Yayınlanma Tarihi :

GELECEĞİMİZ ÇOCUKLAR, KUŞLAR VE ARILAR

GELECEĞİMİZ ÇOCUKLAR, KUŞLAR VE ARILAR

Sevgili okurlarım, merhaba.

Hep birlikte, yer küreyi nasıl kurtarabiliriz bunu çocuklarımızın dilinden konuşacağız. Kuşların ve arıların gözünden yazılan bir öykünün parçası olacağız. Geçtiğimiz yıllarda, Birleşmiş Milletler “Kalkınma Programı” kapsamında bir dizi yayınlar hazırladı. “Kuşlar Ve Arılar”  öyküsü de bu programın çocuk yönü. En güzel yanı da olmuş değil mi?

Çocuklarımızın, iklim değişikliği tehdidi altında bulunan gezegenimizi daha yakından tanımaları ve neden fosil yakıtı terk etmemiz gerektiğini öğrenmeleri için kaleme alınan öykünün yazarları; Jack ve Lochie. Dilimize çevirenler de Arda Turan ve Adnan Bıçaksız.

Yer küreyi yuva edinen tüm canlılara ve yuva edinecek nesillere adanan bu eser, her ne kadar çocuklarımıza yönelik olsa da bugünkü kirli tablonun sorumlusu biz büyükler olduğumuz için, öyküyü okumak ve siz sevgili okurlarım ile paylaşmak istedim. Çünkü ancak hep birlikte geleceğimiz için birlikte hareket ederek gezegenimizi kurtarabileceğiz.

Hadi, arıların ve kuşların kahramanı olduğu öykümüze başlayalım. Bakalım, bizi neler bekliyor?

Biz insanlar fosil yakıtı keşfettiğimiz gibi yakma eylemine geçtik. Bunu da çok ama çok abarttık. Bu kötü alışkanlığımız yüzünden doğaya karıştıktan sonra yok olmayan ve hep etkisiyle var olan ‘’karbondioksit’’ adında kirli dumanı ortaya çıkardık.

Yıl 1950: Atmosferdeki karbondioksit (CO2) miktarında kritik sınır; %0,9

Daha sonra neler mi yaptık? Gökyüzünü kararttık, hayvan dostlarımızı korkuttuk. Bu durumun farkına varan kuş da dedi ki : “Bu karbondioksit gazı var ya, nefes almamızı zorlaştırıyor.”

Yıl 1980: Atmosferdeki karbondioksit (CO2) miktarında kritik sınır; %25

Yıllar geçti. Gezegenimiz ısındı, kuraklıklar arttı. Bazı hayvan dostlarımızın nesli tükendi. Bir süre sonra da iklim tamamen değişti.

Yıl 2000: Atmosferdeki karbondioksit (CO2) miktarında kritik sınır; %45

2010 yılında ise bu kritik sınır % 59’a ulaştı. Ve dünyamız üzerinde daha fazla yangın ve fırtınalar yaşanır oldu. Hayvan dostlarımız da kendisini çaresiz hissetti.

Artık, bu karbondioksit gazı bizler için de korkulu rüya oldu. Buna rağmen, fosil yakıt kullanmaya devam ettik. Dostlarımız kuşlar ve arılara bu konuda yapabileceği hiçbir şey bırakmadık.

Yıl 2021: Atmosferdeki karbondioksit (CO2) miktarında kritik sınır; % 77

Bu hızla devam edersek; 2035 yılına geldiğimizde atmosferdeki karbondioksit (CO2) miktarında kritik sınır tam da %99,9’ a ulaşmış olacak!

El birliğiyle doğayı tamamen yok etmiş olacağız. Bu koşullarda gezegenimiz de yaşayabilir mi bilinmez.

Bu tehlikeyi gören kuşlar ve arılar, insanlardan önce dile geldi. Ve şöyle dediler: “Buna bir ÇÖZÜM bulmalıyız.”

Ardından dostlarımız, küçük bir kızı çocuğuyla tanıştı. O da kuşlar ve arılar gibi doğa ve insanlık adına iyilik yapmak istiyordu. Sadece istemekle kalmadı. Hemen harekete geçti. Önce, ailesine yeni tanıştığı hayvan dostlarını anlattı. Ailesi, bu isteğini ilk başta hafife aldı. Ama küçük kız buna aldırış etmedi. Bu konuda göstermiş olduğu hassasiyetle birçok büyüne ders verircesine; “Baksanıza, her şey çok kötüye gidiyor.” dedi.

Onun kararlılığı karşısında ailesi de küçük dostumuza hak verdi. Ve hiç vakit kaybetmeden bu önemli konuyu arkadaşlarıyla konuştular. Onlar da çevresiyle… Domino etkisiyle kuşların ve arıların öyküsü bütün dünyaya yayıldı.

Böylelikle insanlar da birtakım değişiklikler oldu. Örneğin; bahçelerine bitki ektiler. Bisiklet kullanmaya başladılar. Enerji ihtiyaçları için güneşten yararlanmayı tercih ettiler.

Bir kızın başlatmış olduğu hareket sayesinde, dünya yeniden yaşanabilir bir yer oldu. Kuşlar, arılar ve diğer bütün canlılar da kurtuldu.

Bizler de tıpkı o kızın, kuşların ve arıların kısa ama etkileyici öyküsünde olduğu gibi günlük hayatımızdan başlayarak davranışlarımızı değiştirebiliriz. Her şeyin en kötüsünü yaşamadan bunu yapabiliriz. Ve geleceğimiz çocuklarımıza yaşanabilir bir gelecek sözü verebiliriz değil mi?

En önemlisi de en önce çocuklarımıza doğa sevgisini aşılayabiliriz. Doğal yaşamı önceleyen fikirlerine saygı duyabiliriz. Onlara bu konuda yalnız olmadıklarını gösterebiliriz. Kim bilir, onlar hangi öykünün kahramanı olacak?

 

Kaynak : Çiğdem ÇİMEN

YORUM YAP