16° Açık
  • EURO 6.75
  • DOLAR 6.04

BİR YANIM BAHAR BAHÇE BİR YANIM DİRENİŞ

Yazarlar - 15 Mayıs 2019 08:13 A A

Çiğdemler; kış ne denli sert geçerse geçsin; yaşam gücünü hatırlatır. baharı yaşar.
Adımı öylesine seviyorum ki, öylesine içselleştirmişim ki ; adım gibi olmak için her şeye rağmen hayat doluyum. Adımın peşinden koşsam, tüm Anadolu’yu gezmem gerekir. Anadolu’nun özüne, geleneklerine, o güzelim insanlarımıza ulaşırım.

Kazdağ Çiğdemi, Toros Çiğdemi, İstanbul Çiğdemi, Ankara Çiğdemi , Hitit krallarının ağzına layık pilavın ana malzemesi olan Çiğdem, Yozgat yöresinde çocukların maniler eşliğinde evlerden topladığı, annelerinin pişirip hep birlikte yedikleri pilavın içinde geçmişin lezzetini yaşatan Çiğdem…

Adım adım güzel adım, seni anlatmaya devam etsem düşlerimin uzandığı engin denizlerden çıkamam. Adımın bahar bahçe ile bir arada yer almasını işte tüm bu güzellikler sağlıyor. Çiğdem’in direnişini elbette çiçek olan Çiğdem tek başına hakkını vererek gerçekleştiriyor. Karın altından, değişmeden daha da güçlenerek baharı müjdeler.

Direniş simgesi aslında daha doğrusu devrimin simgesi Çiğdem , büyük usta Ruhi Su’nun
“Şişli Meydan’ındaki Üç Kız” türküsünün kahramanlarından biri olan “Çiğdem Yıldır”, dır. Çiğdem Yıldır, 28 Nisan 1977’de , okul çıkışındaki otobüs durağında açılan ateş sonucu öldürüldü. Ruhi Su’nun ölümsüz bestelerinden birine “Sabahın Sahibi Vardır”adlı çalışmasına ilham kaynağı olmuştur. Tam Bağımsız Türkiye, için “Ya İstiklal Ya Ölüm” şiarımızdan bir an bile olsa vazgeçmeyişim onun gibi devrime olan inancımdır. Cumhuriyet kadını Çiğdem, karanlığa asla boyun eğmez.

İnsanlar adlarıyla var, adlarıyla yaşar. Yaş alırız, yılları geri de bırakırız. Kimimiz yıllara meydan okur. Kimimiz yıllar beni yordun deriz. Kimimiz yaş aldığımızı kabul etmeyiz. Kimimiz yaşımızı göstermeyiz. Kimimiz çocukluğumuzu yaşayamadan bir ömrü tüketmişizdir. Kimimiz de her yaşının güzelliğini yaşar. Kendini olduğu gibi kabul eder. Yaş aldıkça küçülür, küçüldükçe güzelleşir. Yıllar ile dalga geçer. Ne olursa olsan inandıklarında vaz geçmeden yaşar. Umudu tüketmez.

Adını tutkuyla sahiplen ben Kazdağ Çiğdemi, şu kimlerden hangisidir dersiniz. Kendini olduğu gibi kabul eden, hayat ile barışık , hep daha iyiye ulaşmak için mücadele eden ve mücadele gücünü inandığı değerlerden alan Çiğdem…

18 Nisan, doğum günümdü. 32 yaşımı geride bıraktım. Bu yaşıma nasıl geldim sorgusalı ile öz eleştirilerimi yaptım. Geçmişte üzüldüğüm,kızdığım,öfkelendiğim her şeyi bugün olduğu gibi kabul etmenin çok da kolay olmadığını gördüm. Hayatımın her döneminde yazılarımdan da beni tanıdığınız üzre Cumhuriyet insanı olma gereği, her zaman sanattan, bilimden,aydınlıktan yana taraf oldum. Öğrenmeye,keşfetmeye,ilkelerimden vaz geçmeden yeniliklere koştum. Hiçbir zaman tamam bu iş bitti demedim. Yani daha iyisini yapabilecekken o anki koşullarımın bana yaşattıklarını hemen kabul etmedim. Hiçbir zaman da etmeyeceğim.

İnsanlardan beni anlamalarını beklemedim, beklemiyorum. Onların beni nasıl gördüklerini,yorumladıklarını da merak etmiyorum. İnsanları seviyorum. Onları değiştirmek yerine anlamaya,dinlemeye çalışıyorum.İnsanların ne yaptıklarını değil ne düşündüklerini,ne ürettiklerini önemsiyorum.İnsanları dış görünüşü ile , maddiyata dair sahip oldukları ile değil manevi güçleriyle oluşturdukları iç dünyaları ile değerlendiriyorum.İnsanlar hakkında kötü düşünmem. İnsanların mutsuzlukları üzerinden kendime asla sahte bir mutluluk yaratmam. Kazanmak uğruna kendimden ödün vermem. İnsanların kötülüğünü görsem de kendimi onlara benzetmem. İnsanların beni kabul etmeleri için olduğumdan farklı da olamam. İnsanları ya severim ya hiç sevmem. O hiç sevemediğim insanları da zaman içinde öyle bir halde görürüm ki sezgilerimin doğru olduğunu bir kez daha anlarım. Ruhum, niyetim, aklım temizdir. Bunu suistimal etmek isteyenler amacına ulaşamaz. Çalışmayı, emek vermeyi seviyorum. Kendime layık olabilmek için yaptıklarımı isteyen üstüne alınsın. İnsanları gözlemlerim. Onların hatalarını,yanlışlarını görsem de bazen görmemezliğe gelirim. Laf üretmek yerine çalışmayı tercih ederim. İnsanların düşünmek,üretmek,okumak yerine hayatta boş işler ile uğraşmasını anlayamam. Kimileri gibi tekdüze bir hayatı kabul etmiyorum. HAYATI DOLU DOLU YAŞAMAK İÇİN TÜM ÇABAM.

Elbette toplumun bir parçasıyım. İnsanların bana dair düşüncelerini önemsemiyorum dedim ama sonuçta yaban bir hayat da yaşamıyorum. İnsanların beni ne giydiğim ne içtiğim nerede gezdiğim ile değil benim insanları değerlendirdiğim gibi düşündüklerim ve ürettiklerim ile değerlendirmesini isterim. İsteğimden dolayı insanların dış görünüşüm ve iş hayatı gibi daha genel koşullarda gördükleri halim ile değerlendirmelerini önemsemiyorum. Küçük çıkarlar peşinde koşmadığım için pek çok insan davranışı basit gelir. Kendimi anlatmayı da sevmiyorum. Sanırım adımı anlatmak daha güzeldi.

Adım Çiğdem’i ve beni anlattım. Doğum tarihimi ve doğum yerimden bahsedince de bana ait her şeyin birbiriyle ne kadar uyumlu ve her birinin beni ben yapan unsurlar olduğunu anlayacaksınız. Doğum günümün bahar ayı oluşu zaten , açan çiçekler gibi umudu selamlayan, asla pes etmeyen benliğimi anlatır. 18 Nisan tarihi de , Köy Enstitüleri’nin kuruluş yıl dönümünden bir gün sonrası oluşu doğum günümü bana göre anlamlı kılıyor. Baş Öğretmen Atatürk’ün yolundan hiç ayrılmayacak olan ben, o eğitim devrimine bugünde inanıyorum. Bozkırlardan denizlere yeniden ulaşacağımızı biliyorum. Bir yanım da politik bahar çocuğudur. 80 sonrası yaratılmak istenen apolitik gençlik içinde de yer almadım. Ülkemizin kurucusu , Chp yani yeni değil yeniden o eski büyük CHP dediğim partimin gençlik kollarından geliyorum. 17 Nisan 1993 yılında hayatını kaybeden Turgut Özal ve onun gibi sisteme ait olan isimlere karşı duruşum hep net olmuştur. İşte 18 Nisan’da bir gün sonra doğarak, Atatürkiye çocuğu olduğumu ilan etmişim. Özal, öldüğünde 6 yaşında içinde Atatürk sevgisi ile büyüyordum. Tarihler ile de kendimi biraz daha anlattım.

Doğum yerim ise Çiğdem”in her iki yakasından. Hem bahar bahçe hem direniş. Babamın görevi nedeni ile Erzurum’da doğdum. Nene Hatun’un toprağından. Onun mücadelesini de adımı benimsediğim,içselleştirdiğim gibi kabul ediyorum. Onun gibi savaşarak, bir Cumhuriyet kadının Atası sayesinde kazandığı haklarından vaz geçmeyeceğini anlatamaya hazırım. Erzurum’un Kurtuluş Savaşı’mızdaki yeri ve önemi kongre ile tescillenmiş. Erzurum Kongresi’nde alınan kararlara bugünde bağlıyız gelecekte de bağlı kalacağız. Başta Atam olmak üzre, o gün tarihi kongreye katılan ulusal kahramanlarımızı minnetle anıyorum.

Erzurum’un bahar bahçesinde ise Çiğdemler, Palandöken gibi dağlık bölgelerde karların erimesi ile tüm güzelliğiyle ortaya çıkar. Babamın görev yaptığı Kargapazarı bölgesinde de öyleymiş. Bu güzellikten etkilenen babam, adımın Çiğdem olmasını istemiş. İyi ki de istemiş. Ve adım iyi ki de Çiğdem. Ailemin beni Cumhuriyetin ilke ve devrimleriyle yetiştirmesi, bir kadın olarak özgürlüğüm uğruna mücadele etmem gerektiğini öğretti. Bizim evde hiçbir zaman sen kız çocuğusun şunu yapamazsın bunu yapamazsın gibi savunduğum kadın erkek eşitliğine aykırı düşünceler olmadı. Atatürk’ün hepimizin medeni insanlar olarak yaşamamız için yaptıklarına bağlı bir aileyiz. Bundan dolayı da çocukluğumdan beri sen her şeyin iyisini kötüsünü bilirsin, kendine yakışanı yap düşüncesini belledim Ve bu doğrultuda yaşadım. Son nefesimi verinceye dek yaşayacağım da…

TEK BAŞINA DA KALSA İNANDIKLARINDAN VAZ GEÇMEYEN CESUR YÜREKLERE SELAM OLSUN. TÜM İNSANLIĞI KUCAKLAYAN SEVGİ DOLU BİZLER KAZANACAĞIZ.

Bu haber 506 kez okundu.
besob otel
Yazarlar - 08:13 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    SINDIRGI İTTİFAKI
    Balıkesir’de gerçekleştirilen Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerinde Ak Partili ve CHP’liler arasında sert tartışmalar yaşanırken, Sındırgılı üyeler tüm partilere örnek oldu. Birlik seçimlerinde oy kullanmak için Balıkesir’e gelen CHP’li Belediye Meclis üyeleri Mehmet Çetin, Asım Göksidan, Fikret Kavaklı, İYİ Partili Bülent Ata ile Sındırgı’nın AK Partili Belediye Başkanı Ekrem Yavaş Salih Tozan Kültür Merkezi’nde birlik beraberlik […]
  • 02
    TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?..
    İlhan Şeşen sevdiğine yazmış ama nakarat kısmını toplumumuzun ruh haline uyarlamamak mümkün mü? “Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor” Tehlikenin farkında mısınız?.. Nasıl ayrıştığımızın, bölündüğümüzün?.. Kutuplaşmanın nerelere gidebileceğinin?.. Bayramdan tutun spora kadar ne hale geldiğimizin […]
  • 03
    EDREMİT BELEDİYE PERSONELİNDEN ÖRNEK DAVRANIŞ
    Edremit Belediyesi tarafından her gün hayırseverlerin katkılarıyla düzenlenen iftar yemeğini bu kez belediye personeli üstlendi. Edremit Belediyesi’nin düzenlediği iftar sofrası Ramazan ayının her akşamı vatandaşları gönül sofrasında buluşturmaya devam ediyor. Hayırseverlerin destek verdiği iftar yemeğinin giderlerini önceki gün belediyede görev yapan memur, işçi ve şirket personeli çalışanları karşıladı.Personelin katkıları ile Faruk Serpil Parkı içinde verilen […]
  • 04
    GÜNÜMÜZ ÇOCUKLARI LÜKSÜ SEVİYOR!
    “Günümüzün Çocukları Lüksü Seviyor. Kötü Davranışları Var, Otoriteye Baş Kaldırıyorlar, Yaşlılara Saygıları Yok, Çalışmak Yerine Lak Lak Etmeyi Seviyorlar. Çocuklar Artık Evlerinin Hizmetçisi Değil, Tiranı. Anne Babaları Odaya Girince Ayağa Kalkmıyorlar. Onlara İtiraz Ediyorlar, Destek Olmak Yerine Laklak Yapıyorlar, Şapır Şupur Yiyorlar, Bacak Bacak Üstüne Atıyorlar, Öğretmenlerine Zulmediyorlar.”İkizlerle sohbet ediyorum. Baba, sizin döneminizde yaşamak isterdik. […]
  • 05
    PLEVNE’YE YAKIŞAN KUTLAMA
    19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Plevne Ortaokulu’nda coşkuyla kutlandı. Milli Mücadele’nin başlangıcının 100’ncü yılı kutlamaları kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, Plevne Ortaokulu 100 kişilik korosuyla şarkı ve marşlarını seslendirdi. Ritm, jimnastik ve kule gösterisi büyük ilgi gördü. Kutlamalar şiirle ve horon dansı programa renk kattı. Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürkün sözleri öğrenciler […]

YAZARLARIMIZ

  • TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİ NASIL BOZULDU!

    Türkiye de öğretmen yetiştirme 1970-1980 arasında bozulmaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığının doğrudan kontrolünü yitirdiği Eğitim Fakülteleri döneminde ise akademik yaşam normları ile öğretmenlik mesleği umdeleri uzlaştırılamadı. Eğitim Fakültelerindeki öğretim elemanları akademisyen ile eğitimci arasında iki cami arasında beynamaz durumu yaşadılar. Bu, öğretmen yetiştirmede geleneğe sahip çıkamamanın somut sonucuydu.  2000’li yıllardan sonra gelen AKP ise ortaya […]
  • TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?..

    İlhan Şeşen sevdiğine yazmış ama nakarat kısmını toplumumuzun ruh haline uyarlamamak mümkün mü? “Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm Neler oluyor sana bana neler oluyor” Tehlikenin farkında mısınız?.. Nasıl ayrıştığımızın, bölündüğümüzün?.. Kutuplaşmanın nerelere gidebileceğinin?.. Bayramdan tutun spora kadar ne hale geldiğimizin […]
  • ATATÜRK VE ANNESİ ZÜBEYDE HANIM

    Ben her Anneler Günü’nde paylaşırım bu iletiyi. Atatürk, annesini ziyaret edeceği zaman mutlaka yaveri ile “İzin verirse validemi ziyaret etmek istiyorum.” diye haber yollardı. Zübeyde Hanım, hazırlanır, saçlarını taratır, oğlunu beklerdi. Atatürk de bu ziyarette mutlaka büyük üniformasını giyer, yaverleriyle birlikte gelir, büyük bir hürmetle annesinin elini öper, onun duasını alırdı.Annesi oğlunun bu davranışından çok […]
  • NE YAPMALI?

    73 yıl önce ilk demokrasi denemesinde “Açık oy gizli sayım” yapılarak Demokrat Parti’nin seçimi kazanması nasıl engellenmişse, İmamoğlu’nun İBBB’yi kazandığı seçimin geçersiz sayılması da aynı mantıkla engellenmiştir. Aynı zarfın içindeki 4 oydan 3’ü geçerli sadece İBBB oyu geçersiz. O da yetmiyor; 7 asil üyenin 4’ü hayır deyince 4 yedek üyeyi de çağırıp karar alıyorlar. Bu […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • BİR YANIM BAHAR BAHÇE BİR YANIM DİRENİŞ

    Çiğdemler; kış ne denli sert geçerse geçsin; yaşam gücünü hatırlatır. baharı yaşar. Adımı öylesine seviyorum ki, öylesine içselleştirmişim ki ; adım gibi olmak için her şeye rağmen hayat doluyum. Adımın peşinden koşsam, tüm Anadolu’yu gezmem gerekir. Anadolu’nun özüne, geleneklerine, o güzelim insanlarımıza ulaşırım. Kazdağ Çiğdemi, Toros Çiğdemi, İstanbul Çiğdemi, Ankara Çiğdemi , Hitit krallarının ağzına […]
  • BU NE SAMİMİYETSİZLİK!

    Artık bıkkınlık verdi ama aynı sözlerle yazıma başlıyorum : “Balıkesir Kuva-yi Milliye’nin başkenti diyoruz… İstiklal Madalyası istiyoruz… Cesur Balıkesir, Yürekli Balıkesir unvanına talibiz…”Ama aradan 100 yıl daha geçse bu kafalarla bu unvanı da, o madalyayı da alamayacağımız açıkça görünüyor… Balıkesir ne yazık ki son bir ayda Atatürk, cumhuriyet ve Kuvayi Milliye konusunda hep sınıfta kaldı. […]
  • NAİPLİ KÖYÜ’NDEN- Fatma Zehra KÖSELEY

    Bugün günlerden Naipli Köyü.İlkokul 1.sınıftan 4.sınıfa kadar birlikte okuduğum sıra arkadaşım Bahriye Kandemir ile buluştum. Naipli köy fırınında annemin ekmek yaptığı fırın aynı yerinde duruyor. Anılar taa uzaklardan sıcacık ekmek kokusu ile buluşuyor. Bize ablalık yapan Gülsüm ablamız ile de görüştük. Gülsüm ablamız, kızkardeşim Hasene Füsun Öztop’u ve kardeşim Zeki’yi görünce gözyaşlarını tutamadı. Gülsüm abla, […]
  • HİÇBİR ŞEY GÜZEL OLMAYACAK- HAKAN TOPALOĞLU

    Hayatımıza dair gerçekleri görmezden geliyoruz. Hayata gerçekçi baktığını iddia edenimiz  çok ama gerçeği değil gerçeğin görüntüsünü, olan biteni değil olan bitenin bize yansıtılan kadarını görüyor ve hatta inanıyoruz. Bu olgu hayatımızda olan bitenler için olduğu kadar hayatımızdaki insanlar için de geçerli. Aziz Nesin’in ülkemizde yaşayan insanlarımızın zeka düzeyini sorgulayan sözleri hala akıllarda ve dillerde. Kendi […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • GÜNEŞ UFUKTAN DOĞARKEN- İhsan DURAK

    Mayıs ayı, ülkemizin içinde bulunduğu coğrafi kuşakta, ilkbaharın kendini, en can alıcı güzellikte ifade ettiği, yaz mevsimini kucaklayan bir zaman dilimidir. Tanyeri ağarmadan önce, gecenin en karanlık zamanıdır. Bu durumu başka cümle ile ifade edersek; GECENİN EN KARANLIK ZAMANI, AYDINLIĞA EN YAKIN ZAMANDIR. Krallıkların, imparatorlukların sonunu sıcak ve soğuk savaşlar belirler. “Sonsuzluk” diye bir kavram […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • PAZARLAMADA 25 YIL – Nedim ISPARTA

    Bugün size 25 yıllık pazarlama hayatımın 1/3’ünü oluşturan ansiklopedi satışı sırasında başımdan geçen ilginç satış olaylarından bahsedeceğim. 90’lı yıllarda ilk satış yaptığım bölge Kütahya’dayım. Okullarda anket yaparak velilere ulaşıyoruz. Taşımalı eğitim sebebiyle en ücra köylere kadar ulaşıyoruz. Altımda Lada otomobil, tek başıma satış yapıyorum ( Daha sonra 3 yıl arka arkaya 185 kişi arasında Türkiye […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • 19 MAYIS VE GENÇLER – Tanyol KIPÇAK

    Şimdiki çocuklar bilmez.. Gençler bile.. Unutturuyorlar çünkü.. Nasıl bilsinler ki?.. Benim çocukluğumda ,benim gençliğimde günler önceden hazırlıklar başlardı.. Okullarda sınıflar süslenir.. Krapon kağıtlarından kırmızı-beyaz kedi merdivenleri yapılır. Kağıttan bayraklar camlara yapıştırılır.. Bahçede provalar, trampetler, yavrukurtlar, izciler, özel kıyafetler… Bir heyecan,bir heyecan.. Bir gün kala uyku gözüne girmez.. Ayakkabılar eğer yeni alındıysa başucunda durur.. Mis gibi […]
  • “İŞÇİ KIYIMI VE ADALETSİZLİK” RAMAZAN DİNLEMEZ

    Ramazanın gelişiyle birlikte bir ritüel haline getirilen iftar programları da başladı. Bandırma Belediyesi 1350 kişiye Bandırma, Edincik ve Aksakal’da hayırseverlerin desteği ile iftar yemeği ikram ediyor. Bandırma’da Ortaokulu önündeki iftarlara katılanlara baktığımızda bu yıl öğrencilerin ağrılıkta olduğunu görüyoruz. Oruçlu oruçsuz birçok insan burada karnını doyuyor. Zaten olması gereken de bu değil mi? İnsanları “oruçlu oruçsuz” diye […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • GÜNÜMÜZ ÇOCUKLARI LÜKSÜ SEVİYOR!

    “Günümüzün Çocukları Lüksü Seviyor. Kötü Davranışları Var, Otoriteye Baş Kaldırıyorlar, Yaşlılara Saygıları Yok, Çalışmak Yerine Lak Lak Etmeyi Seviyorlar. Çocuklar Artık Evlerinin Hizmetçisi Değil, Tiranı. Anne Babaları Odaya Girince Ayağa Kalkmıyorlar. Onlara İtiraz Ediyorlar, Destek Olmak Yerine Laklak Yapıyorlar, Şapır Şupur Yiyorlar, Bacak Bacak Üstüne Atıyorlar, Öğretmenlerine Zulmediyorlar.”İkizlerle sohbet ediyorum. Baba, sizin döneminizde yaşamak isterdik. […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 86.771
    -0,03%
  • ALTIN 247.77
    0,05%
  • DOLAR 6.044
    0,27%
  • EURO 6.747
    0,18%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link