Yayınlanma Tarihi :

FAZIL SAY’IN NOTALARINDAN DOĞAN COŞKUN SELİMİZ

FAZIL SAY’IN NOTALARINDAN DOĞAN COŞKUN SELİMİZ

Dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say… Yıllardır mevcut iktidarın suçlamalarına, karalamalarına maruz kalıyor. Onun müziği ile ulaştığı başarıya hiçbir zaman ulaşamayacak olan karanlık zihniyet, değerli müzisyenimizi adeta linç etmek istiyor. İlk fırsatta da bu isteklerini en aciz halleri ile gün yüzüne çıkarıyorlar. Her seferinde de çuvallıyorlar. Öfkeleri gitgide artıyor. Kim bilir Fazıl Say’ın, 18 Ağustos pazar günü Kirazlı Balabanlı mevkiinde , Su ve Vicdan Nöbeti’ine destek vermek için gerçekleştirdiği konser onları nasıl da deliye çevirdi.

Onlar Fazıl Say’a saldırdıkça, Say müziği ile devleşti. Asla onlar kadar ucuzlaşmadı. Yeri geldi derdini bizler ile paylaştığı bir mektup yayınladı. Yeri geldi yeni parçalar besteledi. Saraya boyun eğmeyeceğini göstermek adına hep direndi. Bu direnişi ile biz Türk halkının sevgisini ve saygısını kazanmaya devam ediyor. Müziğinden eksik etmediği, bizleri kendisine hayran bıraktığı parçalarını oluşturan Nazım gibi bir nevi sürgün de yaşamıyor değil. Her ne kadar ülkesinde devamlı bulunmasa da; sanki her gün ülkenin sokaklarında halkı ile bir aradaymış gibi. Korumasız sokağa çıkamayanlara en güzel cevabı halkından gördüğü sevgi ile vermeye devam ediyor.

Fazıl Say’ın yaşadıkları ile Kazdağları’nın yaşadıkları birebir aynıdır. Fazıl Say’ın sanatının devam ettirilmesi istenmiyor. Piyanosundan korkuyorlar. Notalara her vuruşunda yankılanan Cumhuriyetin özgür sesinden oldukça rahatsız oluyorlar. Fazıl Say’ın, konserleri ile bu ülkenin çağdaşlıktan, demokrasiden, adalet ve özgürlükten yana taraf olan aydın insanlarının bir araya gelmesi onları oldukça tedirgin ediyor. Say’ın, gelecek kuşağa bırakacağı kültür, sanat ve insanlık mirası onların baş düşmanı. Tıp ki mitolojiden beri Anadolu’da insanlara yaşam kaynağı olan , bin tanrılı, bin pınarlı, kültürlerin beşiği Kazdağları’mızın bizleri bir araya getirmesi gibi. Kazdağları’nı mesken edinmemizden, onun doğal ve kültürel varlıklarına sahip çıkışımızdan, göz bebeğimiz gibi korumamızdan da çok korkuyorlar.

Kazdağları’mıza sınırı olan Balıkesir ve Çanakkale illerimizin pek çok bölgesi, uzun yıllardır altın madeni ocağı,RES,HES,barajlar gibi doğayı ve doğada yaşayan tüm canlıları ölüme terk edecek yaptırımlar ile karşı karşıya. Projelerin yapılmaması için direnen Kazdağları’nın halinden elbette Fazıl Say anlardı. O değil mi zaten müziği ile karanlığa direnen. Belki de Fazıl Say’ın, bu konseri gerçekleştirmesindeki en büyük etmen budur. Elbette onun sanatçı duyarlılığı da var.

Babalar gibi satışlar, her biri dünya mirası olan kıyılarımız ile ormanlarımız ile dağlarımız ile devam ediyor. Biz Türk halkı da olan bitene geçit vermemek için direniyoruz. Kimimiz doğa ve çevre derneklerine üyeyiz, kimimiz siyasi partilerin safhalarında kimimiz tek başımıza da olsak mücadele ediyoruz.

Başladığı ilk günden beri bütün dünyanın dikkatini çeken, Kirazlı Balaban mevkiinde Kanadalı Alamos Gold’a peşkeş çekilen topraklarımız için, başlatılan direnişin bugün 27. Günü. Kazdağlarına sahip çıkanların sesi günden güne artıyor. Birlik ve dayanışmamız çığ gibi büyüyor. Dünyaca ünlü sinema sanatçısı Johnny Deep , milyonların takip ettiği İnstagram sayfasında Kazdağları’nda yaşanan katliamı paylaştı. Yerli ve yabancı basının Kirazlı Balaban mevkiinde yaşanan sıcak gelişmelere yer vermediği gün yok. Pek çok ünlü isim direnişin sesi oldu.

İçinde bulunduğumuz durum bundan ibaret olunca, Kazdağları’nın yaşadıklarına kader ortaklığı eden dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ın tepkisiz kalmayacağını biliyorduk. O ne yapar ne eder Kazdağları başta olmak üzere ülkemizin her köşesine karşı tarihi suç işleyenlere , hak ettiği cevabı verirdi. Ve öyle de oldu. Fazıl Say, resmi Twitter hesabından 13 gün önce Çanakkale’ye bağlı Kirazlı Köyü yakınlarındaki doğa katliamına karşı dur diyebilmek için, bir konser vereceğini duyurdu. O günden sonra sanki ülkemizde seferberlik ilan edilmiş gibiydi. Doğa ve çevre dernekleri , sivil toplum kuruluşları, siyasi parti örgütleri, CHP’li belediyeler, meslek oda ve kuruluşları, çevre platformları, kent konseyleri, bireysel katılım sağlayan doğa dostları gibi durdurulmayacak coşkun selimizin birer parçası olanlar, tarihi konsere gidebilmek için organizasyonlara çoktan başlamıştı.

Silivri mücadelesi gibi yeniden yollara döküldük. Kazdağlarımıza koştuk. Tek yürek olduk. Kilometrelerce devam eden direniş yolunu oluşturduk. İndik araçlarımızdan yorgunluk nedir bilmeden yürümeye devam ettik konser alanına doğru. Yürüdükçe gördük ki; biz hep birlikteyiz, biz güçlüyüz ve her şeyin sonunda kazanacağız. Ellerinde, Atatürklü bayraklarını, Kazdağı pankartlarını taşıyanlar Kirazlı’yı gelincik tarlasına çevirivermişti. Daha önce birbirimizi tanımayan bizler artık Kazdağı dostu olmuştuk. Hepimiz hazırdık. Fazıl Say’ı heyecanla bekliyorduk. Unutulmaz tarihi konser ile tüm dünyaya haykırdık Kazdağı Marşı’mızı. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığını doğa cellatlığı ile devam ettirenlere de en güzel cevabımız hep bir ağızdan İzmir Marşı’mızı söylememiz oldu. ‘’YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA KEMAL PAŞA YAŞA’’

Fazıl Say’ın, konser alanına aracın pencereden bakışı durumu özetliyordu. Onun yüz ifadesi , her birimizin bu güzelim toprakların bir karışına bir şey olacak diye aklımızın gidişini anlatıyordu. Hüzün de vardı öfke de . O gururlu bakış, zaferin yakın olacağını da anlatıyordu. Birden olmayacak ama olacak. Biz kazanacağız. Çanakkale Destanımız’dan aldığımız güç ile , Almos’un çocuklarını göndereceğiz geldikleri gibi. Çanakkale Geçilmez dedirten minnetle andığımız ölümsüz kahramanlardan bize, bizlerden gelecek kuşaklara miras bu topraklar ihaneti kabul etmez, kusar.

Piyanosunun başına geçer geçmez direniş ve mücadele parçalarını sırasıyla çalan Fazıl Say ve bizler bir aradaydık. Su ve Vicdan Nöbeti’nin 24. Günü’nde gerçekleşen konserde olmak çok güzeldi. Hayatım boyunca daima iyi ki gittim diyeceğim. Nöbetin en başından beri olan cesur yüreklere selam olsun. Onların başlattığı çoban ateşi , dünyanın her köşesini sardı. Artık Su ve Vicdan Nöbeti, Toronto’da. Onların Kirazlı halkının desteği ile gerçekleştirdiği direniş, Kazdağları’na bayramı getirecektir. Bizler de Fazıl Say’ın konseri ile direnişin bir parçası olduk. Fazıl Say’ın konseri de direnişin bir parçası. Bir parçası söylemimi, tarihi konseri küçültme adına kullandığımı sakın düşünmeyin. Zafere kadar nöbetin daha devam edeceğini bildiğim ve Fazıl Say gibi Atatürk Cumhuriyeti’nin gerçek sanatçılarının da nöbet alanında var olmalarını istediğim için , bir parça söylemini kullandım. Her bir parça Kazdağları’nın umududur. Kazdağları’nın sesidir. Kazdağları’nın sonsuzluğudur.

Kazdağ Çiğdemi olarak, bizlerin yaşam alanı Kazdağları’mıza sahip çıkmak adına bu ülkede Cumhuriyet değerleri ile üreten herkesi Kirazlı Balabanlı Mevkiine davet ediyorum. Yeter ki sizler gelin Kazdağlarına. Bizler sel olup akarız direniş yollarında… Kimseden korkmadan,çekinmeden…

Fazıl Say’ın konser ilanından sonra , beni de öyle büyük bir heyecan sarmıştı ki. Bir haftanın hemen başlayıp bitmesini istiyordum. Cuma akşamı iş çıkışından Zeytinli Altınkum’a giderken sanki konser alanına gidiyor gibiydim. Pazar gününü beklemeye hiç sabrım yoktu. Doğa ile kucaklaştığım yürüyüşlerimi gerçekleştirdiğim Kuzey Ege Trekking Grubu’muz ile birlikte konser alanına gidecektim. 18 Ağustos pazar günü, çok erken uyandım. Can dostum bisikletimle Akçay merkeze adeta uçarak geldim. Toplanma alanımıza gelmiştim. Belki de konserin heyecanı ile grubumuzu göremedim. Cep telefonumun arızalı oluşu nedeni ile grubumuzdan hiç kimseye ulaşamadım. Yaşadığım olumsuzluklar konser alanına gidişimi engellemedi. Aksine başka güzellikleri doğurdu. Bulunduğum noktada bir başka yürüyüş grubu daha vardı. Kirazlı Balabanlı’ya Edremit/Kalkım yolu üzerinden Akçay Gezi ve Yürüyüş Grubu ile ulaştım. İşte biz böyleyiz kimle nasıl gittiğimizin hiç önemi yok. Hepimiz Kazdağlarımız için, ülkemiz için, Fazıl Say’ın onurlu tepkisine destek olmak için yollara düşmüştük.

Benim sırtımda her zaman doğa ve çevrenin sesi olan , üyesi olmaktan gurur duyduğum Kazdağı Doğal Ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’mizden temin ettiğimiz , üzerinde son aylarda ülke olarak hepimizin her gün çok daha yüksek sesle haykırdığı, sosyal medyada direniş simgemiz olan ‘’KAZDAĞLARI HEPİMİZİN’’ sloganımızın baskısı olan sırt çantam. Yüreğim Kazdağları’m için nasıl atıyordu duyamıyordum. O denli heyecanlı, o denli kızgın bir o kadar da umutluydum. Yürüdükçe ülkemin her köşesinden Kazdağları için gelen, yüzlerini hiç görmesem de benim Kazdağı dostu olarak kabul ettiğim cesur yürekleri gördüm. Umudum coşkun selimiz gibi çağladı. Bin Pınarlı İda’ya yakışan işte budur dedim. Kazanacağımıza dair inancım pekişti. Say’amayacakları kadar sahip olduğumuz Kazdağı sevgimiz, coşkun selimiz, doğaya bağlılığımız, birlik ve dayanışmamız var bizim. Bizim olan topraklara kıymayın efendiler. Gelin vazgeçin artık bu katliamlardan, ihanetlerden. Anzak askerlerine sahip çıkan Mustafa Kemal Atatürk’ten ders alın. Anlayın artık onun kurduğu Cumhuriyeti asla yıkamayacağınızı. Onun askerleri olan bizlerin Kazdağlarımız için Salda için, Murat Dağı için, Hasankeyf için , ne yazık ki saymakla bitmeyen tarihi ayıplarınıza asla boyun eğmeyeceğimizi.

Kirazlı Balaban Mevkine elbette sadece konser günü değil öncesinde de gidenleriz, istediğimiz sonucu alana kadar direniş alanımızdan ayrılmayacak olanlarız. 2 Eylül pazartesi günü saat 14.00’de Çanakkale Adliyesi’nde Kirazlı’ya sahip çıkmak için buluşacak olan Kazdağları dostlarıyız. Dostluğumuz ile duyurmuş olalım, 2 Eylül Günü Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin gerçekleştireceği suç duyurusunu. Detayları derneğin sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.

Tarihi konsere dair anlatmak istediğim o kadar çok konu var ki. Sizlere hep olumlu yönleri aktarmaya çalıştım. Konser sonrası maden sahasına neden yürünmedi gibi tepkiler de geldi. Su ve Vicdan Nöbeti Komitesinin haklı gerekçelerinin olduğunu biliyorum. Buna benzer tepkileri vermeden önce lütfen daha duyarlı olalım. Yetkili kişiler ile konuşmak da fayda var. Direniş devam ediyor. Kimsenin teslim olduğu yok. Hem bu direnişe hem de ülkemizin sahip olduğu diğer değerlerin maruz kaldığı saldırılara karşı mücadeleye devam edeceğiz.

Konser gününe dair son düşüncelerim güzel keşkeler ile son bulacak. O gün , direnişi yıllardır sürdüren hepimizin takdirini kazanan sevgili Pınar Bilir ile keşke görüşebilseydim. Onun bir Kazdağı kadını olarak varlığı çok değerli. Kazdağı Savunması ile keşke tanışabilseydim. Keşke Mustafa Kemal’in askeri olarak Türker Ertürk Paşa ile sohbet edebilseydik gibi aynı yolda yürümekten onur duyduğum diğer dostları o coşkun selimizin arasından görebilseydim. Yüz yüze göremesem de aynı direniş gökkuşağının altında hepimiz buluştuk. Nazım’ın dediği gibi “Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak.”

Öyle çok mutlu oldum ki Kazdağı dostu olan , benim eski dostum dediğim, bilgisini ve yeteneğini ülkesinin doğal ve kültürel zenginliklerini tanıtmak adına kullanan sevgili Rıfat Çığ ile tesadüfen karşılaştık. Kendisi Kirazlı’ya Antalya’dan bir gün önce gelmiş. Direniş çadırlarından birine sahip olmanın gururu ile mücadelesini sürdürüyordu. Kim bu Rıfat Çığ diyenler de olacaktır, ya da benim gibi kendisini İZ TV ekranlarında uzun yıllardır sürdürdüğü ‘’Ayak İzleri’’ adlı programından tanıyanlar da olacaktır. Değerli biyoloğumuz Rıfat Çığ ile dostluğumuz o yıllara dayanıyor. Bu kez ayak izlerini Kazdağlarımız için sürmeye devam etti. Kendisi gibi çalıştığı alanlarda ülkesinin değerlerine sahip çıkmak için var olanlar iyi ki var. Onların başarılı çalışmaları ile bizlerde yaşadığımız bölgeler hakkında daha çok bilgiye sahip oluyoruz. Kazdağları gibi diğer doğal güzelliklerimizi satanların en korktuğu şeydir, bizlerin bilgi sahibi olmamız. Bizler kültürlü, bilgili, donanımlı olduğumuz sürece onlar kendilerine yaşama alanı bulamaz. Kimin haddine Kazdağları’mızı talana açmak, onun huzurunda yüzyıllardır yaşayanları evsiz yurtsuz bırakmak. Anlatacağız ki, kazın ayağı öyle değil böyle. Böyle direneceğiz , Seyit Onbaşı gibi topraklarımızı savunacağız, her bir ağacımız gerektiğinde iş makinalarının önünde de yatarız.. Bu topraklar da felsefe doğdu, savaş alanlarında Mustafa Kemal Paşa, kurduğu laik çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan kültürü , okuduğu kitaplardan inşaa etmeye başladı. İşte bu yüzden ihanet barınamaz. Yaşar Kazdağları, yaşar Kazdağları dostluğumuz… Sonsuza dek…

Kaynak : Çiğdem ÇİMEN

YORUM YAP