24° Açık
  • EURO 6.60
  • DOLAR 5.80

AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

Yazarlar - 1 Şubat 2019 23:42 A A

Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol eğitimi. Beşiğinizin mavi veya pembe olması veya isminizin belirlenmesi gibi. Örnek olarak, kimse Abdullah isimli bir kadın tanımamıştır.

Bu rol eğitimi geleneksel toplumda zorunlu, belki de insanoğlunun avcı-toplayıcı zamanlarına ulaşan kökleri olan ve son derece pratik bir eğitim. Yine iyi bir örnek “ev kadınlığı” bir meslek iken, ”ev adamlığı” diye bir kavram yok. Evin bir “üretim üssü” olduğu dönemde yapılması gereken ev işlerini kadınlara, dış işlevi erkeklere öğretmek, gençleri erkenden evlenmeye, çalışmaya, doğurmaya ittirmenin çok pratik bir yolu cinsiyet rolleri.

Şimdilerde çok eleştirilen bu “erkek ve kadın kavramlarına göre yetiştirilme” toplumun yapısından gelen ve çok doğal kabul ettiğimiz bir şey. Bazı dillerde örneğin Arapça, Almanca vb. her kelime “erkek” veya dişi olarak ayrılır. (Hemşir-hemşire vb.) Biz bunu fark etmeyiz bile. Doğaldır ve öyle kullanılır.

Yeni bir kavram var. Ünlü Amerikalı yıldız ile ilgili bir haberde, bir anne olarak, çocuğunu “genderless” yetiştireceğini söyledi. Yani, yeni doğan çocuğuna cinsiyet rollerini yüklemeyecek.”Unisex” veya Hermafrodit veya aseksüel değil, “genderles” olacak çocuk.  Pembe beşik kullanılmayacak, cinsiyet rolü çağrıştıran Barbie bebek almayacak vb. ”Genderless” yeni bir kavram ve cinsiyet rolünü öğrenmemiş bunu taşımaya, böyle düşünmeyen kişi demek. Bugünümüzde artan bir moda gibi. Belki iyi tarafları da var. Ancak, bu yazı,teknik ve sosyolojik bir yazının taslağı olacağından, ben bu kavramı açmak ve tanımlamak istiyorum.

Bir başka kelime, ki sık sık genderless yerine kullanılıyor. A-gender, yine cinsiyet rollerini benimsememiş insan olarak kullanılıyor. Benim bu yazıdaki önerim A-gender tanımını netleştirmek. Cinsiyet rollerini, toplumsal işlevini bozacak düzeyde ve kişisel ilişki kuramayacak derecede öğrenmemiş veya öğrenememiş kişiye AGENDER denmesini öneriyorum.

Durduk yere bu nereden çıktı ? Denebilir. Çok önemli bir süreç hemen açıklayayım. Her insanda temel kişilik sekiz yaşına dek oturur. Cinsiyet rol eğitimi çok öncesinde -başlar. Kısa bir uyku evresi (latent dönem, 7-12 yaş arası) sonrası cinsiyet hormonları ile gerçek cinsel kimliğimiz ve karşı cinsle ilişkilerimiz başlar. Bu 16-18 yaşa dek genellikle tamamlanır. Ancak beynin olgunlaşması ve kişilik gelişimi 21-24 yaşa dek sürer. Bu nedenle İspanyol toplumunda 16 yaş, pek çok toplumda 18 yaş, Anglosakson kültüründe 21 yaş çok önemli yetişkinlik ayıraçlarıdır. Bu bilginin çok temel bir özeti; genellikle sandığımız evya düşündüğümüz gibi önce insan sonra kadın veya erkek olmuyoruz. Yani, önce cinsiyet rolleri oturuyor sonra yetişkin insan oluyoruz.

Bu bilgi notunu kenara koyalım ve 1980 sonrası gençliğe dönelim. Bu nesiller, Y kuşağı bilgisayar ve ekranla, 2000 sonrası Z kuşağı ise internet ile büyüdü. Yani sosyal sınırları ve cinsiyet rollerini öğrenecekleri ve taklit edecekleri yaşlarda, gözleri sürekli ekrandaydı. Abartılı ortamlarda, abartılmış cinsiyet rolleri ile büyüdüler. Flört, cinsellik hatta en tuhafından seks eylemleri onlara yabancı değil. Yani antiseksüel (seks karşıtı) aseksüel (hiç cinsel yakınlaşma hissetmeyen) bir yapıları yok. Tam tersine bu konuda fazla eğitimliler. Bu konularda ki göstergelere bayılıyorlar. Dekolteler, piercingler, dövmeler, yan profilden fotoğraflarla bir tür “cinsel teşhircilik” bu kuşağın günlük yaşamının olmazsa olmazı.

Ancak bu tercihlerin ve uzun yıllar ekrandan aldıkları eğitiminin bir tuhaflığı var. Örneğin, çok sevilen friends gibi dizilerde hiç yaşlı yok, bebekler yok, çocuklar altını kirletmiyor, şık sofralar hep hazır, herkes bakımlı. Senaryo gereği çok nadir görünüp çıkıyor hizmet edenler.

Bu nedenle, yeni gelen neslin “genderless” kısmı ve ne yazık ki agender kısmı var. Yani, cinsiyetçi olmayan ve bu konuda ayrımcı olmayan ama yemek pişirebilen birinden hoşlanabilen kadın veya erkek gibi davranabilen uzun süreler için sözler verebilen ve sorumlu ilişkiler kurabilen kişilere itirazım yok; eşitlikçi ve bu konuda duyarlı anlamında “genderless” diyebiliriz.

Ancak, kadın ve erkek rollerinden çok uzak bir grup var. Her iki cinsiyette de çok dağınıklar, kıyafetler, çöpler, eşyalar inanılmaz dağınık. (hep toplayanlar var evde) Her iki cinsiyette düdüklü ile çaydanlığı ayırt edemiyor. Kendine omlet yapamıyor. Tornavida ve penseyi ayırt edemiyor ve “ampulü değiştir” kelimesini anlayamayacak haldeler. Kesinlikle abartmıyorum.

Vahim olan, sürekli bir ilişki evlilik, doğum hatta ayrı bir evde birlikte yaşama gibi kaygıları yok. Bu yaşam biçimi, şu anda Japonya toplumunun en ağır sorunu. Gençler kesinlikle, sevgili olarak bile aynı evde yaşamıyor, evlenmiyor ve asla doğurmuyorlar. Zaten doğurulan bebeklere bakım verecek cinsiyet bakış açısından veya cinsel rol eğitiminden uzaklar. Oyuna dalıp bebeğini arabada unutan veya bebeğin yanına biberon koyup tatile çıkan kadın haberlerini anımsayın.

Aseksüel değiller. Yani cinsel istekleri var ve bu nedenle “fuckbody” ve “friens with benefits” gibi yeni ilişki biçimleri ve kavramlar oluşturmuşlar. Ancak uzun süreli bir ilişkiye girmek, söz vermek vb. onlara çok zor geliyor ve hatta akıllarına bile gelmiyor.

Uzun süreli ve kalıcı ilişki gibi bir kavramları yok. İlişki, eski kuşaklar gibi “olmazsa olmaz” değil. Son on yılda kadın veya  erkek afrketmez, danışanlarıma sorduğum “niye ayrıldın” sorusuna çok sık aldığım bir yanıt var. ”Sınavım, işim vb.vardı, uğraşmak istemedim” “yordu beni” “sıkıldım artık” vb. Yani karşı taraf ile bir empati, samimi şehvet (intimacy) hissetmiyorlar. Robotik teknoloji ve sanal gerçeklikten sonra, canlı biriyle ilişki kurmaktansa, proglamlayabildikleri robotlar veya sanal programlarla ilişki ve cinselliği yeğleyebileceklerini şimdiden görebiliyorum.

Bu yazı devam edecek, ayrıntılanacak ve öneriler getireceğim ancak beni şaşırtanbir konuyu vurgulamak istiyorum şimdilik. Bizler bu değişimin farkında değiliz. Tuhaf olan bu. Artık toplumun yüzde ellisini oluşturan ve GENDERLESS / AGENDER bir nesil varken bunların ebeveynleri “mürvetini görelim” havasında. Bu kadar kopuk iki kitlenin aynı zamanda, aynı mekan (hatta aynı evde) yaşaması çok ilginç geliyor bana.

Değişen cinsiyet tanımları, ilişki biçimleri apayrı konular, pek yakında yazılacaklar efendim.

Bu haber 940 kez okundu.
Yazarlar - 23:42 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    ZEYTİN OSB KARMA OSB’YE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
    Burhaniye Zeytin ve Zeytin Ürünleri İşleme İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Körfez bölgesinin diğer tarımsal ürünlerini de işleyecek şekilde Karma Organize Sanayi Bölgesine dönüştürüldü. Organize Sanayi Bölgesi’nde zeytin ve zeytinyağı ile birlikte turşu, salça, konserve ve süt ürünleri de işlenecek. Burhaniye Kaymakamı ve Burhaniye OSB’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Öner, konuyla ilgili basın toplantısı yaptı. Kaymakam […]
  • 02
    ORMAN YANGINININ FATURASI AĞIR OLDU
    Havran’ da dün öğle saatlerinde başlayan ve 4 saatte kontrol alınabilen orman yangınında 10 hektar kızılçam ve yüzlerce zeytin ağacı zarar gördü Balıkesir’in Havran ilçesine bağlı Büyükdere kırsal mahallesi sırtlarında öğle saatlerinde başlayan, orman yangını, ekiplerin yoğun çalışması ile 4 saatte kontrol altına alınabildi. Yangın 10 hektarlık alanda bozuk kızılçam, makilik ve zeytinlik alanda etkili […]
  • 03
    TARİHTEN DERS ALSAYDIK!… Cenkhan SANDIKÇIOĞLU
    Tarihten ders alıp ona göre hatalarımızı azaltarak, günümüze yürüseydik, hala, debelenir durur muyduk pislik çukurunun içinde … Üç paralık çıkar için, onun bunun uşaklığını, bulunmadık HİNT kumaşı sayarak, PARA ETMEZ KİŞİLERİN sümüklü mendillerine kutsal ” İKONOLAR ” gibi tapar, kendinden menkul sözde kerametli söylemlerine inanır mıydık… Bir zamanlar, “… ÖZLEDİK, BİTSİN ARTIK BU HASRETLİK, GELİN […]
  • 04
    BEŞ KERE BEŞ
    Kim Milyoner Olmak İster’de çıkan yazım yanlışı sorusunu bilemedi yarışmacı. Zordu ama! Çoğumuz bilmiyor. “2’şer 3’er” cevabı gelmeyince 60 bin lira uçtu gitti. Çünkü o seçeneğin doğru yazımı, “ikişer ve üçer” şeklinde olacaktı. Basit aslında. Fakat önemsemediğimizden, hatta öz dilimize bu kadar duyarsız olduğumuzdan yanıtlar hep yanlışa çıkıyor. LGS açıklandı geçenlerde. Bir milyonun üzerinde öğrencinin […]
  • 05
    “MİLLETİN SOFRASI”
    “1923 yılında Mersin’de doktorluk yapan Dr. Reşit Galip, herkesin yüce önderi yıkayıp parlattığı bir ortamda huzurunda aynen şu sözleri söyler; “Muhterem Gazi, sen yalnızca bu milletin bir kahramanı değilsin, sen bunlardan çok daha büyüksün. Sen bu milletin bir ferdisin. Senin birinci büyüklüğün, bu milletin bir ferdi olmakla iktifa ve iftihar etmekliğindir.” Düşünün bir doktor eğer […]

YAZARLARIMIZ

  • ÖĞRENCİ, SORU YERİNE SORUN ÇÖZEBİLECEK Mİ?

    Ziya Selçuk, liselerde dört yıl içinde yapacakları değişikleri,  “Orta Öğretimde Reform” diye 18 Mayısta sundu. Ekonomik, sosyal, mesleki yaşamın eğitim yolu ile yeniden üretilmesi ve dönüştürülmesi hedefi ile eklemlenmeyen, sadece genel liseler ile sınırlı bir modeli “ortaöğretim reformu” olarak sunmak; bütünsel bir eğitim reformunun parçası olması gereken ortaöğretim reformunun toplumsal dönüşüm için öneminin henüz anlaşılamadığını […]
  • İSTANBUL

    Pablo Neruda ile devam edelim; “Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz.” İstanbul seçimlerinde bu kez YSK’nın yerini vatandaş aldı ve garip gerekçelerle aylar kaybettirilen İstanbul’a “tartışmaya mahal bırakmayacak” şekilde ve geçmişteki tüm başkanların aldığı oyları geride bırakarak İmamoğlu’na “güvenim tam” dedi. Belki de seçmen,  ilk kez sandığa bu kadar sahip çıktı ve tatilinden feragat […]
  • OĞUZ BOYLARI

    Selçuklu Devleti’nin yaşadığı yıllarda ve Moğolların önünden kaçan ya da onların ardından çeşitli şekillerde pek çok Oğuz boyu Anadolu’ya gelmeye devam etti.İlhanlı Devleti’nin yıkılmasıyla Anadolu’nun doğusunda kurulan devletler, Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmen devletleri kısa zamanda güçlenip sınırlarını kapayınca, Asya’dan Türkmen göçü tamamen durdu. Hemen bunların ardından başlayan ve yüzyıllar süren Osmanlı-Safevi sürtüşmeleri hudut boylarını geçilmez […]
  • “ZİHİNDEKİ FOTOĞRAF”

    Terim ABD’li gazeteci-yazar Walter Lipmann’a ait. “Kalıplaşmış Yargının” “Zihindeki Fotoğrafı” Önyargının kalıplaşmış hali. Beton gibisi… Beton deyince Rumca’dan Türkçe’ye geçmiş bir deyim geldi aklıma. “Na to kefari, na to mermari”  “na” işte demekmiş. İşte kafa işte mermer… Solcular halkın değer yargılarına önem vermez kalıbı İstanbul belediye seçiminde kırıldı. Bu sağdan kırmaydı. Soldan kırmayı da Ovacık’ta […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • KAZDAĞLARI, NEDEN ELİMİZİN ALTINDA OLMASIN?!.

    Tüm dünyaca ünlü oksijen cenneti Kazdağları üzerine, birkaç yıl çalışılsa sayfa sayfa literatür taraması ve bölge ilgili uzmanların adım adım keşfetmesiyle doğal ve kültürel envanteri çıkarılabilir. Kazdağları’nın kapsadığı bölgenin doğa ve kültürel varlıkları tümüyle kayıt altına alınabilir. Gelecek nesillerin bu güzelliklere tanık olması için yapılması zorunluluktur. Şu ana kadar kadar yapılmaması büyük bir kayıptır. Yapılması […]
  • T.C’DEN TCDD’NİN KARA TRENİ’NE!

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin T.C. ile ilgili önergeyi anlaşılmaz bir şekilde reddetmesinin ardından konu unutturulmak istense de  bir şekilde gündeme geliyor. Politika gazetesinden arkadaşımız Tarık Sürmelioğlu,“T.C. değil Türkiye Cumhuriyeti yazın” başlıklı yazısında olaya değişik bir açıdan yaklaştı. Sürmelioğlu, 16 Mayıs’ta  Kuva-yi Milliye Günü’nde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz‘a seslendi ve şunları yazdı: “Kuva-yı Milliye […]
  • ÜRETEN KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR ( 3 ) Fatma Zehra KÖSELEY

    Çakmak Köyü’ne veda edip İvrindi Köylerini dolaşmayı sürdürüyoruz. Değirmenbaşı Köyü tabelasına doğru ilerliyoruz. Ceviz ağaçlarının koyu gölgesinde sıcağı hissetmiyoruz. Püfür püfür esen rüzgarın serinliği keyif veriyor. Burası Adaçayı tarlası. Ben ilk kez görüyorum . Adaçayı dağlarda doğal olarak biten bir bitki.Köylümüz üretiyor, kazanmak için çalışmak gerek. Üretmeden hayata tutunmanın başka yolu yok. ” Saman Araçlarının […]
  • HİÇBİR ŞEY GÜZEL OLMAYACAK- HAKAN TOPALOĞLU

    Hayatımıza dair gerçekleri görmezden geliyoruz. Hayata gerçekçi baktığını iddia edenimiz  çok ama gerçeği değil gerçeğin görüntüsünü, olan biteni değil olan bitenin bize yansıtılan kadarını görüyor ve hatta inanıyoruz. Bu olgu hayatımızda olan bitenler için olduğu kadar hayatımızdaki insanlar için de geçerli. Aziz Nesin’in ülkemizde yaşayan insanlarımızın zeka düzeyini sorgulayan sözleri hala akıllarda ve dillerde. Kendi […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • SEVGİ, BARIŞ VE UZLAŞMA DİLİ KAZANDI- İbrahim ERGÜL

    Aylardır süren seçim stresinden geldiğimiz nokta maalesef hiç olumlu değil! Sırf 3-5 oy fazla alabilmek, koltuğu kaptırmamak adına nereye geldiğimiz dönüp bakıldığında görülecektir. Sonuç olarak, Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu seçimin tartışmasız kazananıdır. Kısaca sevgi,barış ve uzlaşma dili kazandı. CHP içinden ülkenin değerleriyle barışık birinin çıkması ve gelecek adına umut vaad etmesi Türkiye’nin kazanımıdır. İstanbul […]
  • EĞİTİM VE MİLLET- İhsan DURAK

    Her eğitim ve öğretim yılı sonu velileri tatlı bir telaş alır.   Yaşamın devamın anlamında ki gelecek kaygısı; insanı insan yapan kutsal bir yüklenmedir.  Günümüzde insanın geleceğe dair kaygılarının giderildiği kurumlar eğitim ve öğretim kurumlarıdır. Acıdır ki günümüzde; eğitim bir yana bırakılarak, öğretim ağırlıklı çalışmalara yer verilmektedir. Eğitim –öğretimin, tek ayağı üzerinde yürümesi mümkün değil. Eğitim ayağı […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • PAZARLAMADA 25 YIL – Nedim ISPARTA

    Bugün size 25 yıllık pazarlama hayatımın 1/3’ünü oluşturan ansiklopedi satışı sırasında başımdan geçen ilginç satış olaylarından bahsedeceğim. 90’lı yıllarda ilk satış yaptığım bölge Kütahya’dayım. Okullarda anket yaparak velilere ulaşıyoruz. Taşımalı eğitim sebebiyle en ücra köylere kadar ulaşıyoruz. Altımda Lada otomobil, tek başıma satış yapıyorum ( Daha sonra 3 yıl arka arkaya 185 kişi arasında Türkiye […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • YENİ BİR DÖNEM – Tanyol KIPÇAK

    İstemiyoruz be kardeşim!..Gerginlikten beslenen bir iktidar ve onun temsilcilerini kim hangi siyasi parti olursa olsun istemiyoruz!..Kim olursanız olun, isterseniz dağlara, denizlere hakim olun biz gerginlikten medet umanları, halkı bölenleri, ötekileştirenleri istemiyoruz…Biz demokrat, modern,ulusal değerlerine sahip, dinini siyasete alet etmeyen, laik, Misak-ı Milli sınırları içinde her bireyinin cumhuriyet tapusunda hissesi olan, eşit haklara sahip, adil, hukuk […]
  • İMAMOĞLU’NDAN BÜYÜKŞEHİR YASASI’NA

    İstanbul seçimlerini Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasının ardından Türkiye’de nüfusun yoğun olarak yaşadığı illeri Millet İttifakı başkanları yönetecek. Öncelikle İstanbul seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun çizdiği profili biraz yorumlamak istiyoruz. İmamoğlu’nun kumaşı farklı… Her ne kadar Binali Yıldırım’la çıktığı canlı yayında performansını düşük olarak nitelesek de bunun altında yatan neden “Hata yapmama” kaygısı olarak karşımıza çıkıyor. “Her şey çok […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • MASAL

    “Gerçekten daha gerçek olan bir şey var mıdır? Evet, vardır: Masal!” Nikos Kazancakis Çocukluğumuzda masal okumayan, okuduğu masalın hayalini kurmayan, masal kanalıyla korkuyla tanışmayan, masalın saflığına farkında olmadan teslim olmayan ve yaşama okuduğu masallar üzerinden yenik başlayan sayısı öyle çok fazla olan insanımız var ki… Masal bir hayal disiplinidir. Görevi de çocuğun düşünme yetisini baskılamak […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 95.421
    0,25%
  • ALTIN 265.22
    0,01%
  • DOLAR 5.801
    -0,16%
  • EURO 6.598
    -0,25%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link