11° Kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
  • EURO 6.55
  • DOLAR 5.84

AYVALIK’TA NASIL KAZANDIK

Yazarlar - 1 Nisan 2019 12:26 A A
balıkesir_anket

Ayvalık’ta CHP’ye karşı kazanmak hem de Demokrat Parti şemsiyesi altında kazanmak sanıldığı kadar kolay bir durum değildi… Rahmi beyin aday olacağını biliyordum. Aday olduğunda da gösterileceğini… Ancak arkadaşlarım gösterilmeyeceği konusunda kendilerinden çok emindiler… Ve hatta bir ara ben de bu görüşe inandım ve isim vermeden bu iş oldu dedim…
Ancak olmadı.
Mesut beyin aday olacağını ve bu işin pratik mücadelesini Tuba başkanım ve çevresi verecekti, ben de bu mücadelenin teorisini sosyal medya üzerinden verecektim… Görev bölüşümü böyle yapılmıştı…
Rahmi beyi, bir önceki seçim sürecinden çok iyi tanımıştım. Ben duygusu çok yüksekti. Yanında bu anlamda süreci teori anlamında yürütecek kişileri bulundurmayacağını biliyordum. İşin sosyal medya ayağını bildiğim kişiler üzerinden yürüteceği belliydi..
Teorileri bu anlamda CHP’nin duruşu ile taban tabana zıttı… Ayvalık’ta süreç beka üzerinden yürütülecekti…
Yazacağım yazılarımda nokta atışı yapacaktım… Rahmi beyi kızdıran atışlar.. Bu atışlar öyle etkili olacaktı ki Rahmi bey öfke seli içindeyken daha da açığa düşüp daha fazla hata verecekti… Ancak bu şekilde yazarsam bilgisi yüksek CHP’nin ağır toplarının dikkatini üstüme çekip karşıma CHP çıkabilirdi. CHP’nin çıkması işimi çok zorlaştırırdı. CHP’yi tedirgin etmeden süreci yönetmeliydim …
Sürecin bu noktalara geleceğini bildiğimden en başından itibaren CHP seçmenine ve üyelerine yeni dönem bu isimle olmaz noktasında uyarıcı yazılar yazıyordum. Ve onlardan birinde CHP’ye aday önermiştim… Kabul etmeyeceklerini biliyordum… Rahmi beyin atacağı adımlardan bir saniye öncesinde yazdığım yazılarla muhtemel en iyi isimleri öneriyordum.. Ancak bu öneriyi yaparken cümle içine onun ben duygusuna tetikleyen kelimeleri de özenle koyuyordum… İyi bir meclis oluşturması işimizi o an bitirebilirdi… Orada da atik davranmış ve isimler önermiştim… Ego öyle yüksekti ki beni bile şaşırtan bir listeyle yapılabilecek en kötü listeyi önümüze koydu.. Ve o listenin ilk başındaki kişi daha adımını atar atmaz yazdığı yazıyı “ya istiklal ya ölüm” diye bitiriyordu. Benim gibi bir adama verilecek en güzel pas oluyordu. Deniz Gezmiş’in ölümü üzerine yazı yazan arkadaşının yazısına olumluluk anlamında teşekkür eden arkadaşımız da öyle güzel ofsaytta düşmüş oldu ki bir ara topu ile iki kişiyi kilitledim… Ve yazdığım yazıların Ayvalık’ta her evde okunup tartışıldığını biliyordum. Ancak benim kibiri yüksek arkadaşlarım beğeni sayısına baktıklarından bu noktayı kaçırıyorlardı. Bu yazıların bir hedefi de çözüm önerirken okuyana bir teorik bilgi de vermiş oluyordu. Teori önemliydi. Halk Hareketi, eylem yönü çok güçlü ataklar yapıyordu. O atakların bıraktığı boşluklarında dolması gerekiyordu.
Her yazdığım yazıda Rahmi beyi giderek tedirgin ettiğimi ve sinirlendirdiğimi biliyordum… Bu arada Rahmi beyin yakın çevresi Hasan başkana sürekli dokundurma yapıyorlardı. Bu dokundurmalarda hedef bir enkaz alındığı noktasına halkın inandırılmasıydı. Bunu öyle anlatmalıydım ki hem Rahmi başkan daha fazla öfkelensin hem de Hasan başkan sahneye insin… Çünkü sahada işin pratiğinde Rahmi beyin çok şiddetli sarsılması gerekiyordu. Bunu da kendisini sahaya çekenlerin farkında olmadan yarattığı mağduriyet duygusu Hasan başkanı hem rahatlatacak hem de yapacağı tek atışlık vuruşlarla Rahmi beyi nakavt konumuna düşürecekti… Rahmi bey ve yakın çevresi ne yaparsa yapsın hepsi önümüze geliyordu. Öyle cahil duruşları vardı ki inanın ben en zayıf vuruşları seçtim.. Çünkü hedef CHP değildi. Hedef Rahmi beydi. Rahmi bey ve çevresini yalnızlaştırmaktı. Beka konusunu gündeme getirmelerine mani olmaktı.. Öylesine teorik olarak boşaldılar ki tek vuruşta nakavt olabilirlerdi. Ancak her adımda CHP’nin itibarı de çok önemliydi. Çınarın içinde ki akil insanların bize olan saygısını diri tutmak ve asla incitmemek gerekiyordu. Rahmi beyin nelere kızabileceğini çok iyi bildiğimden her yazımda onu sürekli tedirgin edip üstüme konuşmasını istiyordum. Konuştukça bana da söz söyleme zenginliği geliyordu. Cumartesi günkü konuşma çok önemliydi.. O konuşma öncesi bana istediğim gol pası gelince zamanlamasını iyi ayarlayıp altın vuruşu yaptım… Çünkü bir gün önce ki konuşması dinleyenlerce çok beğenilmişti. Dikkatini dağıtıp bana kızmalı ve hata yapmalıydı.. Yaptı da…
Dostlarım buraya kadar yazdıklarım sakın aklınıza işin bu bakış açışıyla kazanıldığı düşüncesini getirmesin… Bu bakış açışında teorinin nasıl işlendiğini ve halkımıza aktarıldığını yazdım. Çünkü yola çıktığımızda zaman diye bir süremiz kalmamıştı. CHP genel merkezi bu durumu çok iyi bildiğinden ya da bizleri sosyal medyadan takip eden sermaye gruplarının adamları zamanı bizim aleyhimize olacak şekilde kullandılar. Öyle ki DSP faktörünü bile çözmüşlerdi. Elimizde gideceğimiz parti kalmamıştı. Ki ben, o ara bağımsız aday olmasını istiyordum, halk hareketinin beyni Tuba başkanım da o görüşteydi.. Mesut başkan, encümen çok önemli Vecdi bey, orasını istediğim şekilde kuramazsam Ayvalık’ı yönetemem, diyordu. Demokrat Partiyle yola devam ediyoruz dediğinde içimde ki bütün kaleler işin doğrusu yıkılmıştı. CHP’nin eline büyük bir koz geçmişti… CHP’nin iyi bir meclis oluşturması halinde elimizde kazanmaya dönük bir bir hamle kalmayacaktı. Bir de yola çıktığımız adayımız Boşnak kökenliydi. Kasabada ilişkiler o kadar önemliydi ki partinin gücü bir yana dursun eşrafın gücü, iş ilişkilerinin gücü ve bir de Ayvalık’ta ikinci baharını yaşayanların kendi baharlarını yaşarken siz ne derseniz deyin onlar meseleyle kurumsal açıdan baktıklarından CHP deyip olayı kendi açılarından kapatıyorlardı. Üstelik adayımız geçen dönemde parti değiştirmiş ve kaybetmişti. Bu dönemde aynısı olmuş ve daha da kötüsü Demokrat Parti ile seçime girilmişti… Solda ki dostlarımız kesinlikle kabul edilemez noktasında duruş gösteriyorlardı. Yani işe neresinden bakarsanız bakın elimizde tek bir olumlu veri yoktu. Mesut başkan Ankara’dan döndüğünde bu iş bitti, bu dosya kapandı demişti. Biz özellikle Tuba başkan hayır kapanmadı, yeni açıldı diyordu. DSP yolu kapandığında ise Mesut başkan iyice yorulmuş ve çökmüş durumdaydı. İşte o birkaç saat içinde Halk Hareketi oluştu. O birkaç saat içinde öyle büyük işler yapıldı ki sosyal medyanın gücünü öyle verimli kullandık ki moralsiz bir yolculuk ile Ayvalık’a gelen Mesut başkan, o tablo sonucunda kazanacağız arkadaşlarım dedi…
Bu sıkışıklığı öyle estetik kullandım ki sosyal medyada yazdığım her cümlede gelen yorumlardan Rahmi beyin aklından geçenleri okuyordum. Çünkü ona sahip çıkanlar en yakınında yer alan birkaç arkadaşıydı. Diğerleri uzaktan izlemekle yetiniyorlardı..
Rahmi beye meclis adaylığı için isim önerirken, ben duygusunu kızdıracak kelimeleri de özenle cümle içine koyuyordum. Telefon ile arayanlara da verdiğim mesajlarla nokta atışları yapıyordum. Ve müjde gibi geldi bana o CHP meclis üyesi listesi.. Listeyi görünce adeta kendi içimde bayram sevinci yaşadım.. Artık CHP’nin ağır topları bizimleydi. Rahmi beyin bunları düşünmesi mümkün değildi. Çünkü kendi ismi dışında bildiği bir şey yoktu… Ego öyle yüksekti ki biz kim oluyorduk ki..
Halk hareketi bu süreçte çok önemli çalışmalar yaptı. Gençler ve özellikle kadınlar öyle çalıştılar ki her biri için film yapılsa hayretlerle izlersiniz.. Tuba başkan ve çevresi müthiş bir efor kaydetti.. CHP’li gençleri fazla kızdırmadan sayfadan uzaklaştırdık. Çünkü onları yenmek bize hiçbir şey kazandırmazdı. Önemli olan onları etkisiz hale getirmekti, onu da sahada başardık.
Sosyal medyada “Rahmi Gencer başkanımıza inanıyoruz” grubunun kurucusuyum. Ve bu grupta geçen dönem seçim sürecinde seçimi kazanabilmek için Mesut başkan aleyhine çok yazı yazmıştım. Bunların hepsini bana karşı kullanabilirlerdi. 3 ay öncesinden tedbirimi aldım. Kendim dışında tüm yöneticileri görevden aldım. Sayfayı kullananlar dışında üyeleri dışarı aldım ve en son da onları dışarı aldım. Sayfayı gizli yaptım. Ve sonuçta kendim dışında kimse sayfada kalmadı. Benim aleyhime ne yazılırsa panzehirleri hemen hazırdı. Yani bu üç ayda hiç uyumadım desem ve yüzlerce kitap ile beraber her yere gittim desem ve sürekli alternatifli yazılar yazıp gelen bilgilere göre onları servis ettim. Beni takip eden özellikle CHP’li kadın arkadaşlarımın paylaşımlarında ki ruh hallerine kadar o kadar yoğun çalıştım ki çünkü sosyal medya üzerinden kazanmak çok önemliydi. Yine çok aktif bir sayfa olan Ayvalık Sorunlarını Tartışıyor sayfasına hiç bir yazımı göndermedim. Çünkü orada benim ismim üzerinden oluşacak tartışmalarda beka sorununu çok kolay işleyecek pratik zekalar beni çok yorardı, yormakla kalmaz sinirlendirirdi. Oysa sinirlenmesi gereken tek kişi sayın Rahmi beydi… CHP’nin ağır toplarının gönüllerini hep elimde tuttum.. Nusret hocamın duruşu da çok önemliydi. Onun ruh halini sakinleştirmek ve duygusallıktan uzak o muhteşem yazılarını yazmasına halk hareketi ile birlikte çok önemli katkılar yaptık. CHP’yi şaşırttık.. CHP’yi kızdırmadık. CHP’li kadınlara sakin olun derken biz siziz dedik.. CHP’li gençleri sakin zeminde tutmaya özen gösterdik. O esprilerinin öyle bir görevi vardı. Rahmi beyi öyle yalnızlaştırıp egosuyla onu öyle yükselttik ki oraya hiçbir CHP’li yanaşamadı. Bu bizim kazandığımızın zafer işaretleriydi. Oysa Rahmi bey seçime 11-0 önde başlamıştı ve maç 12’de bitecekti. Meclisini daha bir özenli yapabilirdi. İl’den benim sevdiğim saygı duyduğum CHP’lileri tespit ettirip onları Ayvalık’a getirip beni etkisiz hale getirebilirdi. Ah o ego yok mu, o ego…
Yapacak bir şey yoktu..
Ayvalık’ta halk kazandı.
Ayvalık’ta Halk Hareketi kazandı.
Ayvalık’ta namuslu emek ve namuslu bilinç kazandı…
Ayvalık halk hareketi bir anlamda sokak hareketiydi, ben ona harekete teori yazdım ve o teoriyi CHP’lileri üzmeden ve hatta gerçek CHP’lilerin onayını ve desteğini alarak CHP ile birlikte bir tarih yazdık…
Yazılan tarihin kahramanı sayın Mesut ERGİN’dir. Korkmayan bir cesur yürek o… Ayvalık söz konusu olduğunda her şeyimle hizmetindeyim diyen bir cesur yürek… Mesut başkan ve meclis üyelerine başarılar diliyorum. Bütün emeğim ve bilincimle yanındayım…
Ayvalık Halk Hareketi, kitabı yazılacak bir çalışma ve sonunda bir devrim yaptı… Orada görev alanlara ne dense azdır. Hepsiyle gurur duyuyorum..
Bana gelince, bir hata yaptık, yaptığımız hatayı düzelttik…
Ayvalık’ı paraya yendirmeyeceğiz…
Ne demişti Shakespeare, paranın kirlettiği bu dünyada paranın fetişizmini öyle güzel anlatır ki, “Atinali Timon” oyununda…
“Bağlar çözer dinleri; günahları kutsar,
Cüzzamlıya bile taptırır insanı; alır hırsızı,
Unvan verir, şan verir, nişan verir,
Oturtur senatörle yan yana; budur kocamış dulu yeniden gelin eden,
Hastanenin, çıbanların görse kusacağı kadını
Allar pullar da ilk yazına kavuşturur.
Çekil karşımdan kahrolası çamur, İnsanlığın orta malı, orospusun sen,
Ulusları birbirine düşüren.”
Ayvalık marka değildir, Ayvalık yaşayanlarıyla anlam ve değeri olan zeytin ağacı gibi ölümsüz bir dünya kentidir… Bütün birikimleriyle değerlidir…
Şimdi yaraları sarma ve kaybettiklerimizi yeniden geri getirme zamanı…
” Ben, benden sonra yine Ayvalık’tayım eyy dostlar!..”
Ahmet Yorulmaz
Sevgili dostlarım unutmayın; siyaset kazanma sanatı değildir, siyaset rakibinin duygularını yönetme sanatıdır…
Sevgi ve saygılarımla… Vecdi Yılmaz
*Yakın zamanda kaybettiğimiz beyefendi Ziya Eryavuz beyi de rahmet duygusuyla analım.. Onun sayesinde Takdir kardeşimle tanıştım, onunda çok emeği oldu, sağolsun. Bir gün önce bana söylemişti. Seçimi 500-1000 oy aralığında kazanıyoruz demişti. O nedenle dün gece yine sahneye çıktım ve duygularınızı yönettim… Merak etmeyin yemekleri yakmadım… Ortamı yumuşatmak amacıyla söylediğim tatlı sözlerdi…
Sonunda biz duygusuyla hareket edenler kazandı… Çıkarsız, beklentisiz hareket edenler kazandı…
Ayvalık kazandı…
*Son söz, kolaycılığa alışmayın ve dersinize her zaman çok iyi hazırlanın…
Bizler, O’nu kendi eylemleriyle yendik… O’nun yaptığı tek hata, düşünmemesiydi… Düşünceyi ancak daha iyi düşünerek yenebilirsiniz…

Bu haber 2063 kez okundu.
merkez_optik
Yazarlar - 12:26 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    TATİLSEL VE TAKVİMSEL HALLER
    Daha Ramazan ayı başlamadan tatil sorunu(!) erkenden halledildi ya… 9 günlük tatil turizmcilerin yüzünü güldürdü… Ama şimdi önümüzde ne var, karmaşa bir eğitim takvimi. Yılın sonu gelmiş, öğretim yılı ne zaman bitiyor, 14 Haziran. Yani öğrenciler 9 gün tatil yapacak, sonra beş gün daha okul mu? Güldürmeyin. O zaman tatil başlangıcını da öne alın da […]
  • 02
    23 NİSAN’A YAKIŞIR KUTLAMA
    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı  Balıkesir ve ilçelerinde çeşitli etkinliklerle kutlandı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenleri saat 10.15’de Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu, saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunması ile başladı. Atatürk Parkı’ndaki gösteriler öncesi valilik koltuğuna bir günlüğüne oturan Altıeylül Yunus Emre […]
  • 03
    O ÇOCUKLARI, ÇOCUKLAR DA ONU UNUTMADI
    Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı tarafından düzenlenen “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Çocuk Korosu Konseri” Salih Tozan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Çocuklar, en sevdikleri şarkıları, onlara bu bayramı armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk için seslendirdi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Yaygın Eğitim ve Konservatuvar Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen “23 Nisan […]
  • 04
    MAKAM ZEYNEP’E EMANET
    Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda makamını bir günlüğüne Zeynep Duru Çakmak’a emanet etti. Başkan Yılmaz,  “Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın yarınlarda çok başarılı görevlere geleceklerinden hiç kuşkum yok.” dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla makamını bir günlüğüne Zeynep Duru […]
  • 05
    “AKADEMİSYEN ANNE” İLE MÜZİKLİ OYUNLAR
    Balıkesir’e geldiği her söyleşide salonları doldurmayı başaran Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, nam-ı diğer “Akademisyen Anne” bu kez farklı bir konseptle takipçileriyle buluştu. “Akademisyen Anne” yeni kitabındaki oyunları, gruplar halinde ilk kez Balıkesirli ebeveynler ve çocuklarıyla birlikte oynadı. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı tarafından, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı […]

YAZARLARIMIZ

  • İKİYÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE!

    Siyaset alanında ikiyüzlülük, S. P. Huntington’nun “Medeniyetler Çatışması” (1996) ile Batı’ya armağanıdır. Yazık ki bugün, post modern süreç içinde dünyada giderek yaygınlaşan böyle bir durumu yaşıyoruz. Asya, Afrika hatta Amerika’da dini orijin üzerinden yükselen tepkilerle birleşince Huntington uyarısı, savaşlar, iç çelişkiler nedeniyle yorgun düşmüş Batı üzerinde etkili oldu. Bu uyarı bir anlamda Batı’yı, kültürel bagajında önemli […]
  • TATİLSEL VE TAKVİMSEL HALLER

    Daha Ramazan ayı başlamadan tatil sorunu(!) erkenden halledildi ya… 9 günlük tatil turizmcilerin yüzünü güldürdü… Ama şimdi önümüzde ne var, karmaşa bir eğitim takvimi. Yılın sonu gelmiş, öğretim yılı ne zaman bitiyor, 14 Haziran. Yani öğrenciler 9 gün tatil yapacak, sonra beş gün daha okul mu? Güldürmeyin. O zaman tatil başlangıcını da öne alın da […]
  • BİR ÇOCUK HİKAYESİ : SİMİTÇİ ALİ

    Bugün 23 Nisan. Bugün ÇOCUK BAYRAMI Okursanız, ben de bir çocuk hikâyesi anlatayım sizlere: Sakarya Savaşları’nın ilk günleriydi. İstanbul büyük bir heyecan içinde savaşın sonunu bekliyordu. İstanbul Hilâl-i Ahmer Şubesi(Kızılayı), kendiliğinden İstanbul’da birkaç yerde Anadolu’ya bir yardım kampanyası başlattı. Şubelerin önünde uzun kuyruklar oluşuyor, herkes gönlünden ne koparsa veriyordu. “Yaz Tüccar Mehmet Bey, on lira […]
  • NE OLDU?

    Ne olacak damat şaşırdı. Damadın “reform paketinden bakın ne çıktı. Devlet iki-üç bin dönümlük kamu arazilerinde çiftçilik yapacakmış. O zaman devlet, atlet-kilot üretir mi diye Sümerbank’ı neden özelleştirdiniz Süt Endüstrisi Kurumunu (SEK), Et Balık Kurumunu (EBK) özelleştirirken bunlar devletin iş değil diyordunuz. Bunlar değil seracılık devlet işi öyle mi? Karadeniz’in fındık üreticisini koruyan FİSKO BİRLİĞİ-Antalya’nın […]
  • 90 GÜN KALA AKLIMA GELENLER – Birgi TUNA

    Bugün 18 Şubat 2019. 19 Mayıs 2019’a tam 90 gün kaldı. Emperyalizm, 20’nci yüzyılda en büyük hezimeti Çanakkale’de yaşadı. Uğradığı hezimete rağmen, Türk Milletini esir etmek için 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla başlayıp 10 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşmasıyla tamamlanmaya çalışılan süreçte emperyalist ordular tek kurşun atmadan Yunan, Bulgar, Arap çeteleri maşa olarak kullandı. Bu […]
  • ANNEANNEMİN MEMLEKETİ HAVRAN

    3 yıl önce aramızdan ayrılan pamuk anneannem Havranlı. Babasını kaybedince Edremit’e taşınmışlar. Anneannem Edremit’in son zamanlardaki değişimini gördükçe; ”Benim memleket Havran aynı kaldı.” derdi. Edremit’ten Kadıköy’e lale toplamak için yürüdüklerini anlatırdı. Buraların günümüzdeki hali, anneannemin yaşadıklarının sanki bir masal olduğunu anlatıyor. Onun sağlığında ne yazık ki Havran’a beraber çok gelemedik. Küçüklüğümdeki bir gidişimizi hatırlıyorum. Altınkum’dan […]
  • MECLİS’İN ŞAHİN’İ!

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ilk toplantısı olaylı başladı. Bazıları bundan keyif almış gibi görünebilir ama Balıkesirli artık tüm partilerin Balıkesir için el ele vermesini istiyor. Gereksiz çekişmeler yüzünden hizmetten olmak istemiyor. Son Meclis toplantısında ortamı geren kişi AK Partili Mehmet Birol Şahin’di. Yıllarca DYP ve Demokrat Parti’de siyaset yapan, AK Parti’yi en sert sözlerle eleştiren […]
  • KÖY ENSTİTÜLERİ / Fatma Zehra KÖSELEY

    Tarih , 17 Şubat 1923 yer İzmir. Tarihimizin o meşhur “İzmir İktisat Kongresi” nde Mustafa Kemal Atatürk geleceğimizin eğitim ve öğretiminin temelini oluşturan ilkelerin tespitlerini şöyle özetler. ” Evlâtlarımızı o şekilde eğitmeli ve terbiye etmeliyiz, onlara o şekilde bilgi, anlayış vermeliyiz ki, ticaret, ziraat ve sanat dünyasında ve bütün bunların faaliyet alanlarında verimli olsunlar, etkili […]
  • MEKTUP

    Sen öldün. Öldürmek bir eylemdir. Türkçe dilbilgisinde ya da yasalarda “fiil” de denir. Oysa ölmek bir eylem değildir. Senin ölmeni, ölümü, ölmeleri bir eylem yaptı insanoğlu ve ölünden ve ölümlerden kendine zırhlar, kapılar ve tesbitler icat etti. Ölümünden ve ölümlerden kendine konuşacak çok şey buldu ama yapacak hiçbir şey bulamadı. Sen öldün. Senin ölümünü ve […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • YARIN BAYRAM ÇOCUKLAR- İhsan DURAK

    “ÇOCUKLUK Affan Dede’ye para saydım, Sattı bana çocukluğumu. Artık ne yaşım var, ne adım; Bilmiyorum kim olduğumu. Hiçbir şey sorulmasın benden; Haberim yok olan bitenden. Bu bahar havası, bu bahçe; Havuzda su şırıl şırıldır. Uçurtmam bulutlardan yüce, Zıpzıplarım pırıl pırıldır. Ne güzel dönüyor çemberim; Hiç bitmese horoz şekerim!” C.S. TARANCI GEZİN DOLAŞIN KIRLARDA Kimse size […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 3 AY = ÇOK SENE… Nedim ISPARTA

    İstasyon mahallesi yazımda bahsettiğim gibi,  fabrikamızın özelleştirilmesi / kapatılmasının ardından çil yavrusu gibi dağıldık. Ben de bir arkadaş vasıtasıyla Görsel Yayınlar’a ansiklopedi satışı için başvurdum ama şartlar uymadı.  Lise mezunu değildim. Dursunbey’de satış yaparken yardımcı olduğum İpek hanım, beni direk müdür Hüseyin Aslan’ın( Facebook’dan arkadaşım şu anda) odasına götürdü.  – Nedim abi bu işi yapamazsa […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • O EL SIKILMALI… Tanyol KIPÇAK

    Neymiş?.. Kızgın demir’i soğutma zamanıymış.. Eyvallah hep birlikte soğutalım. İyi de sormadan edemiyorum. Neden kızdırdınız o zaman demir’i ?.. Neden dağladınız yürekleri, yaktınız gönülleri?.. Seçim zamanı olurmuş öyle şeyler.. Şimdi kucaklaşma zamanıymış!.. İşte “kırılma noktası” bana göre tam da burası.. Toplumun “kucaklaşması” için önce bir “sebep” ortaya koyacağız.. Sonra onun üzerinden “politika” üreteceğiz.. Yani.. Sebep-sonuç […]
  • BANDIRMA’NIN SINAVI “BANVİT”

    BANVİT A.Ş.’nin haziran ayı sonundan itibaren Banvit Basketbol ve Banvit Kırmızı’ya desteğinin sona ereceği geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıklandı. Yıllarca Görener ailesinin ekonomik desteği ile bir fabrika takımı olarak ayakta kalmayı başaran, ülke ve Avrupa’daki başarılarının yanı sıra adeta bir basketbolcu üretim merkezi durumuna gelen Banvit Basketbol, bugün sponsorsuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Banvit Basketbol Kulübü […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • ÇOCUK YETİŞTİRMEK…

    William James, varlıklı bir ailenin çocuğu idi. Çocukluğunda çok ciddi sağlık sorunları yaşamıştı. Pek arkadaşı yoktu. İyi bir öğrenci değildi. Evin içinde resim yaparak günlerini geçiyordu. Yaptığı resimlerini satın alan yoktu. Babası kendisiyle alay ediyordu. Erkek kardeşi Henry James ise dünya çapında tanınan ve okunan bir yazar olmuştu. Babası iş ilişkilerini kullanarak oğlunu Harvard Tıp […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 95.953
    -0,94%
  • ALTIN 238.40
    -0,19%
  • DOLAR 5.836
    0,09%
  • EURO 6.552
    -0,07%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link