10° Parçalı az bulutlu
  • EURO 6.55
  • DOLAR 5.81

AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

Yazarlar - 1 Şubat 2019 23:42 A A
balıkesir_anket

Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol eğitimi. Beşiğinizin mavi veya pembe olması veya isminizin belirlenmesi gibi. Örnek olarak, kimse Abdullah isimli bir kadın tanımamıştır.

Bu rol eğitimi geleneksel toplumda zorunlu, belki de insanoğlunun avcı-toplayıcı zamanlarına ulaşan kökleri olan ve son derece pratik bir eğitim. Yine iyi bir örnek “ev kadınlığı” bir meslek iken, ”ev adamlığı” diye bir kavram yok. Evin bir “üretim üssü” olduğu dönemde yapılması gereken ev işlerini kadınlara, dış işlevi erkeklere öğretmek, gençleri erkenden evlenmeye, çalışmaya, doğurmaya ittirmenin çok pratik bir yolu cinsiyet rolleri.

Şimdilerde çok eleştirilen bu “erkek ve kadın kavramlarına göre yetiştirilme” toplumun yapısından gelen ve çok doğal kabul ettiğimiz bir şey. Bazı dillerde örneğin Arapça, Almanca vb. her kelime “erkek” veya dişi olarak ayrılır. (Hemşir-hemşire vb.) Biz bunu fark etmeyiz bile. Doğaldır ve öyle kullanılır.

Yeni bir kavram var. Ünlü Amerikalı yıldız ile ilgili bir haberde, bir anne olarak, çocuğunu “genderless” yetiştireceğini söyledi. Yani, yeni doğan çocuğuna cinsiyet rollerini yüklemeyecek.”Unisex” veya Hermafrodit veya aseksüel değil, “genderles” olacak çocuk.  Pembe beşik kullanılmayacak, cinsiyet rolü çağrıştıran Barbie bebek almayacak vb. ”Genderless” yeni bir kavram ve cinsiyet rolünü öğrenmemiş bunu taşımaya, böyle düşünmeyen kişi demek. Bugünümüzde artan bir moda gibi. Belki iyi tarafları da var. Ancak, bu yazı,teknik ve sosyolojik bir yazının taslağı olacağından, ben bu kavramı açmak ve tanımlamak istiyorum.

Bir başka kelime, ki sık sık genderless yerine kullanılıyor. A-gender, yine cinsiyet rollerini benimsememiş insan olarak kullanılıyor. Benim bu yazıdaki önerim A-gender tanımını netleştirmek. Cinsiyet rollerini, toplumsal işlevini bozacak düzeyde ve kişisel ilişki kuramayacak derecede öğrenmemiş veya öğrenememiş kişiye AGENDER denmesini öneriyorum.

Durduk yere bu nereden çıktı ? Denebilir. Çok önemli bir süreç hemen açıklayayım. Her insanda temel kişilik sekiz yaşına dek oturur. Cinsiyet rol eğitimi çok öncesinde -başlar. Kısa bir uyku evresi (latent dönem, 7-12 yaş arası) sonrası cinsiyet hormonları ile gerçek cinsel kimliğimiz ve karşı cinsle ilişkilerimiz başlar. Bu 16-18 yaşa dek genellikle tamamlanır. Ancak beynin olgunlaşması ve kişilik gelişimi 21-24 yaşa dek sürer. Bu nedenle İspanyol toplumunda 16 yaş, pek çok toplumda 18 yaş, Anglosakson kültüründe 21 yaş çok önemli yetişkinlik ayıraçlarıdır. Bu bilginin çok temel bir özeti; genellikle sandığımız evya düşündüğümüz gibi önce insan sonra kadın veya erkek olmuyoruz. Yani, önce cinsiyet rolleri oturuyor sonra yetişkin insan oluyoruz.

Bu bilgi notunu kenara koyalım ve 1980 sonrası gençliğe dönelim. Bu nesiller, Y kuşağı bilgisayar ve ekranla, 2000 sonrası Z kuşağı ise internet ile büyüdü. Yani sosyal sınırları ve cinsiyet rollerini öğrenecekleri ve taklit edecekleri yaşlarda, gözleri sürekli ekrandaydı. Abartılı ortamlarda, abartılmış cinsiyet rolleri ile büyüdüler. Flört, cinsellik hatta en tuhafından seks eylemleri onlara yabancı değil. Yani antiseksüel (seks karşıtı) aseksüel (hiç cinsel yakınlaşma hissetmeyen) bir yapıları yok. Tam tersine bu konuda fazla eğitimliler. Bu konularda ki göstergelere bayılıyorlar. Dekolteler, piercingler, dövmeler, yan profilden fotoğraflarla bir tür “cinsel teşhircilik” bu kuşağın günlük yaşamının olmazsa olmazı.

Ancak bu tercihlerin ve uzun yıllar ekrandan aldıkları eğitiminin bir tuhaflığı var. Örneğin, çok sevilen friends gibi dizilerde hiç yaşlı yok, bebekler yok, çocuklar altını kirletmiyor, şık sofralar hep hazır, herkes bakımlı. Senaryo gereği çok nadir görünüp çıkıyor hizmet edenler.

Bu nedenle, yeni gelen neslin “genderless” kısmı ve ne yazık ki agender kısmı var. Yani, cinsiyetçi olmayan ve bu konuda ayrımcı olmayan ama yemek pişirebilen birinden hoşlanabilen kadın veya erkek gibi davranabilen uzun süreler için sözler verebilen ve sorumlu ilişkiler kurabilen kişilere itirazım yok; eşitlikçi ve bu konuda duyarlı anlamında “genderless” diyebiliriz.

Ancak, kadın ve erkek rollerinden çok uzak bir grup var. Her iki cinsiyette de çok dağınıklar, kıyafetler, çöpler, eşyalar inanılmaz dağınık. (hep toplayanlar var evde) Her iki cinsiyette düdüklü ile çaydanlığı ayırt edemiyor. Kendine omlet yapamıyor. Tornavida ve penseyi ayırt edemiyor ve “ampulü değiştir” kelimesini anlayamayacak haldeler. Kesinlikle abartmıyorum.

Vahim olan, sürekli bir ilişki evlilik, doğum hatta ayrı bir evde birlikte yaşama gibi kaygıları yok. Bu yaşam biçimi, şu anda Japonya toplumunun en ağır sorunu. Gençler kesinlikle, sevgili olarak bile aynı evde yaşamıyor, evlenmiyor ve asla doğurmuyorlar. Zaten doğurulan bebeklere bakım verecek cinsiyet bakış açısından veya cinsel rol eğitiminden uzaklar. Oyuna dalıp bebeğini arabada unutan veya bebeğin yanına biberon koyup tatile çıkan kadın haberlerini anımsayın.

Aseksüel değiller. Yani cinsel istekleri var ve bu nedenle “fuckbody” ve “friens with benefits” gibi yeni ilişki biçimleri ve kavramlar oluşturmuşlar. Ancak uzun süreli bir ilişkiye girmek, söz vermek vb. onlara çok zor geliyor ve hatta akıllarına bile gelmiyor.

Uzun süreli ve kalıcı ilişki gibi bir kavramları yok. İlişki, eski kuşaklar gibi “olmazsa olmaz” değil. Son on yılda kadın veya  erkek afrketmez, danışanlarıma sorduğum “niye ayrıldın” sorusuna çok sık aldığım bir yanıt var. ”Sınavım, işim vb.vardı, uğraşmak istemedim” “yordu beni” “sıkıldım artık” vb. Yani karşı taraf ile bir empati, samimi şehvet (intimacy) hissetmiyorlar. Robotik teknoloji ve sanal gerçeklikten sonra, canlı biriyle ilişki kurmaktansa, proglamlayabildikleri robotlar veya sanal programlarla ilişki ve cinselliği yeğleyebileceklerini şimdiden görebiliyorum.

Bu yazı devam edecek, ayrıntılanacak ve öneriler getireceğim ancak beni şaşırtanbir konuyu vurgulamak istiyorum şimdilik. Bizler bu değişimin farkında değiliz. Tuhaf olan bu. Artık toplumun yüzde ellisini oluşturan ve GENDERLESS / AGENDER bir nesil varken bunların ebeveynleri “mürvetini görelim” havasında. Bu kadar kopuk iki kitlenin aynı zamanda, aynı mekan (hatta aynı evde) yaşaması çok ilginç geliyor bana.

Değişen cinsiyet tanımları, ilişki biçimleri apayrı konular, pek yakında yazılacaklar efendim.

Bu haber 543 kez okundu.
merkez_optik
Yazarlar - 23:42 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    AYVALIK, TUĞBA GÜNER
    Tuğba Güner hanımefendiden Ayvalık belediyesi kültür ve sanat çalışmalarında ve etkinliklerinde faydalanmalı diye düşünüyorum. Faydalanmalı kelimesi şık durmadı diye düşünen dostlarımız olabilir. O noktaya takılmayın… Tuğba hanım iddialı bir siyasetçi… Bu iddiasını sürdürebilmesi açışından onun da sesini, birikimlerini ve hareketlerini ve emeğini doğru projeler de aktarabileceği ve katkılarıyla hem bulunduğu yere hem de kendisine, (parti […]
  • 02
    O EL SIKILMALI… Tanyol KIPÇAK
    Neymiş?.. Kızgın demir’i soğutma zamanıymış.. Eyvallah hep birlikte soğutalım. İyi de sormadan edemiyorum. Neden kızdırdınız o zaman demir’i ?.. Neden dağladınız yürekleri, yaktınız gönülleri?.. Seçim zamanı olurmuş öyle şeyler.. Şimdi kucaklaşma zamanıymış!.. İşte “kırılma noktası” bana göre tam da burası.. Toplumun “kucaklaşması” için önce bir “sebep” ortaya koyacağız.. Sonra onun üzerinden “politika” üreteceğiz.. Yani.. Sebep-sonuç […]
  • 03
    “BİYOLOJİK ZENGİNLİĞİMİZ TEHDİT ALTINDA”
    Genç TEMA’nın katkılarıyla düzenlenen “Türkiye’nin Biyolojik Çeşitliliği ve Değeri” konulu konferans  Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinde gerçekleştirildi. Fen-Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fatih Satıl’ın konuşmacı olduğu konferansa TEMA Vakfı  İl Temsilcisi Metin Kuter, Balıkesir Üniversitesi Genç TEMA Sorumlusu Mehtap Nur İndibi, öğretim elemanları, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Türkiye’deki biyolojik çeşitlilikle bu çeşitliliği tehdit eden faktörler […]
  • 04
    KORE GAZİSİ ASKERİ TÖRENLE UĞURLANDI
    Manyas’ta vefat eden Kore Gazisi İbrahim Tüz son yolculuğuna devlet töreniyle  uğurlandı. Manyaslı Kore Gazisi İbrahim Tüz, 87 yaşında vefat etti.  Evli ve 4 çocuk babası Kore Gazisi İbrahim Tüz için kırsal Tepecik mahallesinde ki evinin önünde askeri tören düzenlendi. Bandırma 6.Hava Üssü tören mangasından askerler Tüz’ün Türk bayrağına sarılı tabutunun başında nöbet tuttu. Cenazeye […]
  • 05
    HİÇBİR ŞEY OLMASA BİLE KESİNLİKLE BİR ŞEY OLDU
    Çok sevdim bu cümleyi. “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şey oldu.” Tarih sayfalarına geçti. Kim diyor bunu?.. Pek çok ülke nüfusundan büyük, dünyanın en büyük metropollerinden, Türkiye’nin en kalabalık ve can damarı büyükşehrinde, iktidar partisinin il başkanı… Acaba dediklerini kulakları duyuyor mu? Veya hiç mi yanlarında uyaran, birlikte tartıştıkları, fikir fırtınası yaptıkları birileri yok? […]

YAZARLARIMIZ

  • İKİYÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE!

    Siyaset alanında ikiyüzlülük, S. P. Huntington’nun “Medeniyetler Çatışması” (1996) ile Batı’ya armağanıdır. Yazık ki bugün, post modern süreç içinde dünyada giderek yaygınlaşan böyle bir durumu yaşıyoruz. Asya, Afrika hatta Amerika’da dini orijin üzerinden yükselen tepkilerle birleşince Huntington uyarısı, savaşlar, iç çelişkiler nedeniyle yorgun düşmüş Batı üzerinde etkili oldu. Bu uyarı bir anlamda Batı’yı, kültürel bagajında önemli […]
  • HİÇBİR ŞEY OLMASA BİLE KESİNLİKLE BİR ŞEY OLDU

    Çok sevdim bu cümleyi. “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şey oldu.” Tarih sayfalarına geçti. Kim diyor bunu?.. Pek çok ülke nüfusundan büyük, dünyanın en büyük metropollerinden, Türkiye’nin en kalabalık ve can damarı büyükşehrinde, iktidar partisinin il başkanı… Acaba dediklerini kulakları duyuyor mu? Veya hiç mi yanlarında uyaran, birlikte tartıştıkları, fikir fırtınası yaptıkları birileri yok? […]
  • BALIKESİR LİSESİ’NE SELAM

    Çamlık yokuşunda, Lise yolunda, Gözlerin zeytin karası, Sesin höşmerim tadında, Bakışın serçe kaçışlı, Gülümsemen nar ekşisi, Nefesin bahar esişli.. Balıkesir üstünde ilim şatosu, Şehitler Lisesi, Gaziler Lisesi. Dağ başında kardelenler, Nergis ferahlığında Çamlık tepesi. İzciler geliyor selama durun.. Şehitler gidiyor selama durun.. Şehitler sıra sıra, gaziler madalyalı.. Yetiştirdi yüz binlerle sayılı.. Marşları, şarkıları, türküleri duyalı […]
  • NE OLDU?

    Ne olacak damat şaşırdı. Damadın “reform paketinden bakın ne çıktı. Devlet iki-üç bin dönümlük kamu arazilerinde çiftçilik yapacakmış. O zaman devlet, atlet-kilot üretir mi diye Sümerbank’ı neden özelleştirdiniz Süt Endüstrisi Kurumunu (SEK), Et Balık Kurumunu (EBK) özelleştirirken bunlar devletin iş değil diyordunuz. Bunlar değil seracılık devlet işi öyle mi? Karadeniz’in fındık üreticisini koruyan FİSKO BİRLİĞİ-Antalya’nın […]
  • 90 GÜN KALA AKLIMA GELENLER – Birgi TUNA

    Bugün 18 Şubat 2019. 19 Mayıs 2019’a tam 90 gün kaldı. Emperyalizm, 20’nci yüzyılda en büyük hezimeti Çanakkale’de yaşadı. Uğradığı hezimete rağmen, Türk Milletini esir etmek için 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla başlayıp 10 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşmasıyla tamamlanmaya çalışılan süreçte emperyalist ordular tek kurşun atmadan Yunan, Bulgar, Arap çeteleri maşa olarak kullandı. Bu […]
  • ANNEANNEMİN MEMLEKETİ HAVRAN

    3 yıl önce aramızdan ayrılan pamuk anneannem Havranlı. Babasını kaybedince Edremit’e taşınmışlar. Anneannem Edremit’in son zamanlardaki değişimini gördükçe; ”Benim memleket Havran aynı kaldı.” derdi. Edremit’ten Kadıköy’e lale toplamak için yürüdüklerini anlatırdı. Buraların günümüzdeki hali, anneannemin yaşadıklarının sanki bir masal olduğunu anlatıyor. Onun sağlığında ne yazık ki Havran’a beraber çok gelemedik. Küçüklüğümdeki bir gidişimizi hatırlıyorum. Altınkum’dan […]
  • DUYARLI BAŞKANLARA ALKIŞ

    Yerel seçimler öncesi başkan adayları örnek davranışlara imza attı. TEMA Vakfı Balıkesir İl Temsilciliği’nin “çevre dostu belediye başkan adayları arıyoruz” çağrısına adayların hemen hemen  tümü imza verip, destek oldu. Bir çok başkan adayı TEMA Evi’ni ziyaret etti, bazıları ise yaşadıkları ilçelerde doğa dostu başkan taahhütnamesini imzaladı. Aynı şekilde bir çok aday Otizmli Bireyleri Destekleme Vakfı’nın […]
  • KÖY ENSTİTÜLERİ / Fatma Zehra KÖSELEY

    Tarih , 17 Şubat 1923 yer İzmir. Tarihimizin o meşhur “İzmir İktisat Kongresi” nde Mustafa Kemal Atatürk geleceğimizin eğitim ve öğretiminin temelini oluşturan ilkelerin tespitlerini şöyle özetler. ” Evlâtlarımızı o şekilde eğitmeli ve terbiye etmeliyiz, onlara o şekilde bilgi, anlayış vermeliyiz ki, ticaret, ziraat ve sanat dünyasında ve bütün bunların faaliyet alanlarında verimli olsunlar, etkili […]
  • MEKTUP

    Sen öldün. Öldürmek bir eylemdir. Türkçe dilbilgisinde ya da yasalarda “fiil” de denir. Oysa ölmek bir eylem değildir. Senin ölmeni, ölümü, ölmeleri bir eylem yaptı insanoğlu ve ölünden ve ölümlerden kendine zırhlar, kapılar ve tesbitler icat etti. Ölümünden ve ölümlerden kendine konuşacak çok şey buldu ama yapacak hiçbir şey bulamadı. Sen öldün. Senin ölümünü ve […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • KORKMA CANCAĞZIM!.. İhsan DURAK

    “Korkulu düşün, sonu hayırdır” diye söylenir. Sevgi ve korku toplumlarının temel özellikleri bir birinden fersah fersah farklıdır. Binlerce yıldır tanrıların, (Tengri) gazabından kendilerini sakınan insanlar, sığınacak, dua edecek bir uluya karşı sevgi ve saygılıdırlar. İnsanların sevgi ve saygıları üzerinden duygu sömürüsü yapanlar. İnsanların akıllarını başlarından alacak korkular yaratmanın sevdasını yaşayarak; kendi geleceklerini garanti altına almayı […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 3 AY = ÇOK SENE… Nedim ISPARTA

    İstasyon mahallesi yazımda bahsettiğim gibi,  fabrikamızın özelleştirilmesi / kapatılmasının ardından çil yavrusu gibi dağıldık. Ben de bir arkadaş vasıtasıyla Görsel Yayınlar’a ansiklopedi satışı için başvurdum ama şartlar uymadı.  Lise mezunu değildim. Dursunbey’de satış yaparken yardımcı olduğum İpek hanım, beni direk müdür Hüseyin Aslan’ın( Facebook’dan arkadaşım şu anda) odasına götürdü.  – Nedim abi bu işi yapamazsa […]
  • BİR DÜNYA ÇİÇEK- RAMAZAN KARACA

    Geçtiğimiz hafta Avlu Gösteri Merkezi’nde çok güzel ve yararlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Benim de özellikle takip ettiğim gecede yaşadıklarımız ve gördüklerimiz bizleri çok mutlu etti. Geceyi Türk Eğitim Vakfı Balıkesir Şubesi tertiplemişti. “Safiye Ayla- Anma Etkinlikleri” ismi verilen gecenin neden TEV tarafından yapıldığı da davetiyenin üzerinde yazıyordu. Safiye Ayla TEV’in çok değerli ve önemli bir […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • O EL SIKILMALI… Tanyol KIPÇAK

    Neymiş?.. Kızgın demir’i soğutma zamanıymış.. Eyvallah hep birlikte soğutalım. İyi de sormadan edemiyorum. Neden kızdırdınız o zaman demir’i ?.. Neden dağladınız yürekleri, yaktınız gönülleri?.. Seçim zamanı olurmuş öyle şeyler.. Şimdi kucaklaşma zamanıymış!.. İşte “kırılma noktası” bana göre tam da burası.. Toplumun “kucaklaşması” için önce bir “sebep” ortaya koyacağız.. Sonra onun üzerinden “politika” üreteceğiz.. Yani.. Sebep-sonuç […]
  • BANDIRMA’NIN SINAVI “BANVİT”

    BANVİT A.Ş.’nin haziran ayı sonundan itibaren Banvit Basketbol ve Banvit Kırmızı’ya desteğinin sona ereceği geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıklandı. Yıllarca Görener ailesinin ekonomik desteği ile bir fabrika takımı olarak ayakta kalmayı başaran, ülke ve Avrupa’daki başarılarının yanı sıra adeta bir basketbolcu üretim merkezi durumuna gelen Banvit Basketbol, bugün sponsorsuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Banvit Basketbol Kulübü […]
  • MANGALDAKİ KÜL! Uğur SATILMA

    Geçtiğimiz ay Manyas’ta öğrencilere yönelik yaptığım Spor Sevgisi adlı sunum sırasında  ilginç bir soru soruldu. Sporun hayatımıza ve sağlığımıza faydalarını coşkuyla anlattığım bir anda ısrarla söz almak isteyen bir öğrenciye kayıtsız kalamadım. -Spor sevgisinin iyi,güzel anlatıyorsunuz! Peki siz sigara içiyor musunuz? O tertemiz ve çocuksu aklıyla biz büyüklerin tutarsız-yalan- dünyasına tepkisini dile getiriyordu aslında sorusuyla. […]
  • ÇOCUK YETİŞTİRMEK…

    William James, varlıklı bir ailenin çocuğu idi. Çocukluğunda çok ciddi sağlık sorunları yaşamıştı. Pek arkadaşı yoktu. İyi bir öğrenci değildi. Evin içinde resim yaparak günlerini geçiyordu. Yaptığı resimlerini satın alan yoktu. Babası kendisiyle alay ediyordu. Erkek kardeşi Henry James ise dünya çapında tanınan ve okunan bir yazar olmuştu. Babası iş ilişkilerini kullanarak oğlunu Harvard Tıp […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 96.861
    -0,03%
  • ALTIN 238.33
    0,17%
  • DOLAR 5.811
    0,16%
  • EURO 6.553
    0,32%
sanalbasin.com üyesidir

medyaz internet hizmetleri
close-link