Yayınlanma Tarihi :

CUMHURİYETİN ÇOCUKLARI BİZE ATA’MIZDAN EMANETTİR

CUMHURİYETİN ÇOCUKLARI BİZE ATA’MIZDAN EMANETTİR

Tam bir hafta sonra Cumhuriyetimiz 100 yaşında olacak. 100 yıl önce Türkiye; 600 yıllık saray saltanatını, 10 yıl süren meşrutiyeti ve 3,5 yıllık meclis hükümetini geride bıraktı. Bugün ise; ulusal egemenliğimizi tehdit eden ve meclisi devre dışı bırakan başkanlık sistemiyle karşı karşıyayız.

Ulusal egemenliğimizi ilan ettiğimiz 23 Nisan 1920 tarihinden, yani milletin olarak irademizin temsil edildiği TBMM’nin açılmasından 100 yıl sonra; başkanlık sistemine geçildiği gibi çocuk istismarı, çocuk gelinler, laik eğitim karşıtlığı gibi birçok sorun çocuklarımızı tehdit etmektedir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, sadece Anadolu’yu düşman işgalinden ve geri kalmışlıktan kurtarmadı. Bu ülkenin geleceği çocukları da kimsesizlikten, açlıktan, sefaletten, hastalıktan ve cehaletten kurtardı.

Bunları unutmadan Atatürk’ümüze layık olabilme adına çocuklarımızı oldukça önemsiyorum. Onların duygu, düşünce ve hayallerine ortak olmaya çalışıyorum. Kendilerinden çok şey öğreneceğimi bilerek, her bir çocuğumuzu büyük bir ilgi ve merakla dinliyorum.

Sevgili okurlarım, yazımından bundan sonraki bölümünde sizlere yakın zamanda tanıştığım çocuklarımızdan bahsedeceğim. Onları tanıyınca siz de çok sevecek, belki de yaşadıkları doğa harikası köylerini ziyaret etmek isteyeceksiniz. Şimdi, gelin önce Obalı Emine ile tanışalım.

Emine ile geçen hafta Balıkesir’in Edremit’e bağlı Dereli Köyü hayrında tanıştık. Yemek sırasındaki davranışları dikkatimi çekti. Kendi yemeğini aldı. Aynı masayı paylaşacağı abisini, dedesini ve anneannesini için de yemek isteyip aldı. Yerine geçerken hem onları hem de çevresini kontrol ediyordu. Bir işi başarmanın gururuyla oturdu masaya. Ne kadar mutlu olduğu ortadaydı.

Ailesine gösterdiği sevgiyi bizimle de paylaştı. Onun ne istediğini bilen kararlılığından ve bir işin üstesinden kısa sürede gelebilmesinden etkilendiğimi söyledi. Ardından hemen yanında oturan anneannesi, Emine’nin doğduğundan günden beri girişken, konuşkan ve sıcakkanlı olduğunu ifade etti. Köyleri Ortaoba’da da herkesin onu bu özellikleriyle tanıdığını belirtti.

Şimdiden mesleğini seçen, öğretmenini, okulunu ve arkadaşlarını çok seven Emine, yazları Kuzey Ege’nin başladığı Küçukkuyu pazarında ailesine yardım ediyor. Bir dağ köyünde yaşamamın hakkını veriyor. Bunun tadını da çıkarıyor elbette. Doğa ana gibi bütün herkesi sevgiyle kucaklıyor.

Beni köylerine davet ederken, evlerini bulabilmem için verdiği ipuçları etkileyiciydi. 2-3 kuşak öncesine dayanan aile büyüklerini tanıyor. Akıllı mı akıllı, güzel mi güzel Emine’ye ve değerli ailesine sağlıklı, huzurlu, mutlu yıllar diliyorum.

Sevgili okurlarım, şimdi de sizleri Kazdağları’nda binlerce yıldır Türkmen geleneklerini yaşatan köyümüz Hacıarslanlar’daki arkadaşlarımla tanıştırmak istiyorum. Akın ve Kadir, bisikletleriyle köyün çıkışına doğru ilerliyordu. Beni de bisikletle görünce ekibe dâhil etmek istediler. Hâlbuki Edremit’e gitmek üzereydim. Söz konusu çocuklarımız olunca hiç düşünmeden durdum.

Biz üç kafadar önce tanıştık. Sonra kısaca onların köy ve okul yaşantılarından bahsettik. Bir hatıra pozu vermeyi ihmal etmedik. Köyümüzün her köşesi sonbaharın olanca güzelliğini yaşatıyor. Dolasıyla manzara konusunda sorun yaşamadık. Zaten Akın Ve Kadir’in içtenliği, fotoğrafımızı güzelleştiren en önemli unsur.

Bizim çocuklarla sözleştik. Onlara kolaylıkla ulaşabilmem için telefon numaralarını verdiler. Hacıarslanlar’a gelince, eli mahkûm onları da ziyaret edeceğim. Birlikte bisiklete binip, çok yabancı olduğum mobil oyunları da oynayacağız. Bakalım, öğrenebilecek miyim?

Kazdağları’nın kendisi gibi çocukları da bir başka gerçekten. Onlar sayesinde anlıyorum; insanın özü; kardeşliktir, sevgidir, saygıdır. Güleryüz, güven, samimiyet vb. kavramlar da beraberinde gelir.

Güzel yanlarımızı kullanmak, hiç zor değil. Kolayı seçip insanlığa umut olmak da.  Zoru seçerek insanlığa düşman olanlar, kaybedecek.

Ne mutlu ki bizlere; bizi asla umutsuzluğa alıştırmayan Atatürk’ün evlatlarıyız. Cumhuriyetimizin 100. yılında, O’nun ışığında mazlum devletlere yol açan kimliğimizle direnecek güce sahibiz.

 

Kaynak : balikesir24saat

YORUM YAP