Yayınlanma Tarihi :

ALEMİN EN SAF VE ŞAŞKIN HALİ

ALEMİN EN SAF VE ŞAŞKIN HALİ

Gökçeada da dahil 1102 adet maden sahasının ihalesi ertelendi.

Sevinelim de nereye kadar?..

Pıtrak gibiler ki!

Kaz Dağı’na bakarken Bafa’dan çıkıyorlar…

Madra’ya bakarken Samsun’a uzanıyorlar…

Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı, Kirazlı ile gündeme gelen Kazdağları’nda sadece Alamos Gold’un bulunmadığını, 40’a yakın şirketin ruhsatlandırıldığını ifade ediyor.

Katliama devam yani!

Pıtrak gibiler.

Hangi birine bakıp hangi birinin peşinden gideceksiniz?

Kendi ormanlarının bir dalına dokunmayan, ormanlarına girdiğinizde kendinizi sonsuz yeşil içinde sandığınız Kuzey Avrupa’da, Kanada’da, İskandinav ülkelerinde kamuoyuna yansıyan Kirazlı’daki görüntüler gibi “çöl” çirkinliklerine rastladınız mı hiç?..

Rastlayamazsınız.

Madenlerin zarar vermediği, siyanürün zarar vermeyeceği, eski hale geleceğine ilişkin söylemlerin inandırıcılığı olmadığı gibi herhangi bir madenden sonra bir bölgenin ne kadar “ruhsuz”laştığına örnek olarak Balya’ya baksak..

Madenlerin faaliyette olduğu, 50-60 yıl önceleri Balya için, “batı’nın Paris’i” tanımlaması yapılır, il merkezlerinde olmayan sosyal yaşamın Balya’da olduğu söylenir.

Sonrası…

Madenin işi bitip çekip gittikten sonra ne kaldı Balya’ya?..

Hiç.

Emip, sömürüp, kullanıp, yok edip, kirletip ve üzerine bir de çuvalı doldurup gidiyorlar.

Mahvet, zengin ol.

Tam batı kafası.

Sömür, götür.

Biz de izleyelim, öyle mi?..

Kamuoyunun hassasiyetinin son aylarda Kaz Dağları ile artması başlı başına fayda.

En azından bunu başardık.

Çünkü toplumun artık gözü kör, kulağı sağır değil.

Her geçen gün hassasiyet gösteren, tepkisini ortaya koyan, demokratik ve barışçıl sınırlar içinde eylem yapan, sosyal medyada imza kampanyaları açan ve çiğ gibi büyüyen bir kitle bu kötü maden saldırısı sonucu kendiliğinden ortaya çıkan ve birlik olmayı gösteren en büyük kazanımımız.

Uygar ve demokratik toplumlarda kamuoyunun sesi ve tepkisi etkin ve sürekli olursa, bu ses idare makamları için ister istemez frenleme sistemine yol açacak, kamuoyu denetiminin hayata geçmesine sebep olacaktır.

Ne engellenebilirse, ne kadar yanlışın önüne set çekilebilirse fayda.

Çünkü gerçekten pıtrak gibiler.

Hep vardılar… 30 yıldır hep var oldular…

Ama şimdi çekirge gibi son yıllarda “talan ve kazan” dönemindeler.

Girmedikleri dağımız kalmadı.

Son mevzuat değişiklikleri ile kendi bacağımıza kurşun sıktık.

Bir tarafta ormanlarımız cayır cayır yanarken diğer tarafta kendi altınımızı başkasının eline,  bir de ormanlarımızı yok ede ede veriyoruz.

Köyden bir ağaç kesip eşeğine yükleyip giderken orman muhafaza memuruna yakalanan köylünün ise başına gelmeyen kalmıyor.

Eşeği bile müsadere eden devlet; ormanlarını korumak için ne uçak filosu kuruyor, ne de yabancılara ruhsat vermekten vazgeçiyor.

Keza…

Aklınız alıyor mu?

Madem bu kadar altına sahibiz, altının ötesinde uranyumumuz var, geleceğin zenginliği bor madeni var.

Ülkenin dört yanında altın çıkarmaya geliyorlar da…

Madem bu kadar zenginiz, neden bu işi kendimiz, planlı ve doğru dürüst yapmıyoruz?

El oğlu hamuduyla götürüyor altını…

Devlete bıraktığı sadaka misali pay.

Bunun adını koymak için saflığı da geçmek gerek, saflık ötesi şaşkınlığın hangi boyutundayız?

Alemin en saf ve şaşkın hali miyiz?

Neden kendi zenginliğimizi sadakaya tamah ederek yurt dışına veriyoruz; anlayan var mı?

Kaynak : Alp KAAN

YORUM YAP