DOLAR 32,2448 % 0.11
EURO 35,0074 % -0.01
STERLIN 41,3701 % 0.01
FRANG 35,7046 % 0.11
ALTIN 2.427,65 % 0,11
BITCOIN 68.507,25 1.387
Yayınlanma Tarihi :

DOĞAYI KUTSAYAN ESKİ TÜRKLER (1)

DOĞAYI KUTSAYAN ESKİ TÜRKLER (1)

Türkler hakkındaki mevcut en eski belge, Bugut Yazıtı’dır. Yazıtın dili, Soğdca’dır. Türk pagan düşüncelerin yansıtıldığı yazıt, 1955 yılında Selenga Irmağı’nın kollarının yakınında bulunur. 1968 yılında yayımlanır.

Orhun Yazıtları olarak bilinen üç büyük yazıt ise Kültigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk’a ait mezarların üstünde yer almaktadır.

Bunların dışında Ongin adıyla bilinen daha az öneme sahip olan, tarihsiz bir dördüncü yazıt da vardır. Yazıt, Run olarak adlandırılan ve Soğdca’nın bir türevi olan bir yazı türüyle yazılmıştır. Bu yazıt, on dokuzuncu yüzyıl sonuna doğdu V. Thomsen tarafından çözülmüştür. O zaman beri, birçok kez araştırma konusu olmuştur.

Orhun Irmağı kıyısında bulunan Uygurlardan kalma iki büyük yazıt daha mevcuttur. Yazıtlardan biri, Şine Us’a, diğeri ise Tariyat’a aittir. Bu iki yazıt, 1975 yılında bulunmuştur.

Yenisey Irmağı yukarısında, Minusinsk kentin yakınlarında bulunan yazıt ise, Kırgızlardan kalmıştır. Tarihsizdir. Yorumlanması oldukça zordur. Bundan dolayı henüz tam olarak çözülememiştir.

Oğuz Kağan Destanı’nın bir nüshası, Uygur alfabesiyle yazılmıştır. On üçüncü yüzyıldan sonra yazılan bu el yazması eser, Paris Milli Kütüphanesi’nde korunmaktadır.

On birinci yüzyılın ikinci yarısında, Kaşgarlı bir Türk olan Kaşgarlı Mahmud Arapça olarak Türkçe lehçeleri üzerine bilinen en eski sözcük olan ‘’ Divanu Lugat-it Türk ’ ü’’ yazmıştır. Kendisi Karahanlı olarak doğsa da İslam’ı benimseyen Türk topluluklarını yakından tanırdı. Türk atasözleri ve şiirleri hakkında oldukça eski bilgileri vermiştir.

Diğer yazılı eserler ise şunlardır; Tarğuman ‘un eseri, İspanyol Ebu Hayyan el Gırnati’nin Katabu Tidrak-li sani’l- Etrak adlı çalışması, İbnü Mühenna’nın açıklamalı sözlüğü, Abdullah et-Türki’nin açıklamalı sözlüğü, Türkçe-Kumanca, Harsça ve Latince sözcük dizini olan Codex Cumanicus.

Eski Türkler ’in doğayı kutsayan yaşamına ve bunu gözler önüne seren raporlara geçmeden önce Kaşgarlı Mahmud’a göre hangi Oğuz boyları vardı önce bunu hatırlayalım.

Oğuz boyları; Kınık, Kayıg, Bayundur, Iwa-Yiwa, Salgur, Afşar, Beg-Tili, Bügdüz, Bayat, Yazgır, Eymür, Kara-Bölük, Alka-Bölük, İğdir, Uregir-Yüregir, Totirka, Ala-Yundlug, Töker, Becenek, Çuvaldır, Çepni, Çarukluk. ( Kaynak: Sümer, Faruk: Oğuazlar. İstanbul-1992)

Çinliler, Kırgızlardaki ağaç ve su kültüne dikkat çeker.

Bir Çin raporuna göre; on eşinden çok sayıda oğlu bulunan bir kralın ölümünün ardından, oğullar ulu bir ağacın altında toplanır. Ve şu karar alınır; ağacın yanı başında yapılacak yüksek atlama yarışında en yükseğe sıçrayan kral olacaktır.

Uygurların kurban adarken etrafında dolandıkları ağaç da kozmik bir eksen olarak değerlendirilir.

Oğuz Kağan Destanı’nda ise; yaşam-ağaç teması, kozmik ağaç unsuru ile karışmaktadır.

Raşid-ad-Din Fadlallah ve Abu’l-Gazi Bahadır Han’ın Kıpçakların kökeni üzerine yazdıkları raporlarda, bitki-insan şeklindeki türeyiş ilişkisine, bitkinin evlatlarına bulunduğu çok sayıdaki tavsiye ve yaptığı konuşmalara sıkça rastlanır.

Örneğin, hamile bir kadın bir ağaç kavuğuna sığınır. Doğumu burada yapar. Dünyaya getirdiği bebek, ağacın bir oğlu olarak kabul edilir.

Diğer önemli Türk gruplarının ölülerini ağaçlara asma geleneği; yeniden doğuş, ölülerini göğe sunma, onları göğe uzanan bir yolculuğa çıkarma umudundan kaynaklanmaktadır.

Ölünün ne zaman gömüleceğini belirlemek için ağacın hangi durumda göz önünde bulundurulurdu. Eğer birisi ilkbahar ya da yaz mevsiminde öldüyse, otların ve ağaçların yaprakların sararması beklenirdi. Kişi sonbahar veya kışın öldüyse, ağaçlar yapraklanana ve bitkiler çiçek açana kadar beklenirdi. (Devam edecek.)

Kaynak: ( Eski Türk Mitolojisi- Jean Paul Roux)

Kaynak : Çiğdem ÇİMEN

YORUM YAP