16° Az bulutlu
  • EURO 6.35
  • DOLAR 5.75

AĞAÇLARI DA VURURLAR !

Doğa-Çevre - 18 Ağustos 2019 03:06 A A

Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da Anne Frank Müzesi’nin bahçesinde bulunan 150 yaşındaki 27 tonluk dev kestane ağacının devrilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu gerekçesiyle belediye tarafından kesilmek istenmesi karşısında harekete geçen çevrecilerin açtığı mahkeme sonucu kestane ağacı kesilmekten kurtuldu.

Küçük Yahudi kız Anne Frank’ın 2. Dünya savaşı sırasında gizlenirken yazdığı anılarında yer alan kestane ağacı kesilmek yerine tedavi edilerek 2008 yılına kadar sürecek kurtarılması planlandı.
Laurent Grellsomer’in 9/10/2007 tarihinde Le Monde gazetesinde kaleme aldığı “Ağaçlar da Ağlar” yazısından…

“Nedir bir ağaç? Bunu tam olarak bilemeyiz. Çoğunca bakışımız kayar çaprazdaki ağaçtan habersiz. Oysa ağaçlar bir bütünün parçasıdır. Onları görmezden geliriz, önlerinden geçip gideriz. Tam olarak onları görünüm içinde eritiriz. Ama bazen bir ağacın dikkatimizi çektiği de olur; bakışımız yakalanmıştır. Elimiz bir atın boynunu okşar gibi ağacın gövdesinin üzerindedir… Bir ağaca hayranlık duyulabilir, dahası aşık olunabilir. Ağaç enerjinin, yaşamın ve güzelliğin kaynağıdır.

Anne Frank’ın avlusundaki ağacın, kestane ağacının yok edilmek için gün saydığını öğrendiğimizde düşündük tüm bunları…Çünkü bu ağaç tam olarak başka ağaçlara benzemiyordu. 2. Dünya Savaşı sırasında iki yıl süreyle sığındığı Amsterdam’daki evin eşya deposunda düşler kurarak baktığı, doğanın az rastlanır bir parçası, seyretmeyi en çok sevdiği görünümüydü. 23/02/1944’te Peter’le birlikte olduğu sırada “günlüğüne “ şunları not etmişti: “İkimiz de gökyüzünün muhteşem maviliğine bakıyorduk. Kestane ağacı çırılçıplaktı. Dallarındaki küçük su damlaları parıldıyordu. Uçuşan martılar ve başka kuşlar gümüş rengindeydi. Ve bütün bunlar bizi öylesine heyecanlandırıyor, öylesine etkiliyordu ki, konuşamıyorduk bile.”

13/05/1944’te ise günlüklerde şu satırlara rastlıyoruz. “Kestane ağacımız dipten uca çiçek açtı. Yapraklara büründü. Geçen yıldan daha güzeldi.”

150 yaşındaki ağaç bugün kesilmesi gerekecek derecede hastaydı. Aslında o mahpus kalmanın ve özgürlüğün simgesi değil miydi? Büyük bir ağabey, bir sırdaş bir teselli eden değil miydi? O gün şunları not etmişti günlüğüne: “Bunun olabildiğince uzun zaman gitmesini, güneşin ışıltısını, bulutsuz gökyüzünün tadını çıkarmak istiyorum. Üzüntülü olmam imkansız.”(…)
Nedir bir ağaç? Şimdi bunu daha iyi değerlendiriyoruz. Durağan bir kitleden çok daha fazlasıdır ağaç. Bir mıknatıs, bir aynadır. Tarihin ve umudun parçasıdır. Yaşlı çınar bilgedir. Akasya narin, Kavak zariftir. Servi ağırbaşlıdır. Ağaç bir soluktur, yaşamdır.

Lousina’da, Jena Lisesi’nin bahçesindeki görkemli çınar teneffüslerde genç beyazları güneşin yakıcı ışınlarından koruyordu. 2006 yılında genç siyahlar da çınarın gölgesinden yararlanmak istediler. Ertesi gün ağacın dalına üç idam ipi asılmıştı. Derin Güney’de bu simgenin ne anlama geldiği çok iyi bilinirdi. “Pis zenciler, çekip gidin buradan! Annick Cojean bu öyküyü 18 Temmuz’da Le Monde’da anlatmıştı. Cojean sözü edilen yazısında olay sonrasında yaşanan inanılmaz gerilimi ayrıntılı bir şekilde yansıtmıştı. 2 Ekim’de kaleme aldığı ikinci yazısında genç siyah öğrenci Mychal Bell’in komplo tertipleme ve yaralama suçlamasıyla tutuklandığı, ardından da suçsuzluğu anlaşılarak serbest bırakıldığı anlatılıyordu.

Sonuçta lise yönetimi bu öfke ağacının kesilmesine karar verdi. Irkçılığın bu iğrenç yarasının üstünü örtmek için çınar kesilecek ve gömülecekti. Dimdik duran bu görkemli çınar, ırkçılığa tek başına karşı çıkıyordu. Bir çığlık ve bir anımsatmaydı!” Hüseyin BAŞ//14/07/2008 Cumhuriyet Gazetesi

Ağaçların birbirleri ile kökleri sayesinde sürekli iletişim içinde olduğunu, yardımlaştığını, alışveriş yaptığını ve hatta savaştığını biliyor muydunuz?

Konuyla ilgili BBC kısa bir belgesel hazırlamış. Belgeselin metni şu şekilde:

“Ağaçlar birbirlerinden bağımsız gibi görünseler de altlarındaki toprak aksini söylüyor. Ağaçlar takas yapıyor ve hatta birbirleriyle savaşıyor.
Yeraltı internet ağıyla iletişim kuruyorlar: Bunu köklerinin içinde ve çevresinde büyüyen mantarlar yoluyla yapıyorlar. Mantarlar ağaçlara gerekli olan besinleri sağlıyor, karşılığında şeker alıyor; ama bilim insanları bu ilişkinin görünenden çok daha derin olduğunu keşfetti. Mantar ağına bağlanarak ağaçlar kaynaklarını paylaşabiliyor. Bu yeraltı ‘internet ağı’ ağaçların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlıyor.

Yaşlı ağaçlar küçük fidanlara yardım ediyor: Ağdaki daha yaşlı ‘ana ağaçlar’ bu sistem yoluyla gölgede kalan küçük fidanlara gerekli şekeri sağlayıp hayatta kalma şanslarını artırıyor. Hasta ya da ölmek üzere olan ağaçların bu mantar ağına aktardıkları kaynaklar, daha sağlıklı komşuları tarafından kullanılıyor. Bu mantar ağı diğer bitkilerce de kullanılıyor. Bir bitki saldırıya uğradığında kimyasal maddeler salgılayarak komşularını uyarıyor; ama aynı internet gibi, bu ağın da ‘karanlık bir tarafı var. Bazı orkide türleri korsanlık yaparak yakındaki ağaçların kaynaklarını çalıyor.

Rakiplerini zehirli kimyasallarla zehirliyor: Karaceviz gibi türler ise zehirli kimyasallarla rakiplerini zehirliyor. Yani çevremizde canlılar arasında bizim sandığımızdan daha güçlü bağlar var.”

Yine bu konu da konunun uzmanı bakın neler diyor: “Peter Wohlleben, ağaçlarla yapılan araştırmalardan yola çıkarak, ağaçların elektrik sinyallerinin bir tür konuşma biçimi olduğunu, bir anne ağacın kendinden olan yavru ağaçları kökleri üzerinden anlayıp onları beslemeye yönlendirebildiğini fark ettiğini belirtiyor. Wohlleben, bu yönüyle ağaçların tehlikeleri, dostları, düşmanları, hayatlarını idame ettirmelerine yarayacak her şeyi kendi aralarındaki iletişimleriyle öğrendiklerini ve bu bilgileri de kullandıklarını keşfediyor. Bir böcek tarafından saldırıya uğrayan ağacın, kökleri aracılığıyla diğer ağaçlara da bu saldırıyı bildirdiğini ve böylece diğerlerinin böceği önleyen salgıları zamanında salgılayarak kendilerini korumaya alabildiklerini söyleyen Wohlleben, şehirdeki ağaçların ailelerinden uzak olduğunu, güneş ışığına ve gürültüye tek başlarına maruz kaldıkları için uyuyamadıklarını, bir anda serpilip boy attıklarını ve bu yüzden de ömürlerinin kısalarak erkenden öldüklerini söylüyor.

Orman, Peter Wohlleben’e göre bambaşka bir evren adeta. Yazarın, orman evreninde her türlü iletişimin, hatta günümüz teknolojisindeki bir çeşit internet ağının dahi olduğunu açıklaması, okurları ormana dair bildikleri her şeyi yeniden düşünmeye sevk ediyor. Örneğin mantarların beslenebilmeleri için diğer bitkilerle bilgi alışverişinde bulunmalarının bir zorunluluk olduğunu söyleyen Wohlleben, mantarların kendi kendine beslenemediklerini, bu yüzden diğer bitkilerden yararlandıklarını, diğer bitkilere ise bir tür haberleşme ağı sağladıklarını açıklıyor. Örneğin kurak geçecek bir yaz mevsimi için mantarlar ağaçlara “su tüketimini düşür” manasında bir uyarıda bulunuyor. Ağaçlar da bu mesaja göre hareket ediyor. Mantarlar da bunun karşılığında ağaçlardan bir ödeme, örneğin fotosentez üretiminin üçte birini alıyorlar. Bilim dünyası mantarların toprağın içlerine kadar inen mycellium adlı yapılarını iletişim araçları olarak kullanan ağaçların, mantarlar ile zaten birbirine dayanan bir yaşam döngüsü içerisinde olduğunu biliyordu. Ağaçlar mantarlara karbonhidrat sağlarken, mantarlar da topraktaki suyu yukarı çekiyor ve böylece kurak geçecek bir yaz mevsimi için ağaçların en önemli ihtiyacı olan suyu taşımalarına yardımcı oluyor.

Wohlleben, bizlere belki her gün gördüğümüz ama bir canlı olarak aynı insanlar gibi yaşadığını fark edemediğimiz ağaçların sırlarını açıklıyor; evrene büyük fotoğraftan bakabilmemizin doğaya karşı bakışımızı değiştireceğini belirtiyor. Dostoyevski’nin Budala’sından şu alıntıyla bitirelim: “Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor.”

Ülkem parayı o kadar çok sevdi ki Anadolu’yu 50 yıl içinde çöl yaptık… Kıyı bölgelerimiz adeta yağmalanıyor. Adının yanında sıfat olarak Prof unvanı olan kişilerin memleket sevdası o kadar düşük dereceli ki…
Ağaçlar canlı, sadece dili yok…
O olmazsa yaşayamazsın…
O olmazsa hava da kuşlar yaşayamaz…
O olmazsa nefes alamazsın…
O olmazsa suyu ve toprağı bulamazsın…
İnsan sen ne gözü doymaz yaratıksın…
Soyun kurusun diyeceğim de…
Vecdi Yılmaz

Bu haber 185 kez okundu.
Doğa-Çevre - 03:06 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

SON EKLENENLER

  • 01
    İTİCİ…
    Türk Dil Kurumu’na bakalım; iki anlamı var “itici” kelimesinin: Birincisi, “itme işini yapan”, İkincisi, “soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, antipatik”. Tahmin edersiniz ki bu yazı, kelimenin birinci anlamıyla ilgili değil. Toplum tarafından itici bulunan kısımla ilgili. Çünkü toplum, artık “haberin anında ulaşılabilir olması” ve internetin de getirdiği olanaklar ile çeşitli konularda hassasiyet düzeyini artırmış durumda. Örneğin […]
  • 02
    DÜNYA TEMİZLİK GÜNÜ’NE BALIKESİR KATKISI
    Dünya Temizlik Günü’nde Balıkesirliler de 5 ayrı noktada çöp toplayarak doğaya sahip çıktı. Dünya genelinde Let’s Do It Foundation öncülüğünde, Genç Liderler ve Girişimciler Türkiye (JCI Türkiye) koordinatörlüğünde gerçekleştirilen; Dünya Temizlik Günü’nde Balıkesir’de İkizcetepeler Barajı, Gökçeyazı, Bandırma, Güre ve Ayvalık’ta doğaya atılmış çöpler temizlendi. JCI Balıkesir Yönetim Kurulu üyesi ve JCI Balıkesir Lets Do It […]
  • 03
    ÖREN SAHİLİNDEN 700 KİLO ÇÖP ÇIKTI!
    Burhaniye’de Dünya Temizlik Günü’nde bir araya gelen üniversite öğrencileri  ve  vatandaşlar Ören sahilinde çevre temizliği yaptı. Ören plajında yaklaşık 50 kişinin katıldığı etkinlikte birkaç saatte 700 kilo çöp toplandı. Burhaniye’de Kaymakamlık, Belediye ve Burhaniye Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu(BUBYO iş birliği ile düzenlenen çevre etkinliği ilgi gördü. Etkinliğe sivil toplum örgütleri de destek verdi. Ören meydanında toplanan […]
  • 04
    POSTMODERN SÜREÇTE EĞİTİM … ALİ TÜRER (*)
    Postmodern Akımı Lyotard, J.Baudrillard, M. Foucault, Frederic Jameson ve Jacques Derrida gibi düşünürler tarafından geliştirildi. Bazı düşünürlerin Nietzsche’nin çöküş belirtisi olarak gördüklerini (Dekadans) Postmodernizmin habercisi olarak gördüklerini,  Feyarabent’in “Yönteme Hayır” yaklaşımının bu akımı beslediğini belirtelim. Bu akım dünyada etkisini, ağırlıklı olarak 1980’lerden itibaren hissettirmeye başladı. Piaget ve Vygotsky tarafından geliştirilen öğrenme kuramı “Yapılandırmacılık”, Postmodern süreçte […]
  • 05
    ÖNCE AHLAK, KÜLTÜR, PAÇOZ KÜLTÜRÜ… SANA NE …
    Son günlerde Kaya Erdem’in “Demokrasi’nin Elli Yılı” kitabını elimden düşürmez oldum. Okuyorum, üstüne düşünüyorum… Kaya Erdem sıradan bir insan ama sıradan bir siyasetçi değildi. İngiltere’de Londra Büyükelçiliği’nde 6 yıl görev yapmış. Görev yaptığı sırada kızı ilkokula bu ülkede gitmiş… İlkokul son sınıfta okurken baba-kız sohbet ederken kızının anlattıkları ilgisini çekiyor ve kitabına alıp yazmış. Kızı […]

YAZARLARIMIZ

  • POSTMODERN SÜREÇTE EĞİTİM … ALİ TÜRER (*)

    Postmodern Akımı Lyotard, J.Baudrillard, M. Foucault, Frederic Jameson ve Jacques Derrida gibi düşünürler tarafından geliştirildi. Bazı düşünürlerin Nietzsche’nin çöküş belirtisi olarak gördüklerini (Dekadans) Postmodernizmin habercisi olarak gördüklerini,  Feyarabent’in “Yönteme Hayır” yaklaşımının bu akımı beslediğini belirtelim. Bu akım dünyada etkisini, ağırlıklı olarak 1980’lerden itibaren hissettirmeye başladı. Piaget ve Vygotsky tarafından geliştirilen öğrenme kuramı “Yapılandırmacılık”, Postmodern süreçte […]
  • İTİCİ…

    Türk Dil Kurumu’na bakalım; iki anlamı var “itici” kelimesinin: Birincisi, “itme işini yapan”, İkincisi, “soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, antipatik”. Tahmin edersiniz ki bu yazı, kelimenin birinci anlamıyla ilgili değil. Toplum tarafından itici bulunan kısımla ilgili. Çünkü toplum, artık “haberin anında ulaşılabilir olması” ve internetin de getirdiği olanaklar ile çeşitli konularda hassasiyet düzeyini artırmış durumda. Örneğin […]
  • İLÇELERİMİZ NASIL KURTULDU

    Sındırgı’nın kurtuluşundan sonra millî müfrezeler üç gruba ayrılmış, biri Kırkağaç-Soma yönünü temizlemeğe, biri Bigadiç-Balıkesir yönüne, diğeri Dursunbey-Kepsut yönüne gitmişlerdi demiştik. Sındırgı, Bigadiç, Dursunbey, Kepsut kurtulduktan sonra Balıkesir kurtarılmış, sıra diğer ilçelere gelmişti.Kıyı bölgesi hariç düşman diğer bölgelerden çekilmiş ve İbrahim Ethem Bey ilçelere telgraflar çekerek buraların ileri gelenlerinden birer Müdâfaa-i Hukuk Hey’eti kurdurmuş, gerekli yerlere […]
  • YEDİEMİN!…

    Maliye Bakanlığı kontrolünde “Borçlanma Genel Müdürlüğü” adında bir birim oluşturuldu. Bu birimin yakın bir zamanda borç veren kuruluşların kontrolüne geçeceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yok, biraz tarih bilgisi yeter. Kısa bir tarih turu atalım mı? 1838 İngiliz ticaret anlaşmasıyla yabancılara ticari ayrıcalıklar verilir. 1856 ilk borçlanmadır. Islahat fermanıyla ayrıcalıklar artırılır. 1861 Osmanlı Galata bankerlerine […]
  • YOBAZ

    Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve İş Bankası hisselerinden elde edilen gelirin bir kısmını bağışladığı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “yobaz” şöyle tanımlanıyor: Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse). Sıfat : “Bu memleketi de dört buçuk yobaza bırakamayız.” -A. Gündüz. Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse). Mecazi Kaba […]
  • ANIT AĞAÇ GÖLGESİNDE KIZILKEÇİLİ

    Can dostum bisikletim ile, Altınkum’dan Kızılkeçili ve Zeytinli’ye gitmekten çok keyif alıyorum. Zeytin ağaçlarının eşlik ettiği bu güzergah , oldukça cömert. Yolun sonunda doğa, kültür, sanat, adına var olan bütün güzelliklere ulaşıyorum. Edremit-Çanakkale yolu üzerinde hepimizin bildiği gibi pek çok alışveriş merkezi ve restoran hizmet veriyor. Kazdağları’nın eşsiz güzelliğini yaşamak varken, buralarda vakit geçirmek hiç […]
  • KAZDAĞLARI’NDAN MARMARA’YA, SUSURLUK ÇAYI’NDAN GÖNEN’E…

    Bu yaz Balıkesir’de gündemi çevre olayları belirledi.Özellikle Çanakkale Kirazlı’dan Havran Demirtepe’ye, Balya Orhanlar’a kadar uzanan altın arayışı Balıkesir’de çevrecilerin haklı tepkilerini getirdi. Bu konuda yazılmadık, söylenmedik laf kalmadı. 5 Ağustos’taki büyük buluşmada görme engelliler bile vardı ama gerçekleri görmek istemeyen bazıları hala “Kirazlı Kazdağları’nda değil, Kazdağlarına 40 km uzaklıkta” demeyi sürdürüyor.Bazıları ise Edremit Körfezi’ndeki yapılaşmaya […]
  • YÖRSAN VE KAYSÜT … ERDOĞAN DUR

    Tarım ve hayvancılığın Balıkesir için önemi çok büyüktür. Büyüklüğü, Balıkesir topraklarında nüfusun yüzde 35’ine yakınını oluşturan, 400 bin civarında nüfusun bu sektörden geçiniyor olmasından; Türkiye gıda üretimine temel oluşturmasından; topraklarının tarıma ve hayvancılığa elverişli olmasından ve bitkisel eko sistemin hayvan etine kattığı bulunmaz nefasetten kaynaklanıyor. 2000’li yıllarla birlikte Balıkesir Hayvancılığı yeni bir boyuta geçiş yaptı. […]
  • AYAKLI GASTE RÖPORTAJI- İLYAS SALMAN

    Kitap, kitabın sayfalarına dokunmak, kağıdın o kendine özgü kokusuyla, içindeki dizili harflerden oluşan sözcüklere gözle dokunmak. Okumak. Anlamak. Başka dünyaların sessizce neler dediğini algılamak. Hayal etmek, gözünde canlandırmak,  bunlar az şeyler mi ?Okunan her kitap bittiğinde kocaman bir dünyanın içinden geçip, dağarcığımızı doldurmak. Dolu dolu yaşamak bir anlamda.Edremit 3. Kitap Fuarı alanına o gün erkenden […]
  • NEFES – Hakan TOPALOĞLU

    Soluk da diyebilirsiniz. Dua anlamı da taşıyor, duman anlamı da. Hatta şiir anlamı da taşıyor nefes. Nefes, aynı zamanda bir film ismi. Hani komutanın askerlerine “sen uyursan herkes ölür” diye bağırdığı film. Nöbette uyumanın ölüme yol açacağını anlatan efsane replik. Ölümün bizi uykuda yakalaması sadece terörün bir sonucu mu?.. Değil elbette. Araç kullanırken uyursanız, ölürsünüz. […]
  • NAMUSLULARIN SİYASETİ / İbrahim ATACANOĞLU

    Namuslu insanlar yani egoları toplumsal değerlerin önüne geçmemiş insanlar, namussuzlar kadar hırslı olmadıkları için çoğu zaman siyasi mücadelede geride kalabiliyorlar. Asıl siyaseti yapması gerekenler bu gruptaki insanlardır.Aksi taktirde her anlamda ülkede refaha huzura ulaşmak mümkün olmamaktadır. Dikkat ederseniz ülkemizde sağını solunu ayırt etmeksizin baktığınızda bir koltuk savaşı mücadelesini görmek mümkün. Nefsiyle haşır neşir olanlar için […]
  • ‘BİZ 9 KARDEŞİZ’- İbrahim ERGÜL

    Hafta sonu Balıkesirliler Dernekleri Platformu’nun (BALDEP) Gönen’de gerçekleştirilen 8’nci çalıştayını takip ettim.Programın termal oteldeki ikinci bölümü yarım saat geç başlayınca,benim gibi toplantıya saatinde önce gelen Ahmet Akın’la daha geniş sohbet etme fırsatım oldu. Ahmet Akın’ın TBMM de Balıkesir’i temsil eden dokuz milletvekilinden biri olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Balıkesir milletvekili Ahmet Akın’la daha […]
  • GÖNÜL KAPISI, PENCERE ARALIĞI… İhsan DURAK

    “Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin…” Şarkı ve türkülere konu olan gönül penceresi insanların ilgisini çeker. Gönül üzerine şarkılar, türküler düzenlerler. Nasıl bir organ, duygu, düşünce ve oluşumdur ki bu kadar insanı ve insanlığın ilgisini çeker.Gönül dağı boran boran…Gönül sana nasihatim var. Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin… Gönül gel seninle muhabbet edelim.. Sevdayla Uslandı Gönlüm Deli […]
  • SİYASİ İŞLER- İlhan AY

    Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Seçen ve seçilen için ise 31 Mart Sevgililer Günü. Çünkü bugünde seçmen gül de verir, diken de. Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Malum seçim zamanı, sokakta, pazarda, kahvede, otobüste her yerde aynı sohbetler. Bizim milletimiz kahvehanelerde hükümet de yıkar, hükümet de kurar, yani siyasi bir milletiz… Onun için halkın […]
  • MERHABA BENİM ADIM EYLEM. ÖYKÜ ARİN YAZICININ ANNESİYİM! – MEMET KOŞAR

    2 ay ne kadar uzun bir süre sizin için? Belki tuttuğun takımın şampiyon olup olamayacağı belli olacak, heyecanla bekliyorsun. Belki çocuğun olacak cinsiyeti belli olmuş onu kucağına alacağın günü bekliyorsun, sabırsızca. Okulun bitecek, içinde bir umut var hayata dair bir çok şey seni bekliyor, umutlusun. Veya nişanlın askerde, dönmesine de 2 ay kaldı, korkuyorsun, her […]
  • 30 AĞUSTOS’U BİLMEYEN ZAVALLILARA … Nedim ISPARTA

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “30 Ağustos, halkın genelini ilgilendiren bir bayram değildir” demiş. Doksanlı yılların başında Görsel Yayınlar Bölge Müdürüyken 3 yıl Kütahya bölgesinde çalıştım. O  zaman Dumlupınar İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olan arkadaşımın davetlisi olarak 30 Ağustos’ta 2 yıl törenlerde protokolde bayramı izleme fırsatı buldum. Cepheleri ve şehitlikleri gezdim. Atatürk kendisine […]
  • SİYASET ÜSTÜ ŞEHİR ŞURASI

    Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın Şehir Şûrasındaki açıklamalarını dikkatle okudum. 20 ilçe ile birlikte siyaset üstü bir yönetim anlayışıyla hareket ettiklerini belirterek, “Stratejik planlamayı pas geçmek veya yeterince iyi düşünmeden kağıt üstünde bırakmak şehre, yaptığımız işe haksızlık olur” Şimdi tabii bizim yaşımızda olan birçok kimse bunları okuduğunda, “Biz ne stratejik planlamalar gördük” diyeceklerdir ki, biraz […]
  • KÖKLER DALLAR YAPRAKLAR… Saffet NAYİR

    Zordur kararsız kalmak. Nereye gideceğine, kiminle yoluna devam edeceğine karar verememek ağaçtan düşen yaprak misali. Koptuğu ağaç belli, dal belli ama düşeceği yer belli değil…Dikkat ediniz bir zamanlar Adalet Partisi’nden ayrılan Demokrat Parti artık sadece tabela partisi konumuna düşmüştür. CHP’den ayrılan DSP aynı kaderi paylaşmıştır. Yine CHP’den kopan SHP kaçınılmaz kaderi paylaşmış tarihin çöplüğüne çoktan […]
  • AGENDER NESİL- Sedat İRGİL

    Cinsiyet veya teknik adıyla “Cinsel Kimlik” çok karmaşık bir kavram. Kromozomlarınızın XX veya XY olması yeterli değil. Anne karnında maruz kaldığınız hormon, beslenme, anotomik yapı vs. bunda çok etkili. Ayrıca aynı yemek kültürü gibi toplumun kadın ve erkeklere yüklediği roller var. Yine teknik adıyla “Toplumsal cinsiyet rolleri” . Yani doğar doğmaz başlayan bir cinsel rol […]
  • GÖMEÇ’TE  BEKLENEN  SONUÇ… Tahsin EREL

    Bir yerel  seçimi daha geride bıraktık… Gömeç belediyesi Ak Parti’den CHP’ye geçtinin ötesinde, Gömeç halkının sevdiği ama 5 senede doğru dürüst iş yapmayan, halkı ve hizmeti seçime 3 ay kala hatırlayan,  “yapacağız”, “edeceğiz”  sözleriyle sadece vaad sunan Kazım Arslan’dan,  Gömeç  halkının sevdiği  ve her konuşmasında halkı öne çıkartarak, “aday benim ama Gömeç’i , Gömeç halkı […]
  • EVLAT ACISI… SESİNİ DUYAN VAR MI?.. Tanyol KIPÇAK

    Ülkemizde ilk kez “Cumartesi anneleri” olarak “evlat acısını hissedenler” 1995 yılında İstanbul’da gündeme gelmişti..Yirmi yıldan fazla her cumartesi günü Galatasaray’da “oturma eylemi” yaparak “kaybolduğunu iddia ettikleri yakınlarını ve faili meçhul cinayetlere kurban giden yakınlarının faillerini arayan” bir topluluk olarak seslerini duyurmuşlardı..Hatırladınız mı?..Duydunuz mu?..Sağır sultan bile duydu!..Son günlerde ise Diyarbakır’da “terör örgütü” tarafından “dağa kaçırılan çocuklarını […]
  • BANDIRMA “KADINA YÖNELİK ŞİDDETE” HAZIR OLSUN

    Başlık biraz sizleri rahatsız etmiş olabilir ama geçtiğimiz günlerde kızının gözleri önünde bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut’un durumu acı bir ders olarak karşımıza çıktı ve bizler bir kez daha çaresizlikle yüzleştik. Kadına yönelik şiddetten her birimiz sorumluyuz ama yaşanan vahşet dolu cinayetlere rağmen pek bir şey yapmıyor, hatta yapanların da engellendiğine tanık olup sesimizi çıkartmıyoruz. Konuyu […]
  • ARDA&İLKAY… UĞUR SATILMA

    2015 yılında, o tarihte görev yaptığım Dursunbey Atatürk Ortaokulu’nca hazırlanan ve benimde koordinatör olarak yer aldığım Ailenle Kucaklaş, Zararlı Maddelerden Uzaklaş projesi, Arda Turan, İlkay Gündoğan, Naz Aydemir Akyol gibi dünya çapında sporcuların desteği ile bir anda ilçe sınırlarını aşmış ve tahmin edilenden çok daha fazla insana ulaşmıştı.  Basketbol sevgisi ile çocuklarımızı olumsuz ortamlardan uzak […]
  • ÖNCE AHLAK, KÜLTÜR, PAÇOZ KÜLTÜRÜ… SANA NE …

    Son günlerde Kaya Erdem’in “Demokrasi’nin Elli Yılı” kitabını elimden düşürmez oldum. Okuyorum, üstüne düşünüyorum… Kaya Erdem sıradan bir insan ama sıradan bir siyasetçi değildi. İngiltere’de Londra Büyükelçiliği’nde 6 yıl görev yapmış. Görev yaptığı sırada kızı ilkokula bu ülkede gitmiş… İlkokul son sınıfta okurken baba-kız sohbet ederken kızının anlattıkları ilgisini çekiyor ve kitabına alıp yazmış. Kızı […]

DÖVİZ KURLARI

  • BIST 100.237
    -0,10%
  • ALTIN 280.12
    1,64%
  • DOLAR 5.748
    0,51%
  • EURO 6.354
    0,54%
sanalbasin.com üyesidir
BLANK style is purely built for customization. This style supports text, images, shortcodes, HTML etc. Use Source button from Rich Text Editor toolbar & customize your Modal effectively.
close-link
error: Content is protected !!