25° Parçalı az bulutlu
  • EURO 6.21
  • DOLAR 5.58

“AYVALIK’I ANLAMAK AŞKTIR”

Yazarlar - 13 Haziran 2019 20:54 A A
pusula balıkesir gurur

İlias Venezis “Eolya Toprağı” kitabının sonunu şöyle bitirir:
“Ninem kafasını eğip hayatı boyunca onu koruyan sineye yaslıyor başını. Bir şey engelliyor, yerleşemiyor rahatça: ihtiyarın gömleğinin içinde bir kesek var sanki.
-Ne var burada? diye soruyor hemen hemen kayıtsız bir edayla.
Ninem elini kıyafetinin altına sokuyor ve bedenine değen, yürek atışlarını duyan küçük yabancı bedeni buluyor.
-Bu ne?
-Bir şey değil, diyor dedem çekinerek, suçlu bir çocuk gibi. Bir şey değil. Biraz toprak.
-Toprak!
Evet, memleketlerinden biraz toprak. Gittikleri yabancı ülke de bir fesleğen ekmek için, diyor. Hatırlamak için.
İhtiyarın elleri yavaşça açıyor toprağı sakladıkları mendili. Eşiyorlar içini, ninemin elleri de okşar gibi eşiyor toprağı. Gözleri yaşlı, öylece duruyorlar.
-Bir şey değil, diyorum. Biraz toprak.
Toprak, Eolya toprağı, memleketimin toprağı.”
“Mübadelenin Öksüz Çocukları” kitabının 34. sayfasında “özlem” anlatılıyordu:
“Peki Zehra hanım doğduğu yerleri özlüyor muydu?
Sordum.
Soruma sorularla karşılık verdi: ‘O güzel memleket özlenmez mi, aranmaz mı? Şifalı suları özlenmez mi? Size memleketimi nasıl anlatsam bilmem ki. Orası benim ana vatanım, vatanımı nasıl anlatsam size bilmem ki…”

  1. sayfasında…
    “Girit’i gördükten sonra üzüntüm daha da arttı. Mübadele de annemin çektiği acıları, babamın üzüntüden ölümünü daha iyi anladım. Vücudumuzdan bir yer kopmuş gibi. Ama yurdumuza kavuşmak için bu fedakarlık gerekiyormuş.”
    Aynı kitabın 152. sayfasında:
    “Mübadele yabancılaşmadır. Geldiğin yere yabancısın, dağa taşa yabancısın.”
  2. sayfasında:
    “Giritli Rumların Anadolu’dan gelen Rumları hiç beğenmediklerini, ‘Nerede bizim kibar Girit Türkleri’ dediklerini sık sık anlatırdı…
    Özetle ne gelen Türkler ne de giden Rumlar özlemlerini bırakabilmiş ve yeni yaşam yerlerine sığabilmişlerdi.
    “Maria-Göç Acısı” kitabında Ertuğrul Aladağ 98. sayfada şu sözleri Apostol’un ağzından söyletir: “O nedenle bu sömürge savaşında Anadolu’yu İngiltere’ye yedirmezler. Amerikan başkanı ne demişti: ‘Yunan askeri Anadolu’ya girerse, Anadolu’yu bir daha geri alamayacak şekilde kaybeder!’ Yani, YUNAN ASKERİNİN ANADOLU’YA GİRİŞİ DEMEK, ANADOLU’NUN YENİDEN TÜRKLERİN ELİNE GEÇMESİ DEMEKTİ.”

Çocukluğuma gittim. Kışın evimizin kliması mangaldı. O mangalı hazırlamak ta öyle kolay bir şey değildi. Ateş öyle kor olacak ki mangala alındığında üstü kül ile kaplandığında duman çıkmayacak. Duman çıkarsa ölüm riskiniz var. Külün altında kor sıcaklığında ateş için için yanarken size de keyfini sürmek kalıyordu. Evin kadını sevdiklerine kahvesini mangalda yapardı. Lezzetini unutmanız mümkün olmazdı. Külün altında pişen közlenmiş patatesi ise lezzetinden yiyemezdiniz. Külün altında saklanan ve için için yanan o korun sıcaklığını, her daim hüznünü içinde taşırken bakışlarıyla dışarıya veren kadınlara çok yakıştırmışımdır. Mübadeleyi düşünürken nedense aklıma mangal ve hüzün geldi. Ayvalık bir anlamda mübadeleyle kuruldu ama mübadeleyi bugün bile gönlünde sakladığı hüznünün içinde yaşayan bir tek Girit’ten gelen insanlarımız, kaldı… Bugün bile onlar için ağızlarından “yarı gavur” sözünü kaçıran öyle çok insanoğlu var ki…
Bugün Ayvalık’ta “dışarlıklı” sözünü kullansanız nüfusun neredeyse yarısı ayağa kalkar, isyan eder.. Ama diğer yandan yöre insanını anlamak içinde kafayı yoran çok az insanımız vardır.. Birisi toprağına, otuna, balığına, zeytin ağacına sevda yakar, birileri de evine, arabasına…
Ayvalık kaynaşır mı?
Bilmiyorum…
Kaynaşmak için “anlamak” gerekir..
Bugünler de “anlamak” tu kaka…
Herkes işin kolayında…
Cunda’da yaşayanların elinden toprakları alındı…
Cunda’da yaşayanların ellerinden balık tutma alındı…
Cunda’da yaşayanların elinden neredeyse Cunda alındı da…
Gıkları çıkmadı… İsyanlarını kimse duymadı…
Diğer yandan…
Kolaycılığa alışan, alıştırılan insanımız eliyle de paranın ucu gösterilerek kıllı midyemiz, papalinamız, pamuk cinsi(eti lezzetiyle çok ünlü) köpek balığımız, karadikenimiz, deniz hıyarımız, kalamarımız, mercanlarımız, gupeslerimiz, pinamız ha bitti, ha bitecek durumda..
Betona olan zaafımız ile ot zenginliğimiz ve Girit’ten gelen tohumlarımız bitti. Dikenli incirimiz masal oldu. Güney Afrika bir kara çalı bitkisi ile 10 milyar doların, kızıl çalı çayı üzerinden de 20 milyar dolar üzerinde bir ekonomi yaratıyor… Biz ise çaresiz bıraktırılan insanımız eliyle öldürüyoruz.
Neredeyse bir anektod oldu… Ayvalıklıyı tanımak istersen.. Deniz kıyısında oturanlara bak! kim denize sırtını dönüyorsa o Ayvalıklıdır.
Dedim ya… Anlamak önemli…
Birini aşk ile seviyorsun, an geliyor ayrılıyorsun ve onu unutabilmek için bir ömür bazen az geliyor insana… Vatan bellediğin toprakları unutmak öyle kolay mı? Orada kalıyor, anıların, birikimlerin ve atalarının mezarları… Nasıl otursun, Ayvalıklı denize karşı.. Başını kaldırdığında karşı kıyıyı görecek… Atasının mezarını, hatıralarını düşünecek…
‘’Benim Giritli limon ağacım
Seni nerelere dikeyim
Dikeyim, dikeyim
Seni kalbime dikeyim…’
Sen, rakı balık Ayvalık peşindesin, o yine vatanım elimden giderse derdinde…
Sen, paran ile yok etme derdindesin o kültürüyle yaşama ve yarına gidebilme peşinde…
Sen “çığ” olsun derdindesin… “Çığ” olsun ki altında kalıp yok olsunlar hayalindesin… Onlar var olabilme derdinde..
Girit ile Midilli adası arasında Namık Kemal farkı vardır. Namık Kemal Midilli Adası valisi olduğunda oradaki Türklerin kimlikleri yönünden perişanlıklarını görünce ilk olarak okul yapar. Ve çocuklarımıza Türk kimliğini ve Türkçeyi öğretir. Cunda Adası’nın idari yapısında ki tersliği görür ve İstanbul’u uyarsa da Ayvalık ve Cunda da ki Rumlar birlik olur ve Namık Kemal’i Rodos adasına tayinini daha sonra çıkartır. Bu esnada Girit Adası’nda Fotiyadi Paşa vali olarak görev yapar. O yıllarda toprakların 2/3’ü tapularıyla birlikte Girit Türklerinde olmasına rağmen paşa Girit mahkemelerine bağımsızlık kazandıracak bir özel nizamname hazırlar ve bunu Osmanlı Hükümeti’ne kabul ettirir. Paşa’nın bu Rumlardan yana olan tavrı nedeniyle bazı Türkler dinini bile değiştirir. Girit adası artık kaybedilme yoluna girmiştir. Fotiyadi Paşa öncesinde Atina büyükelçisi olup Avrupa devletlerinin isteği üzerine adaya vali olarak atanmıştır. Namık Kemal, Midilli adasından durumu görür ve padişaha sürekli yazılar yazar ve sonunda bu kimliksiz ve kişiliksiz paşayı 1885 yılında görevinden aldırır. Aldırır ama atı alan üsküdarı çoktan geçmiştir.
Cunda adasındaki terslik de şudur: Cunda idari yönden Midilli adasına bağlıdır. Cunda adasında bir olay olduğunda olaya Ayvalık Kaymakamlığı değil Midilli Valiliği müdahale etmektedir. Bu durum karşısında hiçbir suçlu yakalanamamakta ve Cunda kaçakçılığın merkezi, kara paranın kaynağı olarak Yunanistan devletine çok önemli finans sağlamaktadır. 1908 devrimi sonrasında hemen Cunda’nın idari yapısı, Midilli Adası Valiliğinden alınır ve Karesi Valiliğine bağlanır. Bağlanmasaydı, Lozan’da kaybetme olasılığımız çok fazlaydı. Bugün de bu tehlike aralanmak istenen kapının aralığı içindedir. Namık Kemal’in Midilli adasında yaptıkları bu kadarla sınırlı kalmaz. Durumu iyi olan ailelerin çocuklarını da İstanbul’a hukuk ve tıp tahsili yapmaya gönderir. O çocuklar, Osmanlının yıkılacağını görürler ve Türklerin kendi devletinin kurulmasının önemi içinde Türk Ocağı’nın kurulmasında(1913) aktif görev alırlar. Midilli adasında ki Türklerin bir ayağı Anadolu’dadır. Mübadele’nin olacağını önden haber aldıklarından Midilli den ayrılmaları özellikle durumu iyi olanların daha kolay olur. Önce mallarını satarlar ve 4-5 saat içinde gelirler ve Ayvalık kent içinde yönetimi hemen devir alırlar. Bu devir alma konusunda Balıkesir den gelenlerle çatışır gibi görünseler de bir yerde uzlaşırlar. İşin tek acı yanı ise bir anlamda marabalığın batıda devam etmesi için Atatürk’ün mübadeleyle gelenlere 190 ağaç verilsin sözünü uygulatmamalarıdır. 1925 Medeni Kanunun çıkabilmesi için Atatürk mecburiyetten bulunduğu yerde ki eşrafa çevirdiği alanların tapusunu verir. Bu çerçeve de Ayvalık’ta okuma yazması olmayan insanımız 20 ağaç ile yetinmek zorunda kalır. Ayvalık’ta ki adalar ile Rumlardan kalan dini yapılar da yine birilerinin tapulu arazisi olur.
Yani..
Bu toprakların acısı, hüzündür. Hüznü içinde hissedeceksin ki yarının kucaklaşması güzel olsun…
İnsanımız niye göçebeliği sever, hiç düşündün mü?
Düşün…
Eşrafının baskısı insanı öyle alaşağı eder ki bunu bilmeyen anlayamaz. Eşraf kültürü, burjuva kültürü değildir. Bugün de bu sıkıntıyı yaşamıyor muyuz.. Eşraf kültürü, çarıklı erkan kültürüdür. Çarıklı erkan kültürü hep bana hep banadır.
Sen, huzur bulmak için geldin…
Onlar buraya vatan toprağıdır, o nedenle bu acıyı çekeceğiz diye geldiler. Gelirken her şeylerini orada bıraktılar. Anılarını, malını mülkünü ve mezarlarını bırakıp geldiler.
Buraya Midilli ve Girit adasından gelen okuma ve yazması olmayan insanımız burada vatan duygusuyla, Atatürk sevgisiyle tutunmaya çalıştı. Sen batıda marabalığın ne kadar zor olduğunu yaşadın mı ki onları anlayabilesin…
İnsanımızın derdi niye eşitleme olsun… Dimi ya…
Sen mübadele yaşamadın ki…
“Nerden bileceksin!”
“Ayvalık’ı anlamak aşktır!”
“Sana söyledim ve tekrar söylüyorum
Sahile inme dedim
Sahilde fırtına olur
Ve seni alır ve götürür”
“Ayvalık’ı anlamak aşktır!”
“Ayvalık’ta yaşamak ayrıcalıktır!”
Saygılarımla… V. Yılmaz
* Çığ, birbiriyle kaynaşamayan kar tanelerinin meydana getirdiği heyelan…
*İlias Venezis, memleketi olan Ayvalık’ın komşusu Midilli Adası’ndaki Mithymnas mezarlığında Ayvalık’ı gören yere gömüldü. Mezarında vasiyeti üzerine adı yerine tek bir sözcük yazıldı: HUZUR…
*Ahmet YORULMAZ, Gömeç ilçesi mezarlığında uyuyor…

Bu haber 283 kez okundu.
Yazarlar - 20:54 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    AĞAÇLARI DA VURURLAR !
    Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da Anne Frank Müzesi’nin bahçesinde bulunan 150 yaşındaki 27 tonluk dev kestane ağacının devrilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu gerekçesiyle belediye tarafından kesilmek istenmesi karşısında harekete geçen çevrecilerin açtığı mahkeme sonucu kestane ağacı kesilmekten kurtuldu. Küçük Yahudi kız Anne Frank’ın 2. Dünya savaşı sırasında gizlenirken yazdığı anılarında yer alan kestane ağacı kesilmek yerine tedavi […]
  • 02
    ENFLASYON MU ? DEFLASYON MU?
    Enflasyon deyince ilk akla gelen paranın alım gücünün düşmesidir. Hayat pahalılığıdır. Oysa Türkiye’de her şeyin enflasyonu var. Sırayla bakalım; 1- Ekonomi 2- Siyaset 3- Eğitim 4- Sağlık Ekonomiyi zaten herkes biliyor. Cebine bakarsın çayın 1 TL olduğu yeri arıyorsan sen enflasyon kurbanısın. Gelelim siyasete… İşte aslında bizi, yani toplumu en çok mağdur eden siyasi enflasyondur. […]
  • 03
    BAL-KES PUANSIZ DÖNÜYOR
    Balıkesirspor, TFF 1. Lig ilk hafta maçında deplasmanda Adana Demirspor’a 2-0 yenildi. STAD : 5 Ocak Fatih Terim HAKEMLER: Kadir Sağlam, Önder Yılmaz, Utku Tunavelioğlu ADANA DEMİRSPOR : Kurtuluş Yurt, Mehmet Uslu, Semih Güler, Adil Demirbağ, Anderson (Dk. 46 Kosecki), Carayol (Dk. 73 Aosman), Süleyman Koç (Dk. 33 Hakan Bilgiç), Erdal Öztürk, Vedat Bora, Traore, […]
  • 04
    KAZDAĞLARI’NDAN MARMARA’YA, SUSURLUK ÇAYI’NDAN GÖNEN’E…
    Bu yaz Balıkesir’de gündemi çevre olayları belirledi.Özellikle Çanakkale Kirazlı’dan Havran Demirtepe’ye, Balya Orhanlar’a kadar uzanan altın arayışı Balıkesir’de çevrecilerin haklı tepkilerini getirdi. Bu konuda yazılmadık, söylenmedik laf kalmadı. 5 Ağustos’taki büyük buluşmada görme engelliler bile vardı ama gerçekleri görmek istemeyen bazıları hala “Kirazlı Kazdağları’nda değil, Kazdağlarına 40 km uzaklıkta” demeyi sürdürüyor.Bazıları ise Edremit Körfezi’ndeki yapılaşmaya […]
  • 05
    “GİDİŞLERİ YAKIN”
    Kitap Fuarı için Edremit’e gelen CHP Genel Başkan Yardımcıları Seyit Torun ve Yıldırım Kaya, ilçe örgütünü ve Belediye Başkanı Selman Hasan Arslan’ı ziyaret etti.. Torun, ” ‘Mart’ın Sonu Bahar’ olacak dedik, bahar oldu. Şimdi bir şey daha söylüyoruz gidişleri yakın. Halkın refahını arttırmak yerine, cebindeki paraya göz diken bir iktidar yıkılmaya mahkumdur ” dedi. CHP […]

YAZARLARIMIZ

  • KAZ DAĞLARINA BAK, EĞİTİM İLE YABANCILAŞMIŞ İNSANI GÖR!

    Eğitim, insana doğuştan sahip olduğu edimleri etkili kullanabilme yeteneği ve disiplini kazandırır.  İnsanın bu eğitimden yararlanabilmesi, aldığı eğitimin kalitesi ile bir de bireyin içinde bulunduğu bilişsel, duyuşsal hazır bulunuşluğu ile yakından ilişkilidir. Kazanılan yeteneklerin kullanım biçimini ve yönünü belirlemeye sıra gelince, işin içine ideoloji, inanç, egemen kültüre dayalı aşılamalar, güdülemeler, güdümlemeler girer. Eğitim sistemlerinin insan […]
  • KAZANIYOR MU SANIYORUZ SAHİDEN?

    “Doğayla savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak kaybedeceğiz” demiş Hubert Reeves. Türkiye için “cuk” oturan bir tespit. Onlarca yıldır savaşıyoruz. Kazanıyor gibiyiz(!) Kaybettiğimizi  gelecekte anlayacağız şüphesiz de bugün kazandığımızı sandığımız savaşın sorumlularını bulabilecek miyiz? Hayır. İda’da aylardır on binlerce ağaç kesilirken, köylüler ve yörede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile yerel basın dışında kimsenin sesi pek duyulmadı […]
  • ANAFARTALAR ZAFERİ -2-

    EMPERYALİSTLERİN BELİ NASIL KIRILDIÇanakkale Savaşlarını İngilizler safında başından sonuna kadar izleyen savaş muhabiri Ashmead-Bartlett Times gazetesinde 19 Mayıs 1916 tarihli makalesinde yazdıklarını okumak bile olayı gözler önüne seriyor :“10 Ağustos günü Anzak birlikleri büyük gayret sarfetmişler ve Conkbayırı sırtlarına ulaşmışlarsa da ele geçirdikleri yeri koruyamamışlardır. Hele Ghurkalardan bir tabur Conkbayırı’na çıkabilmişti. Fakat Türkler karşı saldırıya […]
  • KILIÇDAROĞLU’DAN (7) MADDELİK MANİFESTO

    Hafta sonu Afyonkarahisar Sandıklı ilçesinde CHP’li belediye başkanlarıyla Çalıştay yapan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu yedi maddelik bir manifesto yayınladı.Daha raporun mürekkebi kurumadan yandaş medya çamuru yapıştırıverdi.“Yedi maddelik kaos.”Bu Manifestodan kaos falan olmaz; ama AKP’nin kâbusu olur.Neyse, biz gelelim Kılıçdaroğlu’nun manifestosuna. Özetle: 1-Kimseyi ötekileştirmeyin, ayrımcılık yapmayın2-Hizmeti yandaşlara, eş, dost, akrabaya değil belde halkına yapın3-Fakir mahallelere pozitif […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • KAZDAĞLARI, İHANETİ AFFETMEZ!

    Munzur Dağlarının tamamı, maden sahası ilan edildi. Salda Gölü, milleti ümmete çevirme hevesine kapılanlar tarafından, Millet Bahçesi olması için ihaleye çıkıyor. Hasankeyf, 12 Bin yıllık kültürel miras ömrü en fazla 50 yıl olacak Ilısu Barajı için sular altında bırakılmak isteniyor. Kazdağları’nın doğası maden arama faaliyetleri yüzünden katlediliyor… Anadolu’ya, cehennemi yaşatan doğa katliamlarına yönelik gelişmeleri sıcağı […]
  • KAZDAĞLARI’NDAN MARMARA’YA, SUSURLUK ÇAYI’NDAN GÖNEN’E…

    Bu yaz Balıkesir’de gündemi çevre olayları belirledi.Özellikle Çanakkale Kirazlı’dan Havran Demirtepe’ye, Balya Orhanlar’a kadar uzanan altın arayışı Balıkesir’de çevrecilerin haklı tepkilerini getirdi. Bu konuda yazılmadık, söylenmedik laf kalmadı. 5 Ağustos’taki büyük buluşmada görme engelliler bile vardı ama gerçekleri görmek istemeyen bazıları hala “Kirazlı Kazdağları’nda değil, Kazdağlarına 40 km uzaklıkta” demeyi sürdürüyor.Bazıları ise Edremit Körfezi’ndeki yapılaşmaya […]
  • SU VE VİCDAN İÇİN – Fatma Zehra KÖSELEY

    Kaz Dağları Kirazlı – Balaban’da su ve vicdan nöbeti tutacağız.Kaz Dağları eteğinde oturan bizler sabah döküldük yollara. Kalabalıklar arttıkça , tanışlarla karşılaştıkça, Kaz Dağları eteğinin sıcağı serinliklere dönüştü. Kucaklaştık , yeniden görüşmenin coşkusuyla. Bu kadar yaman kalabalık olacağımızı sanmıyordum. Sabahın seherinde ötüyor kuşlar türküsünü mırıldandım aracımıza giderken. Keyifle yola koyulacağız , kadınlarımız rengarenk , coşkuyla […]
  • NEFES – Hakan TOPALOĞLU

    Soluk da diyebilirsiniz. Dua anlamı da taşıyor, duman anlamı da. Hatta şiir anlamı da taşıyor nefes. Nefes, aynı zamanda bir film ismi. Hani komutanın askerlerine “sen uyursan herkes ölür” diye bağırdığı film. Nöbette uyumanın ölüme yol açacağını anlatan efsane replik. Ölümün bizi uykuda yakalaması sadece terörün bir sonucu mu?.. Değil elbette. Araç kullanırken uyursanız, ölürsünüz. […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • ‘BİZ 9 KARDEŞİZ’- İbrahim ERGÜL

    Hafta sonu Balıkesirliler Dernekleri Platformu’nun (BALDEP) Gönen’de gerçekleştirilen 8’nci çalıştayını takip ettim.Programın termal oteldeki ikinci bölümü yarım saat geç başlayınca,benim gibi toplantıya saatinde önce gelen Ahmet Akın’la daha geniş sohbet etme fırsatım oldu. Ahmet Akın’ın TBMM de Balıkesir’i temsil eden dokuz milletvekilinden biri olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Balıkesir milletvekili Ahmet Akın’la daha […]
  • SERİN NEFESLER- İHSAN DURAK

    “Bir rahip,bir doktor ve bir mühendis golf sahasının boşalmasını beklemektedirler. Mühendis:”Bu adamlar ne yapıyor böyle, 15 dakikadır bitirmelerini bekliyoruz.” Doktor: “Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalık görmedim.” Rahip: “İşte görevli geliyor, onunla konuşalım.” Rahip: ” Merhaba, Şu anda sahada olan grup ne zaman   çıkacak, neden bu kadar yavaşlar?” Görevli: “Evet onlar kör itfaiyeciler. Kulübümüzde […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 30 AĞUSTOS’U BİLMEYEN ZAVALLILARA … Nedim ISPARTA

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir” demiş. Doksanlı yılların başında Görsel Yayınlar Bölge Müdürüyken 3 yıl Kütahya bölgesinde çalıştım. O  zaman Dumlupınar İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olan arkadaşımın davetlisi olarak 30 Ağustos’ta 2 yıl törenlerde protokolde bayramı izleme fırsatı buldum. Cepheleri ve şehitlikleri gezdim. Atatürk kendisine […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • TEHLİKELİ ANALİZ… HIRSIZ KİM…?

    Bizi yönetenleri suçlamadan önce şimdi herkes bir kez daha düşünsün…BUYRUN : Okuyun…… !!!!!KOSGEB’e başvurup…araya adam sokarak KOBİ kredisi alıp… altındaki arabanın modelini yükseltiyor..KOBİ destek kredisi alıp… Deniz manzaralı dubleks daire alıyor…KOBİ kredisi alıp… Aldığı parayı iş yerini büyütmekte kullanmıyor… faize yatırıyor… hem taksitle yavaş yavaş geri ödüyor… hemde parasına para katıyor…İşsizlik maaşı alabilmek İçin, patronundan […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • İNSANLIK MI?.. Tanyol KIPÇAK

    Düşünen ve konuşabilen canlı varlık nedir sorusunun cevabı hiç şüphesiz insandır…Hiç birimizin itirazı yok herhalde…Pekiii..Yukarıdaki tarife uyan bir canlı…Yolda yürürken kazara çarptığı insana bırakın “pardon” demeyi ; yürü lan deyip “küfür”ediyorsa; otobüste,metroda yaşlısına yer vermeyip “saygı” göstermiyorsa; trafikte aracından el,kol hareketleri yapıp başka sürücüleri “taciz” ediyorsa; kadına gözü ile “sarkıntılık” ediyorsa;“O” insan mıdır?..Hakkı olmadığı halde […]
  • YÜCEL BAŞKAN’IN KULAĞINA FISILDAYIN

    Bandırma’da yapılan “2020-2024 Stratejik Planlamaya Esas Kuzey Gölge Şehir Çalıştayı’nın ardından Yücel Yılmaz ve Tolga Tosun Bandırma’da incelemelerde bulundu. Büyükşehir Belediyesi bizi toplantıya davet etmediği için Çalıştay’daki konuşmaları aktaramıyorum ama Bandırma’da inceledikleri yerleri ve izlenimlerimi sizlere kısaca yazacağım. “Birlikte yöneteceğiz, ortak akıl” gibi seçim öncesi vaatlerde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın, söylediği sözlerin somut […]
  • KÜÇÜK ALTIN- UĞUR SATILMA

    Futbol sezonunun başlamaması nedeniyle gündemi fanatik ve sığ tartışmalar henüz esir almadı. Bu boşluktan istifa edip atletizmden konuşmalı, zira tam zamanı! Son günlerde özel sporcularımızın Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC) tarafından düzenlenen Dünya Gençler Para Atletizm Şampiyonasında kazandığı başarıları gururla takip ettik. Ancak durumu başlarını okşayarak geçiştirdik. Sanırım bu güzel çocuklara gerekli ilgiyi ülke olarak gösteremememiz, […]
  • DİRENEN KADINLARIMIZ…

    “Biz kadınlar okumasınlar demek istemiyoruz. Kadın izdivaçtan sonra arzu ederse, vakit buldukça kendi hanesinde ulum-u aliyeyi de tahsil edebilir. Şeriatımız buna mani olmaz, belki teşvik eder… Fatma Aliye Hanım hazretlerinin dediği gibi, tesettüre riayet şartıyla, bizde de herhangi bir kadın ticaret edebilir.” Şeyhülislam Musa Kazım… … LATİFE hanım… Atatürk evinde Nutuk’u bitirip okuduktan sonra eşi […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 95.734
    -0,87%
  • ALTIN 271.49
    -0,43%
  • DOLAR 5.585
    0,33%
  • EURO 6.211
    0,26%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link