Yayınlanma Tarihi :

CUMHURİYETE GİDEN YOL (5)

CUMHURİYETE GİDEN YOL (5)

” Müttefikler, Lozan Barış görüşmelerine İstanbul hükümetini de davet etmişlerdi.
Bunun yaratacağı iki başlılıktan istifade etmeyi hesaplıyorlardı.
Mustafa Kemal ATATÜRK; bu hesapları bozacak hamleyi yaparak , Hilafet ile Saltanatın birbirinden ayrılarak “Saltanatın kaldırılması” yönünde bir kanun tasarısı hazırlatarak Meclis Adalet Komisyonuna sunulmasını sağlamıştı..
Saltanatçı grup, Kuyulu Kahve’de toplanmış, bu tasarıyı nasıl reddettirebileceklerinin hesabını yapıyorlardı.
Müdafaayı Hukuk Grubu da , eski Öğretmen Okulunun toplantı salonunda toplanmıştı.
Binada Meclis yatakhanesi ve yemekhanesi de olduğu için Müdafaa-yı Hukuk grubunun toplandığını herkes bilirdi.
Milletvekilleri akın halinde geliyordu.
M. Kemal Paşa, sorunun çözümü için saltanat sistemine son verilmesi gerektiğini belirten bir konuşma yaptı.
Padişahlık ile halifeliğin ayrılabileceğini İslam tarihinden örnekler vererek açıkladı.
Bu konudaki soruları yanıtladı. Bilgisiyle, konuya egemenliği ile grubu şaşırttı ve rahatlattı.
Grup oy birliği ile öneriyi desteklemeye karar verdi.

Emperyalizmin oyunlarını bozan bir dahi asker ve devlet adamı; Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Öğleden sonra kar beyaz sarıklı, ak sakallı, cüppeli, mest lastikli bir milletvekili M. Kemal Paşa’yı direksiyon binasında ziyarete geldi.
Bugün Meclis tatildi. Paşa güncel, basit, sıradan tartışmalara hiç katılmayan bu olgun din adamını severdi.
Hiç bekletmeden kabul etti. Saygıyla karşıladı, yer gösterdi.
Oturdular. Karşılıklı hal hatır sordular. Hoca konuya girdi:
“Güzel Paşam, sen bu millete Allah’ın bir lütfusun. Bugüne kadar sen beni hoş tuttun, ben de seni başımız bildim.
Bu güvene dayanarak sana bir teklifte bulunmaya geldim.”
M. Kemal Paşa merakla, “Buyrun” dedi.
“Anladığıma göre padişahlık gidiyor. Belki bir gün hilafet de tarihe karışacak ..”
Paşa gülümsemekle yetindi.
“Yüzlerce yıllık düzen değişecek, içeriden dışarıdan, bilir bilmez, birçok düşman kazanacaksın.
Hayatın hep tehlikede olacak. Bunları halkın iyiliği için yapıyorsun ama bakalım halk kadrini bilecek mi?
Gel bu işten vazgeç. Kurban olduğum Allah, sana yürü ya kulum demiş.
Saltanatı da, hilafeti de üzerine al. Bugünkü kudretine, şanına, bunların kuvvet ve şerefini de ekle.
Tahtınla, devletinle, sarayınla, hareminle, hazinenle, keyfince yaşa ..”
Hoca derin bir soluk alarak sözünü tamamladı:
“Benim teklifim bu. Artık ötesini sen bilirsin.”
M. Kemal Paşa duygulanmıştı. Öne doğru eğildi:
“Dediğiniz doğrudur. Bazı insanlar bilir bilmez bana düşman kesilecek. Belki de hayatım sürekli tehlikede olacak..”
“Evet, evet!”
“Ama sevgili hocam; Milletin önüne düşen bir adam artık kendini, keyfini, cebini, çıkarını, rahatını, ailesini, geleceğini değil , milletin ihtiyaçlarını, zamanın gereklerini temsil eder.
Bu yüzden tasvir ettiğiniz hayat, hoşuma gitse bile kabul edemem.
Millet yolundan geri dönemem.
Artık millet de buna izin vermez.”
Uzanıp sevgiyle Hocanın elini tuttu:
“Ben bu görevi her türlü tehlikeyi göze alarak üstlenmiştim. Benim için hayır dua ediniz.”
Hocanın gözleri doldu.
Karşısında rahatı, güveni, saltanatı, zevki, keyfi değil, halkının yararı için zoru seçen, öldürülmeyi, iftiralara ve haksızlıklara uğramayı göze almış bir insan, adam gibi bir adam vardı.
Saygıyla kucakladı.”
Kaynak: Turgut ÖZAKMAN;Cumhuriyet(1.Kitap)Bilgi Yayınevi. İstanbul 10.Basım,Ekim 2009 s.112-114

***

Cumhuriyetimizi kuranların aziz anılarına saygı ve minnetle.
Atatürk’üm çok büyük bir dahi olduğunu dünyanın akıllı ve vefakar olan güzel insanları ( hainlere inat ) inançla ; senin düşünce düzeyine erişemediklerini açık yüreklilikle söyleyip, anlatıp , yazıyorlar..

Ne Mutlu Türküm Diyene..

 

Kaynak : Fatma Zehra KÖSELEY

YORUM YAP