DOLAR31,0708% 0.17
EURO33,6790% -0.05
STERLIN39,4560% 0.03
FRANG35,2677% 0.06
ALTIN2.032,57% 0,77
BITCOIN1.627.0460.945

‘’HATAY BENİM ŞAHSİ MESELEMDİR’’

Yayınlanma Tarihi :
‘’HATAY BENİM ŞAHSİ MESELEMDİR’’

Sevgili okurlarım, sizlerin de bildiği üzere hepimizi derinden sarsan Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen illerimizden birisi de Hatay. Bu ilimiz, jeopolitik konumu ve kadim tarihi ile ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. İskenderun Körfezi, Hatay sayesinde Türk iç suyu oldu. Bu yönden Hatay, mavi vatandır. Hatay kaması, Akdeniz’in kapısıdır.
Hatay, ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hasta yatağından kalkıp vatan topraklarına kattığı vaz geçilmez parçamızdır. Sahip olduğu daha birçok değeriyle önemini anlatabileceğimiz Hatay’ın, deprem sonrası bir an önce normale dönmesi hedeflenmelidir. Demografik yapısının değişmesine asla izin verilmemelidir. Hatay’ın istikrarını korumak, Türk Milleti olarak hepimizin görevimizdir. Sevgili okurlarım, bunun farkında olarak Hatay’ımızın anavatana katılış sürecini dilim döndüğünce sizlere anlatmak istiyorum.
Hatay, 1516 yılında Osmanlı egemenliğindeydi. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra egemenliği Türklerin elinden çıktı. Savaş sonrasının çözümlenemeyen sorunlarından biriydi. Ancak Türkiye, Hatay’ı anavatana katmak için büyük çaba gösterdi. Üstelik Hatay savaşla değil, tamamen diplomatik başarı ile yeniden topraklarımıza katıldı. Tabi, bunda en büyük pay Atatürk’ündür.

Osmanlı Devleti ve İtilaf kuvvetleri arasında 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandı. Ardından Hatay, Fransızlar tarafından işgal edildi. 20 Ekim 1921 tarihinde de Türkiye ile Fransa arasında Ankara Anlaşması imzalandı. Hatay, Fransa yönetiminde Suriye sınırları içinde kaldı. Ancak bu anlaşmada yer alan hükümlere göre, büyük çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hatay’da özerk bir yönetim kurulacaktı. Türklere milli kültürlerinin korunmasında her türlü kolaylık sağlanacak. Ve Türkçe, resmi dil olarak kullanılacaktı. Bunun üzerine Fransa, Hatay ve çevresini “Kuzey Suriye Hükümeti” adı altında Milletler Cemiyeti’ne tescil ettirdi. Hatay, özerk bir yönetim olarak uluslararası alanda kabul gördü.

Fransa, 1935’de Suriye ve Lübnan üzerindeki mandasını kaldırdı. Bu gelişmenin etkisiyle bölgede dengeler değişti. Fransa, 9 Kasım 1936’da bölgedeki tüm haklarını Suriye’ye devretti. Ancak bu durumdan Türkiye memnun kalmadı. Ve Ankara Anlaşması’nın ihlal edildiğini ifade etti. Sorun çözülemedi. Konu Milletler Cemiyeti’ne götürüldü.

Fransa, Milletler Cemiyeti tarafından alınan bu kararı uygulamada isteksizdi. Bu durum karşısında Türkiye önemli bir hamlede bulundu. Türk askeri, Hatay sınırına yığıldı. Böylelikle Fransa olaya daha ılımlı yaklaşmak zorunda kaldı. Bunda Atatürk’ün rolü çok büyüktü. Atatürk, Hatay sorununu çözmekte kararlıydı. Hastalığının ilerlemesine aldırmadan Mersin ve Adana’ya gitti. Türk askerinin resmigeçit törenlerini yerinde izledi. Amacı, Suriye ve Fransa’ya gözdağı vermekti.

Atatürk’ün akıl dolu bu hamlesi çok geçmeden işe yaradı. Fransa, Hatay’a kendi valisi yerine bir Türk vali atadı. Daha sonra Türkiye ile Fransa tekrar masaya oturdu. Yapılan anlaşmada, Hatay’ın toprak bütünlüğü ve siyasi statünün ortak şekilde korunmasına karar verildi. 5 Temmuz 1938 tarihinde Türk askeri Hatay’a girdi. Bu, tarihi bir dönüm noktası demekti.

Kurmay Albay Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk tugayı sabah saatlerinde Payas’tan ve Hassa’dan sınırı geçerek Hatay’a ulaştı. Türk ordusunun Hatay’a ayak bastığı haberini alan halk sokaklara döküldü. Şehrin girişinde yaklaşık 100 bin kişilik kalabalık, orduyu bekliyordu. Türk tugayı, “Yaşasın Türk askeri, yaşasın Atatürk” nidaları altında şehre girdi.

24 Ağustos 1938’de seçime gidildi. Seçimle oluşturulan meclis 2 Eylül 1938’de açıldı. Ve “Hatay Cumhuriyeti” ilan edildi. Hatay’ın ilk ve aynı zamanda son cumhurbaşkanı olarak Tayfur Sökmen seçildi.

Meclis, Antakya’yı başkent yaptı. Hatay; Antakya, İskenderun ve Kırıkhan’dan oluşmaktaydı. Bir süre sonra Hatay’a, Reyhanlı ve Yayladağı da eklendi. İstiklal Marşı, milli marş olarak kabul edildi. Hatay’ın bayrağı ise, Atatürk’ün şeklini belirlediği Türk bayrağına benzeyen ama yıldızının içi kırmızı bir bayraktı.

Bir yıl sonra Avrupa’da Nazi tehdidi baş göstermeye başladı. Avrupa’da yaşanan gelişmeler üzerine Fransa, askerlerini Hatay’dan çekme kararı aldı. Hemen ardından Hatay Millet Meclisi, tarihi kararını vermek üzere toplandı. 29 Haziran 1939’da oybirliğiyle Hatay’ın, Türkiye’ye katılması kararlaştırıldı.

Mustafa Kemal’in kafasında Hatay’ın vatan topraklarına katılması konusu her zaman birinci önceliğini koruyordu. Atatürk’ün “40 asırlık Türk yurdu düşman elinde esir bırakılamaz. Hatay benim şahsi meselemdir. Hatay Benim Namusumdur. Hatay’ı mutlaka alacağım.” söylemi Hatay konusundaki düşüncesini belirtiyordu.

Hataylılar yaşamının son günlerine kadar Hatay için çalışan Atatürk’ü hiçbir zaman unutmazlar.

Kaynakça: Atatürk’ün Bütün Eserleri (Kitap)

YORUM YAP