AYVALIK’IN KENT TARİHİNE BAKIŞ (2)

Yayınlanma Tarihi :
AYVALIK’IN KENT TARİHİNE BAKIŞ (2)

Ayvalık’ı diğer kentlerden ayıran yapılar, endüstriyel yapılardır. İlçenin 19. yy. ‘na tanık olan konutların zemin katında, zeytinyağı ve sabun üretimiyle satışı gerçekleşiyordu. Bu katlar, depo ve dükkân işlevi de görmekteydi. Zeytinyağı fabrikalarının bacaları, ilçenin güçlü bir endüstriyel konuma sahip olduğunu anlatmaktaydı. Bu durum ticaret için de geçerliydi. Burada ticaret ve denizin, Ayvalıklılara birçok alanda kendilerini yenileme ve geliştirme fırsatı verdiğini belirtmek gerekiyor. Bunun yanı sıra bilgi alışverişi de beraberinde gelişmekteydi.

Yakın döneme dair ise kısaca şunları belirtmek istiyorum; endüstrinin, kıyı şeridinden içeriye, yeni ulaşım rotalarına kaydırılması sonucu boşaltılan zeytinyağı ve sabun fabrikaları ile depo ve ardiyelerin oluşturduğu mimari zenginliğin yeniden kullanılması, endüstri arkeolojisi ve mimarisinin korunması ve mimari mirasın geleceğe aktarılması açısından oldukça önemlidir.

Ayvalık’ın su ve kent dokusunu oluşturan unsurlar ise hendek, ark, sulu ve susuz kuyular, çeşmeler, serenli ve tulumbalı kuyular, artezyen kuyuları, sarnıç ve bostan depolarıydı. Çeşmeler, günümüz Ayvalık için de önemli yapılardır. Sokak çeşmelerinin yanı sıra cumbalı evler ve çınarlı bir yol üstünde ya da tarihi sokaklarında yer alan kahveler de bugünden geleceğe mirastır.

Su ve kent ilişkisini yaşatan Ayvalık, bu yönüyle Ege’ye özgü ve özgün bir kimliğin temsilcisiydi. Bu ayrıcalıklı durumun 1950 yılına kadar devam ettiğini söylemek mümkün. O yıl açılan sahil yolu ile kent-kıyı ilişkisi koptu. Ayvalık, karasal bir görünüme büründü. Kıyıdaki apartmanlar, kentin karakterini bozan bir yapı olarak karşımıza çıktı. Daha sonra oluşan yapılar da kente rüzgâr girişini engellemektedir.

Yeniden geçmişe uzanırsak, karşımıza 1780 yılında Papaz Oikonomos’un inşa ettiği Panayia ton Orfonon (Yetimlerin Kutsal Meryem’i) Kilisesi ile bir okul ve bir hastaneden oluşan yapı çıkıyor. Aynı zamanda Oikonomos, daha eski kiliselerin bahçelerine de okullar inşa etmiştir. Kendisi 1791 yılında ölür. 1803 yılında da Ayvalık halkı, Kydonies Akademi olarak bilinen okulu kurar. Bu gelişmeyle birlikte şehre diğer bölgelerden öğrenciler gelir. Kısa zamanda, akademi Ege’deki dönemin en büyük eğitim merkezi haline gelir.

Panayia ton Orfonon (Yetimlerin Kutsal Meryem’i) Kilisesi’nin yerine, daha sonra Kato Panayia Kilisesi ve günümüzün Hayrettin Paşa Camii inşa edildi. Bu tip, İyonik Bazilikaların en mükemmel mimari ifadesidir. Bölgede, bu tipten sadece şu dört kilise günümüze kadar korunabilmiştir; Taxiarhis (1844), Agia Triada (Kutsal Teslis, 1846), Kato Panagia (1850 civarı) ve Agios Athanasios’tur. Bütün bu yapılar, Osmanlı’nın modernleşme süreci olan Tanzimat Dönemi’ne aittir. Ve 1839-1856 yıllarında inşa edilmişlerdir. Bu kiliseler yerel mimarinin, özel koruma gerektiren yapılardır.

1870 ‘den sonra yani Osmanlı Balkanlar’da yayıldıkça yeni yapım teknikleri tanındı. Ayvalık ve Cunda’da da birçok eski mahalle bazilikası neo-klasik stilde yeniden inşa edildi. Bu stildeki önemli yapılardan bazıları günümüze ulaşmayı başardı. Örneğin; Ayvalık’ta Agios Georgios (günümüzdeki adı ile Çınarlı Camii, 1880-81), Agios Ioannais (bugünki Saatli Camii, 1869-1870) ve Cunda’daki Taxiarhis (1873). Bu üç kilise gibi, sonradan yıkılan Agios Nikolas Kilisesi de Ayvalıklı mimar Emmanuel Kounas’ın eseridir.

20’nci yüzyılın başlarında ise, bölgede süregelen zenginlik mimari gelişmeleri de etkilemiştir. Anadolu’nun kuzeybatısındaki geniş bir bölgenin mali merkezi konumundaki Ayvalık’ın nüfusu da artmaktaydı. Deniz kıyısında hastaneler ve Çamlık bölgesinde de yazlık evler inşa ediliyordu.

Ayvalık ile ilgili ilk imar planı çalışması 1948 yılında İmar Bakanlığı tarafından hazırlanmıştır. Bu planla ilgili bugün bir bilgi yoktur. 2. Plan ise 1972 yılında Ahmet Taşçı tarafından hazırlanmıştır. Türkiye için oldukça erken sayılabilecek bir tarih olan 1976 yılında, Ayvalık Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nca ‘’Doğal ve Tarihi Sit Alanı’’ ilan edilmiştir. 1983 yılında ise; çıkarılan 2863 sayılı yasaya koşut, Bölge Koruma Kurulları oluşturulmuş ve Ayvalık bu tarihten sonra Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na bağlanmıştır. 1994 yılında da ilçe Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na bağlanmıştır.

O yıllardan günümüze Ayvalık; sosyoloji, tarih, ekoloji, kentsel planlama ve tarım, mimari, arkeoloji, hukuk, ekonomi gibi disiplinlerle oluşturulan bilim alanları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlar tarafından korundu mu? Yoksa ihmaller ve tahribatlar sonucu değerlerini mi kaybetti? (Son)

KAYNAK: Baykuş; Ege Kültürleri Araştırma Grubu

YORUM YAP