Yayınlanma Tarihi :

ASIRLIK CUMHURİYET ÇINARI

ASIRLIK CUMHURİYET ÇINARI

Cumhuriyetimizin 100. yılına tanıklık etmenin coşkusunu, gururunu yaşıyoruz.
Gelecek kuşakların da, bu coşkuyu ve haklı gururu yaşamalarını gönülden dilerim.
Genç Cumhuriyetimiz, Anadolu’nun ücra köşelerinde dünyaya gözlerini açanlara KİMSE oldu. Bunlardan biri de benim. Sağladığı fırsat eşitliği ile ülkemizin değişik yerlerinde cumhuriyetin öğretmeni olarak görev yaptım.
Teşekkürler Cumhuriyetimize…
Bu ülkede eğitimli her insanın Atatürk’e ve Cumhuriyete borcu vardır.Bu insana onur kazandıran borç olduğu için de asla ödenemez!

Bir asır önce, Büyük Atatürk ; “Ordunuz yok, paranız yok, düşmanınız çok” diyenlere;
“Ordu kurulur, para bulunur, düşman yenilir” diyerek, elinde maddi hiçbir kuvvet olmadığı halde Türk milletine güvenerek, Samsun’da başlattığı eşi benzeri görülmemiş ulusal bağımsızlık savaşını büyük bir zaferle sonuçlandırmış ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurulmuştur. Cumhuriyeti kuran TÜRK MİLLETİ’dir.
Büyük kurtarıcı cumhuriyeti kuranları; “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”  diyerek tanımlamıştır.

Cumhuriyet yönetimi de; Türk ulusunun doğasına ve geleneklerine en uygun yönetim olduğu için tercih edilmiştir. Cumhuriyet Anadolu’nun bağrından çıkmıştır. Gücünü de; Büyük Atatürk’ün; “Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlâtları, hep aynı cevherin damarlarıdır.” (1923) dediği bu damarlardan almaktadır.

İşte bu nedenle “Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız.” 1923 (Atatürk’ün S.D. III, S. 71)

Cumhuriyetimiz zayıf değildir. Kurucusu da, savunucusu da Türk Milleti’dir. Türk Millet’i var oldukça Cumhuriyetimiz var olacaktır.

Yüz yıllık sürecin muhasebesini yaptığımızda ülkemizi çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarma mücadelesinde pek de başarılı olduğumuz söylenemez.
Akıl ve bilimden uzaklaştıkça; eğitimden sağlığa, siyasetten adalete, tarımdan ekonomiye v.b. gibi alanlarda hedeflerin çok uzağına düştük.

Hani demiştiniz ya;
“ Bilirsiniz ki, ekonomisi zayıf bir millet fakirlik ve yoksulluktan kurtulamaz; toplumsal ve siyasî felâketlerden yakasını kurtaramaz…” 1924 (Atatürk’ün S.D.II S.182)

İşte tam da bu süreci yaşıyoruz.
Sanki, “Yeni Duyunu Umumiye” dönemine doğru yelken açtık gidiyoruz!..
Atatürk ve Cumhuriyet dönemine yönelik bazı siyasilerin ve yerel yöneticilerin Cumhuriyetin 100 yıllık sürecini “Parantez arası”, “zulüm dönemi, fetret devri” olarak nitelemeleri kendi yetersizliklerinden başka bir anlam ifade etmez.

Bütün eksiklerimize rağmen Cumhuriyetimizi ikinci yüz yıla taşıdık.
Şimdi görev yarından tezi yok, Atatürk’ün Devrim ve ilkelerini yaşatarak memleketimizi YENİ ÇAĞLARA taşıyabilmektir.
Bunun ilk basamağı da gençlerimizin eğitilmesi olacaktır.
Buradan gençlerimize de Falih Rıfkı Atay’ın sözleriyle seslenelim;
“Gençler, bizim çektiklerimizi çekmemek ve bu halka çektirmemek için, Atatürk ‘ü unutmayın. Mustafa Kemal bizimdi, Atatürk sizindir.”

Gençler! Cumhuriyetimizin 200. Yılında ATATÜRK sizindir. Sizinle birlikte ;
“Türkiye Cumhuriyeti, her mânası ile, büyük Türk milletinin öz ve aziz malıdır. Kıymetli evlâtlarının elinde daima yükselecek, ebediyen yaşayacaktır.”

“Bu ülkenin aydınlık insanları. Size Cumhuriyet yakışır.”

En büyük bayramın 100.yılı kutlu olsun.

29 Ekim 2023
Ayhan Öztürk

Kaynak : balikesir24saat

YORUM YAP