DOLAR31,0708% 0.17
EURO33,6790% -0.05
STERLIN39,4560% 0.03
FRANG35,2677% 0.06
ALTIN2.032,57% 0,77
BITCOIN1.622.9841.141

BİYOÇEŞİTLİLİK GÜNÜ

Yayınlanma Tarihi :
BİYOÇEŞİTLİLİK GÜNÜ

22 Mayıs… Uluslararası Biyoçeşitlilik Günü!

Dünyamızdaki en küçük mikroorganizmadan en büyük canlılara kadar hepimiz birbirimize bağlıyız. Bizim vereceğimiz her karar doğadaki canlıları ve ortak geleceğimizi etkiliyor.

Doğaya karışan plastik 2030’a kadar sıfırlanmalıdır. Kayıplarımızı durdurmak ve kaybettiğimiz doğal varlıkları geri kazanmak için bugünden harekete geçmeliyiz.

Yaşamın çeşitliliği ve devamı için her bir parçasına ihtiyacımız var!

Biyolojik çeşitlilik, tüm canlı türlerinin çeşitliliğini ifade eder. ve bu çeşitlilik, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı, gıda güvenliği, ilaç geliştirme ve ekonomik kalkınma gibi birçok alanda hayati öneme sahiptir.

Biyolojik çeşitlilik sözleşmesi de (Convention on Biological Diversity – CBD), biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kullanımı ve adil paylaşımı için birçok ülke tarafından imzalanmış bir uluslararası sözleşmedir.

Söz konusu olan bu sözleşme, 1992 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda kabul edilmiştir. Ve bugüne kadar 196 ülke tarafından imzalanmıştır. Sözleşme, biyolojik çeşitliliğin korunması için alınması gereken önlemleri, tarafların sorumluluklarını ve işbirliği mekanizmalarını belirler. Ayrıca, biyolojik çeşitlilikle ilgili araştırma, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi konularda da işbirliği yapılmasını öngörür.

CBD, (biyoçeşitlilik sözleşmesi9 biyolojik çeşitliliğin korunması için çeşitli araçlar sağlar. Çeşitliliğin sürdürülebilir kullanımı ve korunması için çok önemli bir araçtır ve tarafların sorumluluklarını yerine getirmeleri için çağrıda bulunur. Sözleşmede; biyolojik çeşitlilik stratejik planı, tarafların ulusal biyolojik çeşitlilik stratejileri ve eylem planları, biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir kullanımı ve adil paylaşımına ilişkin protokoller ve biyolojik çeşitlilik fonu gibi mekanizmalar yer almaktadır.

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, 41 maddeden oluşmaktadır. Bazı önemli maddeler şunlardır:

Tarafların amacı; biyoçeşitliliği korumak, sürdürülebilir kullanımını sağlamak ve adil ve eşit paylaşımını teşvik etmektir.

Biyoçeşitlilik, tüm canlı organizmaların çeşitliliği, ekosistemler ve ekosistemlerin bileşenlerinin çeşitliliği olarak tanımlanmaktadır.

Taraflar, biyoçeşitliliği korumak, sürdürülebilir kullanmak ve yönetmek için uygun mevzuatı kabul etmelidir.

Biyoçeşitlilik üzerine bilgi toplama, paylaşma ve kullanma önemlidir. Bilgi paylaşımı, adil ve eşit olmalıdır.

Biyoçeşitlilik konusunda bilinçlendirme ve eğitim faaliyetleri yürütülmelidir.

Biyoçeşitlilik konusunda işbirliği teşvik edilmelidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin teknoloji ve bilgiye erişimleri desteklenmelidir.

Taraflar, biyoçeşitliliğin kaybını önlemek için uygun stratejiler ve eylem planları hazırlamalıdır.

Biyoçeşitliliği etkileyen faktörlerin başında habitat kaybı, kirlilik, türlerin istilası, iklim değişikliği ve aşırı avcılık/göçmenlik gibi insan faaliyetleri gelmektedir.

Biyoçeşitlilik üzerinde egemenlik haklarına saygı duyulmalıdır. Ancak, biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı için uluslararası işbirliği önemlidir.

Biyoçeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kullanımı ve adil paylaşımı için finansal kaynaklar sağlanmalıdır.

Türkiye ise, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 11 Haziran 1996 tarihinde taraf olmuştur. Sözleşmenin hedeflerini yerine getirmek için Türkiye, ulusal biyolojik çeşitlilik stratejileri ve eylem planları geliştirmiştir. Türkiye ayrıca biyoçeşitlilik koruma alanlarını belirlemiş, ulusal biyoçeşitlilik veritabanlarını oluşturmuş ve biyoçeşitlilik konusunda farkındalık yaratmak için eğitim ve bilgilendirme çalışmaları yürütmüştür.

Ancak, Türkiye’nin biyoçeşitlilik üzerindeki baskıların artması nedeniyle bu alanda daha fazla çalışması gerekmektedir. Türkiye, Avrupa’nın en önemli biyoçeşitlilik hotspotlarından (sıcak noktalarından) biri olan Akdeniz havzasında yer almaktadır. Ne yazık ki, habitat kaybı, kentsel genişleme, orman yangınları, çölleşme, aşırı otlatma, aşırı avcılık ve su kaynaklarındaki azalma nedeniyle Türkiye’nin biyoçeşitliliği ciddi bir şekilde tehdit altındadır. Ve bunun gibi birçok olumsuzluktan dolayı, ülke olarak, biyoçeşitlilik kaybını önlemek ve sürdürülebilir kullanımı sağlamak için daha fazla çaba harcamalıyız.

YORUM YAP