ASSOS ANTİK KENTİ’NİN TARİHÇESİ « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

24 Ekim 2021 - 19:28

ASSOS ANTİK KENTİ’NİN TARİHÇESİ

ASSOS ANTİK KENTİ’NİN TARİHÇESİ
Son Güncelleme :

01 Ekim 2021 - 10:58

Assos, tarihi dokunun içinde filizlenmiş bir yerleşim alanıdır. Bütün cömertliğiyle üst üste var olmuş kültür katmanlarını konuklarına sunmuştur. Tarih, deniz, güneş, kum, doğa ve yemek değerlerinin bir arada bulunduğu destinasyon merkezidir. Müsellim Boğazı, Ege Denizi ve Midilli Adası’nı bilenler, her iki yakanın kültürel ortaklarına da tanık olmuştur.

Antik çağlar boyunca önemli bir liman ve yerleşim merkezi olan Assos’un adı,  literatürde Hitit imparatorluk çağında adı geçen Assuwa ile özdeş verilmektedir. Bu bölgeden Yunan ana karasına çalışmaya gönderilen kadınlardan Aswiai/Asyalı Kadınlar olarak söz edilmektedir. (M.Ö. 1200) Konumu itibariyle Assos, Karadeniz’e gidip gelen gemilerin uğrak liman görevini görmüş. Assos, liman vergisi ve denizaşırı ticareti ile zengin bir kent olmuş. Bu avantajını Osmanlı Devleti döneminde de devam ettirdiğini Piri Reis’in anlatımlarından bilmekteyiz. Özellikle Kadırga Koyu, Osmanlı donanmasına büyük hizmetler veren, önemli bir lojistik merkez olmuştur.

Assos Antik Kenti, bir volkan konisi üzerine konuşlandırılmıştır. Andezit yapıya sahip taşları hem mimaride kullanılmıştır hem de bu taşlardan üretilen lahitler ihraç edilmiştir. Antik dönemin yazarları, bu lahitlere insan yiyen taş adını vermiştir. Yapılan araştırmalar, bu tanımlamanın o dönemlerde kullanılan şap maddesinin Assos Taşı’ndan yapılan lahitlere serpildiğini kanıtlamıştır. Ünlü Medici ailesinin de şap ticareti sayesinde zengin olduğu bilinmektedir. Bunun yanı sıra, Antik Assos Limanı’ndan demir cevheri de ihraç edilmiştir. Kentin gelir kaynakları arasında şarapçılık ve zeytincilikte bulunmaktaydı. 1950 yılına kadar boya sektöründe kullanılan meşe palamudu bu antik limandan ihraç edilmekteydi. Son birkaç yıla kadar o eski palamut depoları otel olarak kullanılmaktaydı.

Mitielene Adası (Midilli Adası) adı, Hitit döneminde Lazba olarak bilinmektedir. Günümüz Laz bölgesinin Hitit dönemindeki adı ise Azzi ya da Assi’dir. M.Ö. 6. Yüzyılda basılan Assos paralarının üzerinde de Assi/Azzi adı yazılıdır. ‘’SS’’ ve ‘’ZZ’’ ikili harf kullanımı Anadolu dillerinin özelliğinden kaynaklanmaktadır. Bu harflerin ses değeri antik çağlarda zz’dir.  Assi/Azzi adı, Eski Anadolu Dilleri’ne ait bir sözcüktür. Bugünkü Lazzi anlamı, Assos’un tarihini Hitit dönemine bağlamaktadır. Bütün bunlar doğrultusunda bugüne Laz adı ile gelen Lazba’yı, Pedassa’yı ve Assuwa’yı diğer adıyla Assi/Azzi’yi işgal edip Marmara ile Karadeniz ticaretini yönlendirdiği söylenebilir.

Assos’un tepe noktasında, kurumsal binaların ve tapınakların yer aldığı Akropol bulunuyordu. 20 yılı aşkın bir süre Assos Kazı Başkanlığı görevini üstlenen rahmetli Ümit Serdaroğlu, Akropol Athena Tapınağı yapımının M.Ö. 525 yılına tarihlendirildiğini, Anadolu’da Arkaik Çağ’da Dor düzeninde yapılmış ilk ve tek tapınak olduğunu belirtmiştir. Ne yazık ki, tapınağın kabartmalı frizleri 1881 yılından itibaren hediye edilmiş. Herakles ile ilgili öykülerin anlatıldığı frizlerin önemli bir bölümü Boston Müzesi’ne, bir bölümü Louvre’a gitmiş. Bazı bölümleri de İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde kalmıştır. Antik kentin batı kapısında yer alan bölüm, dokuz asır boyunca (M.Ö. 7. yy.-M.S. 2. yy.) kesintisiz gömü alanı olarak kullanılmıştır. Ölüler yakılıyordu,  külleri küçük çömleklere konuluyordu. Üzerleri bir kapakla kapatılarak gömülüyordu. Çıkarılan bir lahitte ele geçen elliye yakın parçanın içindeki iki kukla bebek oldukça dikkat çekicidir. Bunlar arasından en görkemli olanları müzik aleti çalan, şarkı söyleyen ve dans eden kadın heykelciklerden kurulu bir kadın orkestrasıdır. M.Ö. 4. yüzyıla ait ve pişmiş topraktan yapılmış bu heykelciklerin bir başka örneği yoktur.

Assos’u ziyaret eden St. Paul ve St. Lukas, burada yaşayan halkın Hristiyanlığı benimsemesinde etkili olmuşlar. Tarih kitaplarında, Assos, Anadolu’nun tamamında Hristiyanlığı en erken kabul eden yerleşim merkezlerinden biri olarak yer almaktadır. Antik kentin sanatsal yaşantısına dair de şunları söyleyebiliriz.  M.Ö. 4. yüzyıla ait tiyatrosu beş yüz kişiliktir. Tiyatroya Roma döneminde eklemeler yapılmış. Ortaya çıkarılan sahne binasının yanından aşağı giden ve yanında bir su kanalı olan yolu,  iki bin yıldır bozulmamış olmaması oldukça dikkat çekicidir. Kentin güneybatısında yapılan çalışmalarda bir Hristiyan mahallesine rastlanılmıştır. Burada 6. Yüzyıla ait seramikler ele geçmiştir. Kentin yerleşimi Akropol çevresinde Tunç Çağı’na dek inmiştir. Arkaik ve Klasik Dönemler ile Hellenistik ve Roma dönemlerinde de aynı yerlerde sürdürülmüştür. Ortaçağ’da ise yerleşme surun dışına taşınmıştır.

Son olarak Assos Antik Kenti’nin yani günümüz Behramkale Köyü’nün mimari, kültürel, doğal değerlerinden bahsedecek olursak, kısaca şunları söyleyebiliriz; köy adını Assos’da görevli olan Bizanslı subay Makhram’dan almıştır. Bir zamanlar burada üç yılını geçirmiş ünlü filozof Aristo ile sıkça anılmaktadır. Assos kalıntılarının üzerine kurulmuştur. Antik kentin yönü güneye dönüktür. Behramkale Köyü’nün yerleşimi ise kuzeye doğrudur. Buna rağmen köy antik surların içinde kalmaktadır. Anıtlar Kurulu’nun aradığı koşullar nedeniyle köy içindeki hane sayısı artmaktadır.

Bu ölçüt, Assos mimarisi taş işçiliğinin en güzel örneklerinin korunmasını sağlamaktadır. Aşağı antik Assos şehrinde bulunan bir Bizans yapısındaki sütun, başlık, iç kapı ve dış lentosu gibi malzemeler de Bursa’daki Osmanlı döneminde yapılan Hüdavendigar Camisinde kullanılmıştır. Assos Antik Kenti ören yerine köyün içinden ve taş kaplı bir yoldan geçilerek ulaşılmaktadır. Bu özellik de ören yeri ve köy arasında bir bütünlük oluşturmaktadır. Yörede gelişmiş halı-kilim işçiliği, el emeği göz nuru üretimler ve köy halkının konukseverliği de bu tabloyu tamamlamaktadır. Antik liman da tarihsel dokusu, korunmuş mimari ve kültürel değerleriyle geleceğe olduğu aktarılmalıdır.

Kaynakça: Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu/Behramkale ASSOS (Kitap)                                                                                           Sema- İskender Azatoğlu/ ASSOS’dan AYVALIK’a DOĞA VE KÜLTÜR GEZİ REHBERİ (Kitap)

 

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.