Yayınlanma Tarihi :

15 MAYIS 1919…

15 MAYIS 1919…

15 Mayıs 1919 İzmir’in işgali ile başlayan süreç…
Ramazan ayının ilk günlerindeyiz.
İslam dininde iki şey çok önemlidir…
Bir, insanın kendini fethetmesi yani kendi nefsini kontrol altına alarak daha fazla insan olma yolunda mücadelesi…
İki, bulunduğu yeri zorbaya teslim etmemesi…
İzmir’in işgali ile bu işgale baş kaldıran sosyalist görüşlü Hasan Tahsin’i anmamak ve ruhuna bir fatiha göndermemek ve minnet ve şükran duygusuyla anısı önünde eğilmemek mümkün değil…
Samim Kocagöz’ün Kalpaklılar romanında, İzmir’e çıkan Yunan ordusunu seyrederken Gazeteci Hasan Tahsin’le “Yusuf’un konuşmaları(böyle anlatır):
Kordonboyu’na çıktılar. Omuz omuzu sökmüyordu. Yavaş yavaş yol açarak, Frenk mahallesine doğru yürüdüler. Yolcu salonunun önünden öteye, taa Büyük Tiyatro’ya kadar yürümeye imkan yoktur. Kadın erkek Rumlar, yollara dökülmüş, pencerelerden sarkmış, rıhtımı seyrediyorlardı. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Düşman donanması açıklarda demirlemiş, iki harp gemisi rıhtıma biraz daha yaklaşmıştı. Nakliye gemileri, limanın dışında, yolcu salonunun ilerisinde, rıhtıma rampa etmeye hazırlanıyordu. Güvertedeki askerler, ellerini, şapkalarını sallıyor, marşlar söylüyorlardı. Karadaki Rumlar, yaygaralar kopararak onlara karşılık veriyorlardı. (…)
Yusuf boğulan bir sesle:
Bu rezaleti niçin seyrediyoruz ? diye sordu. Hasan Tahsin, yanan gözlerini gemiden inmeye başlayan Efzun askerlerine dikmişti:
İsterseniz siz gidebilirsiniz. Benim beş dakika sonra burada küçük bir işim alacak dedi. (….)
Dövüşe başlıyoruz, dedi, ben başlıyorum, siz devam edeceksiniz. Hakkını helal et. Yusuf’un dili tutulmuştu. Dumanlanan gözlerini etrafta gezdirdi. Şimdi bağırmalar, çağırmalar, çağırmalar, alkışlar “Zito”lar göklere çıkıyordu. Askerler rıhtıma dizilmişler, yürüyüşe hazırlanıyorlardı. Yusuf, güçlükle mırıldandı:
Sizi, sizi ne yaparlar?.. Hasan tek bir sesle cevap verdi:
Biliyorum, beni paramparça edecekler. Ama ben de onların birkaçını parçalayacağım. Geri kalanını, millet yok edecek, yurdumuzdan kovacak.”
Bu toprakların ne haini biter ne de kahramanı…
“Cafer usta Antep’i kurtarmak amacıyla, savaşta askerlerimiz kullansın diye mağara duvarlarında ki küfleri toplamış barut yapmış.

Şerife bacı, cepheye cephane ve erzak taşımış.

Pozantı’lı Mehmet Usta, Akköprü’de 500 metreden Fransız komutanı alnından vurmuş.

Hatice, 30 liraya gelinliğini satmış parayı gazilere harcanmak üzere Kızılay’a vermiş.

Yüzbaşı Fazıl, üç Yunan uçağını silahları tutukluk yapmış uçağıyla kaçırtmış.

Teknisyenlerimiz ve makinistlerimiz, Fransız temsilci M.Franklin Bouillon’u şaşırtan ve (sizi yenmek imkansız) dedirten, üç ayrı uçağı birleştirerek uçak yaratmışlar.

Yüzbaşı Ahmet Saffet, 12 MAYIS 1915’de komutasındaki Muavenet-i Milliye muhribiyle GOLİATH zırhlısını batırmış.

Maraş’ta Sütçü İmam, Gazi Antep’te Şahin Bey, Giresun’da Topal Osman Ağa, Çukur ova’da Kara Mehmet Çavuş, İzmir’de Gazeteci Hasan Tahsin, Bayburt’lu Üsteğmen Ağah…

Saymakla bitmiyor ne kahramanlar ne destanlar.

Senin bağımsızlık uğruna ve yeni bir millet yaratmak için savaş verdiğin yıllarda hainlerde işbirlikçiler de boş durmamış;

Maarif Nazırı Fahrettin Rumbeyoğlu “ okul kitaplarından TÜRK kelimesinin çıkartılmasını “ emretmiş.

Hürriyet ve itilafçı Filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı, bir Fransız gazetesine “İngilizlerden çok şey öğrendim. Fransız medeniyetine hayranım. Bende duygu ve düşünce bakımından beğenilecek ne varsa sizindir. Bende fena olan her şeyin kaynağı benim.” Diye beyanat vermiş.

Veliaht Abdülmecit Efendi The Morning Post gazetesi muhabirine “ bizi kendi tarafınıza çekerek Türk halifesinin dini nüfuzunu imparatorluğunuz içinde sulh ve sükun lehine kazanmakta fayda vardır.” Diye beyanat vermiş.

İslamı Yüceltme Derneği, “ Yunan ordusu Halife’nin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir.” Diye bildiri yayınlamış.

İsyancı başlarından Divit’li Eşref Hoca “ İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür.” diye fetva vermiş.

Konya sokaklarında tellallar “ kim milliyetçilerle birlikte Yunan’a karşı giderse şer’an kâfirdir.” diye bağırarak dolaşmış.

Peyam-ı Sabah gazetesi yazarı Ali Kemal “Ankara yöneticilerinin, Yunanlılara hala meydan okumalarına çılgınlıktan başka bir sıfat verilemez. Yunanlılarla aramızda akılca da, ilimcede, kuvvet bakımından da ve her açıdan bu kadar fark varken,onlarla muharebelere girilemez.” diye başlık atmış.

Mesut Fani’de “ Dört yüz yıldır altında yaşadığımız bayrak denen o kırmızı paçavradan ne fayda gördünüz? Bu gün muazzam bir devletin ( Fransa’nın )şanlı bayrağı üzerimizde dalgalanıyor. Bari bundan istifade ederek mesut yaşayalım.” Der. (1.TBMM Zabıt Ceridesi, 8.C.S.443)” Alıntıdır… M.TAYFUN ACARLI yazısından….
Ayvalık’ı unutma diyen seslerinizi duyar gibi oldum…
İlk direnişi Ayvalıklı boşnak müfrezeleri başlatıyor.
Doğan Avcıoğlu Milli Mücadele tarihi adlı kitabında şu şekilde aktarıyor: “Oysa Ayvalık ve çevre halkı direnmeye hazırdır. Direnişi söndürmeye çalışan İngiliz temsilcisi, Balıkesir Mutasarrıfını çağırtarak ondan zeytinliklerin boşaltılmasını, vapurla Bursa’ ya gönderilmek üzere askerî birliklerin teslim olmalarını Rumeli göçmenlerinin, Rumlar eski evlerine döneceklerinden buradan çıkmalarını ister. Hadkinson’un tercümanlığı ile konuşan bir Yunan subayı da, Ayvalık Rum halkının, zeytinliklerinde ve tarlalarında serbestçe çalışabilmesini sağlamak için işgalin yapıldığını Çetinkaya Kuvvetlerinin çekilmesi gerektiğini bildirir. Rumeli Göçmenleri yeni evlerini ve tarlalarını kolayca bırakmak niyetinde değillerdir. Ordu birliklerinin de desteği ile adım adım döğüşürler. Akbaş cephaneliği baskınıyla bilinen Edremit kaymakamı, Köprü’lü Hamdi Bey, Burhaniye Kaymakamı Özdemir Salim gibi Millici güçlerin başına geçer. Ayvalık’a doğru yapılan başarılı bir saldırıyı Hamdi Bey 16 Haziranda şöyle anlatır: Düşmanın topçu ve makineli tüfek ateşi altında ilerleyen kendini esirgemez arkadaşlarımızın hareketi, her çeşit övgünün üstündedir. Eylemlere katılan Edremit Bölüğü ile Boşnakların canlarını feda edercesine çalışmalarını özel olarak belirtiyorum.Edremit’in soylu çocukları 4,5 saat süren büyücek bir savaş ile adlarını tarihe geçirdiler. Yitiklerimiz pek önemsizdir. Tanrı’nın desteği ile düşman yenilecek ve vatan kurtarılacaktır.” (Doğan Avcıoğlu Milli Mücadele Tarihi syf. 1245)
Bu güzel günler içinde vatanları için kanlarını hiç çekinmeden akıtan atalarımızın ruhuna bir fatiha okurken anıları önlerinde saygıyla eğiliyorum. İşbirlikçi hainleri lanetliyorum.
Ne Mutlu Türküm Diyene
Yaşasın Türk Milleti
Yasaşın Türkiye Cumhuriyeti Devleti

Kaynak : Vecdi YILMAZ

YORUM YAP