Yayınlanma Tarihi :

BİR BAŞKADIR İZMİR KİTAP FUARI

BİR BAŞKADIR İZMİR KİTAP FUARI

24. TÜYAP İZMİR KİTAP FUARI, 6-14 Nisan tarihleri arasında gerçekleşti. 6 Nisan  Cumartesi günü, sabahın erken saatlerinde yola çıkmıştım. İzmir’e varış zamanlamam harikaydı. Kitap fuarı açılışına yetişmiştim. Fuar alanında beni karşılayan manzara çok güzeldi. Genciyle yaşlısıyla bütün İzmirliler açılışı bekliyordu. Giriş kapıları önünde uzun kuyruklar çoktan oluşmuş. Bu güzel kalabalığın içinde hemen yerimi aldım. Binlerce kitap ve birbirinden değerli yazarlarla buluşma heyecanı ile bekliyorduk. Bilgiye, öğrenmeye, merak etmeye doymayan benliğim hiç sızlanmadan halinden oldukça memnun saatlerce beklerdi. Giriş kapısında yer alan palmiyeler heybetli görünüyorlardı. Her biri, kitap fuarında unutamayacağımız bir gün yaşayacağımızı anlatıyordu. Onları dinlemeye çalışıyordum. Bir yandan da kitaplara kavuşmanın sevinciyle o anın büyüsüne kapılmış gibiydim.

Benim gibi fuar alanına girmeyi bekleyen kitap dostları ile sohbet ediyorduk. Önümde üniversite giriş sınavına hazırlanan pırıl pırıl gözlerle çevrelerine bakan gençler vardı. Onlar benim kitap fuarına Balıkesir’den geldiğimi öğrenince çok şaşırdılar. İzmir’de Cumhuriyet çağdaşlığı ile yaşayan genç arkadaşlarım, Balıkesir’de de her yıl İzmir’deki gibi bir kitap fuarının düzenlendiğini düşünüyormuş. İzmir’de kültürel ve sanatsal zenginlik ile geçen günlerin benzerlerini Balıkesir’de bizlerin yaşadığını sanıyorlarmış. Ama ne yazık ki Balıkesir’imizde daha henüz istediğimiz düzeyde, bir büyükşehire yakışan sanat dolu günler yaşanmıyor. Bir devlet tiyatrosu yok, bir opera salonumuz yok. Ama olsun varsın her caddemizde pek çok kafemiz, yeni bir alışveriş merkezimiz var. Başka ne istiyoruz ki. … Genç arkadaşlarım, her yerin yaşadıkları şehir gibi olmadığını anladılar. Fuar alanına girmek üzereydik. Onlar ile ayrılırken Ege’nin incisi İzmir’in değerini her zaman bilmeleri gerektiğini söyledim.

Resmi açılış töreni bitmişti. Biz kitap severler yayın evlerinin stantlarını dolaşıyorduk. Kitaplarımızı bir an önce alıp , ulaşmaya can attığımız yazarlarına imzalatmak istiyorduk. Kitap Fuar alanında dernek,vakıf ve kuruluşlara da yer almıştı. Onların yer aldığı bölümde dolaşıyordum. Türkiye Yazarlar Sendikası’nın standının önündeydim. Başımı çevirmem ile Edremit Körfezi’nin dergisi Gökkuşağı’nı görmem bir oldu. O an ne çok sevindiğimi kimse tahmin edemez. Kazdağ Çiğdemi, kendini o çok sevdiği Kuzey Egesi’nde olduğunu  hissetmişti. Gökkuşağı Dergisi, yazarları ile fuar alanında kendi standında olmalıydı. Fuar süresince gerçekleşecek etkinliklere katılmalıydı. Dergimizin kalitesi ve çizgisi , Edremit Körfezi’nden aldığı güç ile ülkenin her köşesine ulaşacak niteliktedir. Bu nedenle İzmit Kitap Fuarı’nda tek başına olmalı. Biliyorum ki önümüzdeki yıl olacak. Gökkuşağı Dergisi’nin sahibi ve editörü sevgili ağabeyim  Burhan Gümüş , yoktan var ettiği dergiyi hak ettiği yere taşır. İzmir Kitap Fuarı, ülke genelinde tanınan ve sevilen yazarlardan öte Gökkuşağı gibi yerel değerler ile de var olmalıdır. Dergimizin değerli yazar ve şairi Bülent Güldal ile de o an orada bulunmaktan dolayı çok mutlu olmuştum. Gökkuşağı ile vedalaşmıştık.

Sırasıyla, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, Can Yayınları, Aziz Nesin Vakfı Yayın Evi, A7 Kitap Yayıncılık ve son olarak Cumhuriyet Gazetesi Kitapları’nın stantlarını gezdim. Keşke ölümsüz aydınlarımız  Aziz Nesin ve Uğur Mumcu’ya kitaplarını imzalatabilseydim. Kitap Fuarı’nda bulunduğum her an bu isteğim hiç aklımdan çıkmadı. Kitap Fuarı etkinlik programına baktığımda ilk gün Ataol Behramoğlu ve Nazım Alpman’ın biz okuyucuları ile buluşacağını öğrenince çok sevinmiştim.

Ülkemizin gerçek aydınlarından Ataol Behramoğlu’nu, en son geçtiğimiz Aralık ayında Balıkesir’deki imza gününde görmüştüm. Kendisi ile gerçekleştirdiğimiz sohbetimiz oldukça keyifliydi. Geçmişte direndiği zulme, haksızlığa, hukuksuzluğa  umut veren gülüşüyle meydan okuyordu. O özel günü ve geçtiğimiz yılki İzmir Kitap Fuarı’ndan geriye kalan kareleri ölümsüzleştirmiştim. Değerli aydınımız, kitaplarını imzaladığı gibi benim için büyük bir öneme sahip o özel anların yer aldığı fotoğrafları da imzaladı. Her görüşmemizde bir önceki görüşmeyi unutmuyorum. Acaba o günü yaşatacak olan fotoğrafımızı Ataol Behramoğlu, benim için hangi etkinlikte imzalayacak? Ataol Behramoğlu gibi dünyaca tanınan büyük bir değer ile anılar biriktirmek çok güzel. Kitapları, yazıları, düşünceleri gibi sohbeti de bir o kadar öğretici, aydınlatıcı, insana değer verici. Kendisine sağlıkla,mutlulukla nice güzel yıllar diliyorum.

Elimde çantalar dolusu kitaplarım ile fuar alanını gezmeye devam ediyordum. A7 Yayıncılık’ın standının önündeydim. Sevgili Naızm Alpman, kitapları ile oradaydı. Kendisini ülkenin tarihine ışık tutan belgeselleri ile ekranlardan takip etmekteydim. Elbette Babıali’de geçirdiği emek dolu gazetecilik yıllarını da biliyordum. Daha önce okuyucularına sunduğu kitaplarından da haberdardım. Bir süre sonra sosyal medya üzerinden takip ediyorken artık iletişime de geçmiştik. Ve sonunda geçtiğimiz sonbaharda Ayvalık’ta karşılaşmıştık. Ayvalık’ın o güzelim tarihi dokusu eşliğinde çok güzel bir tanışmamız olmuştu. Kitap fuarında görüşmemizde o güzel günün devamı niteliğindeydi. Kitaplarını en içten düşünceleri ile adıma imzaladı. Dostane bir havada sohbet ediyorduk.

A7 Yayıncılık’ın diğer yazarları da oradaydı. Nazım Alpman ile konuşmamız sırasında genç yazar Arda Çınarlık ile birden sohbet etmeye başladık. Kitap fuarına katıldığı kitabı ”BUĞU”nun kahramanlarının  başından geçen olayların bir kısmı Kazdağı’mda yaşanmış. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Korma Derneği üyesi oluşum nedeniyle Nazım Alpman’ın Artı TV’deki  Gün Başlıyor adlı programına telefon ile canlı yayına bağlanmıştım. O gün bundan da bahsetmiştik. Arda beyin de Kazdağı söz konusu olunca konuşmamız dikkatini çekmiş. Ve böylece kendisi ile tanıştık. Çok sağ olsun ki o gün tanışmamız şerefine ”BUĞU” kitabını adıma imzaladı ve hediye etti. Kendisinin doktor olduğunu öğrendim. Aslında bence yazar. Eşi ve dünyalar güzeli kızı da oradaydı. Onlar ile de tanıştık. Sohbetimiz de sitemizde yer alan yazılarımızdan da bahsettik.Birbirimize  iyi temennilerde bulunarak kendilerine şimdilik veda etmiştim. Ve kitap fuarındaki günümün de sonuydu. İzmir’i, kitapları doyasıya yaşadığım güzel bir gün benimdi.

Kitap fuar alanından Alsancak’a doğru yürümeye başlamıştım. Balıkesir’e adeta hazinem dediğim kitaplarım ile dönüyordum. Değerli yazarlar ile yaşadığım anları kazanmıştım. Çok mutluydum. Denizi de çok özlemiştim. Kordon boyu büyük bir keyifle yürüdüm. Ama devam edecek olan kitap fuarına diğer günler gelemeyecektim. Görmek istediğim diğer yazarlara ulaşamayacaktım. Bunların üzüntüsünü de yaşadım. Bir yandan da belki bir gün benim de bir kitabım olur, bende okuyucularım ile buluşmanın mutluluğunu yaşarım gibi düşünceler de zihnimi sarmıştı. Tüm hepsinin hayal olmaması için , siz sevgili okuyucularıma layık olabilmek için ve her şeyden en önemlisi kendime verdiğim sözleri yerine getirmek için her zaman yazacağım. Yazılarım ile hayata karşı duruşumu dile getirmekten asla vazgeçmeyeceğim Okuyacağım, araştıracağım, düşüneceğim, sorgulayacağım. İnsanı aydınlatan yollardan geçeceğim. Bıkmadan,usanmadan,umutsuzluk nedir bilmeden.  Yaşasın umudu aşılayan yazmak!..

Kaynak : Çiğdem ÇİMEN

YORUM YAP