BALIKESİR DE UNUTMADI

Yayınlanma Tarihi :
BALIKESİR DE UNUTMADI

Gazeteci- Yazar Uğur Mumcu katledilmesinin 30’ncu yıl dönümünde Balıkesir Alihikmetpaşa Meydanı’nda  basın açıklaması ile anıldı.

CHP il örgütünün düzenlediği basın açıklaması ve anma töreninde CHP İl Başkanı Erden Köybaşı, ADD Şube Başkanı Ahmet Turan Güneş ve ÇYDD Balıkesir Şube Başkanı İsmail Erten konuşurken,  Mumcu ile birlikte katledilen aydınlar anıldı. Etkinliğe partililer ile birlikte sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.

Anma töreninde Uğur Mumcu’nun “vurulduk ey halkım unutma bizi’ sözlerinin yer aldığı pankart açıldı, Cumhuriyet gazetesini  “Halkın unutmadı” manşeti dikkat çekti. Meydanı dolduran Balıkesirliler de Mumcu’yu unutmadıklarını bir kez daha gösterdi.

Basın açıklaması sonrası Uğur Mumcu’nun aracının plakasının yazılı olduğu araç parçalarına  karanfiller konuldu. Uğur Mumcu için yazılan türküler saz eşliğinde okundu.

CHP İl Başkanı Erden Köybaşı, açıklamasında Uğur Mumcu ile birlikte 24 Ocak2001’de hain bir suikast sonucu  öldürülen emniyet müdürü Gaffar Okkan ile 24 Ocak 2007’de vefat eden  İsmail Cem’i de saygıyla andı. Köybaşı, konuşmasında  şu görüşlere yer verdi:

24 Ocak 1993 yılında aracına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giden büyük usta Uğur Mumcu’yu katledilmesinin 30. yılında anmak için bir aradayız. Güzel ülkemiz hepinizin bildiği gibi kaos içinde, ekonomik ve siyasi olarak zor bir dönemden geçmektedir. Emperyalist güçler ve onların yerli işbirlikçileri dün Sevr ile yapamadıklarını bugün yeniden deneme cesareti göstermektedirler. Bu güçlerin amacı Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıp yerine bir ‘din-tarikat- şeriat devleti’ kurmaktır. Ancak şu da bilinmelidir ki, bu topraklarda Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk‘ün yolundan yürüyen, Kuvayı Milliye ilke ve anlayışını benimsemiş,  Cumhuriyet sevdalıları var olduğu sürece, hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacaklar.. Bizler bu oyunu bozacağız, çünkü insan hakları ve demokrasi inancımız bizi haklı ve güçlü kılmaktadır. ”

Üstelik yalnız da değiliz. Atatürk İlkelerinin yanı sıra, bu mücadeleye gönül vermiş, canını vermiş bilim insanı, gazeteci, yazar, şairlerimizin bilgi ve düşünceleri bizlere ışık tutmaktadır
Bu yolda mücadele edenlerden, aydınlık gelecekten , gerçeklerden korkanlar, bu korkuyla da baskı, zulüm, ölüm emirlerini yağdırdılar.
Sabahattin Ali‘yi, Muammer Aksoy‘u, Abdi İpekçi‘ yi, Çetin Emeç‘i, Bahriye Üçok‘u, Turan Dursun‘u, Musa Anter‘i, Onat Kutlar‘ı, Ahmet Taner Kışlalı‘yı ve Metin Göktepe‘yi katlettiler.
Ankara’nın ortasında Uğur Mumcu’yu bombaladılar.

“Unutmayalım ki cesur bir kez, korkak bin kez ölür. Önemli olan, insanın böyle bir toplumda ‘mezar taşı’ gibi susmamasıdır.” diyen Uğur Mumcu, karanlık odakların hedefi haline geldi. Gerçeklerin ortaya çıkmasını hazmedemeyenler onu öldürerek düşüncelerini, fikirlerini ve ideallerini de yok edeceklerini sandılar. Aradan geçen yıllar bize bir kez daha göstermiştir ki, Uğur Mumcu hala aramızda yaşamaktadır.
Uğur Mumcu, yıllar önce bizlere , bugün ülkemizin geldiği noktayı, demokrasiyi seçim sandığına kapatan iktidarı işaret etmişti.
Uğur Mumcu şöyle diyordu;
Bir toplum böyle çöker işte…
Devletin yerini kaba kuvvet alır, susulur,
Yasanın yerini din tarikat alır, korkulur,
Yolsuzluklar, cinayetler birbirini izler, eller kollar bağlanıp götürülür.

Uğur Mumcu, bir bilim adamı titizliğiyle ‘tarikat, cemaat ve şeriat’ örgütlerinin karanlık ilişkilerini araştırıp bizleri bilgilendirmeye, uyarmaya çalışmıştı. Bu yüzden katledildi.

Uğur Mumcu, “Toplumu ayakta tutan temel dayanaklardan biri, adalet duygusudur . Bu duygu bir kez yara aldı mı demokrasinin temelleri sarsılmıştır”  demişti. Bu yüzden katledildi.

Uğur Mumcu, “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz!”  demişti. Toplumun aydınlanmasını istemeyen karanlık güçler tarafından bu yüzden katledildi.

Bir toplumda adalet ve demokrasi, ancak, dayatmalara, baskılara, hoşgörüsüzlüğe, işkenceye, haksızlığa direnen yurttaşların çoğalmasıyla yerleşebilir.

Bu Türkiye mücadelesidir ,aynı zamanda bizim mücadelemizdir, çağdaşlık mücadelesidir.

Uğur Mumcu, gerçekleri değiştirmeye çalışan bütün güç odaklarına karşı, doğrudan, hakikatten, gerçekten yana olmayı yalnızca bir gazetecilik faaliyeti değil, bir yaşam prensibi olarak görerek yaşadı.

Çünkü O ; demokrasi, hukuk ve özgürlüğün ancak ve ancak özgür, bağımsız bir vatanla mümkün olabileceğini biliyordu.
O, ulusal bağımsızlığın, laik demokratik düzenin Kalpaksız Kuvayı Milliyecisi, sakıncalı piyadesiydi,
O, Kuvayı Milliye ruhunun inançlı bir temsilcisiydi.

Uğur Mumcu, radikal dincilerin tepkisini çeken imam-subay başlıklı son yazısında tam da yaşadığımız bu günleri görerek;
Din temelli eğitimin yaygınlaşarak tüm referansın din tarikat merkezli olacağını belirtiyor ve şöyle diyordu;
“Yaşa varol harbiye,
selamünaleyküm sivil toplum,
maşallah cumhuriyet,
ruhuna el Fatiha laiklik..”

“Kimi ölüler bize ne kadar yakın, yaşayanların birçoğu ne kadar da ölü” diyen Uğur Mumcu’yu katledilişinin 30. yılında bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz, aynı zamanda bugün yaşamını yitiren İsmail Cem ve Gaffar Okan’ı da saygı ile anıyoruz.” (balikesir24saat.com)

 

YORUM YAP