AMA’SIZ HAYAT

Yayınlanma Tarihi :
AMA’SIZ HAYAT

İçinde bulunduğumuz koşullar, karamsarlığa sürükleyen yaşamsal zorluklar, toplumsal kültürümüzün öğretileri, olumsuz bakış açısı, geçmiş deneyimler gibi birçok sebep sayılabilir “ama” ile kurulan cümleler için.

En çok da çocukları üzer böyle cümleler. Mesela sevinçle başarısını gösteren bir çocuğa, “Aldığın not harika tebrik ederim ama daha çok çalışmalısın” veya arkadaşları ile birlikte zaman geçirmek için izin isteyen bir çocuğa, “Elbette gidebilirsin, eğlenmen de gerekiyor ama bu izin istemeler sık sık olmasın” gibi heveslerini kıran ve sevindirirken üzen cümlelerdir bunlar.

Eğitimin neredeyse her aşamasında sınava tabi tutulan çocuklarımız stresli bir yarışın içindeler. Bu durum beden ve zihin sağlıkları ile birlikte ruh sağlıklarını da olumsuz etkiliyor. Ebeveynlere göre hiç bir neden yokken öfkeleniyor, ağlıyor veya içlerine kapanıyorlar.

Yıllar önce kızım orta eğitim sınavlarına hazırlanırken bir gün dershanedeki başarı ortalamasını gösteren belgeyi vermişti bana. Başarısını, A sınıfında olduğu için zaten biliyordum ve elimdeki belge de bunu teyit ediyordu.

Ancak birçok anne, baba gibi ben de aynı hatayı yaptım ve “Muhteşem, kutlarım seni ama çalışmaya devam etmelisin” dedim. Ve bir anda kızımın gözlerindeki o pırıltının söndüğüne, yüzündeki mutlu gülümsemenin kaybolduğuna ve omuzlarının düştüğüne tanık oldum.

O anda ne yapacağımı, durumu nasıl düzelteceğimi bilemedim. Kısa bir zaman sonra yanına oturdum ve önerimin onun iyiliği için olduğunu, içinde bulunduğu yarışta başarılı ilk %20’nin içinde kalırsa hedefine ulaşabileceğini ve onu sadece kızım olduğu için sevdiğimi söyledim.  

On yaşlarında olan kızımın cevabı ise “Ama’dan sonra kurduğun hiçbir cümlenin önemi yok annecim. Hatta ondan önceki kutlamanın da önemi kalmadı” oldu.

İyi niyetle bir uyarı ya da farkında olmadan kurduğumuz ama’lı cümlelerin travma yarattığına tanık olduktan sonra hayatımdan bu kelimeyi çıkarmaya karar vermiştim.

Böyle örneklere yetişkinler arasında da sık sık tanık oluyorum. Mesela hayata geçirmek istediğiniz bütünsel yarar sağlayacak bir projenizi heyecanla açıklıyorsunuz, yanınızda bulunanlardan “Güzel düşünmüşsün ama …” ile devam eden bir cümle ile karşılık alıyorsunuz. O an bütün isteğiniz, heyecanınız yerle yeksan oluyor. Oysa “Biz bu projeye nasıl katkı sağlayabiliriz? Ya da Neler yapılabilir?” diye fikri destektir beklediğiniz.

Kelimelerin sihirli gücüne hep inanmışımdır. Olumsuz kelimelerin tüm canlıları nasıl olumsuz etkilediğini aksine olumlu kelimelerin nasıl motive ettiğini ve gelişimlerini hızlandırdığını sizler de gözlemlemişsinizdir.

Güzel sözler söylenerek sulanan bir menekşenin pıtrak pıtrak açtığını yine evcil bir hayvanınızın sanki anlıyormuşçasına gözlerinizin içine mutlulukla baktığını mutlaka deneyimlemiş olanlarınız vardır.

Zira ama gibi gelişebilecek güzel olayların akışını durduran ve yapılabileceklerin önünde engel teşkil eden yalın ya da olumsuzluk eki almış başka kelimelerimiz de var Türkçe sözlüğümüzde.

Yerine göre bu olumsuz kelimeleri kullanmak zorunda kalabiliyoruz ancak olumsuz bir durumun bile olumlu kelimeler ile anlatılmasını sağlayan zengin bir kelime hazinesine sahip güzel Türkçemiz.

Özetle; beynimizi olumlu düşünmeye yönlendiren zihin, dilimizden olumlu kelimelerin dökülmesini sağlıyor. Kaldı ki tüm insanlık olarak yaşamı güzelleştirmek için olumlu düşünmeye ve bütüncül yarar sağlayacak işler yapmaya veya yapmak isteyenleri motive etmeye ihtiyacımız var.  

YORUM YAP