Yayınlanma Tarihi :

BANDIRMA’NIN “BEKA” SORUNU

BANDIRMA’NIN “BEKA” SORUNU

Bu yerel seçimlerde ülkenin “beka” sorunu olduğunun sık sık iktidar tarafından gündeme getirilmesi kamuoyunda sıkça tartışılan bir konu durumuna geldi. Yerel seçimler öncesi bu açıklamaları tabanı konsolide etme çabası olarak görüyorum. Diğer yandan da Türkiye’nin kamplaşmalarla çalkalandığı 1980 öncesinde, 2’nci Dünya Savaşı yıllarında ve PKK terör örgütünün en kanlı eylemlerini yaptığı 90’larda hiçbir siyasetçinin  “Beka sorunu var” dediğine bu güne kadar okuduklarımda rastlamadım. Kaldı ki her zaman “Beka sorununu” engelleyecek askerimiz ve polisimiz var. Bu da yetmediyse cumhuriyet değerlerine hala sıkı sıkı bağlı ve cumhuriyet kazanımlarının değerini kavramış milyonlarca Atatürkçü var. O nedenle ben Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ”beka sorunu” olduğuna inanmıyorum ama kişilerin beka sorunu varsa onu bilemem.

BANDIRMA’NIN BEKASI VE KALICILIĞI

Arapça kökenli “Bekâ” kelimesinin tam karşılığı kalıcılık, ölmezlik. İşte tam bu noktada Bandırma’nın “Beka” sorunu karşımıza çıkıyor. Bandırma yarın il olarak ilan edilse belki de dünyada örnek bir şehir durumuna gelecek. Öyle ki komşu ilçelerin de bağlanmasıyla Bandırma tarım, sanayi, lojistik, eğitim, sağlık, turizm  gibi birçok önemli özelliği içinde barındırarak kendi kendine yeten ve ciddi şekilde üretime katkı sağlayan bir kent olabilir. Ancak bu özellikleri yalnızca biz görüyor olmalıyız ki bu konuda ne yazık ki iktidarın attığı somut adımlar yok. Tam tersine ilçe olarak bile birçok şeyin üstesinden gelen Bandırma, 2014 yılında Büyükşehir yasası ile Balıkesir’e hemen her şeyi ile bağlanarak kendi kararlarını alamaz bir duruma getirildi.

Buna rağmen her ne kadar eleştirsek de Dursun Mirza, elle tutulur projelerini bir biçimde yaşama geçirdi. Hatta Bandırma’nın hakları için de bu güne kadar su zamlarından tutun da bazı alanların Büyükşehir Belediyesine geçmesini mahkemeye taşıdı ve bugüne kadar da 21 davayı kazandı. Bandırma’nın  halkına ve haklarına sahip çıktılar. Bu süreçte ise başta AK Parti İlçe Başkanı Alp Bostancı ve AK Parti kanadı sadece iktidar kendileri olduğu için hukuksuz bir şekilde alınan atık su paralarına dahi hiçbir zaman ses çıkarmadı.

Örneğin Edincik halkının kendi parasıyla alıp belediyesine hediye ettiği mera içinde “Durun burası bu halkın almayın” diyemediler. Kısacası Büyükşehir ve Bandırma’yı AK Parti kazandığında da bırakın modern yaşam tarzını, kültür ve sanatı, Bandırma’nın birçok değerinin Balıkesir’e bırakıldığını göreceğiz. Aldıklarında bir şey ortaya koysalar iyi, ana caddeleri ve ilan gelirlerini aldılar tek çivi yok. Sahil Bandını aldılar en büyük icraatları denize tel örgü çekmek oldu. Eski Ordu Donatı Büyükşehir’de hala 3 yıldır ‘Tematik park’ yapacaklar.  Alp Bostancı’nın bu güne kadar Bandırma halkının uğradığı haksızlıklara ses çıkarmaması bundan sonrada çıkarmayacağının garantisi olarak görülmeli. Bandırma’nın sahip olduğu değerlerin birer birer Büyükşehir’e yani Balıkesir’e bırakılması, Bandırma’nın geleceği ve kalıcılığı konusunda ciddi şüpheler ortaya koyuyor. Aslında Büyükşehir yasası ve Büyükşehir Başkanlarının Bandırma’ya yaklaşımı nedeniyle Bandırma’nın bir “beka” yani kalıcılık ve gelecek sorunu olduğu ortada.

Burada özellikle vurgulamak istediğim bir diğer konuda Bandırmaspor ile Büyükşehir Belediyesine bağlı BALTOK’un yaptığı sponsorluk sözleşmesi. Bandırmaspor bu sözleşmeden alacağı 1 milyon 965 bin liranın sadece 400-450 bin lirasını alabildi ve paranın tamamının mayıs ayına kadar ödenmesi gerekiyor ve bugün Bandırmaspor zor koşullarda ligde kalma mücadelesi veriyor.  Bandırmaspor’un ekonomik durumu ortada ve alacağı yasal para da belliyken Bandırma Başkan Adayı Alp Bostancı ve Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yücel Yılmaz’ın bu konuda da ne yazık ki ağzını bıçak açmıyor. Şu an kentin marka değeri olan Bandırmaspor’a bile sahip çıkmama gibi bir durum söz konusu, çünkü amaç belli. Bandırma’nın sadece Balıkesir’in ticaret ve sanayi ayağını oluşturan bir ilçe olmasını istiyorlar. Yarın öbür gün hepimiz Balıkesirsporluyuz derlerse şaşırmayın.

Millet İttifakı Büyükşehir Başkan Adayı İsmail Ok, “Bandırma’nın istediği olacak” diyerek kendi döneminde Bandırma’ya ait olan değerlerin iade edileceği en azından Bandırmalılar istemeden bir çalışma yapamayacaklarını söyledi. Bu açıklamalar Ok’un “yerinden yönetim” ilkesini benimsediğini gösteriyor.

Öte yandan Millet İttifakının CHP’li Bandırma Belediye Başkan Adayı Tolga Tosun da sürekli “Birlikte yönetme” vurgusu yaparak İsmail Ok seçildiğinde Bandırma’da da halkın ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda büyük projelere birlikte imza atacaklarını anlatıyor. Yücel Yılmaz, “Balık halini kaldıracağım” derken İsmail Ok “Esnafa ve halka soracağız isterlerse kaldırırız” diyor. Aradaki fark sizce de çok açık değil mi?

“NASIL YÖNETİLECEĞİMİZE KARAR VERECEĞİZ”

Ben bu seçimlerde kimin başkan olacağından öte nasıl yönetileceğimize karar vereceğimiz önemli bir seçime gittiğimizi düşünüyorum. Bir yanda demokrasiyi içselleştirmiş “Birlikte yönetelim, halka soracağız” diyen Millet İttifakı ve onun adayları, diğer yanda halka fikrini sormadan “Kaldıracağız, yapacağız” diyen Cumhur ittifakı ve adayları karşımızda. Yücel Yılmaz’ın seçim dönemi başlarında vurguladığı “İstişare” kavramı da bu didaktik dilin ardından kaybolup gitti. Bandırma’da Alp Bostancı’nın projeleri arasında eski ordu donatıya park yapımı dikkatimi çekti. EEE hani bu alan Büyükşehir’e aitti. Hani burada “tematik park” yapılacaktı ne oldu o proje? Madem burası Büyükşehir’den alınabiliyordu da niye Dursun Mirza’nın zamanında alınmasına izin vermediniz? Siz yaklaşımınızla Mirza’yı değil Bandırma halkını cezalandırdınız. “Sahil Bandını yeniden” yapacaklarmış burası Büyükşehir’e geçerken neden “olur mu öyle şey demediniz?” Bandırma’nın olan değerlerin Büyükşehir Ak Parti’de diye niye verilmesine göz yumdunuz? Göz yumarak Bandırma halkını cezalandırmadınız mı?

Kaynak : Tufan DALGIÇ

YORUM YAP