek”atmaya can atardı…
Meğer Balıkesir’in kalburüstü simaları akşam üzeri orada buluşurmuş..Sonrada karşıdaki Şehir Kulübünde…
***
Dura, kalka çıkıyoruz ..
Yılmaz Otel’in oralarda yine zorunlu durdum..Eski “Şan Sinemasının”girişi..
***
“O” yine konuşuyor..
***
-Bak burada “Çiçek lokantası” vardı.
Hemen köşesinde de o zamanın meşhur otobüs firması “MAS” otobüsleri..
Acentayıda siz işletmiştiniz (Biz’i kastediyor. Bir dönem MAS otobüslerinin acentalığını yapmıştık.Turizm’e girişimizin ilk adımı)
Yolun sağ tarafında tam burada
“Özen lokantası”…Unutulmaz!..
Beyaz masa örtüleri..Kolalı beyaz peçeteleri..Kravatlı garsonları..İşletmecisi Demir beydi…Üzeride oteldi..
Bak sol köşede “Üniversite kahvesi”…
Hemen şurada küçücük,nefis bir kitapçı dükkanı..Sahibi “papyonlu” bir zat’dı..
Tam bir “entel”…Gözümün önünde..
Hep kitap okurdu!..
Bak,bak burada kunduracı “Pomak Hasan” vardı.(Bengi otelin önündeyiz)…Türkiye’nin en sağlam ayakkabısını yapan adam..Ismarlama ayakkabı yapardı..Kartona ayağının ölçüsünü alırdı..Sen eskirsin,ayakkabı eskimez!..
***
Garanti bankasının önünde trafik tıkandı..
Bankanın olduğu binaya bakıyoruz..
***
-Hatırlar mısın buradaki kıraathaneyi..
Ondan önce de “Otel” olarak hizmet vermiş..
Şuralarda da harika bir pastacı olması lazım Unutmak mümkün değil..
“Sibel” pastahanesi.. Herşey ev ve el yapımı..Kedi dili kurabiyeleri,tuzlu çubukları…O da çok kitap okuyan bir entellektüel di..
***
Ağır, ağır çıkıyoruz..Meydana geldik sayılır..
***
-Akbank’ın olduğu yerde tam da burada…çok güzel ahşap bir yapı..” Kaptan Otel” vardı..Dar tahta merdivenlerinin basarken çıkardığı ses bile kulağımda..Ne güzel bir ahşaptı…
***
Meydandan sağa dönüyoruz.
***
-Aaa….Sümerbank binası…Hayret hala duruyor!..İnanmıyorum!..Annem basmasını buradan alırdı…Üst katında “özel hastane” vardı…Diğer katlarda avukat büroları, doktor muayenehaneleri…Hey gidi günler..
Köşede “Tulumba tatlıcısı” Cemal amca…
Beyaz gömleği,siyah kollukları ile camekanlı arabasında tatlı satar…Evden getirdiğin tabağın önce “darasını” alır,sonra tatlıyı tartar… Ne günlermiş..
***
Hasan Baba’nın önüne geldik..
***
-Bak!..Sağdaki taş bina “Yumurtacıların” binasıydı..Karşısında köşede “Yüksel tahin şekerleme” devamında yağ, sabun dükkanları vardı.Arkasındaki boşlukta yağ,yoğurt pazarı”,üst katta “Dispanser”…
İğne yaptırmaya giderdim..
Senin deden rahmetli Ali Saran amca Dispanser’de görevliydi…Sağlık memuruydu… Bana iğnemi o yapardı..
Biraz ileride “Köybaşıoğlu Oteli”,karşısında Hamam” ve okulumuz “Ali Şuuri İlkokulu”…
***
Örücüler caddesinden inip Hal yönüne dönüyoruz..
***
Bak burada “itfaiye” vardı…
Sonra burası “müstamel elbise pazarı” olmuştu …hatırlamış olmalısın..
***
İtfaiye zamanında “Arazöz” ile caddeler sulanırken ıslanmak için arazöz peşinden koşardık…Nasıl hatırlamam..
***
-Bu köşede Ali Cansırtoğlu nun bakkal dükkanı vardı.Ahşap iki katlı..Üst katında aile otururdu.Çocukları rahmetli Haluk ,ağabeyi Abdullah,büyük ağabeyleri rahmetli Ajlan arkadaşımdı…
Yanında güreşçi M.Ali Yağcı’nın “öğrenci yurdu” vardı..Çoğu kalanlar arkadaşımdı…
Ve…Efsane “Hal binası”…
Hale bak..Dümdüz etmişler..Kentin çok önemli dokusuydu burası..Alt katında patates,soğan satıcıları..
Hiç unutmam evlerde o zaman buzdolabı yok…Kalıpla buz alırdık evimize…Testere ile keserler iple bağlarlardı..
Sallaya, yalaya eve götürürdüm…
Halin arka kapısının tam karşısında şair,yazar İlhan Berk’in evi..
Üstte köşede “Havacılar kooperatifi”,
Arkada toptan sebze, meyvacılar…
Belediye başkanı Baştuz’un evi..
İçerisi ise bambaşka bir dünya..Kasaplar, sakakatçılar, manavlar,
Balıkçılar, Bakkaliye..
Akşam üzeri nerdeyse herkes burada olurdu..Hiç unutmam “Kasap Rasim”in müşterisi eşrafdandı..Kapının önünde çoğunlukla “Mangal” yanar..Pirzolalar “tadımlık” atıştırılırdı…
Balıkçı “tek kol” herkesin tanıdığıydı..Palamutlar çifter, çifter ipe bağlanır sallaya,sallaya evlere götürülürdü.
Çifti 25 kuruşa “çingene palamutu” aldığımı bilirim buradan…Vay canına neler yaşamız..
İyi ki geldik seninle..
***
Bir yandan da yola devam ediyoruz..
***
-Dur,dur..Şurada “Köfteci Sait” vardı.
Köfte yemeden olmaz.Ne sinirli adamdı ya..Korkardım köfte yerken.. Bir gün elindeki maşa ile kızgın kömürleri karıştırıp ızgarada köfteleri çevirirken “kepçe kulaklı “ bir çırak vardı yanında…Onu nasıl maşalamıştı hiç unutmam!..
***
Duramıyoruz burada arkadaşım..Malum trafik..Hem de “Sait amca” Başçeşmede!..Geriden gelen kimsede yok artık..
***
“O” konuşmaya devam ediyor…
***
-Allah’tan Paşa camii yerinde,Karesi türbesi yerinde..Biraz da etrafı açmışlar iyi de olmuş..Keşke “Paşa hamamı” falanda ortaya çıksa …Bildiğim kadarı ile burası Külliye…
Ne güzel olur..Etraftada yeşil alan düzenlemeleri yapılır…Aydınlatılır…
Tarihi bilgiler “sesli ve animasyon” eşliğinde verilir..
Kültür mirası böyle korunur işte…
Yeni çarşıya bakar mısın?..Aynı…
Hiç değişmemiş..Esnaflar değişmiş sadece..Gel yürüyerek geçelim burasını..
Bak bu sokakta “Peynirci Cemal amca” vardı..Kestiği peynirin gözünden şakır,şakır yağ süzülürdü.Var mı şimdi öyle peynir?..
Bu köşede “Bandırma bakkaliyesi”,alt köşede “Rakıcı Rıfkı”…
Bak,bak…Bu fotoğrafçı yarım asırdır aynı yerde..Hayret!..İki kardeş olmaları lazım..
“Foto İpek” …Ercan kardeşler…Gel bir girelim..Tam bir nostalji…
Seninle de zor yürüyoruz be Tanyol..
Herkesle selamlaşıyorsun, birde hoşgeldin muhabbeti,işimiz var yani…Bu gezi zor biter..
Bak burada “Zarplı kundura” vardı,devamında “Kantarlıoğlu kundura” az ilerde “”İnci kundura”…
Üst kat da “Atlantik birahanesi”, Sanayi Odası…
İleride Vidinlisanlar olması lazım..
Bisiklet görünce hemen aklıma gelir de…
Hiç unutmam!..Sünnet olurken sormuşlardı.
Ne istersin diye..Bisiklet demiştim…Şimdi çocuklara soruluyor mu bilmiyorum…
Biz çocukluğumuzda bisikleti sadece vitrinde görürdük.
Vidinlisanlar, Çölmenler bir de Güneş mağazasında bisiklet vardı..
Çift kadrolusundan tutun, kız bisikletine…Dinamolu, aynalısından
kontra pedallısına kadar hepsi yabancı markaydı..Hadi gel o mağazalara gidelim..Duruyor mu acaba?..
***
Bence en iyisi arabamıza binelim.
O dediklerin tarih oldu,tarih..
***
Dur bir dakika..Aklıma geldi…Yeni çarşının sütunları var ya..Bak buralara günlük yerel gazeteler cam çerçeve içine konurdu. Ekspres,Ateş, Türk Dili, Balıkesir Postası, Adalet falan..Herkes toplanır okurdu…
Fotoğraf sanatçısı Ahmet Esmer de “foto maç” yapardı siyah/beyaz..
Kentin kültürel yaşamı nasıl destekleniyormuş..
Ne güzel “yerel katkılar” yapılıyormuş o zaman..
Senin zorunla bindik bakalım arabaya..
“İtimat kırtasiye”…İşte bu köşe..Çocukluğumun vitrini..Dünya küreleri.. Dolma kalemler..
İçerisinin kağıt kokusu ile tabandaki mazotlu döşeme tahtasının kokusu hala burnumda…
Burası da İl Halk Kütüphanesiydi..
“Kurtuluş Ekmek” fırınının yeri şu bankanın olduğu yer miydi?..100 metre kuyruk olduğunu bilirim.Francala sırası, pide kuyruğu,kiloluk ekmek sırası..”
“Koca Şekerci Fuat”…On kuruş şeklindeki nane şekeri,badem,akide şekerleri..
Cam kavanozlarda …
Çocukları hep arkadaşımdı…Hayri,Niyazi,Gani…
Şehir sinemasının haline bak!..
Tarihi yok ettiler tarihi…Avrupa da böyle binalar korunuyor,tadilatı ve güçlendirmesi yapılıp “kültür merkezleri” olarak işlevini sürdürüyor… Bizde de yıkılıyor AVM yapılıyor.
Vallahi,billahi günah!..
Yıkanların vebali boyunlarına olsun…
Valilik konutu vardı şu köşede hatırlarsın..
Ne güzel bir yapıydı..
O da moloz sahasına gitmiş!..
***
Ben seni bir de “Çamlığa” çıkarayım da..Bakalım tepeden ne kadar büyümüşüz?..
Bir de oradan bakalım..
***
-Aaa..Burası Çamlık değil!..Şaka yapıyorsun.
Benim bildiğim “çamlık” gerçekten çamlıkdı..
Bir gazinosu vardı bir de ramazan topu..
Doğal dokusunun içine gömülüydü…
Bu ne böyle..
Dön,dön…İçim daraldı…Biraz dinlenelim..Sonra devam ederiz..
***
Hadi inelim artık aşağıya doğru..
Dur, dur…
Gel istersen Aygören’in ara sokaklarına dalalım ne dersin?..
Benim çocukluğumun mahallesidir Aygören..
Eski yıllarda Rumlar otururmuş biliyor musun?..
***
Hadi bakalım senin dediğine uyalım…Kaptan sensin..Boşuna “birlikte gezelim” demedik heralde!…
***
Bak, bak.. Mağara’yı görüyor musun?..Bununla ilgili ne efsaneler anlatılırdı…
Evlerin dibinde kalmış… 60’lı yıllarda Burada mahallenin büyükleri maç yapardı..Taşdan kale direkleri yaparlardı…Zamora Ali’ler, Kaya’lar, Kaptan Cemal’ler, Muzo’lar…Hep Aygören çocukları buradan yetişmelerdir…
Uçurtmalar burada yapılırdı..
Gazete kağıtları, kırmızı-lacivert kağıtlar “un’lu su” ile yapıştırılır, çıtalara gerilir…Top sahasında koşturursun arkadan ver rüzgarı…Ne zevk!..
***
Bırak şimdi uçurtmayı..Çocukluk anılarına dalarsak yandık..Yürü bakalım ara sokaklara ilginç ne var,ne yok görelim..
***
Tamam,tamam…Bak biraz sonra seni ilginç bir yere götürücem ama üzüleceksin….
İşte burası…
Buradaki “çan’ı” hatırlıyormusun?..
Kocaman bir “çan” vardı burada…
Kaidesinde asılı dururdu..Dövme pirinç diye biliyorum..Nerede acaba?..Keşke burada muhafaza edilseydi..
***
Çalınmıştır oğlum,çalınmıştır…Rumlar’dan kalmış ya!..Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz derler bilmiyor musun?..
***
Neyse yorum yok!..
Bak burasıda benim doğduğum ev..
Hemen altında “Yumurtacıların” ev’i..
Solda Necip-Maide Önalp öğretmenler otururdu..Oğulları Selçuk’u hatırlıyorum..59’da doğum günüme gelmişti..Bir daha görmedim..
Biz çanın yakınındaki “Kartal yuvasında” otururduk..
“Lengerleri” omuzlarına asarlar yoğurt satarlardı..
Geceleri mahallenin bıçkınları Hacıilbey okulunun oradan “nar’a” atmaya başlardı…
Mahallenin efe’si geliyor demekti..
Perdenin arkasından çaktırmadan bakardık..
Kış günü yerde bir karış var..
Siyah palto omuzda, gömleğin yakaları açık..
Elde tesbih..Yumurta topuk ayakkabı..Arkasına basılmış olanından..
Beş dakika sonra Efe ;iki seksen yerde!..
Karizma gitti..
Kar’da efelik olur mu?..
Hahahaaa…
İndik artık aşağıya..
Bak sağ köşede “Tom dede” türbesi..
Hadi bir “Fatiha” okuyalım..
***
Eh artık çarşıya geldik..Şu “meyhane boğazının” oraları yürüyerek gezelim mi ne dersin?..
***
Tarihi bi’şey yok ama..
Yinede gezelim..Anılarımız canlansın…
Haa..Bak burada “Faytoncular” vardı..Körüklü,köstekli,boncuklu..
Hatta radyolu..Koltukta ne konfor…Sanki makam koltuğu..Kamçının sesi uzaktan duyulur…
“Kostak” , “Ethem amca” benim hatırladıklarım..
O zaman Balıkesir caddeleri “parke taş” kaplı..Atların nallarından “kıvılcımlar” çıkardı…Hey yavrum hey!..
Bak burası da “Türk Dili” gazetesinin taş binası..Rahmetli Cevdet Demiray’ın…
Burada kocaman bir baskı makinası vardı..Gazeteyi basardı..
Sarı uzun saçlı, mavi gözlü, gözlüklü bir çocuk her gün o baskıyı meraklı gözlerle seyreder dururmuş..O zaman beş,altı yaşında ..
Gel zaman git zaman “0” meraklı çocuk POSTA gazetesinin aralıksız 25 yıl genel yayın yönetmenliğini yapmış…
Tam “adam olacak çocuk” misali..
Kim biliyor musun?..
Rıfat Ababay…Dr.Meşut Ababay ın oğlu..
Neyse onu da anmış olduk..
Burasıda meşhur “Güneş mağazası” idi bir zamanlar..
Fermuar dan saç boyasına, lastikten firkete’ye…Aklına ne gelirse…
Bak burda “Lale pastanesi” vardı..
Meyhaneleri saymaya gerek yok…
Kimi şarkı söyler, kimi ağlar, kimi güler, kimi susar,kimi hırçınlaşır… Kimler,kimler geçti buralardan…
***
Yeter mi burası?..
Gel şimdi seni “İlyaslar” Mezarlığına götüreyim. Bilir misin orasını …
***
Yahu arkadaş..Diriler varken ne işimiz var şimdi mezarlıkta..Hem ben Başçeşme yi bilirim..Bu nerde uzak mı?..Daha sen beni Edremit’ten uçağa yetiştireceksin..Boş ver şimdi..
***
Yok,yok..Uzak değil..Bende ne zamandır gitmedim..Gel bir turluyalım..
İşte geldik..Atatürk Anıtı, jetimiz..Ve de park..
***
Burası bildiğimiz Atatürk parkı değil mi?..Burada mezarlık nerde arkadaş?..
***
Hah işte eksiğini gider!..
Burası 1934’de kentin mezarlığı imiş..
Adı “İlyaslar mezarlığı”…Atatürk, şimdiki Orman binasında İran Şahı Rıza Pehlevi’yi ağırlarken buranın “park” yapılması talimatını vermiş..42’ye kadar peyzaj sürmüş sonrada park olmuş..
Bir havuz, bir gazino ve tören alanı olan “madalyon”un olduğu yer..
İşte bizim bildiğimiz Atatürk Parkı ..
Şimdi gezelim bakalım ondan eser kalmış mı?..
***
Hüzün çöktü içime Tanyol..
Anlattıkların gözümün önüne geldi…Açık hava tiyatrosu yok…Hayvanat bahçesi yok…Yılda bir defa kurulan “Panayır” yok..Sonrasındaki “Fuar” yok.. Lunapark yok…Sirk gelirdi “o” yok..Gençlik yıllarımızın “Mini Golf’ü” yok..
Ne var be kardeşim söylesene..
Hadi çıkalım..Gerçekten çok üzüldüm…
Doğru demişsin meğer..
“İlyaslar mezarlığına” gidelim diye!..
***
Aaa..Neden ağlıyorsun?..
Bana mı öyle geldi yoksa..
***
Hüzünlendim..”YOK” olanlara ağladım işte..
Hadi binelim arabaya..Şöyle bir tur atalım vakit varsa bir köfte yiyelim..Sen İstanbul’a bile getirmiştin hani..Neydi ismi?..
Hah hatırladım…Sanayideki “Soytarı İsmail” in orada yiyelim köfteyi..
***
Tamam arkadaş!..
Bin bakalım otur yanıma..Arabayla geçerken de bir şeyler belki dikkatimizi çeker .. Antrenman sahasını görüyorsun..Şimdi otopark..Ne maçlar olurdu burada.. 25 kuruşa “Garelli”,”Java”,”Çe-ze” motor turları atılırdı..Lunapark kurulurdu..Çadır tiyatroları gelirdi..
Bak solda Orman idaresinin olduğu tarihi bina..
Atatürk burada kalmış zamanında..Sağda Gar binası..Duvardaki “Balıkkessir” yazısını görüyor musun?..Orijinal…İnşallah bu binayı yıkmazlar!..
***
Vallahi endişelerim var..
Bu geziyi yaptıktan sonra şöyle bir düşünüyorum da…
Korunması gereken “eski”leri koruyamamışız!..
Neler gitmiş neler…
Değer bilmiyoruz.
İşte onun için “liyakat” çok önemli..
Belediye Meclisleri “karar” mercii..
Burada kenti temsile yetkili olanların “liyakat’ı” çok ama çok önemli..
Vizyon sahibi olmak çok önemli..
Kenti sahiplenmek,korumak çok önemli..
“Balıkesir” dediğin zaman “partilerüstü” düşünmek ve birliktelik çok önemli..
Yerel basının Balıkesir in dertleri ile “hem dert” olması çok önemli..
Sivil Toplum Kuruluşları çok önemli..
Ne diyeyim be arkadaş?..
Özlüyorum memleketimi…
***
Ben de özlüyorum!..
Milli Kuvvetlerden çıkarken selamlaştığım onlarca kişiyi, Anafartalar’da yürürken ayak üstü lafladığım onlarca tanıdığı,
Meydan kahvesini, Taş kahveyi…
Arkadaşlarımı..
Dost sandığım “gerçek dostlarımı”…
Benim Balıkesirimi…
Memleketimi özlüyorum memleketimi..
Hadi bana eyvallah…
Hoşçakalın!..
******
Not:
Çok soran oldu.
Yanındaki “kim” dediler ..
Merakınızı giderin arkadaşlar..
“Ben” Balıkesir’de “içimdeki ben’i” gezdirdim..
Sadece BEN..
Sevgiyle kalın!..

Bu haber 633 kez okundu.
Kültür - 09:44 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    “VATANDAŞIN BORCUNU SİLMEYE VAR MISINIZ?”
    CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın, iktidarın enerji şirketleri yerine vatandaşın takibe düşen tüketici kredileri ile 20 milyar lirayı aşan kredi kartı borçlarını silmesini önerdi. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin de 700 milyar lira civarında takibe düşen kredi borcu olduğunu belirten Akın, “Gelin bu borçları da silelim. Esnafın, çiftçinin borçları da her […]
  • 02
    İTİCİ…
    Türk Dil Kurumu’na bakalım; iki anlamı var “itici” kelimesinin: Birincisi, “itme işini yapan”, İkincisi, “soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, antipatik”. Tahmin edersiniz ki bu yazı, kelimenin birinci anlamıyla ilgili değil. Toplum tarafından itici bulunan kısımla ilgili. Çünkü toplum, artık “haberin anında ulaşılabilir olması” ve internetin de getirdiği olanaklar ile çeşitli konularda hassasiyet düzeyini artırmış durumda. Örneğin […]
  • 03
    DÜNYA TEMİZLİK GÜNÜ’NE BALIKESİR KATKISI
    Dünya Temizlik Günü’nde Balıkesirliler de 5 ayrı noktada çöp toplayarak doğaya sahip çıktı. Dünya genelinde Let’s Do It Foundation öncülüğünde, Genç Liderler ve Girişimciler Türkiye (JCI Türkiye) koordinatörlüğünde gerçekleştirilen; Dünya Temizlik Günü’nde Balıkesir’de İkizcetepeler Barajı, Gökçeyazı, Bandırma, Güre ve Ayvalık’ta doğaya atılmış çöpler temizlendi. JCI Balıkesir Yönetim Kurulu üyesi ve JCI Balıkesir Lets Do It […]
  • 04
    ÖREN SAHİLİNDEN 700 KİLO ÇÖP ÇIKTI!
    Burhaniye’de Dünya Temizlik Günü’nde bir araya gelen üniversite öğrencileri  ve  vatandaşlar Ören sahilinde çevre temizliği yaptı. Ören plajında yaklaşık 50 kişinin katıldığı etkinlikte birkaç saatte 700 kilo çöp toplandı. Burhaniye’de Kaymakamlık, Belediye ve Burhaniye Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu(BUBYO iş birliği ile düzenlenen çevre etkinliği ilgi gördü. Etkinliğe sivil toplum örgütleri de destek verdi. Ören meydanında toplanan […]
  • 05
    POSTMODERN SÜREÇTE EĞİTİM … ALİ TÜRER (*)
    Postmodern Akımı Lyotard, J.Baudrillard, M. Foucault, Frederic Jameson ve Jacques Derrida gibi düşünürler tarafından geliştirildi. Bazı düşünürlerin Nietzsche’nin çöküş belirtisi olarak gördüklerini (Dekadans) Postmodernizmin habercisi olarak gördüklerini,  Feyarabent’in “Yönteme Hayır” yaklaşımının bu akımı beslediğini belirtelim. Bu akım dünyada etkisini, ağırlıklı olarak 1980’lerden itibaren hissettirmeye başladı. Piaget ve Vygotsky tarafından geliştirilen öğrenme kuramı “Yapılandırmacılık”, Postmodern süreçte […]

YAZARLARIMIZ

  • POSTMODERN SÜREÇTE EĞİTİM … ALİ TÜRER (*)

    Postmodern Akımı Lyotard, J.Baudrillard, M. Foucault, Frederic Jameson ve Jacques Derrida gibi düşünürler tarafından geliştirildi. Bazı düşünürlerin Nietzsche’nin çöküş belirtisi olarak gördüklerini (Dekadans) Postmodernizmin habercisi olarak gördüklerini,  Feyarabent’in “Yönteme Hayır” yaklaşımının bu akımı beslediğini belirtelim. Bu akım dünyada etkisini, ağırlıklı olarak 1980’lerden itibaren hissettirmeye başladı. Piaget ve Vygotsky tarafından geliştirilen öğrenme kuramı “Yapılandırmacılık”, Postmodern süreçte […]
  • İTİCİ…

    Türk Dil Kurumu’na bakalım; iki anlamı var “itici” kelimesinin: Birincisi, “itme işini yapan”, İkincisi, “soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, antipatik”. Tahmin edersiniz ki bu yazı, kelimenin birinci anlamıyla ilgili değil. Toplum tarafından itici bulunan kısımla ilgili. Çünkü toplum, artık “haberin anında ulaşılabilir olması” ve internetin de getirdiği olanaklar ile çeşitli konularda hassasiyet düzeyini artırmış durumda. Örneğin […]
  • İLÇELERİMİZ NASIL KURTULDU

    Sındırgı’nın kurtuluşundan sonra millî müfrezeler üç gruba ayrılmış, biri Kırkağaç-Soma yönünü temizlemeğe, biri Bigadiç-Balıkesir yönüne, diğeri Dursunbey-Kepsut yönüne gitmişlerdi demiştik. Sındırgı, Bigadiç, Dursunbey, Kepsut kurtulduktan sonra Balıkesir kurtarılmış, sıra diğer ilçelere gelmişti.Kıyı bölgesi hariç düşman diğer bölgelerden çekilmiş ve İbrahim Ethem Bey ilçelere telgraflar çekerek buraların ileri gelenlerinden birer Müdâfaa-i Hukuk Hey’eti kurdurmuş, gerekli yerlere […]
  • YEDİEMİN!…

    Maliye Bakanlığı kontrolünde “Borçlanma Genel Müdürlüğü” adında bir birim oluşturuldu. Bu birimin yakın bir zamanda borç veren kuruluşların kontrolüne geçeceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yok, biraz tarih bilgisi yeter. Kısa bir tarih turu atalım mı? 1838 İngiliz ticaret anlaşmasıyla yabancılara ticari ayrıcalıklar verilir. 1856 ilk borçlanmadır. Islahat fermanıyla ayrıcalıklar artırılır. 1861 Osmanlı Galata bankerlerine […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • ANIT AĞAÇ GÖLGESİNDE KIZILKEÇİLİ

    Can dostum bisikletim ile, Altınkum’dan Kızılkeçili ve Zeytinli’ye gitmekten çok keyif alıyorum. Zeytin ağaçlarının eşlik ettiği bu güzergah , oldukça cömert. Yolun sonunda doğa, kültür, sanat, adına var olan bütün güzelliklere ulaşıyorum. Edremit-Çanakkale yolu üzerinde hepimizin bildiği gibi pek çok alışveriş merkezi ve restoran hizmet veriyor. Kazdağları’nın eşsiz güzelliğini yaşamak varken, buralarda vakit geçirmek hiç […]
  • KAZDAĞLARI’NDAN MARMARA’YA, SUSURLUK ÇAYI’NDAN GÖNEN’E…

    Bu yaz Balıkesir’de gündemi çevre olayları belirledi.Özellikle Çanakkale Kirazlı’dan Havran Demirtepe’ye, Balya Orhanlar’a kadar uzanan altın arayışı Balıkesir’de çevrecilerin haklı tepkilerini getirdi. Bu konuda yazılmadık, söylenmedik laf kalmadı. 5 Ağustos’taki büyük buluşmada görme engelliler bile vardı ama gerçekleri görmek istemeyen bazıları hala “Kirazlı Kazdağları’nda değil, Kazdağlarına 40 km uzaklıkta” demeyi sürdürüyor.Bazıları ise Edremit Körfezi’ndeki yapılaşmaya […]
  • YÖRSAN VE KAYSÜT … ERDOĞAN DUR

    Tarım ve hayvancılığın Balıkesir için önemi çok büyüktür. Büyüklüğü, Balıkesir topraklarında nüfusun yüzde 35’ine yakınını oluşturan, 400 bin civarında nüfusun bu sektörden geçiniyor olmasından; Türkiye gıda üretimine temel oluşturmasından; topraklarının tarıma ve hayvancılığa elverişli olmasından ve bitkisel eko sistemin hayvan etine kattığı bulunmaz nefasetten kaynaklanıyor. 2000’li yıllarla birlikte Balıkesir Hayvancılığı yeni bir boyuta geçiş yaptı. […]
  • AYAKLI GASTE RÖPORTAJI- İLYAS SALMAN

    Kitap, kitabın sayfalarına dokunmak, kağıdın o kendine özgü kokusuyla, içindeki dizili harflerden oluşan sözcüklere gözle dokunmak. Okumak. Anlamak. Başka dünyaların sessizce neler dediğini algılamak. Hayal etmek, gözünde canlandırmak,  bunlar az şeyler mi ?Okunan her kitap bittiğinde kocaman bir dünyanın içinden geçip, dağarcığımızı doldurmak. Dolu dolu yaşamak bir anlamda.Edremit 3. Kitap Fuarı alanına o gün erkenden […]
  • NEFES – Hakan TOPALOĞLU

    Soluk da diyebilirsiniz. Dua anlamı da taşıyor, duman anlamı da. Hatta şiir anlamı da taşıyor nefes. Nefes, aynı zamanda bir film ismi. Hani komutanın askerlerine “sen uyursan herkes ölür” diye bağırdığı film. Nöbette uyumanın ölüme yol açacağını anlatan efsane replik. Ölümün bizi uykuda yakalaması sadece terörün bir sonucu mu?.. Değil elbette. Araç kullanırken uyursanız, ölürsünüz. […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • ‘BİZ 9 KARDEŞİZ’- İbrahim ERGÜL

    Hafta sonu Balıkesirliler Dernekleri Platformu’nun (BALDEP) Gönen’de gerçekleştirilen 8’nci çalıştayını takip ettim.Programın termal oteldeki ikinci bölümü yarım saat geç başlayınca,benim gibi toplantıya saatinde önce gelen Ahmet Akın’la daha geniş sohbet etme fırsatım oldu. Ahmet Akın’ın TBMM de Balıkesir’i temsil eden dokuz milletvekilinden biri olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Balıkesir milletvekili Ahmet Akın’la daha […]
  • GÖNÜL KAPISI, PENCERE ARALIĞI… İhsan DURAK

    “Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin…” Şarkı ve türkülere konu olan gönül penceresi insanların ilgisini çeker. Gönül üzerine şarkılar, türküler düzenlerler. Nasıl bir organ, duygu, düşünce ve oluşumdur ki bu kadar insanı ve insanlığın ilgisini çeker.Gönül dağı boran boran…Gönül sana nasihatim var. Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin… Gönül gel seninle muhabbet edelim.. Sevdayla Uslandı Gönlüm Deli […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 30 AĞUSTOS’U BİLMEYEN ZAVALLILARA … Nedim ISPARTA

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir” demiş. Doksanlı yılların başında Görsel Yayınlar Bölge Müdürüyken 3 yıl Kütahya bölgesinde çalıştım. O  zaman Dumlupınar İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olan arkadaşımın davetlisi olarak 30 Ağustos’ta 2 yıl törenlerde protokolde bayramı izleme fırsatı buldum. Cepheleri ve şehitlikleri gezdim. Atatürk kendisine […]
  • SİYASET ÜSTÜ ŞEHİR ŞURASI

    Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın Şehir Şûrasındaki açıklamalarını dikkatle okudum. 20 ilçe ile birlikte siyaset üstü bir yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini belirterek, “Stratejik planlamayı pas geçmek veya yeterince iyi düşünmeden kağıt üstünde bırakmak şehre, yaptığımız işe haksızlık olur” Şimdi tabii bizim yaşımızda olan birçok kimse bunları okuduğunda, “Biz ne stratejik planlamalar gördük” diyeceklerdir ki, biraz […]
  • KÖKLER DALLAR YAPRAKLAR… Saffet NAYİR

    Zordur kararsız kalmak. Nereye gideceğine, kiminle yoluna devam edeceğine karar verememek ağaçtan düşen yaprak misali. Koptuğu ağaç belli, dal belli ama düşeceği yer belli değil…Dikkat ediniz bir zamanlar Adalet Partisi’nden ayrılan Demokrat Parti artık sadece tabela partisi konumuna düşmüştür. CHP’den ayrılan DSP aynı kaderi paylaşmıştır. Yine CHP’den kopan SHP kaçınılmaz kaderi paylaşmış tarihin çöplüğüne çoktan […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • EVLAT ACISI… SESİNİ DUYAN VAR MI?.. Tanyol KIPÇAK

    Ülkemizde ilk kez “Cumartesi anneleri” olarak “evlat acısını hissedenler” 1995 yılında İstanbul’da gündeme gelmişti..Yirmi yıldan fazla her cumartesi günü Galatasaray’da “oturma eylemi” yaparak “kaybolduğunu iddia ettikleri yakınlarını ve faili meçhul cinayetlere kurban giden yakınlarının faillerini arayan” bir topluluk olarak seslerini duyurmuşlardı..Hatırladınız mı?..Duydunuz mu?..Sağır sultan bile duydu!..Son günlerde ise Diyarbakır’da “terör örgütü” tarafından “dağa kaçırılan çocuklarını […]
  • BANDIRMA “KADINA YÖNELİK ŞİDDETE” HAZIR OLSUN

    Başlık biraz sizleri rahatsız etmiş olabilir ama geçtiğimiz günlerde kızının gözleri önünde bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut’un durumu acı bir ders olarak karşımıza çıktı ve bizler bir kez daha çaresizlikle yüzleştik. Kadına yönelik şiddetten her birimiz sorumluyuz ama yaşanan vahşet dolu cinayetlere rağmen pek bir şey yapmıyor, hatta yapanların da engellendiğine tanık olup sesimizi çıkartmıyoruz. Konuyu […]
  • ARDA&İLKAY… UĞUR SATILMA

    2015 yılında, o tarihte görev yaptığım Dursunbey Atatürk Ortaokulu’nca hazırlanan ve benimde koordinatör olarak yer aldığım Ailenle Kucaklaş, Zararlı Maddelerden Uzaklaş projesi, Arda Turan, İlkay Gündoğan, Naz Aydemir Akyol gibi dünya çapında sporcuların desteği ile bir anda ilçe sınırlarını aşmış ve tahmin edilenden çok daha fazla insana ulaşmıştı.  Basketbol sevgisi ile çocuklarımızı olumsuz ortamlardan uzak […]
  • ÖNCE AHLAK, KÜLTÜR, PAÇOZ KÜLTÜRÜ… SANA NE …

    Son günlerde Kaya Erdem’in “Demokrasi’nin Elli Yılı” kitabını elimden düşürmez oldum. Okuyorum, üstüne düşünüyorum… Kaya Erdem sıradan bir insan ama sıradan bir siyasetçi değildi. İngiltere’de Londra Büyükelçiliği’nde 6 yıl görev yapmış. Görev yaptığı sırada kızı ilkokula bu ülkede gitmiş… İlkokul son sınıfta okurken baba-kız sohbet ederken kızının anlattıkları ilgisini çekiyor ve kitabına alıp yazmış. Kızı […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 100.237
    -0,10%
  • ALTIN 280.12
    1,64%
  • DOLAR 5.748
    0,51%
  • EURO 6.354
    0,54%
sanalbasin.com üyesidir
BLANK style is purely built for customization. This style supports text, images, shortcodes, HTML etc. Use Source button from Rich Text Editor toolbar & customize your Modal effectively.
close-link
error: Content is protected !!