ADALETİN BU MU DÜNYA

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
ADALETİN BU MU DÜNYA

Aslında dünyanın bir suçu yok içinde bulunduğumuz bu adaletsiz paylaşımda. Dünyayı adil olmayan yaşam yerine çevirenler, para hırsından gözü dönmüş vicdan yoksunları sadece.

Can Aral’ın haberine göre; 2002 yılından sonra Ulaştırma Bakanı olan, uzun yıllar bu görevde kalan ve bakanlığı sırasında onlarca yurt dışı kökenli şirket kurup ailesinin ve yakınlarının geleceğini garanti altına alan şahsın şirketlerinden elde ettiği yıllık ciro, 2,3 milyar doların üzerindeymiş.

Düşünün ki bu aynı yönetimde bulunan sadece bir kişinin kazancı…

Binlerce işsiz üniversite mezunu ve genç bilim insanları var bu ülkede. Yandaşlar için kişiye özel açılan kadrolara geçemedikleri için beklemedeler. Onların tek suçu beyin göçünü doğup büyüdükleri ülkelerine reva görmemeleridir.

Zira birçok mesleğe ait kalifiye iş gücümüz beyin göçünü tercih etmek zorunda kaldı, kendi ülkelerinde geleceklerine dair bir ışık göremedikleri için.

Ve bu ülkenin yöneticileri zerre kadar düşünmedikleri ancak oyları için muhtaç oldukları seçmenleri, yandaşlarının iş birliği ile yoksullaştırıp, ayrıştırıp, değersizleştirip kısaca geleceklerini kararttıktan sonra türlü yalan vaatlerle ve zor kullanarak yönetimi yeniden ele geçirmek için nasıl ısrarcı oluyor ve oy talep ediyorlar, aklım almıyor.

Sanırım bu cüretin sebebi; ülke çıkarları yerine bireysel çıkarlarını ön planda tutabilen, komşusu açken tok yatabilen, içinde bulunduğumuz felaketin farkında olamayacak kadar doğruyu yanlıştan ayırt etme yeteneğinden yoksun, gözleri kör, kulakları sağır olanlar.

Güçlü Türkiye Cumhuriyeti daha nelere tanık olabilir?

Sosyal devlet anlayışının çatısı altında ekonomik kalkınmayı destekleyen, siyasal, yönetsel, hukuki, kurumsal ve sosyokültürel alanlarda liyakat sahibi kişilerin, özellikle gençlerin yönetimde görev ve sorumluluk almaları, bu ülkenin yarınlarına ışık tutacaktır.

İyi eğitilmiş, öğrenim seviyesi yüksek, vatandaşlık haklarına saygılı ve bütünün hayrını düşünen bireylerin oluşturduğu bir toplum elbette ideal olan ve arzu edilendir. Zira böyle bir durumda adalet ve tecellisinin de işleyişi, zamanında ve adil olacaktır.

Bu nedenle, hak, hukuk, adalet ararken, yaşadığımız bunca haksızlık karşısında susulmasını, seyirci kalınmasını özellikle seçim süreçlerinde sandıktan çıkarılarak iktidara karşı koz olarak kullanılmasını gerçekçi ve etik bulmuyorum.

Adaletin kişiye ya da taraftara özel uygulandığı bir sistemde toplumun refahından, huzurundan ve mutluluğundan bahsedilemez.

Adalet dengeyi temsil eder. Denge ise ayakta kalmak, devrilmemektir.

Dünya duruşunu zaten dengede sürdürüyor. Asıl önemli olan insanlık için adalet ve adil yönetime az bir zaman kalmışken bizim de o dengeyi yakalayabilmemizde.

YORUM YAP