DOLAR 32,2363 % 0.16
EURO 34,9606 % -0.03
STERLIN 41,1241 % -0.11
FRANG 35,7350 % 0.27
ALTIN 2.412,19 % -0,52
BITCOIN 68.330,46 0.705
Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :

DOĞAYI KUTSAYAN ESKİ TÜRKLER (2)

DOĞAYI KUTSAYAN ESKİ TÜRKLER (2)

Orta Asya’yı vatan olarak benimseyen Türkler için Ötüken, kutsal bir dağdır. Kutsal bir ormandır. Bazı kaynaklarda, “Ötüken’deki kutsal orman”  ifadesi geçmektedir. Çin yıllıklarında ve Şine Usu yazıtında, Ötüken’e dair birçok anlatıma rastlamak mümkündür.

Ötüken, imparatorluğun kalbidir. Devleti, bir arada tutan yerdir. Ötüken’e, her zaman bir orman olarak derin bir saygı duyulur.

Bunun yanı sıra Ötüken ulu bir dağ olarak, Tamir Nehri’nin kaynağıdır. Nehre hayat veren dağın zirvesi, doğal bir tapınaktır.

Böylesine bir öneme sahip olan nehirler gibi diğer su kaynaklarını da kirletme endişesi vardı. Suyu kirletme endişesi, Türklerin eski bir geleneğidir. Bu kadim geleneğe, bugün Anadolu’da yaşayan Tahtacı Türkmenleri’nde rastlanır.

Kırgız yazıtlarında; bir dağın eteğindeki kara tepeler, (ke-mecik cırgok), bir mezar olarak tasvir edilir. Ataların mezarı, kutsal kabul edilir. Mezarın bulunduğu dağ da aynı değerdedir.

  1. Bozkırlar, altın kelimesiyle betimlenir. Altın kök tamlamasıyla ifade edilir. Doğa odaklı yaşamı anlatan başka kullanımlar da vardır.

Eski Türkler için hayvanlar oldukça kutsal varlıktır. Hayvanlar, yüce unsurları ile yaşamın bir parçasıdır. Toprakta yaşayan hayvanlar öldürülemez. Bitkiler de koparılamaz.

Alp Er Tonga, yukarı kaplanın insana dönüşmüş halidir. Kaşgarlı Mahmud’a göre bir kaplandır. Başka kaynaklara göre Tonga, kar leoparı da olabilir.

Orhun Yazıtları’nda ise Alp Er Tunga’dan kaplan prens olarak bahsedilir.

Arslan söylemi, Karahanlılar’da belirgin şekilde görülür. Uygur ve Oğuz bölgelerinde, arslan adını taşıyan kişiler çoktur. Arslan’ın, Türk dünyasında bazı bölgelerde kurdun (böri) yerine kullanıldığı tahmin ediliyor.

At, eski Türklerin ayrılmaz dostudur. Gök Tanrı (Tengri) için kurban hayvanı olarak kabul edilmiştir.

On iki hayvanlı takvimde; at ayı haziran ayına, başka bir ifadeyle yaz gündönümünün olduğu aya, yani güneşin en yüksek noktada bulunduğu zaman denk gelir.

Kutadgu Bilig’de ise at, zamanı simgeler. Turfan metinlerinde, at resimleri maviye yani göğün rengine boyanmıştır.

Kaşgarlı Mahmud’un sözlüğünde, uçan at sembolüne rastlamak mümkündür.

Yanılgılardan dolayı, kazın rolü çoğu kez kuğu tarafından üstlenilmiştir. Türklerin Alp Er Tonga olarak tanıdıkları, Afrasiyab adlı kahramanın kızının adının kaz olduğu söylenir.

Kaşgarlı Mahmud’un aktarımına göre; genç bir kız, bir nehrin kıyısına sonradan kendi adını taşıyacak olan bir kale inşa ettirir. Kuğu gölü temasına yönelik bir araştırmadır bu konu. Dede Korkut Kitabı’nda daha farklı bir anı olarak yer alır. Daha sonra da Türk öykülerinde, kadınlar kuğuya da kazlara benzetilmektedir.

İrk Bitig de kuğu gizemli bir rol üstlenir. Bir adam ava çıkar. Atı yolunu kaybeder. Yolda bir kuğuya rastlar. Kuğu onu kanatlarının üstüne oturtup ailenin yanına götürür.

Birleşen nehirler, Uygurların kullandığı bir deyiştir. Doğumu anlatır. Selenga Nehri ile özleşmiştir.

Oğuz Kağan Destanı’nda; İtil Nehri, diğer nehirlerden karşıya geçişi anlatmak için kullanılmıştır.

Tes Nehri ve On Nehir (on uzgun), kutsal sayılan diğer nehirlerdir.

Yine bu tarihi destanda; güneş (kün), ay, yıldız, kök, dağ ve deniz kağanın altı çocuğu olarak yer alır. Yirmi dört Oğuz boyu, doğa varlıklarını temsil eden altı çocuktan çoğalıp büyümüştür.

Yaşam ağacı temasının kozmik ağaçla karıştığı Oğuz Kağan Destanı’ndan bir örnek vermek gerekirse şunları aktarabiliriz; Oğuz av sırasında bir gölün ortasında bir ağaç ve bu ağacın kovuğunda (qucaq) tanrısal kaynaklı bir kız görür. Oğuz onunla evlenir. Ve kız kendisine üç oğul verir. Ağacın bu kavuğu (qucaq) Uygur söyleminde geçen bir dala benzer; bir ağaç üzerinde oluşan budak dokuz ay on gün sonra yarılmakta ve beş çocuk dünyaya gelmektedir. Bunların en küçüğünün adı Buku’dur.

Eski Türklerin doğayı kutsayan ve doğaya göre şekillenen yaşamlarını anlatan birçok belgede, tepe toprağın anneliğini anlatır. Yaşam ağacı ve toprak anaya ilişkin unsurlar iç içe geçmiştir.

Dünyanın ekseni ve imparatorluğun merkezi orman olarak kabul edildiği gibi karla kaplı, ulaşılmaz, gizemli, göğe daha yakın yüksekçe bir yer olarak dağın da oldukça önemli bir rolü vardır. (Son)

Kaynak: ( Eski Türk Mitolojisi- Jean Paul Roux)

 

 

Kaynak : Çiğdem ÇİMEN

YORUM YAP