Yayınlanma Tarihi :

“BU CİNAYETTEN KİMSE KENDİNİ AKLAYAMAZ”

“BU CİNAYETTEN KİMSE KENDİNİ AKLAYAMAZ”

CHP Karesi Kadın Kolları Başkanı Suna Kandemir, Emine Bulut’un eşi tarafından katledilmesi ile yeniden gündeme gelen Emine Bulut cinayeti ile ilgili yazılı bir açıklama yaparken, “Bilinsin ki kimse bu cinayetten kendini aklayamaz. Kadın düşmanı politikalarla her gün karşımıza çıkanlar, boşanmayı tabulaştıranlar, nafaka hakkına saldıranlar, kadınları korumayan, haklarımıza saldıranlar bu cinayete ortaktır” dedi.

CHP Karesi Kadın Kolları Başkanı Suna Kandemir’in açıklaması şöyle:
“Ölmek istemiyorum” diyen bir anne,
“Anne lütfen ölme” diyen bir evlat.
Bir cümle ne kadar can yakabilirse o kadar yaktı canımızı.
Kahrolduk, mahvolduk…
Yine bir kadın eski eşi tarafından öldürüldü, hem de çocuğunun gözleri önünde.
“Ölmek istemiyorum” diye feryat eden Emine Bulut eski eşi tarafından öldürüldü!
Türkiye’de kadın olmanın ne kadar zor olduğuna her gün onlarca korkunç örnekle tanık oluyoruz.
Her gün onlarca kız kardeşimiz erkek şiddetine maruz kalıyor.
Yetmiyor, katilin ceza alması için mücadele etmemiz gerekiyor!
Çünkü bu ülkede kadın katili erkeklerin ceza alması için mücadele etmek gerekiyor!
Çünkü bu ülkede adalet de erkek!
Bilinsin ki
Kimse bu cinayetten kendini aklayamaz:
• Kadın düşmanı politikalarla her gün karşımıza çıkanlar,
• Hâkim karşısına jilet gibi takım elbisesiyle çıktığı için Kadın katillerine iyi hal indirimi uygulayanlar,
• 4 yıldır yürürlükte olan ancak uygulanmayan İstanbul Sözleşmesi’nin gereğini yerine getirmeyenler,
• Kadınları bu erkek şiddetinden korumaya odaklanmak yerine, “ne yapar ne ederiz de boşanmaları engellerizö diye meclis komisyonları kuranlar,
• Boşanmayı tabulaştıranlar,
• Nafaka hakkına saldıranlar,
• Yıllar süren mücadelelerle kazandığımız her bir hakkımızı elimizden almaya çalışanlar,
• Kadınları korumayan, haklarımıza saldıranlar
BU CİNAYETE ORTAKTIR.
Yetmedi mi artık bu kadar kadının ölmesi?
Yetmedi mi bu kadar çocuğun annesiz kalması?
Biz bu ülkenin erkek adaletine dayanamıyoruz.
“Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” dedikçe onlarca eksiliyoruz.
Dün sadece Emine Bulut’un haykırışını izledik ama 2019’da erkekler tarafından katledilen 223 kadın da ölmek istemiyorum diye haykırdı.
Neden kadın cinayetlerine, kadına şiddete son veremiyoruz?
Caydırıcı ve uygulanabilir cezalar gelmediği sürece, kadın cinayetlerini önlemek üzere konulan 6284 sayılı koruma kanunu ve İstanbul Sözleşmesi tam olarak uygulanmadığı, katil erkeklere ödül gibi dağıtılan indirimlere bir son verilmediği sürece BİT-ME-YE-CEK!
Emine Bulut bir tane değil, bir kerelik değil, tesadüfi değil.
Üzülürken de öfkelenirken de bunu aklımızda tutmalıyız.
Biz iyi hal indirimi istemiyoruz
Tahrik indirimi istemiyoruz
ÖLMEK İSTEMİYORUZ
Bu vahşete karşı sessiz kalmıyoruz! Kalmayacağız!
Alışmayacağız, susmayacağız!
Bizler kadınlar ölmesin diye mücadele etmeye devam edeceğiz!
Bu zalimlere, ve bu zalimleri koruyanlara karşı birlik olacağız.
Bu ülkede
Anneler ölmeyecek!
Çocuklar ağlamayacak!

“ÖLMEK İSTEMİYORUZ”

 Körfez Kadın Dayanışması da bu konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Bir kadının, Emine Bulut’un, Kırıkkale’den yükselen “Ölmek İstemiyorum” çığlıydı hepimizin kanını donduran. “Anne lütfen ölme” diyen 10 yaşındaki kızının gözleri önünde boşandığı kocası tarafından boğazı kesilerek öldürülen Emine’nin akan kanıyla boğulduk hepimiz. Sessizce, seyircisi bol, tanıklık etmekten korkan insanların gözleri önünde,  bir kadının ölümüne tanıklık etti Türkiye yine. En katı vicdanların bile “artık bir şeyler yapmalı” aşamasına geldiği kadın ölümlerinde, Emine Bulut’un ölümüyle en çok yitirdiğimiz insanlığımızdan utandık bir kez daha.

Öldürmeden önce eski eşine çektiği son mesajda  “Gider paşa gibi yatarım,” diyen eski koca aslında kadın cinayetlerinde katillerin ruh hallerini de ortaya koymakta. Yapanın, yaptığının yanında kar kaldığı bu adaletsiz ortamda,  hapishanelerde kader mahkumu sıfatıyla volta atan bu paşa katiller, toplumda ne yazık ki karşılık buluyorlar.

Medya bir taraftan kadın ölümlerini habere değer görmez iken, bir taraftan da kadın cinayetlerini neredeyse örnek, model haline getirmekte, Haketmiştir!  vurgusunu bir şekilde kullanan erkek egemen diliyle kadın cinayetlerini kamu vicdanında içselleştirmektedir. Magazinleştirilerek sansasyonel haberlerle kadın beynine gönderilen ana mesaj “Bana boyun eğeceksin, buna mecbursun, yoksa ölürsün,” olmakta ve asıl mesele de kadını ölüme razı etmekle başlamaktadır.

Güldünya’yı  hatırladınız mı? Hani tecavüze uğrayıp hamile kaldığı gerekçesiyle aile kararıyla öldürülen,

“Canım abim vurma beni

Bu dünyadan alma beni

Dökülür mü kardeş kanı?” diyen….

Özgecan’ı unutmak mümkün mü? Mersin’de bir dolmuşçu tarafında öldürülüp yakılan…

Boğazı testereyle kesilen Münevver Karabulutıu,

Ve Konya’da üç çocuğunun gözleri önünde öldürülen Tuğba. Hakkında uzaklaştırma kararı alınan ve  pişman olmadığını “namus için pişman olunur mu?” diyerek olayı yine namusa, kadın bedenine  bağlayan bir koca. Ölmek istemeyen ama öldürülen binlerce kadından sadece bir kaçı bu saydıklarımız. Ya adını bilmediğimiz, duymadığımız diğerleri…

Kadın Cinayetlerine karşı diş ile tırnak ile mücadeleyi sürdüren biz kadınlar, kaç kadının öldüğünü ve anneleri gözlerinin önünde öldürülen çocukların yaşadığı travmayı ve hayatına nasıl yansıyacağını sorgulamanın yanı sıra, bundan sonraki sürece odaklanmalıyız. Kadınların toplumsal cinsiyet eşitliğine dair tüm kazanımlarının ellerinden alınmaya çalışıldığı bir dönem yaşıyoruz. Uygulanmayan İstanbul Sözleşmesini, kadının aldığı nafakaya göz dikenleri, kadına şiddete karşı uygulanmayan yasaları, boşanmayı engellemeye yönelik girişimleri konuşmalı ve tartışmalıyız.

Bugünkü iktidarın kullandığı söylem dili sayesinde ne yazık ki şiddetle sonuç alan bir toplum olduk.

Kadın ölümlerinde, caydırıcılığa  ve toplumsal rehabilitasyona hizmet etmeyen haksız tahrik ve iyi hal indirimi olmamalı, sanığın anlatımlarının verilecek cezada bir hükmü olmamalıdır. Uzlaştırma ve arabuluculuk yöntemleri, kadının etkisizleştirilmesi ve şiddete rıza göstermeye zorlaması açısından kadına karşı şiddet davalarında uygulanmamalı, emsal ve belirleyici kararlar alınmalıdır.

Kadınlar ölmek istemiyor! Körfez Kadın Dayanışması olarak, davalarda bizim tarafımız bellidir. Ancak  baroların kadın komisyonları ve STK lar da tüm kadın cinayeti davalarında artık etkin müdahil olmalılar.

Devlet ve yasa koyucular kadın cinayetleri ile ilgili, kadınlar daha fazla ölmeden, etkin önlemler almalıdır. Bu ülkede kimyasal ve fiziksel hadım değil, kadının öldürülmesine yönelik zihinsel hadıma ihtiyaç var. Her gün üç kadının öldürülmesinde bu zihinsel dönüşümü sağlamayan ve bu konuda gerçek iradeyi kullanmayan hükümet sorumludur.

6284 Sayılı Kadını Koruma Kanunundaki kadına tanınan haklar hukukçular, sivil toplum kuruluşları ve ve platformlarca anlatılmalı, kadın bilinçlendirilmelidir.

Belediyeler nüfus yoğunluğuna bakılmaksızın  kadın sığınma evleri ve merkezler açmalıdır. Kadının insan hakkını korumak için, muhtarlıklardan başlayan çalışmalar olmalı, kurulacak Halk Meclislerinde kadına dair çalışmalar başlatılmalıdır.

Biz kadınlar, İstanbul Sözleşmesi kaldırılsın diyen güruhlara karşı, kadına yönelik şiddete karşı bağlayıcılığı olan Türkiye’nin de ilk imzacı olduğu bu sözleşmenin uygulanması konusunda ısrarcı olmalıyız. Aile içi şiddetle ilgili olarak her türlü şiddetin önlenmesi, kadınların her türlü şiddetten korunması, kadınlara yönelik şiddetin faillerinin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılması için hazırlanmış İstanbul Sözleşmesi’yle tarafların gerekleri yerine getirilip getirilmediği denetlenmekte, devletlerin kadına yönelik psikolojik şiddet, ısrarlı takip, fiziksel şiddet, tecavüz, zorla evlendirme, kadın sünneti, kürtaja zorlama, zorla kısırlaştırma, tecavüz ve taciz dahil cinsel şiddet olmak üzere şiddetin tüm türlerine dair yükümlülükleri yerine getirmeleri istenmektedir.

İstanbul Sözleşmesi feshedilsin diyenlere,

6284 Sayılı Kanun yürürlükten kaldırılsın isteyenlere,

Kadınları şiddet gördüklerinde başvurabilecekleri mekanizmalardan yoksun bırakmak isteyenlere, Kadın istihdamını arttırıcı politikalar geliştirmek yerine kadınların nafaka hakkına göz dikenlere, Şiddeti, tacizi, tecavüzü, çocuk istismarını engellemek yerine kadınların kazanılmış haklarını ellerinden almaya çalışanlara söyleyeceğimiz son sözümüz  Emine Bulut’un dediği gibi ;

“Biz Ölmek İstemiyoruz.”

Kadın mücadelesinde bir olarak, birlik olarak, direnerek yaşayacağız.

Çocuklarımız bize “Anne Lütfen Ölme “ diye yalvarmayacak.

Yaşasın Kadın Dayanışması.

(balikesir24saat)

Kaynak : balikesir24saat

YORUM YAP