FARKINDA MIYIZ ? CANLI TÜRLERİ HIZLA YOK OLUYOR… « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

31 Ocak 2023 - 03:33

FARKINDA MIYIZ ? CANLI TÜRLERİ HIZLA YOK OLUYOR…

FARKINDA MIYIZ ? CANLI TÜRLERİ HIZLA YOK OLUYOR…
Son Güncelleme :

28 Kasım 2022 - 2:19

Biyolojik çeşitlilik dünyadaki yaşam çeşitliliğidir. Çeşitlilik ne kadar fazlaysa ekosistemler de o kadar güçlü olur. Biyolojik çeşitlilik; genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği ve ekosistem çeşitliliği olmak üzere üç temel bileşenden oluşur.

Her bir canlı türü birbirine benzer olmasına rağmen tıpkı insanlar gibi genetik olarak farklı bireylerden meydana gelir. Örneğin, insanlarda iki kardeş aynı anne ve babadan dünyaya gelse bile, eğer eş yumurta ikizi değillerse birbirine benzemez. İşte bir canlı türünün tüm bireylerindeki genetik farklılıkların tümü genetik çeşitliliği oluşturur. Benzer şekilde; zeytinde Gemlik, Ayvalık, Memecik, Domat gibi çeşitler; buğdayda çok sayıda ekmeklik ve makarnalık çeşitler farklı genetik özelliklere sahiptir. Bir türde genetik çeşitliliğin fazla olması o türün devamlılığının sigortasıdır.

Virüs ve bakteriler gibi hücre bölünmesi ile çoğalan ya da birbiri ile eşleşerek , gen alışverişi ile üreyebilen, birbirine benzer özellik taşıyan canlılar tür olarak isimlendirilir. Örneğin; insan, sincap, karaçam, kızılçam. Türler birbirine besin zinciri ile bağlıdır. Birinin azalması ya da yok olması diğer türlerin varlığını da etkiler. Türkiye bir kıta olmamasına rağmen 12 000’i aşan bitki türü sayısı ile  bir kıta kadar biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye’deki bitki türlerinin %36’sı endemiktir yani yalnızca ülkemizde bulunmaktadır.

Bir bölgede ne kadar farklı ekosistem olursa biyolojik çeşitlilik de o ölçüde zengin olur. Türkiye bulunduğu coğrafi konum ve topoğrafik yapısı nedeniyle; sıcaktan soğuğa, çok nemliden kurağa doğru değişen farklı iklim tiplerini barındırır. Birbirinden farklı sulak alan , orman ve mera ekosistemlerine sahip olan ülkemiz, dünyada üç bitki coğrafyasının bir arada olduğu üç ülkeden biridir.

Biyolojik Çeşitlilik Bizim Şifamızdır…

Aldığımız her nefes, yediğimiz her lokma, hatta hastalandığımızda şifamız doğadan gelmektedir. Sadece ormanlar, tıpta kullanılan 29 000 bitkinin ev sahibi. Yaklaşık 4 milyar insan doğal ilaçlarla tedavi olmaya çalışıyor. Başta antibiyotikler olmak üzere en yaygın kullanılan 150 ilacın %57’si , kanser tedavisinde kullanılan ilaçların yaklaşık %70’i doğadan elde ediliyor veya doğada keşfedilen etkin maddelerin sentetik olarak üretilmesiyle sağlanıyor. Hastalıklarımızın şifası doğada yani biyolojik çeşitlilikte. Hep birlikte doğamızı korumalı, biyolojik çeşitliliğe sahip çıkmalıyız. Biyolojik çeşitlilik hep var olsun ki şifamız daim olsun.

Biyolojik Çeşitlilik Bizim İklimimizdir…

Biyolojik çeşitlilik ve iklim birbirlerinin ayrılmaz birer parçası.. Bugün gezegenimizin en önemli iki sorunu olan biyolojik çeşitlilik kaybının  ve iklim değişikliğinin kaynağı ve çözümleri iç içe. İklim değişikliği birçok canlının yaşamını ve yaşam alanlarını tehdit ediyor. Bu sebeple canlılar, yeni yaşam alanları için şimdiden göç etmeye başladı. Göç edemeyen ve uyum sağlayamayanlar ise yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Dünyadaki bitki varlığının %50’si insanlar tarafından yok edilmiş durumda. Buna rağmen deniz ve kara ekosistemlerindeki fotosentez yapan canlılar insan kaynaklı yıllık karbon salınımın %60’ını atmosferden geri alıyor. Yani başka bir deyişle iklimi düzenliyor. İklimin ve biyolojik çeşitliliğin birbirini ne kadar etkilediğini anlamalı, canlıların yaşam alanlarını korumalı, korunan alanları ve orman varlığımızı artırmalıyız.

Biyolojik Çeşitlilik Bizim Gıdamızdır…

Biyolojik çeşitlilik tadımız tuzumuz. Gıdamızın %95’i topraktan yani doğadan geliyor. Soframız gıdanın cömertliğiyle renkleniyor, çeşitleniyor. Gıda üretiminin devamlılığı için sağlıklı topraklara , sağlıklı topraklar için ise milyarlarca toprak canlısına ihtiyaç var. Dünya tarımsal üretiminin %35’ini teşkil eden ve gıda olarak kullandığımız bitki türlerinin %65’inin varlığı ve verimliliği , onların tozlaşmasını sağlayan 20 000’den fazla canlı türüne bağlı. Orman tahribatları , kirlilik, aşırı avlanma ve yararlanma ile doğal çeşitliliği yok ederek geniş alanlarda tek düze  yapılan monokültür tarım , kontrolsüz şekilde kullanılan pestisitler ve kimyasal gübre kullanımına dayalı sürdürülebilir olmayan tarım uygulamaları , işgalci türler ve iklim değişikliği nedeniyle biyolojik çeşitlilik azalıyor. Biyolojik çeşitliliğin kaybı, gıda güvenliğini ve soframızdaki zenginliği tehdit ediyor. Tadımızdan, tuzumuzdan, gıdamızdan olmamak için doğanın çeşitliliğini korumalı, biyolojik çeşitliliğe sahip çıkmalıyız.

Biyolojik Çeşitlilik Bizim Mirasımızdır…

Varlığımız bizim dışımızda kalan canlıların varlığına bağlı. Yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan ya da yok olan her tür; doğanın üretkenliğinin azalması, gelecek nesillerin yaşamının daha güçleşmesi  ve çok sayıda olumsuzlukla karşılaşması demek. .Doğadan aldıklarımız , tüketimimiz doğanın kendini yenileyebilme gücünün %56 üzerinde. Gelecek nesillerin haklarını bugünden tüketiyoruz.  Onlara daha iyi bir dünya mirası bırakmak ve bu kötü gidişi geri çevirmek için korunan alanları artırarak , etkili koruma çalışmaları yürüterek ve daha az tüketerek biyolojik çeşitliliğe sahip çıkmalıyız..

Canlı Türleri Hızla Yok Oluyor…

Dünya’da 1milyon türün , ülkemizde ise 1284 bitki türü ile 139 hayvan türünün nesli tehlike altında ! Biyolojik çeşitliliğinin öneminin farkına varmalı, doğa ile uyumlu yaşayarak kaynaklarımızı KORUMALIYIZ…

Doğa için birleşmeliyiz.  TEMA Vakfının A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesine desteğinizi ve katkınızı bekliyoruz. Sen yoksan bir eksiğiz!

 

Metin KUTER

TEMA Balıkesir İl Temsilcisi

 

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Serdar Sadi Ergün 1 Aralık 2022 / 09:59 Cevapla

Güzel bir aydınlatma yazısı, ben de sizlere katılıyorum ve aynı şekilde düşünüyorum.

Ancak şuna da inanıyorum, yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli hayvansal ve bitkisel gıdaları almamız önemlidir.
Elbette, sizin de belirttiğiniz gibi, türlerin çeşitliliğini ve soyunu yok etmemek koşuluyla.

Doğanın bize sunduğu aklımızı kullanarak, bu dengeyi koruyabileceğimizi düşünüyorum.

Şöyle örneklendirebilirim

Yetişkin bir balık, beşbine yakın yumurta bırakır, onu dölleyecek sperm sayısı yüz milyonlarla ifade edilmektedir. Bunların bir çoğu diğer su canlıları tarafından tüketilmektedir. Kalanlar ise yaşamlarını sürdürmenin gayreti içindedir.

İnsan aklı buna bir çözüm bulmuştur aslında.
Suni döllenme yoluyla bu genetik kaybı neredeyse ortadan kaldıracak bir verim elde edilebilir.
Böylece hem bitkisel hem de hayvansal besinleri çoğaltmış oluruz.
Doğa zaten bunu koşullar elverdiğince yapmaktadır. Bizim yapacağımız en önemli şeylerden biri de bu koşulları uygun hale getirip yok olma riskini minimuma indirgemektir.

Teşekkür eder, sağlık ve esenlikler dilerim.

Serdar Sadi Ergün.

.