22° Açık
  • EURO 6.53
  • DOLAR 5.92

ANAFARTALAR ZAFERİ -2-

Yazarlar - 12 Ağustos 2019 15:30 A A

EMPERYALİSTLERİN BELİ NASIL KIRILDI
Çanakkale Savaşlarını İngilizler safında başından sonuna kadar izleyen savaş muhabiri Ashmead-Bartlett Times gazetesinde 19 Mayıs 1916 tarihli makalesinde yazdıklarını okumak bile olayı gözler önüne seriyor :
“10 Ağustos günü Anzak birlikleri büyük gayret sarfetmişler ve Conkbayırı sırtlarına ulaşmışlarsa da ele geçirdikleri yeri koruyamamışlardır. Hele Ghurkalardan bir tabur Conkbayırı’na çıkabilmişti. Fakat Türkler karşı saldırıya geçerek tepeler üzerinde bulunan askerlerimizi bayırın eteklerine sürmüşlerdir. Bu savaş devler ülkesinde bir devler savaşıydı.
10 Ağustos sabahı Türkler, şafakla beraber Conkbayırından son derece şiddetli bir saldırışla süngü hücumunda bulundular. Hayatlarını küçümseyip alay ederek yapılan bu hücum karcısında birliklerimiz sırtların eteklerine doğru çekilmek zorunda kaldılar. Fakat bu saldırı karadaki sahra ve obüs toplarımızın şiddetli ateşi ile cezasız bırakılmadı. Türklerin yanaşık düzen¬de ve birbiri gerisinde tertiplenmiş dört piyade hücum hattının şiddetli saldırısı ancak bu etkili topçu ateşi altında kırılabildi.
Gelibolu yarımadasında savaş başlayalıdan beri topçularımızın kalplerini keyif ve sevinçle dolduran bu kadar geniş ve iyi düzenlenmiş bir hedef hiç görülmemişti. Gemi toplarının hücum safları arasında patlayan mermilerinin havaya uçurduğu insanlar, parça parça etrafa saçılıyordu. Bu cehennemi topçu ateşi bile Türk saldırısını durduramadı. Son olarak on makineli tüfeği¬mizin yakın mesafeden yaptıkları yarım saat süren ateşle bu müthiş saldırı durdurulabildi. Bu tüfeklerin namluları kıpkızıl ocaktan çıkmış bir demir haline gelmişti. Türkler bizi Corkbayırı’ndan çıkardılar. Bu kendilerine pahalı¬ya mal oldu. Bölgenin önemini takdir eden Türkler, bugün pek büyük bir cesaret ve yiğitlikle savaştılar. Conkbayırı’nı bize kaptırmamaya çalıştılar ve başardılar”.

İNGİLİZLERİN SUVLA ÇIKARMASI
İngiliz kumandanlığı Temmuz ayı başından itibaren Suvla kıyılarına bir çıkarma hazırlığına girişti. Bu harekatı bir baskın olarak yapmak Anafartalar sırtlarından boğaza inerek Türk ordusunun karadan bütün ikmal yollarını kesip teslime zorlamak planlarıyla hareket ederek, yapılan bütün hazırlıkların Seddülbahir ve Arıburnu’nun güneyine yapılacağı kanaatini uyandırdılar. 
Böyle bir harekatın bütün işaretlerini alan Türk ordu kumandanlığı bütün kuvvetlerini Seddülbahir’e doğru yönlendirdi.
İngilizler ön hazırlıklarında başarılı olmuşlar gerçek hedeflerini bizden gizleyebilmişlerdi. 6-7 Ağustos gecesi İngilizler Suvla Limanına gece saat 10 dan gün doğuncaya kadar 13700 asker 12 top çıkarabildiler. Gün doğduktan sonra da devam eden çıkarma ile 7000 asker 44 top daha çıkarıldı.

ÇIKARMA
Zifiri karanlık içinde 6 Ağustos gecesi on muhribe bindirilmiş on binden fazla İngiliz asker her muhribin yanında bir motorlu duba, yedeğinde muhafız gemileri ile saat 21:30 da Suğla kıyılarına yaklaşmaya başladı. 
Bunların gerisinde İngilizler bulabildikleri her şeyi, büyük Atlantik posta gemileri, muavin gemiler, Kuzey denizin balıkçı gemileri, tahliye sandalları, mavnalar, Süveyş kanalında kullanılan yük gemiler, kruvazörler, monitorlar, hastane gemileri, yatlar, kablo gemileri, balon gemileri, Taymis nehrinde kullanılan romörkörler bulunuyordu. 
Sahile yanaşan muhripler demir atar atmaz İngiliz askerleri büyük bir düzen içinde dubalara alındı. Dubalar sahile yaklaştı. Sahilde çıt çıkmıyordu. Etraf son derece sakin ve sessizdi. Yarım saat içinde dört tabur sahile çıktı.

SPOR (MU)?
9 Ağustos gece yarısı Liman Paşanın yaveri süvari binbaşı Prigge Conkbayırına 4. Fırka kumandanı Cemil (Cenk) beyin yanına gelir. Yanında getirdiği Anafartalar Gruba Kumandanlığına tayin edilen Mustafa Kemalin emrini tebliğ eder.
Bu arada askerler esir aldıkları iki Yeni Zelandalı subay ile 20 er getirirler. İngilizce bilen Prigge subaylardan birine “Niçin buraya geldiklerini” sorar. Yeni Zelandalı subay “Ah.. Bu bir spor..!” cevabını verir… 
Belki de gerçekten on binlerce kilometre öteden gelip Türkleri öldürmek onlar için bir spordu. Ama kanları pahasına bedel ödedikleri bir spor.
Onlar macera için gelmişlerdi. Tarih bilmedikleri için Türkleri küçümsüyorlardı. Fakat Türkler vatanlarını, namuslarını savunuyorlardı. Bu namus analarının, hanımlarının, kız kardeşlerinin namusuydu. Vatan borcuydu canlarını vererek ödemeleri gerekiyordu ve hiç düşünmeden ölüyorlardı…

9 AĞUSTOS – ANAFARTALAR GRUP KUMANDANLIĞI
Gece saat 10 – (Albay Mustafa Kemal Bey)
29. Alayın gelmekte olduğu bildirildi. Elimde 23. Alaydan başka sağlam güç yok. 41. Alaydan haber yok.
8. Fırka kumandanı Miralay Ali Rıza Beye yarın şafakla Conkbayırı – Şahinsırt hattında düşmana taarruz edeceğimizi bildirdim.
Taarruz için şu emri verdim: 
8. Fırka kendine ilhak olunan taze kuvvetlerle yarın fecirler beraber Conkbayırı – Şahinsırt’taki düşmanı tart ve teb’it edecektir (kovulacak ve uzaklaştırılacaktır). Diğer fırkalar, bidayette başlangıçta piyade topçularıyla ateş etmeyip 8. Fırkanın hücumundan sonraki taarruzu teshil (kolaylaştırma) edeceklerdir.
Yedinci ve on ikinci fırkalar bugün ilerledikleri hatları tahkim ve muhafaza edeceklerdir.
Ben bu geceyi Conkbayırı’nda ve 8. Fırka karargahında geçireceğim. 7. ve 12. fırkalarla Anafartalar mıntıkası kumandanı raporlarını Çamlıtekke’ye, diğer fırkalar Conkbayırı’na göndereceklerdir.
Anafartalar Grubu Kumandanı
M. Kemal

Saat 10:20 den sonra aşağıdaki gibi tebliğ edilmiştir.
– 4. Fırka kumandanlığına (telefonla)
– 7. Fırka kumandanlığına (emir atlısı ile)
– 8. Fırka kumandanlığına (not ettirilmiştir)
– 12. Fırka kumandanlığına (telefonla)
– 9. Fırka kumandanlığına (telefonla)
– Anafartalar Mıntıkası kumandanlığına (telefonla)

10 AĞUSTOS ANAFARTALAR (TÜRK TARAFI)
Albay Mustafa Kemal anlatıyor: 
“41. Alay hücum anına kadar gelemedi. Yanlış yere gitmiş. 8. Fırka tertibatını almıştı. 23. Alayın iki taburu önde birinci hatta harp saffı durumda bir taburu geride olmak üzere Conkbayırı’na doğru hücuma hazırdılar. 28. Alayda aynı şekilde Şahin sırtta hücum tertibatı almıştı. Şafak sökmek üzereydi. Artık hücum anıydı. Saatime baktım dört buçuğa geliyordu. Birkaç dakika sonra ortalık tamamen ağaracak ve düşman askerlerimizi görebilecekti.
Düşmanın piyade ve mitralyöz ateşi başlarsa, kara ve deniz toplarının mermileri bu sıkı nizamda duran askerlerimiz üzerinde bir defa patlarsa hücumun başlayacağına şüphe etmiyordum.
Hemen ileri koştum. Fırka kumandanına tesadüf ettim. O da ve her ikimizin refakatimizde bulunanlarla beraber olduğu halde hücum safının önüne geçtik. Gayet seri ve kısa bir teftiş yaptım. Önünden geçerek yüksek sesle askerlere selam verdim ve dedim ki:
Askerler, karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Evvela ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız!
Kumandana ve zabitlere de işaretime askerlerin nazarı dikkatini celbetmelerini emrettim.
Ondan sonra hücum safının önünde bir yere kadar gidildi ve oradan kırbacımı kaldırarak hücum işaretini verdim.
Bütün askerler, subaylar, artık her şey unutmuşlar, nazarlarını, kalplerini verilecek işarete toplanmış bulunuyorlardı. Süngülerini ve bir ayaklarını ileri uzatmış olan askerlerimiz ve onların önünde tabancaları, kılınçları ellerinde subaylarımız kırbacımın aşağı inmesiyle demirden bir kitle halinde aslanlar gibi bir hücumla ileri atıldılar. Bir saniye sonra düşman siperleri içinde asumani bir gulguleden (gökten gelen gibi bir sesten) başka bir şey işitilmiyordu: Allah… Allah… Allah..!
Düşman silah kullanmaya vakit bulamadı.Boğaz boğaza kahramanca mücadele sonunda ilk hatta bulunan düşman kamilen imha edildi.
Dört saat mücadeleden sonra 23. ve 24. Alaylarımız Conkbayırını tamamen düşmandan temizlediler.
28. Alayda Şahinsırtın en yüksek sırtını kurtardıktan sonra Sarıtarla – Ağıl üzerine batıya saldırdılar. Önlerine rastlayan düşman kıtalarını mağlup ediyorlardı. 28. Alayın bir kısmı Şahinsırtın boyun noktasında yerleştirilmiş düşman mitralyözlerinin etkisi ateşinden daha yoğun topçu ateşiyle Conkbayırını cehenneme çevirmişti.
Gökten şarapnel ve demir parçaları yağıyordu. Büyük çaplı deniz toplarının tam isabetli daneleri yerin içine girdikten sonra patlıyor yanımızda, kenarımızda büyük çukurlar açıyordu. Bütün Conkbayırı kesif dumanlar ve ateşler içinde kaldı. Herkes mütevekkilane sonuna hazır duruyordu. Etrafımız şehitler ve yaralılarla doldu.
Muharebe meydanında cereyan eden hali izlerken bir şarapnel parçası göğsümün sağ tarafına çarptı. Cebimde bulunan saati parça parça yaptı. Vücuduma girmedi yalnız derin bir kan lekesi bıraktı.
Saat öğle vaktinde yaklaşıyordu. Askerlerimiz sekiz saatten beri ölümle pençeleşmekten yorulmuşlardı. Zayiatımız da mühimdi. Saat 12:15 de 8. Fırka kumandanına şu emri verdim:
Taarruzu kat ediniz (kesiniz). Conkbayırı ve Şahinsırtın garba en hakim noktası daima elde bulundurulacak surette kıtaatınızla işgal ettiğiniz hattı tahkim ediniz.
Anafartalar Grubu Kumandanı
M. Kemal
Hücum emri verilir verilmez büyük bir heyecanla İngiliz siperlerine adeta akan Türkler buraları tıklım tıklım doldurdukları için pek rahat hareket edemeyen İngilizleri bir anda bitiriverdiler.
Sağ tarafta derenin kenarında hareket etmekte olan İngilizler hiç beklemedikleri bir baskından şaşkına uğrayarak kaçmaya başladılar. Birkaç dakika içinde İngiliz siperlerinin ikinci hattı da zapt edildi. Fakat Topbayırı kuzeyindeki mevzide bulunan Yeni Zelanda makinalı tüfekleri müthiş ateşi Türkleri durdurdu. Artık burada sadece ölüm vardı.
Diğer taraftan Türk kuvvetleri Conkbayırı dik yamaçlarından Çiftlik mevziine doğru durmadan akıyordu. Burada göğüs göğüse muharebeler oluyordu. General Cooper burada ağır yaralandı. İngilizler geri hat siperlerini de terk ederek daha da geriye çekildiler. Fakat bu müthiş boğuşmada Türkler de hayli yıpranmışlardı. İngilizleri takip edecek kuvvetleri kalmamıştı. 
Conkbayırı kuzeyindeki İngiliz birliklerine de önce el bombaları ile saldırıya geçen Türkler ilk hat siperlerine kolayca girmişti. Ağıldere istikametine çekilen İngiliz birlikleri öylesine karışık bir hale gelmişlerdi ki toparlanmaları mümkün olmadı. İngilizlerin “Türkleri mutlaka yeneriz” ümidiyle başlayan Suvla ve Conkbayırı harekatı Türklerin beklenilmeyen direnişi önünde önce durmuş sonra da yenilmişti. 
Buralarda muharebeye 50.000 den fazla İngiliz kıtaatı muharebeye sokulmuş, üç günde 18.000 kayıp vermişlerdi. 
Başlangıçta boş olan Conkbayırı ve Suvla tepeleri artık her saat çoğalan Türk askerlerinden başkasına ait olamazdı.
6. ve 22. Ağustos tarihleri arasında İngilizler buradan 22.000 yaralı ve hasta göndermişlerdi. 
Bu yaralı ve hastaların da hesaba katılacağı kayıplar listesi bu son harekatın İngilizlere neye mal olduğunu göstermeye yeter.
10 Ağustos akşamı Sir Lan Hamilton hatıra defterine şunları yazıyordu: 
“Türkler… ancak bizi Conkbayırından atmak suretiyle vazifelerini yapacaklarını anladılar ve böyle yaptılar…”

9-10 AĞUSTOS
Sabaha karşı;
Şafak sökmek üzereyken Tekketepe ayrıntısı hala boştur. 32. İngiliz Tümeni Hamilton’un bir gece önceki umutlarını boşa çıkarmış, yola çıkmadan önce gereğinden fazla vakit kaybetmiştir. Askerler sık çalılar arasında toplanmaya çalışırken yedi saat geçmiş keçi yollarına girip kaybolanların bulunması tümenin tepenin yanında toplanabilmesi için sabaha doğru 3:30 a kadar uğraşılması gerekmişti. Saat 4:00 da birlikte hareket geçerler. Ama yarım saat daha geçmiştir. Tam öndeki alayın askerleri ilerlerken Türkler üzerlerine atılırlar. M. Kemalin askerleri tüm İngiliz tümenini yok eden korkunç bir saldırı yaparlar. Birkaç dakika içinde bütün subaylar öldürülür, tabur ve tugay karargahları aşılır. İngiliz askerlerinin hepsi kargaşa içinde kaçmaya koyuldular. Makinalı tüfek ateşi çalılıkları ateşe verir. Burada saklanan askerler de yangının etkisiyle açığa çıkarlar. Askerlerin çoğu Tuz gölüne varmadan durmazlar (Moorehead – s: 261 – 262)

(BU GECE GECENİN HERHANGİ BİR SAATİNDE KALKARSANIZ, SABAHA KARŞI SAAT 4.30 DA, ANAFARTALAR BÖLGESİ KUMANDANI ALBAY MUSTAFA KEMAL’İN(ATATÜRK) SİPERDEN ÇIKARAK, SÜNGÜ TAKILI TÜFEKLERİNİ SIMSIKI KAVRAMIŞ, DİŞLERİ KENETLİ, KENDİSİNE BAKAN BİNLERCE MEHMEDİN ÖNÜNE GEÇEREK KARANLIKTA İLERLEDİĞİNİ, BELLİ MESAFEYE GELDİĞİNDE ELİNDEKİ KIRBACINI İNDİREREK HÜCUM İŞARETİ VERDİĞİNİ, GÖZÜNÜZ ÖNÜNE GETİRİN.

O GÜN RAMAZAN AYININ SONLARIYDI. ATATÜRK’ÜN EMRİYLE SAHURDA “SICAK UN ÇORBASI” İÇİLMİŞTİ. O GÜN VE ONDAN SONRAKİ GÜNLER MEHMETLER, ORUÇLARINI ŞAHADET ŞERBETİYLE AÇTILAR.

EĞER BU GÜN, BU TOPRAKLAR ÜZERİNDE, BU BAYRAK ALTINDA, HÜR VE KİMSEYE, HİÇ BİR YABANCIYA BOYUN EĞMEDEN, IRZ VE NAMUSUMUZDAN EMİN YAŞIYORSAK, BU UĞURDA ŞEHİT OLAN GENCECİK VATAN EVLÂTLARINA BORÇLUYUZ. ONLARA DUALAR OKUYUN.

EĞER BU GECE GECENİN HERHANGİ BİR SAATİNDE KALKARSANIZ, KARANLIĞI DİNLEYİN…DİNLEYİN KARANLIĞI.. BİZİM İÇİN ŞEHİT OLAN MEHMETLERİN SON KALP ATIŞLARINI DUYAR GİBİ OLACAKSINIZ..

BUGÜN SINIRLARIMIZDA, ARAKOLLARIMIZDA, BİZİM GÜVENLİĞİMİZ İÇİN NÖBET TUTAN BİNLERCE ASKERİMİZİN, JANDARMAMIZIN, POLİSİMİZİN NABIZLARINI, NEFESLERİNİ DUYACAKSINIZ. ONLARA DUALAR OKUYUN.. 
DİNLEYİN KARANLIĞI… 
KARANLIĞI DİNLEYİN28Ismail Kurtlak, Enez Saffet ve 2

Bu haber 264 kez okundu.
Yazarlar - 15:30 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    MEHMET AMCA’NIN KALBİ DAHA FAZLA DAYANAMADI
    2 Temmuz 1993’de Sivas’ta katledilen aydınlardan İnci Türk’ün babası Mehmet Türk 77 yaşında vefat etti. Samsun’daki oğlu Prof. Dr. Taner Türk’ü ziyarete giden Türk, burada geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Yıllarca kızının acısıyla yaşayan Mehmet Türk, Sivas katliamının 26. yılında Balya’da İnci Türk’ün mezarı başında yapılan anma törenine eşi Necla ile katılırken, ” Karşımızda […]
  • 02
    SPORUN EN İYİLERİ
    Balıkesir’de Amatör Spor Haftası , Sporun En İyileri ödül töreni ile sona erdi. Törene “Barış Pınarı Harekâtı” damga vurdu. Salon Türk bayrakları ile donatıldı. Vali Ersin Yazıcı, “Milletimizin duası ordumuzla beraberdir” derken, ödül alan sporcular da asker selamı verdi. Amatör Spor’un Enleri ödül töreni Avlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Törene Vali Ersin Yazıcı, Büyükşehir […]
  • 03
    EY HUKUK!.. GELİRSEN 3 KERE VUR!
    1988’de Ankara, İstanbul, 9 Eylül, Marmara, Dicle ve Selçuk Hukuk Fakülteleri vardı sadece. Geliyoruz bugüne. 30 yıl sonra bakmışsınız ki sayı 77. Yazıyla yazalım yetmişyedi. Kaç kat? Gönül isterdi ki “yetmişyedi kere maşallah” diyelim. Diyemedik. Diyemeyiz. Yozgat’tan tutun Kırklareli’ye.. Yalova’dan tutun Bolu’ya Fakültesi var. Var da, fakülte açınca “hukuk var” da diyebiliyor muyuz? İşte geçenlerde […]
  • 04
    MUCİZENİN ADI 29 EKİM … (3)
    İşbirlikçiler boş durmuyordu… “İstiklalimizi temin edebilmek için, kuvvetli bir devletin yardımına muhtacız, o devlet ki İngiltere’dir, bizi elimizden tutmalı, yaşamaya layık bir kuvvet halinde bizi muhafaza eylemelidir.”1919 Ref’i Cevat Ulunay “Birçokları, “bizimle insanlık maksadıyla ilgilenecek, sonra kendiliğinden çekilecek bir devlet bulunamaz, bu bir hayaldir” diyorlar. Biz iddia ediyoruz ki, böyle bir devlet vardır ve Amerika’dır. […]
  • 05
    BAL-KES’E İZMİR’DEN SPONSOR!
    Balıkesirspor,  Ekol Göz Hastaneleri ile isim ve kol sponsorluğu, Ekol Hastaneleri ile de göğüs sponsorluğu için 1+1 yıllık sözleşme imzaladı. Sezon başında Baltok ile sponsorluk sözleşmesini sona erdiren  kırmızı beyazlıların  yeni ismi Ekol Göz Balıkesirspor oldu. Sponsorluk anlaşması bugün Balıkesirsor tesislerinde düzenlenen törenle imzalandı. Bu anlaşmaya imza atmanın gururunu yaşadığını söyleyen Balıkesirspor Başkanı Kadir Dağlı, […]

YAZARLARIMIZ

  • POSTMODERN SÜREÇTE EĞİTİM … ALİ TÜRER (*)

    Postmodern Akımı Lyotard, J.Baudrillard, M. Foucault, Frederic Jameson ve Jacques Derrida gibi düşünürler tarafından geliştirildi. Bazı düşünürlerin Nietzsche’nin çöküş belirtisi olarak gördüklerini (Dekadans) Postmodernizmin habercisi olarak gördüklerini,  Feyarabent’in “Yönteme Hayır” yaklaşımının bu akımı beslediğini belirtelim. Bu akım dünyada etkisini, ağırlıklı olarak 1980’lerden itibaren hissettirmeye başladı. Piaget ve Vygotsky tarafından geliştirilen öğrenme kuramı “Yapılandırmacılık”, Postmodern süreçte […]
  • EY HUKUK!.. GELİRSEN 3 KERE VUR!

    1988’de Ankara, İstanbul, 9 Eylül, Marmara, Dicle ve Selçuk Hukuk Fakülteleri vardı sadece. Geliyoruz bugüne. 30 yıl sonra bakmışsınız ki sayı 77. Yazıyla yazalım yetmişyedi. Kaç kat? Gönül isterdi ki “yetmişyedi kere maşallah” diyelim. Diyemedik. Diyemeyiz. Yozgat’tan tutun Kırklareli’ye.. Yalova’dan tutun Bolu’ya Fakültesi var. Var da, fakülte açınca “hukuk var” da diyebiliyor muyuz? İşte geçenlerde […]
  • DÜNYA BALIKESİRLİLER GÜNÜ ŞEREFİNE : BALIKESİRLİ OLMAK..

    Bin yıl kadar önce, geldik bu topraklara. Biz Türkler, bin yıla yakın bir süredir bu topraklardayız. Dağına, taşına, ovasına, tepesine, deresine, ormanına ismimizi verdik. Bayrağımızı diktik. Damgamızı vurduk. Zamanı geldiğinde, devletin bekası, dirliği, düzeni için İmparatorluğun her yerine savrulduk.. Cepheden cepheye koştuk. Dağdan dağa uçtuk. Denizlerden geçtik. Devletimiz ayakta kalabilsin, bayrağımız başımızın üstünde durabilsin, halkımız […]
  • “SAVAŞA HAYIR”

    Birinci Körfez krizi sırasında Turgut Özal bir koyup üç alacağız diye milleti ABD ile birlikte Irak’ı işgal etmeye ikna etmek istedi ama başaramadı. Erdal İnönü liderliğindeki SHP’nin sıkı muhalefeti Türkiye’yi bir insanlık suçuna ortak olmaktan kurtarmıştı. Üstelik SHP içindeki muhalif gurubun savaşa hayır dememesine rağmen. Eğer savaşa dâhil olmuş olsaydı Türkiye 100 bin civarında Iraklının […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • ZEYTİNLİ’Yİ SANATLA BULUŞTURAN RESSAM ÜLKÜ ACAR

    Kızılkeçili’ye veda,  Anıt Ağaç’a bir merhabadır. Anıt Ağaç’ın, göklere uzanan dalları onu çok daha görkemli kılıyor. Tanık olduğu geçmiş, insanda merak uyandırıyor. Gövdesine dokununca sanki eski güzel günleri yaşıyor gibi insan. Manevi huzuru yaşatan Anıt Ağaç günümüzde pek çok turistin ilgisini çekmektedir. Kazdağları’na düzenlenen turların uğrak noktasına haline dönen Anıt Ağaç ile vedalaşmak zor olsa […]
  • KAZDAĞLARI’NDAN MARMARA’YA, SUSURLUK ÇAYI’NDAN GÖNEN’E…

    Bu yaz Balıkesir’de gündemi çevre olayları belirledi.Özellikle Çanakkale Kirazlı’dan Havran Demirtepe’ye, Balya Orhanlar’a kadar uzanan altın arayışı Balıkesir’de çevrecilerin haklı tepkilerini getirdi. Bu konuda yazılmadık, söylenmedik laf kalmadı. 5 Ağustos’taki büyük buluşmada görme engelliler bile vardı ama gerçekleri görmek istemeyen bazıları hala “Kirazlı Kazdağları’nda değil, Kazdağlarına 40 km uzaklıkta” demeyi sürdürüyor.Bazıları ise Edremit Körfezi’ndeki yapılaşmaya […]
  • YÖRSAN VE KAYSÜT … ERDOĞAN DUR

    Tarım ve hayvancılığın Balıkesir için önemi çok büyüktür. Büyüklüğü, Balıkesir topraklarında nüfusun yüzde 35’ine yakınını oluşturan, 400 bin civarında nüfusun bu sektörden geçiniyor olmasından; Türkiye gıda üretimine temel oluşturmasından; topraklarının tarıma ve hayvancılığa elverişli olmasından ve bitkisel eko sistemin hayvan etine kattığı bulunmaz nefasetten kaynaklanıyor. 2000’li yıllarla birlikte Balıkesir Hayvancılığı yeni bir boyuta geçiş yaptı. […]
  • AH MANASTIR AH… ( BALKANLAR GEZİSİ 3)

    Manastır Askeri İdadisi anı defterine bir şeyler yazmak isteyen gezi arkadaşlarımla sıraya giriyoruz. Hepimiz anılarda yer alsın diye duygularımızı anı defterine  döküyoruz. Sıra bana gelince ATA’ma sesleniyorum. İçimden geldiğince. Doğaçlama. Hiç kurgulamaca olmadan dökülüyor sözcükler. Silip yeniden yazma şansımız da yok. Ne yazdıysak  , o kalıyor orada. İçimden geldiği gibi yazıyorum. Yüreğimden geçenlerin tümünü yazmak […]
  • NEFES – Hakan TOPALOĞLU

    Soluk da diyebilirsiniz. Dua anlamı da taşıyor, duman anlamı da. Hatta şiir anlamı da taşıyor nefes. Nefes, aynı zamanda bir film ismi. Hani komutanın askerlerine “sen uyursan herkes ölür” diye bağırdığı film. Nöbette uyumanın ölüme yol açacağını anlatan efsane replik. Ölümün bizi uykuda yakalaması sadece terörün bir sonucu mu?.. Değil elbette. Araç kullanırken uyursanız, ölürsünüz. […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • ‘BİZ 9 KARDEŞİZ’- İbrahim ERGÜL

    Hafta sonu Balıkesirliler Dernekleri Platformu’nun (BALDEP) Gönen’de gerçekleştirilen 8’nci çalıştayını takip ettim.Programın termal oteldeki ikinci bölümü yarım saat geç başlayınca,benim gibi toplantıya saatinde önce gelen Ahmet Akın’la daha geniş sohbet etme fırsatım oldu. Ahmet Akın’ın TBMM de Balıkesir’i temsil eden dokuz milletvekilinden biri olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Balıkesir milletvekili Ahmet Akın’la daha […]
  • FIRTINALAR HAVZASI… İhsan DURAK

    Sonbahar, yaprak dökümü fırtınalarının yaşandığı zaman dilimindeyiz. Söz gelimi; kestane karası fırtınası, kuru yaprakları döken yönü belli olmayan karışık fırtınalar, doğanın kendi yasalarını uygular. Affı, hoşgörüsü, dini, imanı yoktur, zengin -fakir ayırmaz. Kavurucu sıcak günlerden serin, fırtınalı, rüzgarlı yağışlı günleri yaşamaktayız. Tufanlardan insanlarımızı Hakk saklasın… Bu dönemde, insanın kendi kendine, kendi aklını kullanması konusunda düşünürlerin […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 30 AĞUSTOS’U BİLMEYEN ZAVALLILARA … Nedim ISPARTA

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir” demiş. Doksanlı yılların başında Görsel Yayınlar Bölge Müdürüyken 3 yıl Kütahya bölgesinde çalıştım. O  zaman Dumlupınar İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olan arkadaşımın davetlisi olarak 30 Ağustos’ta 2 yıl törenlerde protokolde bayramı izleme fırsatı buldum. Cepheleri ve şehitlikleri gezdim. Atatürk kendisine […]
  • SİYASET ÜSTÜ ŞEHİR ŞURASI

    Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın Şehir Şûrasındaki açıklamalarını dikkatle okudum. 20 ilçe ile birlikte siyaset üstü bir yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini belirterek, “Stratejik planlamayı pas geçmek veya yeterince iyi düşünmeden kağıt üstünde bırakmak şehre, yaptığımız işe haksızlık olur” Şimdi tabii bizim yaşımızda olan birçok kimse bunları okuduğunda, “Biz ne stratejik planlamalar gördük” diyeceklerdir ki, biraz […]
  •  HANGİSİ DAHA ÇOK GÜNAH…?

    Tarım ve Orman Bakanlığı hileli ürünleri açıkladı. Tam 200 sayfa. Kimler yok ki? En büyük firmalardan en büyük markalara kadar. Hani sen ayda bir kez ya da iki kez cüzdanına baka baka aldığın yarım kilo kıyma ya da bir bükme sucuk var ya hah tam da o direk domuz etiymiş. Arkadaş domuz eti satmak suç […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • KEŞKE… Tanyol KIPÇAK

    Yıllardır “siyasetçi” olamadım bundan sonrada olamam herhalde!.. Yapamam!.. Dilim durmaz!.. Parti menfaati uğruna “beyaz’a siyah” diyemem!.. İyi yapılana “iyi”, kötü yapılana “kötü”… Doğru’ya “doğru”, yanlış’a “yanlış”… Demezsem kendimi inkar ederim!.. İktidar olsam bile, gerekirse “muhalefet” ederim. Onun için de “siyasetçi” olamam!.. Bana soran mı var, neden yazdım bunları.. Siyasetçileri dinlerken sinirlerim bozuluyor da ondan.. Abuk-subuk, […]
  • BANDIRMA “KADINA YÖNELİK ŞİDDETE” HAZIR OLSUN

    Başlık biraz sizleri rahatsız etmiş olabilir ama geçtiğimiz günlerde kızının gözleri önünde bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut’un durumu acı bir ders olarak karşımıza çıktı ve bizler bir kez daha çaresizlikle yüzleştik. Kadına yönelik şiddetten her birimiz sorumluyuz ama yaşanan vahşet dolu cinayetlere rağmen pek bir şey yapmıyor, hatta yapanların da engellendiğine tanık olup sesimizi çıkartmıyoruz. Konuyu […]
  • SİHİRLİ DEĞNEK!. UĞUR SATILMA

    Benim kahramanım hep öğretmenlerim oldu. Değerli olduğumu, başarabileceğimi, zorluklar karşısında teslim olmamam gerektiğini hep onlardan öğrendim. Kaderin cilvesi, izlerinden giderek bende öğretmen oldum. Onlardan temel olarak öğrendiğim, bu mesleğin hayatlar üzerinde mucizevi etkilerinin olduğu…Biliyorum ki elimdeki sihirli değnek ile hayatları değiştirebilir, öğrencilerime ömürleri boyunca kullanacakları armağanlar verebilirim. Ancak  o sihirli değneği kullanmak maharet işi. Yanlış […]
  • MUCİZENİN ADI 29 EKİM … (3)

    İşbirlikçiler boş durmuyordu… “İstiklalimizi temin edebilmek için, kuvvetli bir devletin yardımına muhtacız, o devlet ki İngiltere’dir, bizi elimizden tutmalı, yaşamaya layık bir kuvvet halinde bizi muhafaza eylemelidir.”1919 Ref’i Cevat Ulunay “Birçokları, “bizimle insanlık maksadıyla ilgilenecek, sonra kendiliğinden çekilecek bir devlet bulunamaz, bu bir hayaldir” diyorlar. Biz iddia ediyoruz ki, böyle bir devlet vardır ve Amerika’dır. […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 95.276
    1,38%
  • ALTIN 284.01
    -0,19%
  • DOLAR 5.916
    -0,18%
  • EURO 6.527
    -0,20%
sanalbasin.com üyesidir
BLANK style is purely built for customization. This style supports text, images, shortcodes, HTML etc. Use Source button from Rich Text Editor toolbar & customize your Modal effectively.
close-link
error: Content is protected !!