Yayınlanma Tarihi :

BALIKESİR’İN VERİMLİ OVALARI MADENE KURBAN EDİLEMEZ (1)

BALIKESİR’İN VERİMLİ OVALARI MADENE KURBAN EDİLEMEZ (1)

Sevgili okurlarım, merhaba.

Sizlere geçtiğimiz 2020 yılının temmuza ayından beri, Sarıalan Altın Projesi ile ilgili gelişmeleri belli aralıklarla dilim döndüğünce anlatmaktayım. Konuyu kısaca özetlemiş olursam şunları belirtmem gerekiyor; Balıkesir’in Altıeylül ve İvrindi ilçeleri sınırları içerisinde yer alan verimli tarım alanları, ekosistem yönünden de oldukça zengin. En önemlisi de bu yöre tarım ve hayvancılıkla geçinen halkımızın yaşam alanı. Böylesine değerli topraklar, son yıllarda maden tehdidi ile karşı karşıya.

Süreç ile ilgili en son yaşanan gelişme de 05 Eylül 2022 tarihinde verilen ÇED Olumlu Kararı idi. 24 Mart 2023 Cuma günü bugün de Sarıalan Altın Madeni Projesi’nin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı’nın iptali talebiyle açılan davanın bilirkişi keşfi gerçekleştirilecek. Bu süreçte söz hakkı olan bilirkişilerin doğadan, yaşamdan ve gelecekten yana karar vererek Sarıalan Altın Madeni Projesi ÇED Olumlu Kararı’nın iptal edileceğine inanıyorum. Aksi yönde bir karar söz konusu olursa da bizler; havamızı ,  suyumuzu, toprağımızı aynı kararlılık ile savunmaya devam edeceğiz! Doğayı rant için talan etmenize izin vermeyeceğiz!

Ve kendi adıma diyorum ki, bugün vicdan ; Gökçeyazı Ovası, Türkmen Dağı , Sarıalan, Çamköy , Sofular , Kirazlı ve bu cennet bölgenin zamana meydan okuyan dağı taşı, umuda kanat açan kuşu , insana aş olan buğdayı ise , nereden bakarsam bakayım her adımıyla ölüm saçacağını anlayabildiğim CVK Madencilik’in Sarıaalan Altın Projesi’ne karşıyım.

Sevgili okurlarım, buraya kadar hem süreci özetledim. Hem de projeyle ilgili bir değerlendirmede bulundum. Şimdi ise, sizlere bölgenin öneminden ve maden projesini bölgeyi nasıl bir tehlikeye sürükleyecek bunlardan bahsetmek istiyorum.

Başta İvrindi’nin Gökçeyazı Köyü olmak üzere, bölge Balıkesir ilini doyuran bir tarım cenneti. Gökçeyazı Ovası, dış sermayeden de yatırım aldı. Bunun yanı sıra tavukçuluk ve beyaz et üretimi yapılmaktadır. Bölgenin meralarında yetişen hayvanların etinden, Türkiye’nin her tarafından övgüyle bahsedilir. Gökçeyazı’da ürütülen süt de aynı öneme sahiptir.

Balıkesir’in tahin helvası meşhurdur. Gökçeyazı’da yetişmiş susam, 5-6 Lira daha yüksek bir fiyatla alınır. Çünkü bölgenin mikrokliması, susama özel bir lezzet verir. Gelişen sulama sistemleri de üretimi olumlu yönde etkilemektedir. Orta ölçekli süt sığırcıları işletmeleri de bölgede faaliyet gösteren bir sektör. Bu da bize meraya dayalı hayvancılığın, bölgenin en önemli geçim kaynağı olduğunu bir kez daha anlatıyor. Ve bu sektör, madencilik faaliyetlerinden en fazla zarar görecek olan sektördür de. Çünkü maden işlemlerinden kaynaklanan serpintiler ciddi bir birikimi oluşturacaktır. Meralarda otlatılan hayvanların etinden ve sütünden gelecek ağır metaller, insan sağlığı açısından ciddi risk taşımaktadır.

Gökçeyazı’nın hemen üst tarafından başlayan, yöre halkının Eyüp Tepesi, halkın Domuzluk ve Domuzluk arkası olarak isim verdiği alan tamamen fıstık çamı ile kaplıdır. Yaklaşık 25-30 seneden beri bu bölgede ciddi miktarda fıstık çamı yetişmektedir. Fıstık çamı üretimi, aynı zamanda ekonomik anlamda bölge için önemli bir gelir kaynağıdır. Maden projesinden fıstık çamlarının da zarar görme ihtimali var. Ve bu verimli ovadan sağlanan gerek bitkisel gerek hayvansal üretimden sağlanan katma değerin, bölgede yaşayan 3 binin üzerinde nüfusun ve bin haneden fazla çiftçi hanesinin de aynı şekilde etkileneceği öngörülüyor.
Bütün bölgede, yılda 500 milyonun üzerinde bir hâsıla söz konusu. Balıkesir ekonomisini ayakta tutan büyük bir tutardır bu. Sarılan Köyü’nde, günde 10 ton süt çıkartmaktadır. Kocaavşar da bu miktarın üzerinde süt üretmektedir. Ne yazık ki, süt sektörü de madenden olumsuz yönde etkilenecek. Nasıl etkilenmesin ki, o sütleri veren hayvanlar bölgenin meralarından besleniyor. Meraların da siyanürle zehirlenmesi, birbirine bağlı bu sistemi yok edecektir. İşte bu nedenle, yani sağlıklı gıda temini ve canlı sağlığı açısından maden projesi iptal edilmelidir.

Bölgenin bitki örtüsü ile ilgili yapılan çalışmalar da mevcut. Bereketli topraklarda arıcılık da önemli bir üretim kolu. Kestane balı üretimini sağlayan canlılar da maden tehdidi ile karşı karşıya. Yöreden ardıç, meşe, davulgu, kızılcık, kekik başta olmak üzere yüzün üzerinde bitki örneği sunabilmek mümkün. Yaban hayatı da korunması gereken bir başka önemli alan. Karaca, domuz, keklik gibi belli başlıca hayvanlar da bu bölgenin ev sahibi. Onların da canları söz konusu proje ile tehlike de. Doğal hayatı geliştirme amacıyla bir takım faaliyetlerde bulunan yetkili kurumlar da altın projesinin hayata geçmesini istemezler sanırım. (Devam edecek.)

Kaynak : Çiğdem ÇİMEN

YORUM YAP