DAHA DA YANMASIN İDA!

Yayınlanma Tarihi :
DAHA DA YANMASIN İDA!

18 yılda yanan ormanlarımızdan 5 kat fazlasını sadece 2021’de kaybettik.

Felaketin büyüklüğünü görmek için sadece bu karşılaştırma dahi yeterli.

Ki, yanan sadece ormanlarımız da değil biliyorsunuz; içindeki tüm canlılarıyla bir eko sistem kavruluyor ve geleceğe büyük tahribat bırakıyor…

Eski hallerini almaları için onlarca yıl geçecek…

Cennet cehenneme dönerken, tekrar cennet halini alması uzun yıllar alacak…

İşte Türkiye’nin güneyi ve güneybatısı günlerce yanarken gözümüz hep bizim dağdaydı.

Bizim dağ dediğimiz Kaz Dağları… Bin Pınarlı İda.

Memleketimizin neresinde olursa olsun her orman hepimizin ama Kaz Dağları, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın oksijen deposu olmasıyla başka bir “özel” konumda.

Ve gerçekten insan 6-7  yaşından itibaren Kaz Dağları’nı görüp bilince, içine girince, eşsiz güzelliklerini ve doyumsuzluğunun ayırdına varınca o dağ “bizim” dağ oluyor.

İsmi, Yunan mitolojisinde Zeus’un doğduğu dağın isminden gelen ‘İda’ yani Kazdağları, mitolojide üç büyük tanrıça arasında geçen ünlü güzellik yarışmasının yapıldığı yer olmanın yanı sıra aynı yarışmanın yargıcı ve Troia savaşının çıkmasına neden olan çoban Paris’in büyüdüğü yer olarak biliniyor.

Sarıkız Efsanesi’nden tutun Hasan Boğuldu’ya kadar başka başka efsanelere; dağın her köşesine serpilmiş sayısız köylerindeki güzelliklere kadar neler yok ki İda’da.

Türkiye yanarken dilimizi, dudağımızı ısırıyorduk her kenarından geçişimizde…

“Aman” diyorduk…

“Aman Kaz Dağı’na bir şey olmasın” diye dua ediyorduk…

Aynı temennimiz her yeşil için geçerli ama örneğin Dursunbey civarı için de “aman” diyoruz.

Çünkü buraları gerçekten çok çok özel ve orman dokusu harikulade olan bölgeler.

Kaz Dağı’na dün sabah düşen ateş, gün boyu hummalı ve cansiparane çalışmalarla gün boyu sürdü. Akşam saatlerinde havadan söndürme ol-a-madığı için yük kara ekiplerine kaldı ve bu sabah yine havadan destek ile söndürme çalışmaları bu yazının yazıldığı dakikalarda sürüyordu.

Umudumuz rüzgarın deli esmemesi, çünkü o yörenin rüzgarı da delidir.

Umudumuz çabuk kontrol altına alınarak ivedi soğutma çalışmalarına başlanabilmesi.

Ki bu noktada da pek çok uzman soğutma çalışmalarının öneminin altını çizerek buradaki ihmalin ve yeterince soğutma yapılmamasının yeniden yangını başlatabileceği uyarısında bulunuyorlar.

Keza, son zamanlarda jandarmanın ormanlık alanlarda yoğun önlem aldığı bilinirken, yangının nasıl başladığı, kaç noktada çıktığı, PKK destekli bazı yayın organlarında daha önce Kaz Dağları’na yönelik tehditlerin manşet yapıldığı da nazara alınırsa olay bu açıdan da araştırılacak şüphesiz.

Bununla beraber yangına her açıdan çok hızlı ve yoğun müdahale edilmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık. Ancak, bu yangında dahi farklı farklı rakamsal açıklamaların neden bu kadar birbiriyle uyumsuz olduğunu anlamakta da gerçekten güçlük çektik.

Hemen hemen aynı zaman dilimi içinde yapılan açıklamalara bakar mısınız:

4 uçak 29 helikopter..

3 uçak 12 helikopter..

4 uçak 17 helikopter ..

Farklı makamlar nasıl oluyor da böyle farklı sayılar verebiliyor?

Bunu gerçekten normal bir insanın anlaması mümkün değil.

Ve yine bu yangında da rüzgar sebebiyle yangın söndürme uçaklarının önemi bir kez daha ortaya çıktı, zira helikopterlerin biri gidip diğeri gelse de rüzgarın etkisiyle boşaltım yapıldığında suyun yangına istenilen ölçüde hedeflenemediğini belirtti uzmanlar.

Dileğimiz, bu felaketlerin Türkiye’nin çok sayıda ve nitelikli bir yangın söndürme uçak filosunun acilen oluşturulması ihtiyaç ve gerekliliğine vesile olması, THK gibi kurumların da siyasete alet edilmeden eski ve etkin işlevine kavuşturulması.

Türkiye’nin uçak konusunda Yunanistan’ın ne kadar gerisinde olduğunu söylemek bu büyük ayıp için başka söz söylemeye bile gerek bırakmıyor.

Ne acı ki, bu kez Kaz Dağlarımıza düştü kor.

Ekiplerimizin amansız mücadelesi sürerken hepsine minnettarız.

Çabuk söndürülsün, çok yayılmasın…

Canımızdan can çıkıyor.

Daha da yanmasın İda!

 

YORUM YAP